KARANLIKTA HIÇ BIR SEY KALMASIN!
Yeni Nüklear Silahlara HAYIR... Yeni Nükleer Hedeflere HAYIR... Nükleer Savas Için Yeni Gerekçelere HAYIR... Nükleer Testlere HAYIR...
Yildiz Savaslarina HAYIR... Uzayin Silahlandirilmasina HAYIR...
Her Çesit Silah Üretimine, Savas ve Savas Kültürüne HAYIR...
Yeryüzümüz henüz bir tane... Onu tahriplerimiz sonucu yok edersek, baska nereye gidecegiz?

Kitap:
Hilal ve Yildiz: Iki Dünya Arasinda Türkiye
Stephen KINZER



Türkiye Kendini Degistirmeli, Amerika da!


Deneme ve fotograflar: Bircan ÜNVER

"Cografi, kültürel ve tarihsel olarak Türkiye, bu yeni olusan dünyada anahtar role sahip olabilir. Ancak degisimin belirleyici unsurlarindan biri olacaksa, her seyden once kendisinin degismesi gerekmektedir. Eger bunu bir an once basaramazsa, büyüklüge erisme firsatini da kaçiracaktir."
"Hilal ve Yildiz: Iki Dünya Arasinda Türkiye", Stephen KINZER



"Hilal ve Yildiz: Iki Dünya Arasinda Türkiye"
adli kitabin kapagi (2002)
MiddleEast Forum'da yaptigi toplantidan sonra, Manhattan, New York, 16 Ekim, 2001.



New York Times'in 1996'da, ilk defa olarak Istanbul bürosunu kuran ve dort yil boyunca da
(2000), Istanbul burosu sefligini yapmis olan Stephen Kinzer'in geçen yil Amerika'da, Eylül ayinda yayinlanan kitabi, "Hilal ve Yildiz: Iki Dünya Arasinda Türkiye" adli kitabi, bu yil Türkçe olarak, Iletisim yayinlari tarafindan Istanbul'da da yayinlandi.


SUNUS:

Stephen Kinzer, kitabinin ilk yayinindan beri, Amerika'da sehir sehir eyalet eyalet dolasarak kitabindaki, "Turkiye'nin 21.nci Yüzyilda Parlayan Bir Yildiz" olabilecegiyle ilgili tezini isliyor. Çozülmesi gereken temel sorunlara dikkati cekerken, ayni zamanda Turkiye'nin zengin kültür, tarih ve sosyal yasamini çesitli açilardan çarpici metaforlarla tanitarak, Amerika'da, Türkiye'nin "Iyi Niyet Elçiligi"ni de yapmakta...


Ana fikir olarak bu yazi, "Türkiye'nin Iyi Niyet Elçisi: Stephen KINZER" adiyla, ilk kez Light Millennium'un Sonbahar-2001 sayisinda Ingilizce olarak yayinlandi. Yazinin, Babür ALBAYRAK tarafindan Türkçe'ye yapilan cevirisi üzerinden; "Hilal ve Yildiz" in Ingilizce yayinindan bugüne, aradan geçen zaman diliminde Dünya'daki siyasi genel yonelisler de dikkate alinarak,
kitabin Türkçe'deki yayini nedeniyle, yazinin son bolümüne "Genis Açi ve Yeni Sonuç" bolümü ilave edilmistir.
Güncellestirilen diger bolümler ise [....] içinde verilmistir.



Stephen KINZER'in geçtigimiz Eylül'de New York'ta ve bu yil da Türkiye'de yayinlanan kitabi, Hilal ve Yildiz: Iki Dünya arasinda Türkiye; A.B.D'de yayinlanmasiyla birlikte Türkiye; A.B.D'de yazili basinda, radyo (NPR, Fresh Air) ve televizyon kanallarinda (PBS, CNN) ve bir çok Internet sitesinde yer aldi. Kitabin gordügü ilgi nedeniyle, Türkiye'nin onemi ve gelecekti rolü üzerine insa edilen imaji, A.B.D medyasinda ilk kez çesitli boyutlariyla islendi ve kamuoyunun ilgisini çekti. Çesitli televizyon kanallari, radyo programlari, basili yayin ve Internet sitelerinde, Türkiye'nin degisim sürecindeki konumu ve onemi de boylece spot altina, KINZER'in kitabi araciligiyla getirildi.

KINZER, Amerikan medyasi ve kamuoyuna Türkiye'yi cok boyutlu ve etkin tanitarak, gelecegin Islam dünyasinda ki Türkiye'nin profilini çizdi ve 50 islam ülkesi içinde, en güçlü ülke olabilegi ongorüsünü getirdi. Ayni zamanda, Türkiye'nin stratejik onemi, NATO'ya üyeligi, Afganistan savasinda ABD'ye destek, Ortadogu gibi bir çok can alici noktalarini; çarpici, sicak, içten bir dil ve de yapici elestirel bir boyutta, Türkiye'yi 21.nci yüzyilda idealize eden onermelerle, Amerika ve dünyaya tanitti. Kisaca, Türkiye'nin bugüne degin kendi adina yapamadigini, Kinzer kitabi ve kitabinin tanitimi nedeniyle, Amerika çapinda yaptigi sayisiz prezentasyonlarla gerceklestirdi.

KINZER, Hilal ve Yildiz: Iki Dünya Arasinda Türkiye,
kitabiyla, Türkiye imajina Amerika boyutunda yeni bir bakis, ilgi ve degerlendirmeyle gündeme getirmesi nedeniyle, Türkiye adina, "Iyi Niyet Elçiligi" düzeyinde, cok degerli bir katki sagladi.

[KINZER, "Crescent & Star: Turkey Between Two Worlds"un Amerika'da ilk yayinindan bu yana, Amerika'nin bir çok sehrinde kitabini ve 'Yeni Türkiye' imajini tanitmaya araliksiz devam ediyor. Ayni zamanda, New York'ta, 14 Nisan 2002 tarihinde yapilan "Nazim Hikmet'i Anma Gecesi"nin programinda yer aldi ve etkinlikle ilgili bir makalesi de kapsamli olarak ayrica New York Times'da yayinlandi. Bu haberi de çok büyük bir ilgi gorürken, 23 Nisan'da, Washington'da planlanan Ermeni Müzesi'nin açilmasi ile ilgili yazdigi bir haber, New York merkezli Turkish Forum'un protestosuna sebep oldu. Soz konusu protestoda kitabin Türkler tarafindan ilgiyle karsilanmasi da elestirildi... Ozellikle kitabinda Ermeni konusunu isleyen bolüm nedeniyle...]

KINZER, kitabinda Türkiye'nin büyük devrimler yapan ve kendi icinde bir bütünlük olusturan Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanini; Mustafa Kemal Atatürk'e duydugu saygiyi, tarihi, arkeolojisi, zayif noktalarini, zenginligini, kültürel ve etnik konumunu, din ve laiklik arasindaki resmi catismayi, Ermeni ve PKK sorunlariyla paralel, son iki jenerasyon arasindaki sosyal degisimi ve Türkiye'nin Islam Dünyasinda ve Orta Asya'daki yükselen rolüne dikkati cekiyor. Ayrica, Istanbul Bogaz'ini yüzerek geçtigini anlatan oyküsüyle Bogaz'a, Istiklal Caddesi'ni yorumlayan bolümüyle, Türk insanina güvenini ve Istanbul'a tutkunlugunu yansitiyor. Nazim Hikmet'in de en cok sevdigi Türk sairi oldugunu belirten bir çok bolümden olusan kitabiyla, Turkiye'ye kristal bir prizmadan bakiyor. O prizmadan Türkiye'nin çok kesitli boyutunu berrak bir isikla ve farkli kültürel deger ve renklerle yansitiyor.

Evet, ister hoslanalim ister hoslanmayalim, Türkiye'nin bir Ermeni ve PKK sorunu vardir. Biz istesek de istemesek de su ya da bu sekilde uluslararasi boyutta hem bugün hem de ne yazik ki gelecekte siyasal olarak karsimiza çikmakta ve çikacak olan iki temel sorundur... Bu konularla yüzlesebildigimiz ve resmi baskilar ortadan kalktigi zaman, Türkiye'nin onündeki gorünmeyen duvarlarin asilmasi cok daha mümkün olacaktir. Hedefimizi bu sorunlarin ordügü duvarlari asmaya yoneltmemizi oneriyor, Hilal ve Yildiz'da. Soz konusu sorunlarla yüzleserek onumuzde engel teskil etmesine izin vermememizi, kitabin butununde ve kitabi ile ilgili yaptigi cesitli tanitim konusmalarinda buyuk bir heyecan ve kararlilikla spot altina getirdi.

Kendisini A.B.D'de, Türkiye'nin iyi niyet elçisi olarak tanimlamaya ve bu anlamda bir plaket verme benzeri bir yetkiye sahip degilim. Ayni zamanda bir politikaci da degilim ve herhangi bir devlet kurulusu adina da çalismiyorum. Bugünden sonra da boyle bir gorev edinecegimi de hiç sanmiyorum. Ancak Türkiye'ye, Türkiye'nin A.B.D.'deki imaji ve gelecekteki yeri anlaminda yaptigi tüm katkilardan dolayi, Türkiye'nin "Iyilik Elçiligini", sadece kitabi nedeniyle degil ayni zamanda, New York Times'da dort yil boyunca Türkiye'den yayinlanan yazilari araciligiyla yapmistir.

17 Agustos 1999 yilindaki depremden sonra Türkiye basliklari A.B.D medyasinda yer almaya basladi. Sarsici, son derece üzücü bir felaket olmakla birlikte, o haberlerin bütününde Türkiye devletinin yetersizligi çok boyutlu olarak, tüm ABD medyasinda sergilendi o donem. Buna ragmen Kinzer'in kitabi, Türkiye adina çok daha fazla ilgi uyandirdi; potansiyel, kültürel zenginlik, üstlenebilecegi yeni rol ve buna karsin sosyal ve siyasal çikmazlar... "Bir kitap okudum, hayatim degisti" sozünü animsatan bir sonuçla, Kinzer, bir kitap yazdi ve Amerika'nin Türkiye'ye bakisi degisti ve gozlerini Türkiye'ye çevirmesini sagladi. Boylece, Türkiye'nin bugünkü konumu, stratejik onemi ve Islam dünyasindaki ustlenebilecegi rolü de Amerika boyutunda bugüne degin en etkin tanimlayan da KINZER oldu. 

Bu düsünceleri, sadece kitabin yayinlanmasi ve onun Amerika'da uyandirdigi yankilar ve gordügü ilginin etkisiyle yazmiyorum. Onyildan fazla Amerika'da yasayan bir Türk olarak, bazi kisisel tecrübelerin de katkisi var yukaridaki düsüncelerin olusumunda. Ayni zamanda Amerika'da yasayan bir çok Türk'ün yasadiklariyla ortak bir yani olan ve kitapta islenen konularla da kesisen, izlenim ve tecrübemi de sizlerle paylasmak istiyorum.

KINZER'in New York Times'a büro sefliginden onceki donem:

Ilk olarak 1989-1990 arasi Los Angeles'ta bir yil yasadiktan sonra, 1990 yilinda da New York'a yerlestim. A.B.D'de yasayan Türklerin çogu, Amerikalilarin Türkiye ve cografyasi hakkinda bilgisi olmadigina sahit olur (tuhaf ama gerçek). Los Angeles'ta Türkiye'yi bilenler Lübnan ve Iran'dan goç edenlerdi çogunlukla. Onun disinda nereden oldugumu soranlara, Türkiye'nin cografyadaki yerini ve nasil bir ülke oldugunu anlatmam ve tanitmam gerekti. New York'ta ise karsilastigim en sasirtici ve sok edici sorulardan biri, JFK havaalanina ayak bastigin an peçeni çikartip attin mi? oldu.
Türkiye'nin o donemde Amerika'da nasil bir imaji vardi? Ya peçeli bir Türkiye, ya da ülke olarak varligi dahi o donem çogunluk tarafindan bilinmeyen bir yer!

Geçtigimiz yillarda, Queen Public Television (QPTV)'da bir video projesinin montaji üzerinde calistigim esnada, yan odadan gelen ve Türk müzigini cagristiran güzel bir müzik duydum ve kimin muzigi oldugunu merak ederek, bitisikteki montaj odasinin kapisini çalarak, "günaydin" dedim. Odaya girdigimde dini kiyafetler içinde, bir  rahip montaj masasinin basinda çalisiyordu. "Ne güzel bir müzik", dedim. "Ne tür ve nereden?" diye sordum. Ermeni müzigi oldugu yanitini verdi. Ben de safça, Türk müzigine çok benzedigini soyledim. Birden bire çok sinirlendi; "Siz ikimilyon Ermen'yi yok ettiniz." dedi. O anda ne yapmam gerektigini bilemedim, alt-üst olmustum adeta ve daha kotüsü, yaptigi suclamanin sorumlusu olarak, suclamasini da, o an direkt bana yoneltmisti!!!

O donem, ne yazik ki bu konuda genel de olsa bir bilgim yoktu. Egitim sürecinden de boyle bir tarihi olay hatirlamiyordum. Ayrica Istanbul'da Ermenilerle uzun süreli arkadasligim olmustu. Hic bir zaman boyle bir konu gündeme gelmemisti! Birden bire Türk olmanin, ayni zamanda suçlu ya da soz hakki olmadan, suçlanan da olabileceginin dehsetini hissettim. Ilk soku atlattiktan sonra sakince, ikinci bir girisimde bulundum: "Sadece günaydin demek istemistim, hosça kalin," dedim. Bu konusmamizin sonu oldu ama bu konu hakkinda daha fazla arastirma yapmam gerektigine dikkatimi çekmisti. Ne demek istedigini, en azindan suçlamasinin temelini anlamam gerekiyordu...

Tabii bu ne ilk ne de son oldu. Bir kaç yil sonra ayni konu ile ilgilenen bir prodüktor çikti ortaya. QPTV'nin mutfaginda karsilastik. Mutfakta biri beni isaret ederek Türk oldugumu soyledi. Bu kez uzun boylu, uzun saçli, modern kiyafetler giymis genç yapimci, bir oncekinden daha ileri giderek, "1915 yilinda bes milyon Ermeniyi bir anda yok ettiniz," dedi. ( Acaba Türkiye'de o senelerde bes milyon Ermeni var miydi?) Sonunda bu konuda, QPTV için bir belgesel hazirladi ve defalarca yayinlandi.

Fakat bu kez ilkinde oldugu gibi sersemlememistim... Konu hakkinda genel bir bilgim vardi artik. Olayin gerçeklesip gerçeklesmedigiyle ilgili her iki tarafin da farkli tezleri savundugu, tarihsel bir uzlasmazligin oldugunu ogrenmistim, en azindan... Ancak her kosulda, tarihsel gerçeklere dayandirilarak, yeryüzünün cografya ve ülkeler olarak yeniden sekillendirilmesinin de mümkün olduguna hic inanmadim... Bununla birlikte her ikimizde bu konuda ne suçlu ne de taraftik. Ayrica konu hakkinda arastirmalar yapmis uzmanlar da degildik. Bu kez hiç düsünmeksizin ve spontane olarak yanit verdim: "Insanlarin tarihi esas alarak, tarihte yeralan bolge ve topraklarini ve hatta tüm imparatorluklarini geri istediklerini düsünebiliyor musun? Dünya, tarihe gore yeniden sekillendirilemez ama su haliyle uyum icinde yasamak ve birlikte birseyler yapmak için ne gerekiyor sorusuna çozum aramakta fayda var." Bu kez yanit veremeyen, genç yapimciydi...

Ozetle, Türkiye'nin ülke olarak adinin dahi bir çogu tarafindan bilinmemesi, biliniyorsa da eksik,  tek yanli, olumsuz ve topyekün karalayici taninmasindan dolayi bir çok hayal kirikligi yasadim. 

KINZER, Turk-Amerikan Is Forumu üyelerine verdigi coskun sunumundan sonra, toplantiya katilanlar, ilgiyle sorularini yoneltti. (16 Ekim 2001, The Manhattan Marmara)

KINZER'in Türkiye imajina getirdigi katki:

Stephen KINZER imzali kültürel, sosyal, turizm ve siyasi içerikte, bir çok acidan Türkiye ile ilgili makaleler New York Times (1996-2000)'da yayinlandi. Türkiye'nin adinin telaffuzundan en azindan bir "hindi" denmek istenmedigi genel olarak yerlesti. Ozellikle ilk yillarda ya "karacarsaf" ya da Ermeni konusu disinda Turkiye'li olmakla ilgili karsima cikan konularin disinda, genel bilgi ve ilgi tek kelimeyle "sifir" noktalarindaydi... Henüz Kinzer'in yazilarinin NYTimes'da yayinlanmaya basladiginin ilk yilinda, Türkce konusmak ve Türkiye'li olmak bir sempati uyandirmaya basladi. Ornegin: 1996 yilinda Metropolitan Museum of Arts'ta ceketimi vestiyerden alirken, kiz kardesimle Türkçe konusuyorduk, vestiyer "neredensiniz?" diye sordu, ben de soyleyince yüzünde bir gülümseyis belirdi ve Kinzer'in o hafta NYTimes'ta çikan bir haberinden bahsetti. Bunu takiben olumlu gorusler ardi ardina gelmeye basladi. Ne zaman birileri "neredensiniz?" diye sordugunda Türk olmak ve Kinzer'in makaleleri ayni noktada bulusuyor ve insanlar artik, Türkiye'yi taniyordu... Kinzer'in, Türkiye'yi, Türk toplumunu ve kültürünü cesitli boyutlardan Amerikan toplumuna tanitmasi, Türkiye'nin uzun bir donem yeni kitada eksikligini duydugu taninma ve "Çagdas Türkiye" imajinda cok onemli yollar katetmesini sagladi ve yeni bir bakis acisi ve perspektivin gelismesine degerli katkilarda bulundu.

KINZER'in makaleleri ve kitabi, Türkiye üzerindeki sis perdesini kaldirdi. KINZER'in Türkiye üzerine yaptigi çalismalar uluslararasi farkindalik yaratti ve Türkiye adina uluslararasi olarak aynanin diger yüzünü ve gelecekteki yonünü ve Orta Asya ve Ortadogu'daki "Baba" rolünü, Amerikan medyasinda bu kapsamda ses getirmesini saglayan tek kisi oldu. Turkiye'nin gelisimi ve gelecekteki rolü ile ilgili kitabinda diyor ki: "Türkiye zamanla mutlaka degisecektir ama artik zaman kalmamistir. 21. yüzyilin basinda, uluslarin yoluna pek de çikmayan bir firsatla karsilasmistir." (Hilal ve Yildiz, Odül)

Türk meze çesitleri, "aslan sütü" olarak da bilinen, raki, kültür ve tamamlanmamis demokrasi ve bir çok olagan üstü kiyaslamalar umut veren yapici sunumlarla kitapta yeralmaktadir. "Ana yemek siparisimiz niçin bu kadar gecikti? Her sey hazir ve yeteri kadar bekledik! Firindan yemek kokulari da geliyor ama yemegin kendisi neden hala gelmedi?" metaforu, henüz ülkemizde tam olarak gerçeklesmeyen demokrasiye baslica metafordan biri olarak hem kitapta hem de tanitim toplantilarinda yer aldi.

Güney Amerika ve Türkiye'yi ordunun gücü, rolü ve etkisi bakimindan kiyaslamasi yeni bir açi getirdi. Güney Amerika'da militarizm güçlendigi zaman halk çok aci çekti. Ne zaman ki silahli kuvvetlerden kurtuldular, ancak o zaman baris içinde sosyal ve kültürel bir hayat sürmeye basladilar. Türkiye'de, Türk toplumu ordu ile bir entegrasyon saglamistir. Militarizm'in rolü ve etkisi üzerine, "Güney Amerika için yaptigim degerlendirmelerin Türkiye'ye yerlestikten bir süre sonra geçerli olmadigini farkederek, bu anlamda düsüncelerimi yeniden Türkiye'nin yapisina gore degistirmem gerekti," dedi.

KINZER izlenimlerinde, sosyal karmasanin arttigi ve tam anlamiyla demokrasi talebinin yükselisine ve Türkiye'deki degisim talebine dikkati çekiyor. Sosyal hayatin bir çok bolümünü ve demokratik haklari kontrol eden ordunun, sosyal hayatta geri adim atmasi gerektigini de vurguluyor. Ornegin, Savunma - Askeri Kuvvetlerin, ulusal güvenlik olarak tanimladigi, "basortüsü" ya da Kürtçe yayin yasaginin kisitlanmis sosyal hayat ve tamamlanmamis demokrasiye referanslar olarak degerlendiriyor.

[Kitabin Amerika'da ilk yayini (Eylül 2002) ve New York tanitim konusmalarindan bugüne ve Türkçe yayinindan da sonra,
ozellikle Agustos (2002) ayinin ilk haftasi içinde, Türkiye Millet Meclisi'nden demokrasinin gerçeklesmesi ve Avrupa Birligi'ne uyum yasalari çerçevesinde çok onemli kararlar geçti. 1) Idam'in savas-teror donemleri disinda kaldirilmasi , 2) Kürtçe dilde egitim ve yayina izin...]

Middle East Forum (Orta Dogu Forum) (New York 16 Ekim 2001)'da yaptigi konusmada, Türkiye'nin Orta Dogu'daki konumu ve yükselen onemini vurguladi. Eger Türkiye kendini degistirirse 50 Islam ülkesi arasinda çok onemli bir rol kazanabilir. Türkiye bu role hazirlanan en iyi ülkedir. Herhangi baska bir ülke bu rolu üstlenemez, seklinde Türkiye'nin onemini ve beklentilerini ozetledi. Buna karsin; "Türkiye içinde bulundugu karmasadan dolayi diger 50 Islam ülkesi arasinda ornek bir ülke olamaz. Ayni zamanda diger Islam ülkeleri, Türkiye'nin güçlü bir Islam ülkesi olduguna, Bati stili yasam ve siyaset egilimi içinde nasil ikna olacak." gorüsü de, Amerikali bir gazeteci tarafindan gündeme getirildi. Kinzer'in bu gorüse verdigi yanit ise kitabinda da yer alan bir bolümden:
"Cografi, kültürel ve tarihsel olarak Türkiye, bu yeni olusan dünyada anahtar role sahip olabilir. Ancak degisimin belirleyici unsurlarindan biri olacaksa, her seyden once kendisinin degismesi gerekmektedir. Eger bunu bir an once basaramazsa, büyükluge erisme firsatini da kaçiracaktir. 21. Yüzyilin ikinci yarisinda, Türkiye, siyasi ve toplumsal yonden, Fas'tan Makedonya'ya ve Malezya'ya kadar uzanan ülkelere model bir ülke olacak, fakat çok gecikmis olarak... O zaman bu ülkeler çoktan kendilerine bir ornek bulacak, belki Türkiye'nin sunacagindan daha az olumlu, ornekler bulacaklar! Bu sonuç Türkiye'ye, Türk insanina ve ayni zamanda dünyaya, tahmin edilemeyecek boyutta kayiplar getirecektir." (Hilal ve Yildiz, Odül)

Türk-Amerikan Isadamlari Dernegi'nin Marmara Manhattan Otelinde organize ettigi konferansindan once, okuyuculari için terasta kitap imzaliyordu (16 Ekim 2001). Alacakaranlikti ve masasinda da yeterli isik yoktu. Dolayisiyla kitaplari yari karanlikta imzaliyordu. Ben de imza için siradaydim. "Bir muma ihtiyaciniz var", dedim. Yaniti, 'tamamlanmamis demokrasi'ye referans olarak baska bir metaforu içinde tasiyordu: "Tam Türklere gore. Herseyiniz var. Isik, yeterli isi, kitaplari imzalayacak bir yer fakat biz bu karanlik ve soguk terastayiz." Birden farkina vardim ki günlük hayattan en küçük bir referansi dahi, Türk kültürü ve politik sistemine cok hizli bir sekilde transform ediyordu.

Amerikan-Türk Toplulugu (American-Turkish Society) için verdigi baska bir konferansta ise (17 Ekim 2001) Ermeni sorunu üzerine çok ilgi çekicic bir açiklama yapti. Kars ve Ermenistan'i ziyatret etmis. Kars'tayken Kars valisi Ermenistan ve Türkiye sinirini açmak istedigini soylemis. Ermeniler cogunlukla Türkiye'nin komsusu oldugunun ve her zaman olacaginin farkinda. Bu kapsamda bu hareket iki ülke arasindaki iliskinin olumlu olmasini saglayacak. Bu açiklamasi tepki alinca, bu kez konunun altini çizerek yaniti icinde olan bir soru yoneltti. "Ermenistani kimler destekliyor? Amerika ve Rusya. A.B.D'deki terror karsiti koalisyon da Türkiye, Ermenistan'a karsi yapilan bu destegi zayiflatabilir. Boylece, Türkiye ve Ermenistan'in birbirlerine olumlu yaklasimini, yakin gelecekte hizlandirabilir."

Amerikan-Türk Toplulugu'nun üyelerine, kitabin tanitim konusmasindan sonra, imza esnasindan
iki kare... (NY, Dervis Restaurant, 17 Ekim 2001)



Türkiye, genel olarak siyasal düzlemde demokratiklesme sürecini tamamlayamamis olmasiyla birlikte (diliyoruz ki, son Millet Meclisi kararlari hizlica toplumda beklenen degisim ve gelismenin filizlerini verir...), elestiriye, oneriye açik olmayan, henüz olgunlasma sürecini tamamlamamis bir genç kizin agresif davranislarina benzer davranislar sergiliyor israrla... Zayif noktalarini, iyi ve kotü huylarini, karamsarliklarini veya problemlerini gormemezlikten gelen ve mükemmel biri gibi davranan bir genç kiz ve onun beklentileri gibi yillarca aynada kendisini seyrediyor.... Bu davranisi uzaktan ya da yakindan izleyen bir yakin arkadasi veya çevresindeni biri tarafindan mükemmel olmadigi, ancak isterse eksikliklerini giderilebilecegi hatirlatildiginda, 'olgunlasmamis bir genç kiz' gibi sinirlenip çevresindeki tüm insanlari ve toplumu topyekün suçlamaya, yargilamaya basliyor bu kez. Boylece çevresinde biraktigi olumsuz izlenimlerlerin nedenleriyle yüzlesmekten ve onlari düzeltmekten kaçiniyor. Bir anlamda herseyin kolayina kaçiyor! Kusursuz, tarihi ya da güncel siyasal hatalari olmayan, iyilestirmeye gerek duymayan mükemmel bir ülke olarak Türkiye, kendisini gormekte ve bu gorüsü baskin bir siyasal uygulama olarak tüm topluma empoze etmektedir.

Türkiye aynada kendini seyrederken ve siyasal platformda dis ülkelere kendisini cok makyajli olarak yansitmaktadir. Ozellikle son elli yildir ülkenin yararina olmayan, gelismesine degil oldugu yerde kalmasini ve korelmesine neden olan ise yaramaz politikalari bugüne degin asabilseydi, degisim sürecinde çok yol alinmis olacakti...

KINZER'in katkilari Türkiye'den ayrildiktan sonra bitmedi, üstelik daha da artti. Hilal ve Yildiz: Iki Dünya Arasinda Türkiye, kitabi, KINZER'in daha oncesinden her bir makalesiyle kat kat olusturdugu Amerika'daki Türk imaji pastasina, bu kez adeta zengin karisimli çekici bir kremayla, yeni bir taç ekledi.

Genel olarak yazarin beklentisi, kitabinin Türkiye'de, iç ve dis siyasal, kültürel, sosyal sorunlari ve olasi çozümleri tek tek gardirobundan cikartarak, seçeneklerin Türkiye'de her boyutta tartisilmasinina bir kanal olusturmasi. Bunun sonucunda da saglikli kararlarin cikmasinin, toplumsal düzeyden siyasal düzeye ulasarak, saglanmasi. Hilal ve Yildiz, bu gelismeyi ilk yayinindan itibaren çesitli boyutlarda gündeme getirdi. Türkiye, Avrupa Yasalariyla uyum saglama anlaminda yasal düzeyde çok onemli bir yol katetti. Hatta bu anlamda, hala idam yasagini tümden kaldiramamis olan Amerika'dan bile bir çizgi one geçti denebilir! Her kosulda son gelismelerin isiginda, Türkiye'nin mevcut insan potansiyeli, kültürel ve dogal kaynaklariyla yeni sürprizlere ve güzel gelismelere gebe olduguyla ilgili bir umut da büyümekte...


* * * * *


Genis Açi ve Yeni Sonuç:


Kitabin yayinindan bugüne, Türkiye ile ilgili düslerin, beklentilerin yanina dünya ile ilgili düsler ve beklentiler de ayni agirlikta yerlesti. Evet, Türkiye'nin gelismesi ve 21nci yüzyilda hakettigi yeri ve gücü kazanmasi için, Türkiye'nin kendisini degistirmesi ve yenilemesi, kaçinilmazdir...

Ancak Türkiye'nin de Amerika'dan ve yeryüzünden bagimsiz olarak, tek basina daha iyiye degismesinin mümkün olmadigi da, baslibasina çiplak bir gerçektir. Kitapta yer alan ve bu yazinin en basinda da tirnak içinde yer alan:
"Cografi, kültürel ve tarihsel olarak Türkiye, bu yeni olusan dünyada anahtar role sahip olabilir. Ancak degisimin belirleyici unsurlarindan biri olacaksa, her seyden once kendisinin degismesi gerekmektedir. Eger bunu bir an once basaramazsa, büyüklüge erisme firsatini da kaçiracaktir." Bu ana fikir, kitabi ilk okudugumdan bugüne beynimde yer etti. Aradan geçen süreç içerisinde ki gelismeler çerçevesinde, bu kez daha genis bir açidan düsünme ihtiyacini da dogurdu.

Elbette bu degerlendirme ve ongorüye yürekten katiliyor ve en kisa zamanda da beklenen degisimin gerçeklesmesini umut ediyorum. Bununla birlikte, Kinzer'in tanimladigi ongorüden ilham alarak, yeryüzü gemisinin dümenini Amerika yonettigi ve 11 Eylül'ü takiben de, gidis yonünün insanlik için çok ciddi bir tehlikeyi de içinde tasidigi endisesiyle, gelisen ve genisleyen bakis acisiyla:
Türkiye ile birlikte tüm Dünya'nin iyilesmesi, gelismesi, barisin yerlesmesi ve daha iyi bir gelecege hazirlanabilmesi için de, oncelikle Amerika'
nin kendisinin bu gidis yonünü degistirmesi gerektigi gündeme geliyor... Amerika, bugünkü uyguladigi her türlü silah satisina endeksli ve savasa yonelik dünya politikasina, tüm güçlü ülkelerle isbirligi çerçevesinde israrla devam ettigi sürece, hem Türkiye'nin kendisini tek basina degistirmesi mümkün olamayacak hem de yeryüzü, çok daha büyük tahribat ve kayiplara ugrayacaktir... Kaçinilmaz olarak Türkiye de...

Türkiye'nin oldugu kadar Amerika'nin ve tüm yeryüzü siyasetinin de; "ulusal savunma"dan "insan yasami"na endeksli degerleri oncelikle esas alarak, yeni siyasi yonelisler ve uygulamalarin ozü, insan yasaminin gelismesi ve güvencesine entegre edildigi noktada, ancak yeryüzünde gerçek ve koklü degisimler mümkün olabilecektir. Boylesine büyük boyutlu bir dalgalanmada ve degisim sürecinde, Türkiye'nin kendisini soyutlamasi da elbette mümkün olamayacaktir.

Sonuç: Her boyutta yeryüzünde isikli yarinlar için düslenen degisim ve gelisim; Türkiye'nin oldugu kadar Amerikan mevcut siyasi uygulamasinin yonünün mevcut uygulamadan, "hümanist" bir anlayisa yonelmesi ve bu anlamda yeni bir yonelis ve büyük bir degisim dalgasiyla ancak mümkün olabilecektir.


_ . _
Linkler:
* "Turkey is definitely the country of the future. (Ingilizce)
But will it always be? 
Will the future ever arrive?"

A Presentation by Stephen KINZER
* "Goodwill Ambassador of Turkey: Stephen KINZER" - (Ingilizce)
* Reflections of "Crescent & Star:
Turkey Between Two Word" in American Media
- (Ingilizce)
* Stephen KINZER
- Profile (Ingilizce)


©Isik Binyili, Agustos 2002.

   
Bu sayi Nükleer Tehlike'ye karsi ortak bir bilinc olusturmaya ve de
Amerika'da "
Islam"a karsi olusmus onyargilarin azaltilmasina ithaf edilmistir.
ISIK BINYILI e-dergisi - The Light Millennium, Inc., bunyesinde
kamu yararina yayinclik ilkesiyle 17 Temmuz 2001 tarihinde
New York'ta kuruldu.

Kurucu Baskan: Bircan Ünver

ISIK BINYILI: AMAC

"ISIK BINYILI'NIN OZ'Ü SIZLERSINIZ..."
Global Baris Hareketine EVET, Birbirimizi Anlamaya ve Sevmeye EVET, Yüce Insanlik Için EVET, Biricik Yeryüzünü Korumaya EVET,
Daha Iyi Yarinlar Için Büyük Düslere EVET, Global Pozitif Bir Enerjinin Olusmasina EVET, Global Seffaflikla Iç Dünyamiz ve Düsüncelerimizi Aydinlatmaya EVET...
ISIK BINYILI ile ilgili medya bülteni ve kültürel etkinliklerle ilgili duyurulari almak istiyorsaniz,
lütfen bize yaziniz . Iletisim> contact@lightmillennium.org

Yazili ve gorsel ürünlerinizi YAYIN ILKELERIMIZ çerçevesinde,
yayinlanmak üzere dilediginiz zaman gonderebilirsiniz...
ILETISIM

TÜRKÇE
ANASAYFA

YAYIN
ILKELERI

@ ISIK BINYILI e-dergisi Bircan ÜNVER tarafindan tasarlanmis ve üretilmistir.
9ncu Sayi. Yaz - 2002, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org
ISIK BINYILI platformunun düsünsel ürünlerinizle devamini sagladiginiz ve ziyaretiniz için çok tesekkur ediyoruz.
ISIK BINYILI, Mac platformunda uretilmistir.