AÇIK
SINIF II - On-Line
Oykülü
Gecelerden
- Okuma Aksamlarina...
Kitap Adi: OKURUMA MEKTUPLAR - 3ncü Basim
Yazari: Nurullah ATAÇ
Yayinevi: Can Yayinlari - Istanbul
Proje sahibi: Bircan Ünver
Proje sorumlulari: Bircan Ünver & Figen
Bingül
Tarih:
14 Mart 2005
Karacaoglan
Okurum Efendim,
Sadettin Nüzhet Ergun'u hep hayirla anarim. Zavalli,
çok genc oldu, belki daha kirkini bulmamisti.
Yakin bir arkadaslik yoktu aramizda, kendisiyle ancak
üç bes defa konusmustum. Oleli ne kadar
oluyor? onu da bilmiyorum, bana on yil oldu gibi geliyor.
Ne de çabuk geçiyor yillar. Sevinçlere
de, acilara da doyamadan sona dogru kosuyoruz. Sadettin
Nüzhet'i yakindan tanisaydim, hangi yil oldugunu
bilecek kadar bir arkadaslik olsaydi aramizda, simdi
kendisini düsününce belki sinirlendigim,
kizdigim da olurdu. Oyleyimdir ben, bir kimse beni kiracak
bir sey yapti mi, unutamam, olumunden sonra dahi o yara
sizlar içimde, ofkelenirim. Iyi bir huydur demiyorum,
ne yapayim? yaradilisimda var. Bu yastan sonra da kendimi
düzeltmeye, iyi huylar edinmeye çalisacak
degilim ya... Sadettin Nüzhet'i ne zaman ansam,
gozlerimin onune konusmasi tatli, nazik, efendi bir
adam gelir.
Kendisini anmam icin de boyuna firsat düser. Büyük
hizmetleri oldu bizim edebiyatimiza. Yeni yazi ile Baki
divanini bastirdi, Nesati divanini bastirdi, Fehim-i
Kadim divanini bastirdi, yanilmiyorsam Bahayi Efendi
divanini da o bastirdi. Baki divanini baska baskilardan
da okuyabilirdik, ama Nesati divanini ele gecirmek kolay
degildi. Ben o sairin cok sevdigim "Sebu be-düs-i
sefa lale-zare dek gideriz" misrai ile "Yok tiregi-i gusse
Nesati dilimizde - Sam-i kederi mes'al-i sahba ile gectik" beyitini
biliyorsam, bunu Sadettin Nüzhet'e borçluyum.
Eski edebiyatimizi severdi, bilirdi, ancak hastalarda
gorülen bir bikmazlik, yorulmazlikla çalisirdi,
omrü vefa etseydi bize daha ne divanlar tanitacakti...
Az degildir ettigi hizmetler, Türk edebiyati tarihine,
kisaca Türk edebiyatina ilgilenenler onu hep hayirla
anacaklardir. Ama bence en büyük hizmeti Karacaoglan
siirlerinden ne bulabilmisse toplamis, bastirmis olmasidir.
O calismalarinin odülünuü de gordu, daha
kendi sagliginda o kitabi elden ele dolasti, adini birçok
kimselere tanitti. Birkaç kere basilan o kitap
saniyorum gene tükenmistir. Sadettin Nuzhet'in
basladigi esere, biraz daha titizlik gostererek devama
ozenen biri çiksa ne iyi olur...
"Biraz
daha titizlik gostererek," dedim, Sadettin Nüzhet
baskisi, hayli karisik, hayli yanlistir da onun icin.
Bunu bir kabahat diye soylemiyorum, Sadettin Nüzhet'in
oyle yapmasi, eline ne kadar Karacaoglan siiri gecirdiyse
hepsini bize oldugu gibi vermesi lazimdi. Ama bu metin
üzerinde bugün çalisilabilir. Karacaoglan
siirleri tam bir elestirmeden gecirilip hangisi gerçekten
onundur, hangisi onun degildir, ayrilabilir demiyorum,
bana oyle geliyor ki buna hiç bir zaman imkan
olmayacaktir. Karacaoglan kimdir? ne zaman, nerede yasamistir?
Oyle bir sair gercekten gelmis midir? bunu bile bilmeyince
oyle bir elestirmeye nasil girisilir? Bir tek kosmanin
Karacaoglan'in oldugunu kesin olarak bilsek, otekileri
ona gore inceleyecek biri cikabilir, ama o da yok. Elimizde
kimi yerleri çok guzel, kimi yerleri de ona yakismayan
bir yigin siir, halk agzindan toplanmis birçok
kosma var. Ama agizdan agiza degisen o kosmalari eleyerek,
her seklinden, en iyi, en dogru misralari seçerek
calismak, zor da olsa, kabildir. Boylece elde edilecek
kosmalar gercekten Karacaoglan'in, oyle bir sair gelmisse
onun soylediklerinin asli olur mu? Olmaz elbette. Ama
elimizde derli toplu bir metin bulunur. Halk o kosmalari
kendi keyfine, kendi zevkine gore degistirmis, halkin
bunu yapmaya hakki olur da, bir elestirmecinin, bilerek,
birtakim esaslara dayanarak çalisacak bir elestirmecinin
hakki olmaz mi? Karacaoglan kosmalari, asil sairleri
bilinmedigi icin, hepimizin, butun milletin malidir,
o zenginligi istedigimiz gibi kullanabiliriz. Bizim
degistirmemizle, otesini berisini kendi zevkimize gore
duzeltmemizle o zenginlik eksilmez, bir güzelligi
kaybolmaz, Sadettin Nüzhet'in verdigi metin ortada
duruyor, bizden sonra gelenler de bizim yaptiklarimizi
begenmezlerse gene o metne basvururlar, kendi zevklerine
gore bir Karacaoglan daha çikarirlar.
Karacaoglan siirleri üzerinde de çalismamiz
gerektir, Karacaoglan, belki sadece bir ad olan sair,
bizim en buyuk sairlerimizden biridir de onun icin.
Kitabi ne kadar açsam, yeni bir güzellik
bulurum.
Bana bir hal oldu, ezberimde olan siirler simdi bana
yetmiyor. Onlardan artik biktim, artik sevmiyorum onlari
demiyorum, divan siirlerinden olsun, halk siirlerinden
olsun, ezberimde oyle parçalar, oyle misralar
vardir ki onlardan geçemem, soguyamam. Ama içimin
havasi, iklimi mi degisti nedir? simdi baska siirler
ariyorum, bugünkü duygularima güzelliklerini,
ahenklerini katacak, bilmedigim, okumussam dahi ezberlemedigim
icin unutmus oldugum siirler istiyorum. Divan siirlerini,
halk siirlerini ne kadar okursaniz okuyun, hepsi hatirinizda
kalir mi? Bunun için de bir divani yahut bir
çongü, herhangi bir sairimizin kitabini
her açisinizda o günkü halinize, o
günkü ikliminize uyacak yeni bir sey bulursunuz.
Inanabilirsiniz sozüme.
Ben Karacaoglan'i çok okudum, ama Sadettin Nüzhet'in
kitabinda benim bilmedigim, daha güzelliklerine
erememis oldugum nice parçalar var. Simdiye kadar
Karacaoglan siirleri arasinda en sevdigim "Ilk
aksamdan vardim kavil yerine. - One gordum komur gozlum
gelmedi"diye
baslayan kosma idi. Gene de severim onu, Türkçenin
en mükkemmel siirlerinden biri sayarim, "Gonlüm
yücedeydi engine indi" misraini unutabilir
miyim? unutmak ister miyim? Ama simdi baska bir kosma,
eskiden üzerinde durmadigim bir kosma beni daha
çok sardi. Yazayim size onu:
"Bu yalan
dunyaya geldim geleli-- Tas tas ictim agulari sag iken
--Kahbe felek vermez benim muradim --Viran oldum mor
sumbullu bag iken --Aradilar bir tenhada buldular --Yaslandilar
sivgalarim kirdilar --Yaz bahar ayinda bir od verdiler
--Yandim gittim ala karli dag iken --Farimaz da deli
gonul farimaz --Akar gozlerimin yasi kurumaz --Simden
geri benim hukmum yurumez --Azil oldum guzellere beg
iken --Karacaoglan der ki bakin geline --Omrumun yarisi
gitti talana --Sual eylen bizden evvel gelene --Kim
var imis biz burada yogiken."
Ikinci dortlu su, "Aradilar, bir tenhada buldular" diye
baslayan parça sizin de içinizi altüst
etmiyor mu? Belki gençsinizdir, benim okurum,
dilerim gençliginiz uzun sürsün; ama
gençseniz pek anlayamazsiniz o sozleri, ihtiyarladiktan,
"ala karli bir dag" olduktan sonra yanmanin
ne oldugunu daha bilemezsiniz. "Aradilar"
diyor sair, ona inanmayin, aramazlar ihtiyari, arasalar
bile onun da vurulabilecegini, kolu kanadi kirilmisa
donecegini akillarina getirmezler de onun icin ararlar,
ama kendisi aradilar sanir, bir tenhada gelip bulduklarini
sanir, sonra gülmelerine, alay etmelerine sasar,
"Hiç anlamiyorlar sevenin halini,"
diye yakinir. Güzeller, kolunu kanadini kirdiklari
ihtiyarin halinden anlamazlar da ihtiyar o güzellerin
halinden anlar mi? Onlar da kendilerinin sevebilecekleri,
begenebilecekleri insanlar arar, ihtiyara, "Bakindi
suna, bu haliyle bizi sevmeye kalkmis," diye gülerler.
Bu siirde, "Akar gozlerimin yasi kurumaz" gibi pek alelade
bir misra olmasaydi ne iyi olurdu. Ama ondan sonraki
soz çok güzel degil mi? "Simden
geri benim hükmüm yürümez --Azil
oldum güzellere beg iken." Bunu sadece bir ovünme, bos ovünme sanmayin,
"Bir zamanlar güzellere beg idim, diye koltuklari
kabartiyor," demeyin. Bana oyle geliyor ki o degil
sairin soyledigi, bir gülümseme gormüs,
bir iltifat gormüs, umutlara kapilmis, kendisinin
de bir gonülde yeri olabilecegini sanmis, bu hayalle
sevinmis, o umudun, o sevincin birdenbire yikiliverdigini
soylüyor.
Daha neler var Karacaoglan'da. Gençseniz, sizin
halinizi soyleyen kosmalar da bulursunuz. Benim gibi
sadece siir sevgisiyle bütün asklardan elini
etegini çekip yalniz o aska baglanmis bir insanin
düsünceleriyle okursaniz, gene gozleriniz
kamasir.
Bu mektubumla size Karacaoglan'i yeniden okumak hevesini
verebildimse, yeter bana. Siir denen güzele hizmet
etmekten baska ne isterim ben? Saglicaginan kalin, benim
okurum.
15 Nisan 1951
_ . _
Ilki hafta: 7 Mart 2005
-- Projenin ONSOZ'ü
Tanitimi
--
Nurullah ATAÇ'in ozgeçmisi
-- Okuruma Mektuplar'in
GIRIS'i
-- IKI KITAP
Ikinci Hafta: 14 Mart 2005
-- KARACAOGLAN
-- INTERAKTIF