|
Isigi
Gorebilmek
Necla MARASLI
O
zamanlar baharlar daha mi sicakti bilmem. Oglen sicagina
denk gelen mayisir, zil sesiyle bir gurultu yumagi olup
caddelere sokaklara cozulurduk. Son zili bekleyen simitci,
pismaniyeci, cekirdekci, macuncu okul kapisinda bekleyen
randevusuna sadik delikanlilara siper olurlardi. Belli
belirsiz kacamak bakislar ansiz saniyelerde birbirini
yakalardi. Bir kiz digerinin koluna cimdik atar “
Sist!..Baksana gelmis seninki,” derdi fisildayarak.
Belli belirsiz gulumsemelerde, suzgun nazli ifadelerde,
icinde birkac dizenin yazili oldugu kivrilmis kagit parcalarinda,
arkadaslar araciligiyla iletisimlerde, anket defterleri
itiraflarinda saklanirdi ask. Platoniklikler yasanirdi.
Tadi doyumsuz o bakislarin keyfini daha sonra baska asklarda
yasadik mi bilmem.
Kendimizi
bilmezdik de gercek aski yasiyoruz sanirdik. Belki de
gercek ask o yasananlardi kim bilir?
Iki
zaman arasinda sikismis bir yasti o yaslar. Ne cocuktuk
ne buyuk, gecmis ve gelecek reddediyordu bizleri. Arada
kalmis, sIkIsmis, bir adim ileriye gidebilme cabalari
icinde celiskiler yasiyorduk.
Evimizin
kapisi digger odalarin, mutfagin ve banyonun acildigi
genis, kare bir hole acilirdi. Cadde ve sokak paralelinde
bir evdi. Oturma odasi ve misafir odasi sagda cadde tarafina,
yatak odasi, mutfak, banyo bolumleri solda sokak tarafina
bakardi. Evin sokak tarafindaki cephesinin onunde agacli
bir bahcemiz vardi. Cadde ayri sokak ayri bir dunyayi
yasardi. Cadde tarafi yasaminin icindeki beni, sokak tarafi
duygularimin icindeki ben yasatirdi bana. Bazen evimizin
konumunu kendi arada kalmisligima benzetirdim.
“Ben”
diyebilmek istiyordum, ama ben kimdim bilmiyordum ki.
Nasildim, gerceklerim neydi? Kendimi tanimaya calisiyordum
ama tutunamiyordum ki, sabit degildim. Ruhum, cinselligim,
organizmam hizla inceden inceye degisiyordu. Saklamak
istedigim gizliliklerime saygi duyulmasini istiyordum
ama sizintilarim beni satiyor, aciga cikariyordu. Yalnizliga
dogru gomuluyordum. Silik olmak istiyordum. Bu donemi
atlatincaya kadar belki saklanmak, kapima yazi asmak,
“girmek yasaktir” diyebilmek istiyordum. Ama
celiskilerim izin vermiyordu ki. Bangir bangir dinledigim
muzikler “o burada” diyordu. Nereye ait oldugumu
bilmemekten dogan guvensizligimi ele veren duygularimdan,
bir cesit guc maskesinin altinda sertlikler yaparak korunuyordum.
Adim okulun karatecisine cikmisti. Erkeksi davranislar
begenmedigim disiligimi sakliyordu. Bir kadin olarak guzel
goremiyordum kendimi.
Sonra
bir gun nasil olduysa o lacivert kazakli cocugu fark ettim.
Bana nasil bakti bilmiyorum. Ayri siniflardaydik, teneffus
zili calsa da yine karsilassak, bana yine oyle baksa derdim.
O baktiginda sanki saniyeler uzar, uzardi da erirdim.
Kalbim mi bende atardi ben mi kalbimde bile mezdim. O
bana baktiginda guzeldim disiydim “ben”dim.
Defterlerimin, kitaplarimin kimi bos yerlerine onun ve benim adimizin ilk harflerinin kaynasmis
amblemlerini cizerdim. Ask bu muydu?
Neyi
beklerdik gunlerce, haftalarca bilmezdim, neden beklerdik.
Gulse bana bir sey dese isterdim. Gelse gozlerinde gordugum
masali anlatsa isterdim. Parmak uclarima kadar akan tukenisimi
avuclarinda tutsun isterdim. Elim elinde olsa, ona ait
olsam, onda kalsam isterdim…
Ve…
Bana
hic benzemeyen bir baska kizla ilgilendigini duydum.
“O
SARISIN” kizla.
Tam
bir donemecteyken bicaklanmistim sanki. Kosede kalmistim,
gidemiyordum.
Saclarimi
sucladim, sarisin olmak istedim…
Okuldan
geldigim bir ogleden sonraydi. Kapiyi acip iceri girdim.
Gunes, isigiyla bahce tarafindan, agaclarin arasindan
evin en giz koselerine gelmis, parcalanmis oyunlar sergiliyordu
salinarak.
Ruhum
dinlendi…
Kapinin
tam karsisinda portmantomuz vardi hani su bir zamanlar
moda olan, aynali, kapitone deri portmantolardan. Kapiyi
kapatip, ayakkabilarimi birakmak icin portmantoya yaklastim.
Yapraklarin
arasindan suzulen isik geldi saclarima dokundu. Olmayani
isterken, olanin guzelligini goremeyen gozlerime gunesin
seslenisiydi bu. Saclarim kizil bir isilti selalesi oldu.
Buyuydu
bu.
Oyle
guzeldim ki, oyle cok guzeldim ki…
Bir
daha sarisin olmak istemedim.
|