![]() |
![]() |
![]() |
| ANA SAYFA | SANATCILAR | DUN & BUGUN | YORUMLAR |
| INGILIZCE-ICINDEKILER | YAZARLAR | ARSIV | KADRO |
| TURKCE-ICINDEKILER | SAIRLER | LINKLER | ILETISIM |
|
ISIK
BINYILI dergisinin sekiz yasindaki en genc sairi Meric
YILMAZ'in ilk siirlerini yazmasina esin kaynagi olan ortami,
Berat
ALANYALI anlatiyor... Meric 8 yasinda, su gibi bir kiz. Onu, Eylulun kendisini ilik/mavi bir dus olarak bizlere, bir grup arkadasa, unutulmaz bir ani olarak sundugu tekne gunlerinde tanidim. Mavi yolculuk ulkesindeydik. Ilk mavi Yolcularin gecip gittigi guzergahtan suzulurken, bizler de kahkahalarimizi biraktik koylarda. Her girdigimiz koyda Balikciyi dusundum, hani Halikarnasli; Azra Erhati Eyuboglunu... Artik yoklardi, ama bizimleydiler. Onlarin izini suruyorduk. Derken Gocek yakinlarinda bir koyda somut bir isaret bulduk onlardan. Bedri Rahmi, zamana siirin gucuyle karsi koymus, yuregini taslara yazmisti. Fethiyeli Kaptan, bir soylenceden soz eder gibi fisildamisti: Buralarda bir yerde, Eyuboglu, kayanin uzerine bir siir kazimis, hala dururmus siir... "Mutlaka gorulmeli" diyenleri tasiyan motorda, Meric de vardi. Yalinayak ciktik karaya, izmaritler, kirik camlar arasinda parlayan kumlardan ormana dogru yuruduk. Iste ilk iz: oracikta bir beyaz guvercin heykeli duruyordu, kanadi kirik. Altinda mangal yakmislar, karasi kalmis. Etrafta copler, Eyuboglu guvercini korumasiz... Derken bir kaya cikti karsimiza, buyukce.
Uzerinde parmak izleri Eyuboglunun, bir balik. Hem ne balik! Siyah, beyaz, kirmizi cizgiler arasinda bir yelkenli, bir kalamar ve bir tavsan sakli baligin. Oradaki hayatin izleri. 74 tarihli. Ortalama, 10 yilda bir restore edilmis, ailesi tarafindan. Hangi marka boyayla tazelendigi de ihmal edilmemis, arkadaki bilgilendirici yazida. Baligi bize, oradaki sakin, taze biyikli bir koy delikanlisi tercume etti. Kaptan olmak istermis. Sonra siir kayasini gosterdi, daha sonra da dagdaki ucurtmayi. Zeynep, bunlari bilen bir kaptanin cok degerli olacagini soyledi. Oglana tesekkur edip seyre daldik.
Hep birlikte sofra basinda oturdugumuz o aksam, sarap icerken ezberimden bir siir okudum, sanki daha da siirlendi yurekler. Ardindan, Meric benden kagit kalem istedi ve birazdan, onume bir siir koydu. Cok begenmistim. Herkese okudum ve herkes de cok begendi. Asagidaki tum siirleri Meric ayni aksam yazdi. Kimselere sormadan, icini o kagitlara doktu. Dunyasini yazdi. Uzay, samanyolu, derinlikler, yunus, ayna. O yazdi, ben okudum. Meric, o gun siiri tanidi; siir, Merici... Bundan oyle mutluluk duydum ki. Cunku siiri taniyan bir hayat, her zaman daha renkli ve derin yasanir. Siir, bir insanin kimselerin dokunamadigi en icten yerlerinden cagildayan berrak bir sudur. Mericin siirlerinde beni o cocuksu duruluk ve saf derinligin otesinde etkileyen bir sey de sectigi konular oldu. Bu ozel mesajlari yetiskinler olarak kacimiz ayni durulukta yasayip yansitabiliyoruz? Tekne gunlerimden bana kalan en guzel anilardan biri olan Meric, suyun hic bulanmasin! Siirle yasa ve hayata guzellikler kat. Haydi! Bu yaziyi senin bana taktigin isimle imzaliyorum. Denizkizi Berat |
|
Bu sayi, hayata yeniden dondürülmek
üzere dondurulan
FM-2030'a
ithaf edilmistir. |
![]() |
|
@The Light
Millennium magazine was created and designed
by Bircan Ünver. Fourth issue. Fall 2000, New York. http://www.lightmillennium.org |