|
Islam'in
Tinsel Matriksi
Mehmet
DEDE
Asagidaki
sohbet 2002 yilinin Mayis ayinda yazar, egitmen ve imam
Feisal Abdul-Rauf ile New York'ta gerceklestirilmistir.
Dinin tinsel yanindan, A.B.D.’de gittikce daha cok
konusulmaya baslanan "Amerikali Musluman" kimligine
ve Kuran-i Kerim’in tam anlamiyla kavranmasi icin
neden Arapca okunmasi gerektigine kadar bircok degisik
konuyu icine aliyor.
Manhattan’da Al-Farah Mescidi’nde imamlik
yapan ve ayni zamanda da dunyanin degisik ulkelerinde
konferans ve seminerler veren Feisal Abdul-Rauf (Imam Feisal) konusunda Amerika’daki
en etkin isimlerden
biri. Yazar olarak Islam’i Allah’in
evrensel dini seklinde tanimladigi “Islam: A
Search For Meaning” (Islam: Anlam icin Arayis) ve
Islam hukukunu ve tarihini gunumuz kosullarini da icine
alarak inceledigi “Islam: A Sacred Law” (Islam: Kutsal Hukuk) adinda iki kitabi bulunuyor.
Aslen
Misirli olan Imam Feisal, Ingiltere, Malezya ve Misir’da
egitim gordukten sonra New York’ta Columbia Universitesi’ne
kabul edilir. Buradan Fizik derecesi ile mezun olan Imam
Feisal, master’ini Stevens Institute Of Technology’de
Plazma Fizik konusunda yapar.
Imam
Feisal, daha etkin ve kurumsallasmis bir yapida calismalar
yapmak ve Islam sanati, kulturu ve sufizmi tanitmak icin
1997 yilinda ASMA (American-Sufi
Muslim Association) dernegini kurar. Kar amaci
gutmeyen ve politik bir amaci olmayan ASMA organizasyonunun
hedefi Islam kulturunu merak eden ve ilgi duyanlara sergi,
konferans, kitap, atolye, sempozyum, film ve konserler aracililigiyla tanitici ve aydinlatici
bir kopru kurmaktir.
Bu amaci gerceklestirmek icin Imam Feisal ayni
zamanda Amerika'da Islam dini ile ilgili onyargilari kirmayi
hedefleyen bir seminerler dizisi de veriyor. Cesitli kulturlerden, etnik kokenden ve irktan
gelen katilimcilar icin Islam gelenegini cok iyi bilen
Imam Feisal'in bu seminerleri egitici ve aydinlatici bir
islev tasiyor.
Imam
Feisal bundan bir sure once PBS’te (Amerika’nin
egitim/kultur agirlikli devlet kanali) yayinlanan “Muslims” (Muslumanlar) adinda bir belgesele danismanlik yapti.
Islam’in degisik yonlerini ortaya koyan belgesel,
“Icinde yasadigimiz dunyada ve zamanda Musluman
olmak ne anlama geliyor” sorusu etrafinda gelisiyor
ve Iran, Misir, Malezya, Turkiye ve ABD’de yasayan
Muslumanlar’in gunluk hayatlarindan ornekler gosteriyor.
Islam
adina nitelikli ve saygin calismalari olan Imam Feisal’la
yapilan bu roportajin Islam’in ozellikle Amerika’da
basina fazla yansimayan bir yonune dikkat cekecegini umit
ediyorum (Yazinin daha ayrintili Ingilizce aslini Light
Millennium’dan okuyabilirsiniz.)
"Mescide gelen insanlar dinin ruhani boyutunu ariyorlar."
_ Imam Feisal, uzun bir suredir imamsiniz.
Aileden mi geliyor bu gelenek?
_ Babam, New York ve Washington’taki
Islamic Center’in basindaydi. Dedem de Misir’daki
koyumuzun imamiydi. Ruhani yonu olan ve inanci yuksek
bir aileden geliyorum. Hatta atalarimdan biri de bir Sufi
seyhiydi.
_
New York’ta gorev aldiginiz Al-Farah
Mescid’ine gecmeniz nasil gerceklesti?
_ Turkiye’deki Halveti tarikatının
Cerrahiye kolundan merhum Seyh Muzaffer Ozak * beni bu
gorev icin onerdi. Yilda iki kere, Nisan ve Kasim gibi,
alti haftaligina Amerika Birlesik Devletleri’ne
ziyarete gelirdi ve ulkeyi gezerdi. 1983 yilinin Nisan
ayinda Seyh Muzaffer Ozak’in zikir torenlerinden
birine davet edilmistim ve onunla ilk defa orada tanistim.
Kasim’da New York’a geri geldiginde benimle
gorusmek istedigi haberini aldim. Onunla bir araya geldigimizde
“Bu camiinin imami olmanizi istiyorum” dedi.
_
Siz de kabul ettiniz
_ Reddedilebilecek birsey degil bu.
_ Cuma
namazi icin mescidinize gelen cemaatiniz cok degisik kultulerden
insanlari bir araya getiriyor. Bu insanlarin nereden geldiklerini
ve kim olduklarini biliyor musunuz?
_ Namaza gelen insanlar genelde New York’un
Uptown ve Brooklyn bolgelerinden veya New Jersey’den
geliyorlar. Amerika’da yasayan Muslumanlar’in
cogu gocmen, ikinci nesil Musluman veya burada okumaya
gelen ogrenciler. Mescide gelen insanlarin ortak ozelligi
Islam’in tinsel yani ile ilgileniyor olmalari. Dinin
ruhani boyutunu ariyorlar.
ISLAM:
A SACRED LAW
Feisal Abdul Rauf
_ Kitabiniz
“Islam: A Search for Meaning”de
(Islam: Anlam icin Arayis), “Bu kitap, bir Islam
aliminin degil, Musluman bir vatandasin eseri,”
diyorsunuz. Daha akademik bir usluptan bilerek mi kacindiniz?
_ Muzigin profesoru olmak icin muzisyen
olmaniz gerekmez. Ayni sekilde, din hakkinda cok bilgili
olup yeterince ruhani yaniniz olmayabilir. Din hakkinda
herseyi bilmeyen ama etik ve tinsel olarak cok dolu insanlar
da tanidim. Bu farki ayirt edebilirsiniz, ayni verdigim
ornekte oldugu gibi. Elbette ki, din calisip ogrenilebilinir
ama calisma ve arastirma isin tinsel ve dinsel yanini
yansitmiyorsa, o kisi sirtinda kitaplari olan bir essege
benzer. Kafasinda bilgisi var ama bu davranislarini etkilemez.
Olimpiyatlari dusunun. Bazi spor dallarinda profesyonel bir sporcu
olmaniz gerekmez, amator olarak da yarisa katilabilirsiniz.
Bu kotu oldugunuz anlamina gelmez, altin madalya bile
kazanabilirsiniz. Spor bransinda profesyonel olmak ne
anlama geliyor? Eger profesyonelseniz, bu isi hayatinizi
kazanmak icin yapiyorsunuz demektir. Profesyonel ya da
amator olabilirsiniz. Bu beceriksiz ya da daha az bilgili
oldugunuz anlamina gelmiyor.
_ Yine
kitabinizda insanlarin surekli olarak arasinda gidip geldikleri
degisik bilinc duzeylerinden bahsediyorsunuz. Bu gibi
zamanlarda algilama ve varolus duzeyimize ne oluyor?
_ Insanoglu, bilincinin niteligi ile tanimlanir.
Ayik oldugunuz zaman belli bir duzeydesinizdir, uykulu
oldugunuzda baska. Alkol alirsaniz, indirgenmis bir bilinc
duzeyindesinizdir. Bazi uyusturcular bilincinizi yukseltir.
Dinin tinsel yani, bilincinizi arttirmaya yoneliktir.
Bizim icin uyku ve ayik olma duzenleri arasinda gidip
gelme bilinc duzeyimize dikkat cekmek icin bir uyaridir,
Allah’tan gelen bir ipucu gibi birsey. Sizin varolus
haliniz hergun icinde uyandiginiz haldir. Dogmadan once,
oldukten sonra uyku halinize benzeyen bu hale donersiniz.
Kuran’da “Allah her gece uyuduktan sonra ruhlari
alir, uyanmadan once de teslim eder. Uzerine olum hukmettiklerini
tutar, digerlerini birakir,” der. Boylece, bizi
yaratanin sozleri ile insanlarin ic yapisina bakma sansimiz
olur.
Bazen
uyku sirasinda onemli ipuclari aliriz, bunlari ruya olarak
tabir ederiz. Bundan dolayi Sufizm’de ruyalara ayri
bir onem verilir. Yaratanla iletisim kurmak icin bir yoldur
bu. Ruyalari yorumlama becerisi cok onemlidir. Ruhani
liderler, ki Muzaffer Ozak bunlardan biriydi, tum ruyalarimizin
ayni olmadigini, bazilarinin yanlis bazilarinin da dogru
oldugunu ogretir. Cogu dogru ruyalarin anlami harfi harfine
gercek degildir. Ruya esnasinda gordugunuz gercek olmayabilir,
semboliktir ve yorumlanmasi gerekir. Bu da ayri bir beceri
ister, hatta bununla ilgili olarak yazilmis kitaplar da
vardir. Mesela Ibn-i Seerins’in “Ruya Sozlugu”nu okursaniz
ne kadar zengin oldugunu gorebilirsiniz. Ruyalari yorumlamak,
bir sanat oldugu kadar bir bilimdir de ayni zamanda.
_ Yorumlamaktan bahsetmisken,
Kuran’da kullanilan Arapca sozcuklerin birden cok
anlami oldugunun altini her zaman ciziyorsunuz. Kuran’in
Ingilizce cevirisini okuyan birisinin kitabin tum anlamini
kavrayabilecegine inanabiliyor musunuz?
_ Arapca, 15 yuzyildir degismeyen birkac
dilden biridir. Ingilizce’ye bakarsaniz, 16. yuzyildaki
Shakespeare doneminin Ingilizcesini anlamak guctur, daha
da geriye giderseniz gunumuz Ingilizcesini konusanlar
anlayamazlar bile. Uc-dort yuzyil icinde bircok dil esas
itibari ile oylesine cok degisti ki gunumuzde anlasilmalari
cok guctur. 15 yuzyil icinde Arap’cadaki kelimeler
renk ve sekil kazandilar. Bu degisim Ingilizce ve daha
bircok baska dilde de gerceklesti, dil “renklendi.”
Fransizca ve Italyanca bunun icin hosumuza gider, cunku
kelime sadece anlam tasimaz, icinde muzik de vardir. Dean
Martin “That’s Amore” dedigi zaman belli
bir oz vardir bunda. Mesela, operaya ilgisi olanlarimiz
icin Puccini’nin bir operasini Italyanca’dan
Ingilizce’ye ceviremezsiniz. Kuran’i Ingilizce
olarak okuyabilirsiniz, ama tum anlamini kavrayamazsiniz.
"Insanlarin birbiriyle olan sorunlarinin temelinde
birbirini anlayamama veya anlamak istememe yatiyor."
_
Bu sene Islam’in tinsel yanindan
hukukuna kadar genis bir alani kapsayan bir dizi ders/seminer
vermeye basladiniz. Siz de bu derslerde yeni seyler ogreniyor
musunuz?
_ Evet, hem de belki daha da fazla cunku
hayat surekli devam eden bir yolculuk ve siz sadece daha
cok degil daha detayli seyler ogrenmelisiniz. Bizler 60'larda
okurken, ogretme teknikleri babaminkilerden daha ileriydi.
Bizim fen labaratuvarlarimiz vardi, onun yoktu. Bugunun
cocuklari bilgisayar gibi bizde olmayan yeni ogretme metotlari
ve teknikleri ile ogreniyorlar.
_
Islam dininin egitiminde de buna benzer
bir ilerleme var mi?
_ Benim de sikayetim bu. Lisede, diyelim
ki kimya dersleri alirken Pascal Teoremi, Boyle Kanunu,
periyodik cetvel vs gibi seyler ogreniyorduk. Halbuki
300 yil geri gittiginizde bunlar daha bulunmamisti bile.
Islam hukuku, bin yildan daha uzun bir sure once bulundu,
yazildi ve gelistirildi. Ama ogrenciler icin kolay anlayabilecekleri
bir sekilde ogretilmiyor. Mesela, bugunun lise ogrencileri
gorecelik kuraminda bulabileceginiz Lorenz donusumunu
ogreniyorlar ama Einstein’in arastirma ve kitaplarini
okuyup anlayamazlar. Lise kitaplari belli bir fikri Einstein’in
belgelerinden alip basit bir sekle sokuyorlar. Etkili
ogretme iste budur. Bir lise ogrencisini vasifli bir insaat
muhendisi yapmak icin anlasilmasi zor muhendislik kitaplarinin
icine atamazsaniz. Islam hukukunun ana prensiplerini alip,
mesela terminolojisini, okulda temel egitim olarak vermeliyiz
ki yeni nesil Muslumanlar Islam hakkinda daha detayli
bir anlayis gelistirsinler. Bunun eksikliginden dolayi
Musluman dunyasinda buyuk bir sorun var. Bircok kisi Islam
hukukunu yorumlamada yeterli ve nitelikli oldugunu saniyor
ama aslinda degil. Temel fikirleri bile anlamiyorlar.
_
Musluman olmayanlara Islam’in tinsel
yanini ogretmek ve tanitmakta basarili ve etkilisiniz.
Onlarin sizi dinlemesini nasil sagliyorsunuz?
_ Insanlarin birbiriyle olan sorunlarinin
temelinde birbirini anlayamama veya anlamak istememe yatiyor.
Dil sadece kelimelerin bir toplami degildir. Herkesin
kendi ic dili de vardir. Siz, bir erkek olarak, kadinlarin
dilini anlamazsaniz bir kadinla iletisim kuramazsiniz.
Onemli olan konustugunuz dil degil, insanlarin sizin sozlerinizi
nasil anladigi ve yorumladigidir. Saglikli iletisim kurmak
icin insanlarin sizin sozlerinizi duygusal ve mantiksal
olarak anlamasi lazim. Bunu basarmak icin dogru yontemleri
kullandiginiz zaman sozleriniz onlarda sevgi ve saygi
uyandirir. Bu onlarin da aradigi birsey oldugu icin insanlari
kendinize bu sekilde cekebilirsiniz. Kucuklugumden bu
yana Batili toplumlarda yetistirildigim icin o toplumlarda
yasayan insanlarin degisik uyarimlara nasil karsilik verdikleri
konusunda dogal bir his gelistirdim. Hem Dogu’yu
hem de Bati’yi gormus olmamdan dolayi her iki kulturu
birlestirebiliyorum.
"Dinin insan uzerindeki en derin etkisi, insan olmanin
ne demek olduguna yonelik bir arayistir."
_ ASMA dernegi olarak hedefleriniz nedir
ve simdiye kadar bunlardan ne kadarini gerceklestirebildiniz?
_ Bircok hedefimiz var. Islam’in gunumuz
kosullarindaki inancina iliskin sesimizi yukseltmek istiyoruz.
Sadece bir din olarak degil ayni zamanda tinsel olarak
da. Bu temel gorusle ortusen bircok konu var. Bunlarin
arasinda kimlik sorunu basta geleni cunku bircogumuz din
ile kultur arasindaki cizginin cok belirgin olmadigi geleneksel
toplumlardan ve eski medeniyetlerden geliyoruz: Misir,
Mezoptomya, Iran, Hindistan, Anadolu ... Atalarimiz Muslumanligi
kabul ettiklerinde kulturlerinin Islam prensiplerini,
etiklerini ve hukukunu ihlal etmeyen yonleri devam etti.
Bugun Musluman dunyasina seyahat eden birisi bu karisimi
gorebilir, bir nevi “dini-kulturel karisim”dir
bu. Daha sonraysa, dunyanin her tarafindan insanlar Amerika’ya
goc ettiler ve merkezlerini kendi etnik kimlikleri cercevesinde
tekrardan kurdular. Bu insanlarin aliskanliklarinin cogu
kultureldir, dinsel degil. Burada dogmus-buymus
ve kulturel olarak Amerikali olan ikinci nesil Muslumanlarla
bu durum daha da bolundu. Bu Muslumanlar inanclari cercevesinde
dinlerinin gerekliliklerini yerine getirmek istiyorlar
ama anne-babalarinin yetistirildigi kulture kendilerini
yabanci hissediyorlar. Bu nedenle, benim “Amerikali
Musluman” olarak adlandirdigim bir kimlik gelistirilmeli.
Hukuku, ibadetleri ve dini pratikler olarak Islam olan
ancak ayni zamanda Amerikan ve Bati kulturunun izlerini
tasiyan bir kimlik. Hedeflerimizden bir tanesi bunu basarabilecek
bir ortam olusturmak.
_
Islam ve Sufizm arasindaki iliski nedir?
_ Dinin insan uzerindeki en derin etkisi,
insan olmanin ne demek olduguna yonelik bir arayistir.
Din, bu arayisin cevabinin Allah’i anlamada ve bu
iliskinin gelistirilmesinde yattigini soyluyor. Dinimizi
sosyolojik bir ortamda, yani aile veya ulke gibi, yasamayi
ogrendigimiz zaman bunu harici bir sekilde ogreniyoruz
– distan iceri dogru. Kiliseye, camiiye, sinegoga
goturulduk ve o sekilde yetistirildik. Din, baslica olarak
ic benligimizin en derin yonuyle ilgilidir. Peygamberimizden
kusaklar sonra bile din disaridan iceriye dogru olarak
yasandi, ama ic aydinlanma ve irade olmadan. Boylece Islam
geleneginde ic benligini gelistirenlere ki peygamberimiz
ve cevresindekiler de bunu yapmislardir, sonradan Sufi
dendi.
Peygamberimizin doneminde, kendisine ve cevresindekilere mumin
denirdi. Hatta Kuran’i Kerim’de Islam dinini
kabul eden ve “Imanimiz var, bizler mumin olduk”
diyen Bedevi Araplar’a peygamberimizin “Hayir,
sizler mumin degilsiniz” demesini ister. “Onlara
Musluman olduklarini soyle, ama iman daha kalplerine girmemistir
de,” der.
“Biz inanclari olan muminleriz, sizin ise inanciniz yok sadece
Muslumansiniz” demek elbette politik olarak kolay
degildir cunku bu deger tasiyan bir ifadedir. Boylece
etiketler degisti. Dini adetlerini yerine getirenlere
Musluman dendi, cunku dinin dis gostergelerini yerine
getiriyorlardi. Kendilerini ic aydinlatmaya teslim edenler
baska bir isimle cagrilirlardi. Politik olarak dogru isimlerle.
Sufi kelimesinin nereden geldigi tam olarak bilinmiyor. Bazilari
yun anlamina gelen “soof” kelimesinden geldigini
soyluyor cunku peygamberimiz yun giyerdi. Bazilari ise
Yunanca bilgelik anlamina gelen “sophia” kelimesinden
geldigini soyluyor (“Philosophia,” felsefe,
bilgelige karsi duyulan ask anlamina geliyor). “Tasavvuf”
ve “Sufizm” yansiz (notr) kelimelerdi, daha
sonralari hassas hale geldiler.
_
Yine kitabinizda peygamberimizin mukemmel
mumini, “Hayatla icli disli olan, ondan kacmayandir”
seklinde tanimladigini soyluyorsunuz. Sufiler bu ince
dengeyi nasil sagliyorlar?
_ Sufizm, kendi ic benligimizi gelistirme
ile ilgilidir, mukemmel bir mumin olmak icin bir cabadir.
Allah’in bir asigi, Allah’la mumkun oldugunca
bir olmaktir. Bir hadiste, Allah diyor ki (Kuran degil
hadistir bu) “Benim kulum onu gorevlendirdigimden
daha cok sey yapip gelirse benim icin daha degerlidir.”
Kisacasi, Allah’a yakinlasmak icin Allah’in
yapilmasini istedigi seyleri yapin, yapilmamasini emrettigi
seyleri yapmayin. Hadis devam ediyor: “Sonra kulum
gerektiginden daha fazlasini yaparak bana gelir: Daha
fazla ibadet, daha fazla oruc, daha fazla zekat... ta
ki ben kulumu sevene kadar. Kulumu sevdigim zaman, onun
gozu, kulagi, eli, ayagi” baska bir yerde de “kalbi
olurum” der. Allah sizi sevdigi zaman, kendinizi
korunmus ve guclu hissedersiniz. Hayatinizda kucuk mucizeler
olusmaya baslar, sanki gorunmez bir kuvvet sizin icin
herseyi ayarliyormus gibi olur. O seviyeye geldiginizde
artik veli-u Allah’sinizdir, yani sizi koruyan Allah’in
bir arkadasi.
|
*
EL-HAC ES-SEYH ASKI MUZAFFER OZAK
Sultan
Abdulhamid Han'in Huzur Hocasi Mehmed Efendi'nin
oglu olan Muzaffer Efendi, 1916 senesinde Istanbul'da
dunyaya geldi. Istanbul'da 30 sene sureyle 42
camide muezzinlik, imamlik, hatiblik ve vaizlik
yapti. Emekliliginden sonra da devam ettirdigi
bu hizmetlerin yanisira, Sahaflar Carsisinda kitapcilik
da yapan ve Islam tasavvuf nesvesine cok buyuk
katkilari bulunan Seyh Aski Muzaffer Ozak, 1981
yilinda "Turk Tasavvuf Musikisi ve Folklorunu
Arastirma ve Yasatma Vakfi" ni kurarak, bu
nesveyi Avrupa ve Amerika'ya da tasidi. Dine ve
inanca en uzak ve lakayt durumdaki insanlardan
bile Islam'a cektikleri. Buyuk espri gucu, hazir
cevapliligi, tarihi bilgileri ve suslu sohbeti
sayesinde sevenleri gunden gune cogaldi. O kadar
ki, 1985 Subat'inda vefat ettigi zaman, cenazesine
cesitli Avrupa ulkelerinden ve Amerika’dan
bile bircok insan gelmistir.
|
(Muzaffer
Ozak ile ilgili ozet www.dergah.s5.com
sitesinden alinmistir.)
Fotograflar:
© 2002 Frank "Abdul-Majid" Vriale
Yukaridaki roportajin daha kapsamli bir versiyonu,
Light Millennium - Summer 2002 sayisinda yayinlanmistir.
|