|
Türkiye'nin
Çiçekleri:
Yasayan Hazine
Prof. Tuna ETIM
TURKIYE’NIN BITKISEL ZENGINLIGI
Giris
Bitki cesitliligi acisindan Turkiye dunyanin
en zengin ulkelerindendir. Bu zengiligin sebepleri su
sekilde gibi ozetlenebilir: Cesitli tipte iklimlere sahip
olmasi; kisa mesafeler icerisinde onemli ekolojik degisikliklere
sahip olmasi; jeolojik ve jeomorfolojik cesitlilik; cesitli
sulak alanlara (deniz, gol ve akarsu) sahip olmasi; deniz
seviyesinden 5000 metreye kadar degisen yukseltileri;
Avrupa-Sibirya. Iran-Turan ve Akdeniz bitki cografyasi
bolgelerinin kesistigi bir alan olmasi. Anadoludaki cok
sayida yuksek dag silsilesi, bitki turlerinin olusmasi
ve bunlarin yayilisinin onlenmesine sebep olur. Buna ek
olarak, tarihi jeolojik devirler icinde Anadolu, Asya,
Afrika ve Avrupa kitalari arasinda bir gecis koprusu olusturmus
ve bu da bitki ve hayvan turlerinin yayilmasin ve cesitliligin
artmasini saglamistir. Butun bu faktorler sonucu Anadolu’da
zengin bir bitki ve hayvan tur zenginligi olusmus olup,
yaklasik ucte biri endemic olan 9.000 civarinda cicekli
bitki turu ile 80.000 civarinda hayvan turunun burada
yasamasi sonucunu dogurmustur. Bu cok sayidaki tur ve
alt turler insanlik icin buyuk ekonimik deger tasimakta
olup bunlarin gelecekte kullanilmasi kacinilmazdir.
Anadolo’da bulunan cok sayidaki
sira daglarin canlilarin yayilisi icin bir engel olusturduklari
ve zoolojik analizler acisindan onemli olduklari bilinmektedir.
Bu daglar kitalarin biyolojik kompozisyonlarinin olusmasina
sebep olmalari acisindan da onemlidir. Ayni zamanda Anadolu’da
bulunan bitki ve hayvan zenginligine neden olmalari dolayisiyle
de onemlidirler. Bitki ve hayvanlarda gorulen evrimsel
varyasyonlar bu engellerden etkilenmislerdir. Ozellikle
buzul devreleri ve ondan sonraki periyodlarda bu daglar
canlilarin yayilimini onemli bir sekilde onlemeleri yaninda,
yayilis ve cesitlenmelerini sinirlandirmislardir. Ornegin
Anadoludaki Toros, Binboga, Munzur, Karadeniz Daglari
gibi yuksek daglar yaninda Istanbul ve Canakkale bogazlari
da kara ve tatli su hayvanlarinin gocleri icin onemli
bir engel olmustur. Bu daglarin, ornegin doguda Agri dagi
ile batida Uludag, digger bir onemli cografik ozelligi
ise bunlarin canlilarin cesitli gruplari icin bir siginak
gorevi gormeleri ve extrem iklimsel ozelliklere sahip
olmalari nedeniyle de izole sahalar olusturmus olmalaridir.
Turkiye,
uc kitanin ortasindaki konumu ve dort mevsimin yasandigi
bir ulke olmasi nedeniyle, ayrica gecirdigi jeolojik devirlerden
miras kalan birikimleriyle barindirdigi canli turleri
acisindan dunyanin en zengin ulkelerinden biridir. Nesli
tukenmekte olan hayvanlardan, dunyanin baska hicbir yerinde
bulunmayan (endemic) bitkilerine kadar, pek cok canliya
barinak o1mustur. Ancak ulkemizde bu ender ve onemli zenginlik
hakkinda buyuk bir bilgi acigi vardir.
Her biri 26 dakikalik 12 bolumden o1usan
bu dizi belgeselde, yurt icinde bilgi aciginin kapatilmasi
amaclanirken, yurt disinda da Turkiye’nin tanitimina
katki saglanmasi bedeflenmektedir.
Dizinin bilimsel altyapisi, deger1i akademisyenlerin
yillarin birikimi olan ozgun ca1ismalari ve yabanci
kaynaklarla desteklenmistir. Dizinin yapimi 5 yilda tamam1anmistir.
Dizide Turkiye’nin biyolojik cesitliligi is1enirken,
bitkisel, ozellikle de floristlik zenginli~ine (çiçeklerine)
agirlik veri1mistir.
Cekimler sirasinda Anadolu’nun en
zor u1asi1an yerlerine dort mevsim gidi1mis ve en nadide
turler dogal ortamlarinda goruntulenmistir.cetin doga
kosullarinda, (+55 oC
& 25 0C) surdurulen ca1ismalarda yilda ortalama 50.000 km. yol katedilmistir.
Projenin gerceklestirilmesi,Tema Vakfi’nin
koordinasyonu, TRT’nin Post-Produksiyon, Yayin Hizmetleri
ve Yapi Kredi Bankasi’nin mali destegi ile saglanmistir.
TOPOGRAFYA ve JEOLOJI
Turkiye, Anadolu ve Trakya parcalarindan
olusmus olup genisligi Fransa ve Iberik yarimadasinin
3 mislinden fazladir. Anadolu’nun genis bir kismi
plato seklindedir. Dogu Anadolu ile Anadolu’nun
kuzey ve guneyini olusturan daglar Alp-Himalaya sisteminin
bir parcasidir. Anti Toroslar’in dogusunu olusturan
yay, Dogu Anadolu dag sisteminin bir uzantisi olarak devam
eder. Mezopotamya’nin kuzeyini olusturan guney Anadolu
bolgesi Suriye colunun bir devami seklindedir. Ege Bolgesi
Platosu denize dogru tatli bir dususle sonlanir ve dogu
Ege adalarina burunlar halinde uzanir.
Kuzey Anadolu boyunca kiyilar denize dik
ve sert olarak girer. Guney sahillerimizde de ayni durum
gorulur. Bu nedenle her iki sahillerimizde de pek ada
olusmamistir. Kuzey Anadolu’nun dogu kesiminde dag
siralari yuksek, devamli ve denize yakindir. Cogu daglar
3000 metreye ulasir. En yuksek sira Rize’nin guney-dogusundaki
Kackar daglaridir. Bu bolgede bulunan ve dogudan batiya
dogru siralanan Coruh, Yesilirmak ve kolu Kelkit Cayi,
Kizilirmak ve Filyos nehirleri kayalari parcalayip surukleyerek
alluviyal ovalar olusturmuslardir. Bu nehirler ayni zamanda,
kiyilarda olusan Akdeniz vejetasyonunun bazi elemanlarinin
bolgenin ic kesimlerine dogru yayilmasini da saglarlar.
Ordu’dan itibaren bu daglar daginik olarak yer almaktadir.
Genellikle puskuruk kayaclardan ve flislerden olusan bu
dag siralarinin ust kesimleri mermerdir.
Bati Anadolu daglarinin cogu dogudan batiya
dogru uzanir ve Gediz ve Buyuk Mnderes gibi nehirler bu
daglar arasindan kivrilarak akarlar. Bu daglar tebesir,
kalker, mikasist, bazi puskuruk kayaclar, granit yaninda,
Sandras dagi ve Marmaris cevrelerinde oldugu gibi, endemik
bitkilerce zengin serpantin ana kayalardan olusmuslardir.
Anadolu’nun guneyinde ise, kuzey
Anadolu’da oldugu gibi, kiyilar sarp ve dik olup
ovalar Antalya ve Adana illerininin yakininda yer almaktadir.
Toros dag silsilesi en gozebatan dag silsilesi olup bu
dag silsilesinin dogu ve batisi Goksu vadisi ile ayrilir.
Benzer dik ve derin vadiler Aladaglar ve Bolkar daglarini
da ayrilmaktadir. Dogu Toroslar’in bir kolu olan
Amanos daglari Iskenderun korfezine dogru uzanir ve Suriye
sinirindaki Samandagi’na ulasir. Guney Anadolu daglarinin
en hakim ana kayasi sert kalkerler olmakla birlikte yer
yer bazik puskuruk kayaclar ile tabakli sistlere de rastlanir.
Amanos daglarinda kalkerler daha azligi yaninda bazik
puskuruk kayaclar daha genis alanlar kaplamaktadir.
Orta Anadolu Platosu genellikle 800-1000
m yukseklikte olmakla birlikte nisbeten duz sayilabilecek
bu arazi parcasi icinde yuksek daglar da bulunmaktadir.
Bolgenin ortasi yavas yavas alcalir ve ortasinda agacsiz
bir cokuntu havzasi olan Tuz golu olusur. Orta Plato genellikle
kalkerli, killi ve marnli yumusak kayaclardan olusurken,
Sivas ve Cankiri cevrelerinde endemiklerce zengin jips
ana kayadan olusan tepeler yeralir. Su anda faaliyetini
durdurmus olan Karadag, Hasan Dagi ve Erciyes Dagi gibi
pek cok volkan bu platodan cikar. Bu volkanlarin tufleri,
Nevsehir cevrelerinde peribacalari ile taninan Kapadokya’yi
olusturmustur.
Guney Anadolu disarda tutulursa, Dogu
Anadolu platosu, Orta Anadolu’dan daha yuksek (1700
m veya daha yuksek) ve daha cok dagliktir. Burada Toroslar’in
kuzeydogusundan Susehri’ne dogru Anadolu Caprazi
denen bir daglik kemer uzanir. Dogudaki en buyuk akarsular
Coruh ve Aras, guneyde ise Firat ve Dicle nehirleri ve
bunlarin kollaridir. Dogu Anadolu daglarinin cogunda cesitli
bazik puskuruk kayaclar hakim iken Munzur daglarinda kert
kalker, Cilo daglarinda ise dolomit kayaclar genis alanlar
kaplar. Yuksek daglar 4. jeolojik zaman volkanizmasi ile
olusmustur. Bunlardan bazilari Suphan dagi (4434 m), Nemrut
Dagi (2250 m) ve Turkiye’nin en yuksek dagi olan
Agri dagi (5165 m) dir. Van golu ile Ardahan arasindaki
yoreler basaltic lavlar ile kaplanmistir.
Guney Dogu Anadolu’nun topografyasi
yaninda iklim ve florasi da Dogu Anadolu’nun geri
kalan yerlerinden biraz farklidir. Bu bolge Firat ve Dicle
nehirleri arasinda uzanan bir ova halindedir. Dogu Anadolu
Platosuna gore daha alcak ve duz olan bu bolge, 800 m’den
Suriye sinirina dogru 300-400 m’ye dogru yumusak
bir sekilde alcalir. Bu bolgenin en onemli yuksekligi
Urfa-Diyarbakir arasindaki Karacadag (1919 m) dir.
Trakya ise topografik yapi, iklimi ile
biyolojik acidan cok degiskendir. Karadeniz Daglari’nin
alcalarak devami olan Istranca daglari genellikle sisti
bir yapidadir. Bolgenin buyuk bir kismi sulari Ergene
nehrinde toplanan engebeli bir plato halindedir. Avrupa
ile Asya kitalarini birbirinden ayiran Marmara denizinin
kuzey batisinda yeralan ve alcak yukseltide kum taslarindan
olusan Tekir daglari guneydeki Gelibolu yarimadasina dogru
uzanir.
TÜRKIYE
FLORASININ BAZI ILGINC OZELLIKLERI
1-Endemizim
Endemik
bitkiler ulkenin tamamina yayilmis olmakla birlikte Trakya’da
azdir. Endemiklerin coklugu acisindan en zengin bitki
cografyasi bolgeleri, genellikle genis yayilis gosteren
endemiklerce zengin olan Iran-Turan bolge ile Akdeniz
bolgeleridir. Alyssum, Asyneuma, Alkanna, Rhamnus, Salvia,
Sideritis ve Verbascum gibi bazi cislere ait turler Anadolu’dan
kokenlenmislerdir. Farkli bolgelerde bunlara ait turler
birbirleri ile yer degistiren bir yayilis gosterirler.
Akdeniz ve Iran-Turan bolgeler arasindaki floristik iliski,
bu bolgelerin Avrupa-Sibirya bolgesi ile olan iliskilerinden
daha yakindir. Endemik bitkilerin cogu bu bolgelerin bulustugu
ve birbirleri ile gecis gosterdikleri alanlarda bulunmaktadir.
Floranin
ilk cildleri yayinlandiginda Turkiye’de yaklasik
8000 olacagi tahmin edilen tur sayisi 1988 de ilk 10 cildin
tamamlanmasi ile 8428’e nihayet 2000 yilinda 11
cildin tamamlanmasi ile 9222’ye ulasmistir. Ilk
10 ciltte yayinlanan endemiktakson sayisi ise 2939 iken
11. cilt sonunda bu sayi da 3708’e ulasmis bulunmaktadir.
Endemizm yuzdesi ise %34.5 tir. Bu sonuclar ulkemizin
floristik zenginligini ve bu zenginligin korunmasinin
onemini acikca ortaya cikarmaktadir.
2-Anadolu
Caprazi
Turkiye
Florasi ile ilgi bir diger olay ise Anaadolu Caprazidir
(Anadolu Diyagonali). Bu fikir ilk olarak floramizin editorlugunu
yapan Ingiliz botanikci P.H Davis tarafindan Iskocya’nin
Edinburgh kentinin Kraliyet Botanik Bahcesinde 1971 de
toplanan birinci Guney-Bati Asya Bitki Hayati adli simpozyum’da
ortaya atilmistir. Davis, Turkiye Florasi’nin ilk
cildine dayanarak elde ettikleri bulgular sonucunda, Orta
Anadolu’nun dogusunda bitkilerin yayilisini engelleyen
bir engel oldugunu, pek cok bitki turunun bu diyagonalin
dogusunda ve batisinda yayilis gostermedigini belirtmis
ve bu caprazin Bayburt-Gumushane cevrelerinden dogu veya
anti-Toroslar’a dogru uzanan bir egri oldugunu,
oraya ulastiginda iki kola ayrilarak, bunlardan birinin
Amanos daglarina, digerinin Orta Toroslar’a dogru
iki kisa kol halinde devam ettigini ileri surmustur. O
siralarda hemen karar vermeye yetecek fiziki, jeolojik,
toprak ve iklimsel veriler elinde olmadigi icin Davis
bu kesintinin sebebini jeo-historik nedenlere baglamis
ve bu konuda daha ayrintili calismalar yapilmasi gerektigini de belirtmistir.
Ayri
adli bilimsel toplantinin gene ayni yerde ve kurulusta
yapilmis ve 1985 yilindaki bu toplantida Diagonalin bulundugu
ulkede calisan iki Turk botanikcisi (Ekim ve Guner), Turkiye
Florasinin o zamana kadar yayinlanmis 8 cildi ile yapilan
son calismalarin verilerini de biraraya getirerek, daha
ayrintili bir calisma yapmislardir. Butun bu verilerin
degerlendirilmesi sonucu arastiricilarin bulunduklari
sonuclar asagidaki sekilde belirtilmistir.
Elde
edilen verilere gore ulkemizde Davis tarafindan ileri
surulen boyle bir bitki yayilisinin bulundugu ve buradan
da caprazin bulunusu reddedilemez. Ancak bu floral kesintinin
sebebi Davis tarafindan ileri surulen fikirler yaninda
hatta ondan daha cok, caprazin iki tarafindaki ekolojik
farkliliklara da dayanmaktadir.
Elde
edilen palinolojik verilere gore, son 18.000 yil icinde,
Turkiye’de iklim degisikliklerinden kaynaklanan
4 farkli vejetasyon tipi hakim olmustur. Bu periodun basinda,
ulkede step vejetasyonu hakim durumda iken 12000 yil evvel
orman vejetasyonu genislemeye baslamis ve 8000 yil evvel
egemen hale gelmistir. Bugun ulkemizde insanin sebep oldugu
ve digger etkiler nedeni ile, tekrar step vejetasyonu
genislemeye baslamistir. Bilindigi gibi, ozellikle Iran-Turan
floristic bolgesinde genc yani yakin tarihlerde olusan
endemikler, yasli yani eski jeolojik devirlerde olusan
endemiklerden daha fazladir. Zoharu tarafindan da belirtildigi
gibi, bu yeni endemikler buzul devrinden sonra olusmus
olmalidirlar. Miyosen jeolojik periyodunda (zamanimizdan
50-60 milyon evvel) baslayan dag olusumu hareketleri halen
devam etmektedir. Bu hareketler GB ve KD Anadoludaki bazi
eski bitki kalintilarinin bulunusunu izah etmekte bize
yardimci olabilirse de yeni endemiklerin yayilisi konusunda
pek aciklayici olamaz. Diger taraftan, buzul periyodu
sirasinda, ozellikle 2000 metre ve uzerindeki daglarda
yetisen bazi turler sert iklime dayanamadiklarindan ya
yokolmuslar veya daha alcak yorelere goc etmislerdir.
Bu devrin sona ermesi ile bu turler tekrar eski erlerine
donmus olmalidirlar. Bu hareketler sirasinda tur sayisinda
bir azalmanin olmasi kacinilmazdir. Ancak son zamanlarda
ulkemizde yeni endemiklerin artan sayilari nasil izah
edilebilir. Butun bu dusuncelere ek olarak Anadoludaki
son 20.000 yil icinde yasanan iklim degisiklikleri 2000
metrenin altinda yetisen bitki turlerini de etkilemistir.
Diger bir deyisle, iklimsel degisiklikler nedeniyle, bazi
step bitkileri de ortadan kalkmistir. Bizim fikrimize
gore step a;anlarinda endemic bitkilerin bollugu iki sebebe
dayandirilabilir: 1-Dogudan batiya bitki gocu; 2- Tur
seviyesinde evrimlesme. Anadolu caprazinin dogusundan
batiya bir bitki gocunun oldugu aciktir. Bu kesimde endemizm
orani yaklasik %30 iken, batisinda %65 ve diyagonal uzerinde
ise %75 dir. Bu durumda, ozellikle son zamanlarda yasanan
evrimlesme, ulkemizin floristic zenginliginin, neo-endemiklerin
coklugu ve diyagonal ile ilgili olarak bunlarin yayilis
seklini ortaya cikaran sebep olarak gozukmektedir.
|