|
Sanal
Dostluk - III
En Iyi Taraflari Alip Reformist Bir Din
Olusturmak Gerek...
Europa & Artemis
Günaydınlar hanımefendi...Sabah şerifler
hayırlı olsun. İyi uyudunuz mu? Bende bugün
bir miskinlik var! Kahve bile ayağa kaldırmadı,
belki sana iki satır yazınca kendime gelirim
dedim:)) Oysa bir sürü iş var yapacak...
E.T.
olayı gırgırdı. Ilhamdan ben ürettim
o kadar yoksa senin satırlarından gelen bir
şey yok:))) Sen de vallahi lazlık var yağmur
yağıyor diyorum vay sen bana ördek dedin
diyip çıkıyorsun:))) Daha dikkatli olmam
gerekiyor anlaşılan. İçimden geldiği
gibi yazınca, çam
devirmek de oluyor kimi zaman:)))
Evlilik
konusuda da aslında şakaya gelir yanı yok.
Ama o kadar hoş yazmıştın ki kendimi
kaptırdım yoksa çok ciddi bir konudur
ve fikir yürütmek zor. Bilmiyorum ben çok
geç evlendiğim için Thebe de öyle
daha bağımsızlığımızdan
kurtulamadık. Yoksa yapı meselesi mi bilemem
büyük sorumluluk. Işin güzel tarafları
da var mutlaka ama bilmiyorum. Daha da karmasik hale getirmemek
için fikir yürütmek istemem. Ama dediğinde
çok haklısın! Insanın yanında
kendisine destek olabilecek birisini bulması çok
güzel bir şey. Ama yapı olarak ben soliter
bir insanım ve eşim dahil kimseden yardım
isteyemem. Evde durumum çok iyi olduğu halde
yük olmayayım diye üniversiteyi bile çalışarak
kendi imkanlarım ile okumayı tercih etmeye kadar
giden acayip bir adamım. Herkesin şikayeti de
bu. Ne bileyim babam hep derdi "oğlum beylik
çeşmeden su içme" diye galiba
bilinç altına yerleşti herkesi ve herşeyi
beylik çeşme olarak görüyorum bir
şey isteyemiyorum kolay kolay... Hani derler ya eski
uygarliklarin yasandigi ülkelerden birinde, neredeyse
yirminci yüzyilin ikinci yarisi boyuna, ülkesinin
kanini emen ve tokezleten o donemin basbakani gibi, "kendim
için bir şey istiyorsam namerdim" diye:)))
Bu yüzden çok şey kaybettiğimin
farkındayım ama olsun kimseye karşı
boynum eğit değil, borcum olsa bile bankaya
kimse de çamur atacak bir şey bulamaz ve genelde
her nedense çekinirler burada ama bir kere
daha söylüyorum ben bu dünyanın da
a d a m ı d
e ğ i l i m....:)))
Hım
sen de bizim gibi Irlandalı kokenli bir aileye düştün
bakıyorum. Thebe'in baba tarafı da İrlanda
ve Kanada. Thebe'nin oldugu gibi anlasilan senin de karakterin
oralardan alınmış... Inat mı inat
ama çok sağlam insanlar oluyorlar! Sana bir
şey diyeyim mi katolikleri değil ama protestanların
ayin ve klise yaşamları beni hep çekmiştir.
İnsanın içine huzur veriyor bizim o ağır
din baskısını orada hissetmiyorsun. Ben
pek dindar bir insan değilim ama inançlarım
vardır daha doğrusu bir çok din ve felsefenin
iyi tarflarını kendime göre almışımdır.
Aslında böyle yeni bir din oluşturmak lazım
en iyi tarafları alıp reformişst bir din.
Din benim için o zamanın anayasası ve
mevzuatı imiş. Milleti h izaya getirmek için.
Zira sana mı demiştim bir kere daha somut olmayan
şeylere pek inanmam ben ve öteki yaşam
falan hikaye gelir biraz. Mutlaka bir şeyler var
enerjiye dayalı ama ben çözmüş
değilim. En fazla da o toprağın altına
girme olayından nefret ederim. Hele topraktan geldik
toprağa doneceğiz dedikleri zaman tüylerim
diken diken olur. Sabah sabah iyi iç açıcı
şeyler yazdım haaa.
...
Unutma ikimizin de durumu aynı. Çocuklarımız
kesinlikle bizim dilimizi konusmayacaklar ve ola ki geldigimiz
kültürü de hiç benimsemeyecekler.
Bırakalım bari doğdukları yerin insanı
olsunlar. Bizim aile agacinin kokleri, Pakistan'dan...
Dedemin dedesi, yirminci yüzyildaki yikici 1.Dünya
savaşında herkes asker olduğu için
sülalede savaşa katılmaya gelmişler
Türk ordusunda. Dedem Urdu, Farsça, Arapça,
İngilizce bilirmis ama hiç bir zaman bana
kendi ana dilinde konuşmadı. O zamanlar oralar
ingiliz hegemonyası altında olduğu için
bir ingiliz gibi yetişmişti derim 5 o'cloc tea
olayını kaçırmaz sütlü
çay içerdi. Ben din konusunda da çocukları
serbest bıraktım burada katolik koleje gidiyorlar
ama bütün dinleri okuyorlar istediklerini seçsinler.
Bizim dilimizi de ileride isterlerse okusunlar. Karışık
evliliklerde iki taraf da kesinlikle tatmin olmuyor bu
konuda. Çocuklara da çift kültür
vermeye kalktığında bunalım geçiriyorlar.
Önce buranın eğitiminde başarılı
olsunlar sonra isterlerse babalarından giren kandan
istifade ederek bizim dilimizi ve kültümüzü
de öğrenilrler veya ilgilenirler.
...
Sabah mahmurluğu
ile iç açıcı şeyler yazamadım
kusura bakma kahve de bu sabah miskinliğim atmadı
üzerimden neyse akşama artık. Herşey
için sonsuz teşekkürler. Senin gibi dost
kazandırdığı için de birilerine
teşekkür etmem lazım ama kime bilemiyorum!
Kadere mi, yukarıya mı, bilgisayar dünyasına
mı neyse kim duyuyorsa veya okuyorsa bu satırları
teşekkürler onadır. Bir can vermişler
bu dünyaya o da bana candan bir arkadaş oldu
ne büyük mutluluk benden başkası bilemez..
Sevgilerle
iyi bir gün geçirmeni diliyorum.
Europa,
21/11/2001
* * * * *
Hayat mücadele ile geçiyor ne uğruna bir bilebilsem:))
Biliyorum da itiraf etmiyorum.:)) Eh artık günaydın
deme zamanı yaklaşıyor sizin orada sabahın
5.30'u. Biz sabahtanberi tek satır giremedik siteye
teknik bir sorundan dolayı bakalım ne olacak
şimdi onu çözmeye çalışıyoruz
bir taraftan da sana mailimi tamamlamaya çabalıyorum
bu gidişle ayak parmakllarımla da yazmayı
deneyeceğim :))) İyi bir gün geçirmeni
diliyor ve bizim site için verdigin destege,
şimdiden sonsuz teşekkürlerimizin kabulünü
rica ediyoruz.
Dostça sevgilerimle,
Europa .
22/11/2001
* * * * *
Yeni sayinda yayinlamak istedigin yazini çok cesur
buldum. Benden sana naçiz bir tavsiye, boşver!
Donkişotluk günümüzde hele henüz
bizim gibi düşünenlerin yönetime geçmedikleri
günümüzde yararlı değil. Sevdigin
bir baska adi kullan imza olarak. Çocuklarını
düşün eşini düşün kendini
düşün. Hakikaten değmiyor. Ben de
senin gibiyim. Deliyim (mecazi anlamda yoksa aklım
başımda ama bizim yiğen Elara psikiyatr
olunca ilk müşterisi ben olacağıma
söz verdim. Uzanacağım koltuğu bile
ben alacağım, dedim. Bundan tesvik alarak, iki
misli çalışmaya başladı ve
beni korkutmaya başladı cunku sınıfları
ikişer ikilşer geçer de o koltukta kendimi
bulurum diye! Hayatta psikiyatr deneyimim olmadı
ve nefret ederim kendi kendimi çok iyi tanıdığımdan
olsa gerek. Beni Pasiphae'de senden iyi olmasın enfes
bir psikiyatr kız arkadaşım vardır.
Ozellikle yeryüzünden en gelen göçmenler
ve onlarin uyum yasalari üzerinde ihtisas yapmıştır.-
Geçenlerde elinde benim sevdigim bir sise sarapla
çıkageldi. Onunla da, bizim gezegenin
gidisi üzerine konustuk. Oyle bir yere gidiyor ki
her insanın galiba yanında bir psikiyatr ile
dolaşması gerekecek (ben hariç!::)) Nerden
geldik buralara! Ipin uçunu kaçırdım...
...
Hih..hih..hih...hanınefendinin
en verimsiz gününymüş. Su meslekte
düzenli bir yaşam yolu bulduğun an, bana
soylemezsen çoooookkkkkk ayıp edersin ve
iki parmağımı üst üste getirip
"küs" derim (sen bunu bilir misin?) :))
Ben 16 sene Io'da yaşadım. Ama ömrümüz
seyahatlerde geçti babamdan dolayı. Hiç
unutmam Adrestea'den yonetici kesimi içinden,
Io'dan bir taşınışımız
var. Simdi onlarin pasazedelerini görünce
ve ağladıklarını işitince gülüp
geçiyorum.
Su zelzele
olayı olmasa yaşamayı çok istediğim
yerlerden biri de Janus. Orada cok sade, "simple"
bir düzen var, biliyorsun... Bu beni hep beni çekmiştir.
Ama tek hazmedemediğim ne biliyor musun. Oranin
insanlari hep güler yüzlü. Yoh bana göre
değil. fazla nezaket kuşku uyandırıyor.
Ama yine de yaşayabilirim.
Hehheeee...yat
kalk havaların güzel olduğuna dua et.
Buralar bir felaket. Bir yağmur yağdı
bugün. Zaten sinirlerimi de biraz o yıprattı.
Sinope gibi güneşli bir yerden kalk gel olacak
iş değil. İlk geldiğim sene topu
topu 60 gün güneş görünce hadi
dedim benim şansımdan seneye düzelir
her sene aynı senaryo tekrarlanınca gelip
geldiğime pisman oldum. Hala da alışamadım.
Ekran da bile ne kadar eski evimizden, ne kadar Hawai,
Tahiti Paradise Island manzaraları varsa o çıkıyor
. Hep ne istemişimdir biliyor musun. Küçük
bir balıkçı köyü (Kaunos
gibi) bir yerde yasamayi... Ama biliyorum duramam ne
yoksa onu yayinlamaya çalisir, yine musibetlik
ederim:))) Dedim ya bu mikrop bulaştı mı
bir daha temizlenmiyor...
Hımmm...
gelelim şu web sitesinin ikimizi tanıştırması
olayına. Fena halde kıskandım web sitesini...:))
Şaka bir yana ben hayatta hep tesadüf ve kaderin
çizdiği yola inanmış bir insanımdır
(fazla dindar olmasam bile) Tek bir şey söyleyeceim
seni birebir tanımış olmasam bile sana
ısındım, adopte ettim ve kim olursa olsun
ister kader ister talih ister web sitesi, bana yepyeni
ve giderek daha fazla sevdiğim (dostça)
bir insanı kazandırdığı için
de müteşekkirim. Tek bir dileğim var
dostluğumuz son dakikaya kadar sürsün...
Dostça
sevgilerle
Europa
...
Ben
insanlarda cins, ırk, din dil ve cinsiyet farkı
gözetmedigim için genelde o yolu seçmis
olanlar da beni rahatsız etmıyorlar. Taaa ki
bana dokunmadıkları sürece:))) Zevk ve
estetik açısından da daha duygulu olduklarından
olsa gerek daha sanatkar oluyorlar. ..Ama burada escinsel
calıstırma olayı hakikaten mecburi ve ırkcılık
yasası gerekgınce agır cezaya giriyor.
Yabancılar daha o hakkı elde edemediler. Bu
bana Temel fıkrası anımsattı: Temel
40 yıl önce Almanya'ya geldıgınde
escinsellik, Hitler sonrası da yasakmıs. Temel
bir ay önce kesin dönüs yapmaya karar vermıs.
"yaw" demısler n'oluyor sen memnundun buralardan.
Temel baslamıs anlatmaya: "bak Dursin ben geldigimde
escinsellik yasaktı. Yirmi yıl sonra serbest
bırakıldı. Son yıllarda fabrikama
escinsel almazsam kapatılacagını bildirdiler.
Geçen ay evlenmelerine izin verildi. Bu gidisle
Türkler oy kullanabilirler veya Alman vatandaslıgına
geçeblilirler. Ancak escinsel olurlarsa dıyeceklerı
zaman gelmeden ben tüyeyim de bari tek saglam
kalan o yerımızı sımdıden kurtarmıs
olayım....
- Tesekkur edip durmaniz gereken birsey yok. Siz orda
ben burada kendi dagli-tasli patikalarimizda yol almaya
calisiyoruz... Eger su ya da bu sekilde bir katkimiz olursa
bu ancak onur verir... Hani bir ise yaramisligi hissettirir
insana... Senin
oradaki mevcudiyetin ve canbir dostlugun yeter baslıbasına...
-
Bir sonuc alip alamayacagimizdan emin degilim ancak cok
kisa surede olmasa da daha uzun surede mumkun oldugunu
dusunuyorum.
-
Hiç takma kafanı oluruna bırak ya olacak
ya olacak diyenleri de gördük biz hıç
bir sey olmadı sonuçta:)))
-
Sana "bravo capitani" olayını anlatmıstım
galıba yaslandıkça "bunadıgım"
için sen hemen "estagfrullah" falan demeye
kalkma öyle bir yere bir seyı yazmasam "akılsız
basın cezasını ayaklar çeker"
oluyor:))) neyse bir kere daha anlatayım. Savas sırasında
bir italyan yüzbasısı askerlerine haydi
aslanlarım hücuma geçin demis bakmıs
kıpırdayan yok bir iki yine yok almıs kılıcı
çıkmıs sıgınaktan haydi ılerı
aslanlarım diye bir kere daha bagırmıs
sıgınaktaki tüm italyan neferler el çırparak
"bravo capitani" diye alkıslamıslar
ama kıpırdayan yine yok...Bizim millet de öyle
enfes ne iyi yaptınız bosluktu doldurdunuz vallahi
bravo vs demekte ustadır ama hepsi o kadar iste.
Neyse bizim gibi "enayiler" düserse agımıza
ne ala yoksa iki donkisot ellerınde klavyeler bılgısayarlara
saldırmaya devam eder:)))
...
-
Doga ve dis dunya ile tum baglarim kopmus vaziyette...
Gunese ve isiga bakiyor ve GUNESE ve O ENERJININ kaynagina
tesekkur ediyorum.
- Ben bakamıyorum zira günes su sıralar
bu taraflara surat asıyor ama arka bahcede kendime
bir yarim saat
bile ayiramiyorum. Bayramimi kutluyorsun. Tesekkur ediyorum.
Esas bayramim ise cekirdek bir kadro kurabildigim ve iki-uc
surekli ya da sistematik sponsorlarimiz oldugu zaman kutlayacagim!
-
Bizim düsüncelerimiz de aynı senin gibi
deliye her gün bayramdır deyip kendimizi avunduruyoruz
su sıralar:))
Bazen ilginc davetiyeler aliyorum. Iclerinden gercekten
hem mesleki hem de kisisel ilgi alani acisindan gitmeyi
cok istedigim oluyor. Ama gunu gelince, bilgisayardaki
isin baskinligi hep one cikiyor cunku etkinlikleri izlemeye
basladigimda, hersey iki-uc kati gecikiyor cunku ben biraktigimda,
devam edecek kimse yok!
-
I nan aynı durum... Aaa, ne asosyal bir adam oldun
diyorlar bana ve ne resmi düzeyde resepsiyonlarda
suratını gösteriyorsun ne yemeklerde ne
de bizi artık davet edip o güzel yemeklerinden
yediriyorsun sikayetleri tepe gibi oldu.
- Neyse, onumuzdeki haftasonu durum ne olursa olsun mola
veriyorum. Zira Mimas adasinda oturan bir arkadasim kac
zamandir bir parti vermek istiyor ve benden de o partiye
hazirlanmak icin yardim bekliyordu. Ben de hep sunu bir
bitireyim deyip durdum ama en sonunda belki benim icin
de bir mola olur dusuncesiyle, bugun teyit ettim.
Bakalim onumuzdeki Cuma'ya kadar ne kadari toparlanacak!
- "Unutulan Insan" yazindaki imza konusuna gelince,
kendi imzami boyle yazilarda kullanmaktan yanayim. Senin
onerini okudugumdan beri dilime dolandi, eski sol egilimli
sarkilardan biri:
"Korka korka yasamak ne, Korolasin demiyorum, Kor
olma da gor beni!"
Yapmaya calistigimiz nedir? Esasinda MUNCH'un resmindeki
gibi bir CIGLIK.
-
Sen tam bir çılgınsın benden de
çılgın... "My girl", etme çocukları
düsün esini düsün iki gün imzanı
göreceksin ve millet görecek tatminiyle yasama.
Afedersin ama bir kelime kullanacagım daha tam birbirimizi
tanımadıgımız için rahat hareket
edemiyorum bazen affına sıgınarak yazıyorum
bu bizim is bıraz "orgazm" olayına
benzer. Uzun süren orgazmdan yanadır kadın
kısmı erkekler ise kısa süreli tatminden.
Tam bu olay iste....
- Bu denli yok sayilmaya ya da israrla gormemezlikten
gelinmeye dayanamiyorum. Hem kendi adima hem de tum insanlik
adina... Oz'de, farkedilmenin ya da sosyal olarak var
olmanin bedelinin yalnizca; banka hesaplarindaki yuksek
rakama ve politikadaki guce bagli olusuna artik tahammul
edemiyorum... Neyse... belki gerek Ingilizce ve gerekse
cok personal yazilarda, PEN adi kullanabilirim.
Bana daha cekici gelen bir PEN ad dusuncesi daha var.
Onu da henuz hic bir yerde kullanmadim ama kullandigimda
bana ait oldugu, beni ya da dergiyi bilenler tarafindan
hemen anlasilir. BU_3300 gibi bir isim dusunuyorum.
Ama kullanir miyim, henuz emin degilim! Bu da, sen her
ne kadar gelecege ya da gelecekte yeniden dogulacagina
inanmasan da, benim 3300 yilinda yeryuzu ya da bu
evrende var olmayi dusledigimle ilgili...
- Kih..kih..kih...hehheeeee...Tatlı "girl",
su isın anahtarını bulduysan bana da bır
yer ayırt da aynı dönemlerde bulusup etrafı
bır görelım:)))
-
Bu daha cok futurist bir yaklasim. Bu adi da daha cok
F.M. Esfandiary'nin resmi olarak 70'lerin ortasinda
degistirdigi FM-2030 adindan esinlendim. Zira kendisi
2030 yilinda hayata yeniden donturulmek uzere, dondurulmus
olarak ARIZONA'da ALCOR Center'da bulunuyor.
-
Vallahi su klonaj olayından söz ettiklerinden
beri aynı seyı dusunuyorum Thebe'ye de söz
ettım ıkıncı bır Europa, ıstemez
mısın evde dıye. Gözlerını
öyle bır actı kı ıstemedıgını
anladım ve bır daha da bahsetmedım:))))
- Bizimkiler gelmeden bir sayfa daha hazirlayabilecek
miyim, bakalim? Gene gordugun uzere YAZI beni ele gecirdi!
-
Ben de daha sabah kahvaltısı yapmadım bılıyor
musun ögle yemegı zaten geçtı saat
olmus dört sana yazmayı bıtırdıkten
sonra bır sey atıstıracaım zıra
gurul gurul dıye bıryerlerden ses gelıyor
da çıkaramadım nereden oldugunu:)))
-
Sen sımdı hemen kendını sorumlu hıssedeceksın
onun ıcın belırteyım H A Y I RRRRRRR
zıra bızım cocuklar haberlerı gırmekle
mesguller onları kontrol etmek ıcın kıpırdamadan
beklerken sana yazayım dedım. Sımdı
de "vay senın bos vakıtlerının
oyuncagın mıyım " falan dıye
lazlık yapma, ne yazacagımı bılemem
sonra:)))))
- Guzel bir haftasonu dilegiyle saglicakla ve dostca kal.
-
S enin için de geçerli her ne kadar tanımasam
da esine de Europa'dan selamlarımı ilet çocukları
da yanacıklarından öp. Bir gün bir
yerlerde nasıl olsa bulusup tanısacagız.
neydi 3025 miydı o zamana kadar beklemeyi tercih
edersen o baska ıs elbette:))))
En güzel günlerin senin olması dileklerimle. Dosça
sevgilerle...
Europa is tired and hungerstriked:)))
*
* * * *
Bırrrrrr.....
Kendimi çırılçıplak hissettim
bir an inan...Bari bir de çıplak resim çektireyim,
yollayayım onu da tüm intergalaktik satellite
araciligiyla yayimla!!! Ne bu? Anladığım
kadarıyla bu "girl" olayından hoşlanmıyorsun.
Ben genelde yeğenlerden ve sevdiğim insanlardan
kalma bu alışkanlığımı sende
de sürdürmeye kalkıştım. Tamam..tamam..bir
daha demiyeceğim. Saygıdeğer hanımefendi
önce gecenin bire yaklaşan saatlerinde sizin
orada dur bakayım akşamüzeri, iyi geceyarısı
falan değil elektronik kutunu geceyarısı
olup da rahatsız ettiğim için özür
dilemeye gerek yok:)))
Çıplaklık
olayına döneyim. Hakikaten ben sana içimden
geldiği gibi ve sadece sana başkaları okusun
düşüncesiyle yazmadım. Ben bu dünyadan
çekip gittikten sonra bir kitapta falan toparlar
veya o zamanlar çok gelişmiş olan sitende
"yaw böyle acayip bir adam vardı"
diye yazarsın, ne dersin? Surat asma öyle...Ay
yine "girl" dedim Hanımefendi öyle
surat asmayınız lütfen. Tamam çok
emek verdiniz kestiniz, kırptınız, alakasız
yerleri temizlediniz ve ortaya hakikaten enfes bir eser
çıkardınız ama...işte o aması
uzun hikâye....Bilemiyorum ben hiçbir zaman
alışamadım bu tip olaylara. Ve genelde
iki kişi arasında olmuş, geçmiş,
yaşanmış acı, tatlı, seksi vs
olayların bir üçüncü tarafa
yansımasından hep rahatsız olmuşumdur.
En son örneği de galiba yazmıştım
sana Pasiphae''de var bir bayan meslekdas var, adi, soyadı
simdi aklıma gelmedi aynı zamanda yazar bir
kız açıkça söyleyeyim sevmem
kendisini. Bir zamanlar bu bayan meslekdas, bir
yazarla başından geçmiş bir olayı
diline doladı bir aralık. Deli oldum ve kendimi
diline doladigi yazarin yerine koydum. Tamam adam çapkın,
ama gazeteci milleti olarak biz birbirimizin herşeyini
yazmaya kalksak kütüphaneler dolar. Sana pardon
size bir şey diyeyim mi saygıdeğer hanımefendi,
my girl:)) bu tip olaylardan en fazla haz duyanlar da
okuyucular oluyorlar. Zira onların gözünde
biz gazeteciler ulaşılması zor insanlarız
(ki benim mesleğe başladığım
zamanlardan hatırlıyorum büyüklerimin,
ustalarımın yanına yaklaşamazdım.
Çağırdıkları zaman giderdim.)
ve yaşamımız sürekli gizli daha doğrusu
kamuya açık olmadığından dolayı
da hep merak konusu olur onların gözünde.
Son yıllarda hiç bir şey kapalı
kalmadı artık. Ama lütfen beni eski ekolden
kabul et. Sana yazdıklarım, pardon size kalsın
çok değerli hanımefendi. Bu dünyadan
göçtükten sonra da istediğinizi
yapmakta serbestsiniz. İmza Europa.
Istersen bir de siber parmak izi yollayayım skannerden
geçirerek:))) Ne dersin girl, bu yazdıklarıma.
Ay..ay..yine girl dedim. Ne dersiniz acaba hanımefendi
bu yazdıklarıma? Ne olacak biliyor musun? Pardon
biliyor musunuz? İçimden geldiği gibi
bir daha yazamayacağım. Dostluk, güven
üzerine kurulmalı ve öyle gitmeli derim.
Emme velakin sen, beni de ünlendirmek istiyorsun
anlasilan...
.
. . . .
Neyse midem ağrımaya başladı yine
ama senden dolayı değil yediğimden dolayı.
İçkimi de içemedim bu akşam mide
ağrısından. Site olayı üç
gündür deli etti hepimizi. Yeni bir format denedik,
site tumden kilitlendi. Çıkardığımızda
tıkır tıkır çalışıyr
o zaman da bir espirisi kalmıyor. Çocuklar
onun üzerinde çalışıp duruyorlar.
Bütün bunlar tansiyon yükseltici olaylar.
Sana yazdıktan sonra da devam ettik çalışmaya.
Sonra bilişimci çocuk "abi on saattir
yemek yiyemedik" deyince kendimi çok fena
hissettim.
.
. . . .
- Hıncını fena çıkarttın,
mosmor ettin önce fon olarak yazdığın
mektupla ardından da sanal diary ile.:)) Hımmm
sen misin o kadar isinin arasında hanımefendiye
ek iş çıkartacak harflerde mektup yazan.
Al sana mosmor bir mektup kağıdı beyazlat
ve oku:))) Bir önemli şey daha "girl"
demekle sakın sizi "toy" biri konumuna
sokmak (mesleki veya sosyal açıdan)
küçümsemek gibi bir niyetim yoktu. Beni
hakikaten tanımadığınız için
size ağır gelmiş olabilir. Sadece ve sadece
bir sevgi nitelikli yaklaşımdır. Ama başkalarının
alaya almasına da izin veremem elbette. Benim için
kuzenlerim nasıl "girl" ise, rahmetli yakin
bir dostumun (ki evli) kizi benim için nasıl
"girl" ise ve Pasiphae'daki
sevdigim arkadaşım nasıl "girl"
ise sizede ısındığımdan dolayı
aynı şekilde davranmak istedim. Hata işlediğimin
şimdi farkına varıyorum. Özür
diliyorum.
Europa.
25/11/2001
- - - - -
Not:
Isimler; Europa, Thebe, Elara, Io,
Sinope, Adrestea,
Pasiphae, Deimos (kedi), Jupiter'in etrafindaki
ay'lardan... Janus ve Mimas, Saturn'un ay'larindan...
Artemis, mitolojideki Uretim Tanriça'sindan esinlenilmistir.
Gerçek sanal yazismalardan bir derlemedir. Sadece
isim ve yer adlari degistirilmistir.
©
The Light Millennium, August 2002
|