|
ISIK
BINYILI - Türkçe
Agustos
2004
Türkiye
simdi 3.devriminin ortalarinda...
(For
English>>>)
Stephen
KINZER
Fotograf:
Marta
CURRY
| Steven
KINZER'in, Stevens
Institute of Technology ile Beykent
Üniversitesi'nin isbirligiyle, 13-14 Mayis
2004 tarihinde, Stevens Institute of Technology,
Hoboken, New Jersey'de gerceklesen,
"Ilk Türk-Amerikan Iliskileri
Konferansi" esnasinda, (The
Major Turkish-American Relationship Conference),
yaptigi konusma metnini ; Light Millennium/Isik
Binyili için Pelin Bali'nin çevirisiyle
asagida sunuyoruz. |
Bugün
Türkiye'de olan, dünyanin herhangi bir
yerinde olanlardan daha önemlidir. 2004 yili, 1923
yilindan bu yana Türk tarihinde en önemli yildir.
Türkiye su anda 3. devriminin ortalarinda bulunmaktadir.
Atatürk
devrimi, modern Türkiye'yi yaratti; fakat Türkiye'de
referendum ya da demokratik bir sistem olsaydi, Atatürk'ün
zorla kabul ettirdigi o büyük devrimlerin hiçbiri
mümkün olmazdi. Hepimiz biliyoruz ki bu devrimler
ancak tepeden zorla dayatilarak gerçeklesti.
Türkiye'deki
ikinci devrim, Turgut Özal tarafindan yönlendirildi.
Bu devrimin, halk tarafindan daha çok tutuldugunu
düsünüyorum. Türk halkiçok
uzun süredir kapali olan pencere ve kapilari açmak
istedi ve Özal bu konuda onlara yardimci oldu. Fakat
Özal devrimine karsi bir direnç de vardi.
Bazi Türkler, dünyadaki diger ülkelerle
ekonomik olarak rekabet etmek istemediler. Politik sinifin
bir kismi da biraz korkuyordu. Özal bir çok
tabuyu yikti. Örnegin, bir konusmasinda Türkiye'de
Kürt'lerin oldugundan bahsetti ve ekledi: "Benim
annem de onlardan biridir." Dinleyiciler arasindaki
pek çok insan Türkiye'de böyle bir seyi
o düzeyde hiç duymamisti.
Atatürk
köleleri bireylere dönüstürdü.
Atatürk, köleleri bireylere dönüstürdü.
Özal, ekonomiyi açti. Simdi 3. devrimin ortalarindayiz.
Bu devrim nasil oldu ve neyi içeriyor?
Hepimiz biliyoruz ki Türkiye'deki genç insanlara
nesiller boyu Kemalist fikirler asilandi. Bu fikirler,
batililasmanin, laikligin ve Atatürk'ün "evrensel
degerler" --günümüzde biz bunlari
insan haklari ve bireysel özgürlük diye
tanimliyoruz-- diye adlandirdigi seylerin ilkeleriydi.
1990'larda
çok önemli seyler oldu. Ulasim, egitim, seyahat
ve iletisim teknolojisi ve Internet devrimlerin ürünü
olan yeni bir nesil yetisti Türkiye'de. Bu nesil,
Türkiye'de hakim olan ideolojinin karsisina beklenmedik
ve büyük bir mücadele olarak çikti.
Genç neslin yasli nesle esas olarak söyledigi
sey suydu: "Bebekligimizden bu yana bize Kemalist
fikri asilamaya çalisiyorsunuz. Her sabah okuldayken,
Kemalist ilkelere saygi göstermek zorundaydik. Her
general, her basbakan, ve her cumhurbaskani bu fikirleri
içimize islemeye çalisti. Ve biliyor musunuz
ne oldu? Bu fikirleri asilamaniz basarili oldu. Simdi
biz bu ilkeleri kucakliyoruz. Atatürk'ün projesine
inandik. Peki, neden bizim bu projeyi yerine getirmemize
izin vermiyorsunuz? Neden hala gazetecileri hapse atiyoruz?
Neden yayincilara baski yapiyoruz? Neden hala Türk
toplumunda degismez kaliplar var ve neden bu tür
konulari tartismamiz hala yasak? Neden demokrasiye dogru
olan ilerlememizi tamamlayamadik? Ve Atatürk'ün
ideolojisine en hararetli sekilde kendini adamis kurulus
olan ordu, simdi nasil onu tüm boyutuyla gerçeklestirmemize
engel olan bir kurulus
olabiliyor?”
Bu mücadele çok önemliydi. Sanirim bu,
ordunun üst kademelerinin ve ayni zamanda Türkiye'deki
diger önemli kuruluslarin kendi kendilerini önemli
ölçüde sorgulamalarina yol açti.
Ayni zamanda, Türkiye'de baska gelismeler oluyordu.
Birincisi, pek çok Türk, eski
politika liderlerinden gittikçe nefret eder oldu.
Bu öfkenin yöneldigi insanlarin adini vermeyecegim;
fakat hepiniz onlari biliyorsunuz ve isimlerini pek çok
defa duydunuz. Onlar, Ispanya'dan Tayland'a kadar pek
çok ülkenin demokrasi ve refaha dogru yükseldigi
yillarda, Türkiye'nin geri kalmasina sebep olan insanlardi.
Genç neslin asil mücadelesine basladigi siralarda,
o politikaci grubu gözden kayboldu. Ayni zamanda,
iç anlasmazliklar ve ekonomik zorluklar azalmaya
basladi. Bunlarin hepsi Türkiye'yi oldugundan daha
fazla demokratik degisiklige açik hale getirdi.
Yine 1990'larda, Islamci politik düzene yeni bir
gerçeklik hakim oldu. Hepiniz biliyorsunuz, Türkiye'de
Islamci olmak Pakistan ya da Sudi Arabistan gibi bir yerde
Islamci olmak gibi bir sey degil; fakat bununla beraber
Islamci politik hareket, pek çok laik Türk
için oldukça korkutucuydu. Son bir kaç
yilda, kismen 1990'larda, Islamci politika liderlerine
yönelik mahkeme davalarinin sonucu olarak, yeni bir
kavrayis, yeni bir anlayis, Islamci politika liderlerini
yeniden sekillendirdi.
Türkiye'de yeni bir politik sinif olustu...
Bizi bu önemli ana getiren son parça, Avrupa
Birligi ile ilgili. Hepimizin de bildigi gibi, AB ülkelerinin
liderleri, AB'ne katilim müzakerelerine baslamak
için Türkiye'ye tarih verip vermemeye karar
vermek üzere, bu yilin Aralik ayinda bulusacaklar.
Böyle bir tarih verilen ve katilmak isteyen her ülke,
eninde sonunda AB'ne katildi.
Bütün bu sebeplerden dolayi, 2002 genel seçimlerinden
sonra Türkiye'de yeni bir politik sinif ortaya çikti
ve son belediye seçimlerinde kendisini saglamlastirdi.
Bu sinif, Menderes döneminden bu yana Türkiye'yi
yöneten politik siniftan çok farkli.
Türkiye'yi su anda sarsan devrim, ülkenin AB'nin
"Kopenhag Kriterleri" olarak adlandirdigi kriterlere
uyum saglama çabalarinin etrafinda odaklandi. Bu
hepimizin ögrendigi yeni bir deyim. Çok basitçe
bu, eger Türkiye AB'ne katilmak için müzakerelere
baslamak istiyorsa, Türkiye'nin yerine getirmesi
gereken kosullarin listesi. Eger bu deyim 85 yil önce
var olsaydi, sizi temin ederim ki, Atatürk bunu kullanirdi. Türkiye'nin
"evrensel degerlere ulasmasi" gerektigini söylemezdi.
Derdi ki: "Türkiye, Kopenhag Kriterleri'ni yerine
getirmelidir"; çünkü Türkiye'nin
ne yapabilecegi ve Türkiye'nin dünyaya ne ifade
ettigi konusunda, o büyük vizyonunu dünyaya
açikladigi zamanlarda, Atatürk'ün tam
aklinda olan ve "evrensel degerler" diye tanimladigi
sey de, bu kosullar listesinin icerigiydi.
Türkiye hiç bir zaman AB üyesi olmasa
bile, üyelige dogru ilerleme ve Kopenhag Kriterlerini
yerine getirme süreci her durumda olumludur; çünkü
bu, Türklerin çogunlugunun istedigi seyleri
temsil etmektedir. Bu yolun sonunda, AB üyeliginin
uzaniyor olmasi gerçegi harika bir olasilik. Belki
de dünyamizda refah ve istikrarin kalici garantisine
en fazla yaklasabileceginiz sey AB üyeligidir.
Su
anda Türkiye'yi yöneten hükümet, inaniyorum
ki, bu amaca dogru ilerlemede, Türk toplumunun genis
bir çogunlugunun, büyük arzusunu da yansitmaktadir.
Eger hükümet bu dogrultuda ilerlerse ve yöneten
seçkin kesimde var olan daha geleneksel Islami
ilkelere dogru yönelme istegine karsi koyabilirse,
Türkiye yeni bir çaga yönelmis olacaktir.
Türkler simdiye kadar hiç olmadigi kadar daha
güvenli, daha refah, daha açik ve daha demokratik
bir toplumda yasiyor olacaktir.
Dünyadaki pek çok ülke, üstesinden
gelmeye çalistiklari sorunlarla karsilasiyorlar.
Fakat bu ülkelerin çogunda, basari ya da basarisizlik
sadece kendi geleceklerini etkileyecektir.
Eger
Türkiye kendi reform sürecinde basarili olursa...
Eger Türkiye kendi reform sürecinde basarili
olursa, dünyada büyük bir etki yaratabilir.
Su anda nefret dolu bir mesaj Islam dünyasinda dalga
dalga yayiliyor: Bir kaç sene önce Afganistan'daki
magaradan açik bir sekilde duydugumuz mesaj bu.
Bu mesajdan nefret edenler bile ona cevap vermeye mecbur
birakildi.. Neden? Çünkü o nefrete karsi
henüz gelistirilmis güçlü bir karsi
kavram yok. Bu fikre muhalefet nedir? Bu fikrin karsiti
nedir?
Türkiye, o karsit model olmanin esiginde. Bu durum,
Aralik ayinda AB'nin verecegi bu çok önemli
kararin, neden sadece Türkiye ya da Avrupa için
degil fakat tüm dünya için de çok
önemli olmasinin sebeplerinden yalnizca bir tanesidir.
AB, ana olarak bir istrikrar projesidir. Ve tabi ki dünyada
istikrara en fazla ihtiyaci olan bölge, Türkiye'nin
de içinde oldugu Orta Dogu ve Türkiye'nin
komsularidir. Eger AB liderleri Türkiye'yi kendi
kulüplerine alacak kadar akillilarsa, bu, çogunlugu
Islam ülkesi olan 50'den fazla ülkeye bir heyecan
dalgasi gönderecektir. Bu ülkelerdeki insanlar,
yillar boyunca kendilerine radikaller ve tutucu dinci
kesimler tarafindan söylenenlerin dogru olmadigini
göreceklerdir. Diyorlardi ki "Bati bizden nefret
ediyor, bizi hiç bir zaman kabul etmeyecek. Batili
anlamda modernlesmek bir hatadir. Ihtiyacimiz olan sey
dis dünyadan uzaklasarak kendi içimize dönmektir."
Eger Türkiye AB tarafindan kabul edilirse, bu savunulan
fikirler yikilmis olacak. Türkiye, Müslüman
ülkelerin çok dikkatli bakacagi bir ülke
konumuna gelecek ve bu ülkeler Türkiye'ye baktiklarinda,
refah, istikrar ve demokrasi göreceklerdir.
Türkiye, Islam dünyasinda çok etkili
olabilir ve eger bunu yapabilirse, bütün dünyayi
degistirmeye yardimci olabilir. Geçmiste Türkiyeinin
bu rolü oynamasini önleyen engeller eriyip gidiyor.
Eski politik liderler gittiler. Birkaç yil önce
patlayan ekonomik kriz bitiyor. Teröristlerle mücadele
bitti. Avrupali liderler bunun farkindalar.
Bu liderler, Türkiye'nin basvurusu üzerinde
karar vermek için Aralik'ta bulustuklarinda iki
seyi göz önüne alacaklar. Her seyden önce,
Türkiye'yi kabul etmenin Türkiye, Avrupa ve
tüm dünya üzerindeki olumlu etkisini teslim
etmek durumunda kalacaklar. Ikincisi, Türkiye'ye
hayir demenin etkilerinin ne olacagini göz önünde
bulundurmak zorunda kalacaklar. Bu, bir istikrar projesi
olarak kurulan AB'nin, Orta Dogu'da istikrarsizlastirma
gücüne dönüsmesi demek olacaktir.
Bu yalnizca, sürekli olarak "Bati, bizi ne yaparsak
yapalim hiçbir zaman kabul etmeyecek ve demokratiklesmenin
ya da modernlesmenin bir anlami yok; çünkü
dis dünya tarafindan hiç bir zaman kabul edilmeyecegiz",
diyenlerin durumunu güçlendirecektir.
Türkiye'de ilk defa demokratiklesmenin karsisindaki
çok eski engeller uçup gidiyor. Hükümet,
Türk halkinin büyük çogunlugunun
Atatürk'ün rüyasini gerçeklestirmeye
olan arzusunu yansitiyor simdi.
Basbakan Erdogan konusmalarinda, 2023 yilinin Türkiye
Cumhuriyeti'nin kurulusunun 100. yildönümü
olacagini isaret ediyordu. Bu noktayi, "Kopenhag
Kriterleri" ile "Atatürk Ilkelerinin"
hayata geçecegi hedef bir yil ve ilke olarak isaret
ettigini düsünüyorum. Sanirim 2023 ile
demek istedigi su: Türkiye Güney Kore'nin, Ispanya'nin,
Tayland'in yapmis oldugu herseyi yapmis olacak. 2023 ile,
Türkiye'nin Avrupa Birligi'nde olacagini ve basarili
ve refah içinde bir demokrasi olacagini söylemek
istiyor.
Türkiye en sonunda demokrasiye dogru olan uzun yürüyüsünü
tamamlamanin, Atatürk'ün yillar önceki
rüyasini gerçeklestirmenin esigine geldi.
Bu hepimizin büyük bir gururla ve heyecanla
ileriye bakabilecegi bir gelismedir.
Hepinize tesekkürler.
14
Mayis, 2004
Hoboken, New Jersey
_ . _
(For
English>>>)
Light Millennium/ISIK BINYILI için çeviren: Pelin
Bali, 4 Agustos, 2004, New York.
|