|
|
|
|
|
|
Tuhaf Bir Takinti
Genellikle takintilar tuhaftir zaten. Anlayacaginiz takintin mi var derdin var. Ben devlet dairelerine takmisimm mesela. Bu yüzden de sonu daire ile biten her seyden nefret eder oldum. Apartman dairesi, yaricapli ya da capli daireler, ucan daireler v.s... Bir gun bir vergi borcu nedeniyle devletin dairelerinden biri olan vergi dairesinin yolunu tuttum. Gittigim daire yanlismis. Zarfin uzerinde telefon yok, adres yok. Biz vatandasiz ya bilmek zorundayiz her seyi vaktimiz varmis yokmus devleti ilgilendirmez. Ogle tatiline kalmamak için soylenen adrese ulasmak amaciyla bir taksi buldum. Buldum cunku hava yagmurluydu. Gayrettepe dedim. Surucu cok sinirlisiniz vergi dairesine mi gidiyorsunuz dedi. Icimden ne zeki bir adam diyordum ki, o kadar uzulmeyin sizin de devlete attiginiz bir kazik olmustur demez mi. Siz, simdi herkes goturuyor, ben karsiligini almadan durmadan oduyorum diye sinirleniyorsunuz degil mi diye surdurdu konusmasini. Yok ben hava yagmurlu ona bozuluyorum diyecektim ama karsimdakinin bu numarayi yemeyecegi belliydi. Devlet daireleri maceralarim bir film seridi gibi gozlerimin onunden gecmeye basladi.. Tasarruf fonu kesintilerimin siz daha sonra on kisiden az personelin bulundugu yerde calismissiniz, gidin Ziraat bankasiyla hesaplasin diyen isverenle, para bizde degil sirketinizden alacaksiniz diyerek oradan oraya, oradan oraya gonderen ve bana teslim bayragini cektiren bir olayi hatirladim. Sonra Istanbul disinda olmam nedeniyle belki bana ulasamamislardir. Hic sesleri sedalari da cikmiyor. Kredi yurtlar kurumuna borcumuz vardi odeyelim dedigim ve basvurdugum kurumdan aldigim cevap. Taksitle odeme hakkim olmasina ragmen, gelen cevap: Hemen defaten odemezsem haciz getirilecegiydi. Ben kendim kasinmistim bu olayda. Sonra tam cuma gunu aksama dogru kesilen elektriklerim. Borcu ve acma ucreti sabahtan yatirilmasina ragmen telefona cikan gorevlinin, "Ben bilmiyom gardasim, pazartesi gunune kadar bekleyecen tamam miiii?" diye gürlemesi ve burada siralanamayacak denli uzun hikayelerim aklima geldi. Bu arada entelektuel surucum, mesele ne biliyor musunuz? Biz toplum olarak yasadigimiz gibi mi dusunuyoruz yoksa dusundugumuz gibi mi yasiyoruz demesin mi! Ama dedi bile. Vayyy( Simdiki kusak vaouvvv diye bir nida cikariyor) soforrrrre bak be! gunluk dilde yuksek felsefe yapmaya basladi diye icimden geciriyordum ki, bizimki ataklarini surdurdu. Elinizdeki kartondan kiliclarla demirden kiliclarla carpisamazsiniz bos verin. . SIKMAYIN caninizi sizin de bir gun elinize bir firsat gecer. Zaten sizin de vatandas olarak yapmaniz gerekirken yapmadiginiz bir sey olmustur mutlaka dedi. Yan meslegi terapistlik asil meslegi felsefecilik galiba bu adamin. Halbuki ben alismisim yol acmak icin durmadan korna calan, Taksimden cevrilince Karakoy Necatibey Caddesinin yolunu bilmeyen, bozuk yok muydu be abla deyip en az yuz bin lirayi cebe indirenlere. Bu sofor benim onyargilarimla dalga mi geciyordu yani. Yol bitti ama kafama takilmisti bir kere ettigi laf. Kulubede yasayan kulubede gibi, sarayda yasayan sarayda gibi dusunur, diyordu Feuerbach. Nasil oluyordu yani Halic'i temizleyebilirlerse cevre kosullari degistiginden Halicteki yasamin degisecegi umudu vardi. Bilgi Universitesi de Kustepeyi degistirebilecegini umuyordu. Yani simdi biz icinde bulundugumuz kosullari yaratan degil miydik? Yoksa kosullar gokten zembille inmisti biz de uymak zorunda mi kalmistik. Kosullar mi bizdeki insan tipini yaratmisti, bizim insanlarimiz mi bu kosullari yaratmisti. Dusuncemiz mi bize sekil veriyordu. Biz mi dusunceye yon veriyorduk. Belli olan tek sey var o da bu toplumun standartlarustu bir toplum olmasi. Hicbir standarda uymuyor. Kurallara prensiplere bagliligi yok. Aslinda ben de sevmem kurallara bagliligi. Ama sosyal duzende ilkelere baglilik hic olmayinca, benim gibilerde antidepresan bagimliligi oluyor. Bu düzensizlik ve basibozluk icinde nefes alip vermenin baska caresi kalmiyor. Hepsi o cok bilmis soforun yuzunden oldu. Ben ne guzel hava yagmurlu, yollar camurlu, taksi yok, zaman yok, vergi borcumun cezasi cok, simdi öglen tatiline de girerler. Ben de ortada kalakalirim diye panik olup kendi kendime sinirlenip duruyordum. Ne diye onun arabasina bindik kafayi allak bullak ettik sanki.
|
|
@Isik
Binyili dergisi Bircan
ÜNVER tarafindan tasarlanmis
ve uretilmistir. Sayi# 3, Yaz 2000, New York. |