|
Denizkiziyla
Denizdelikanlisi
Nuran
TURAN
Denizkizinin
saclari deniz delikanlisinin gogsunde dagilmisti. Denizdelikanlisinin
eli
denizkizinin kumral saclarinin telleriyle oynayan gunesin
ilk isiklari arasinda kaybolmustu.
Martilar
yeni uyanmis, denizin ak yuzunde yikanan isiklarda dans
ediyorlardi. Kiyiya vuran dalgalar bembeyaz kopukten ciceklerini
havalara atiyorlardi.
Denizden
yukselen tuzlu yosun kokusu insani sarhos edecek kadar
yogundu. Usul
usul cekilen kureklerin suya dalis cikislari bu renkli
sabaha uyum sagliyordu. Gulumseyen yuzlerinden denizkiziyla
denizdelikanlisinin mutlulugu, sabah yeliyle gun isigina
karisiyordu.
Kayigin
kureklerini ceken yasli kayikci bu mutluluk resmini gorunce
sasaladi. Kurekler suda gidecegi yonu karistirdi. Kayikci
bu guzel resmi beynine saklamak istercesine ozenle izliyordu.
Gozlerini
kirpti. Gercekliginden kuskulandigi bu goruntu ona cocuklugunda
dinledigi bir masali animsatiyordu ama o masalda denizdelikanlisi
yoktu. Yalniz yasayan bir denizkizinin masaliydi o.
Oysa
burada gordugu deniz kizi mutluluktan neredeyse uykusunda
dans eden bir varlikti.
Bu
gorkemli goruntunun guzelligi balikcinin aklini basindan
aldi. Coskuyla ayaga kalkti.
Sallanan
kayikta balikci dengesini kaybetti ve sabahin sakinligini
bozarak denize dustu.
Balikcinin
suya dusmesinin denizde yankilanan sipirtisina, uyuyan
sevdalilar uyandilar. Korkuyla etraflarina bakindilar.
Denizde yuzerek kendilerine gelen balikciyi gorunce de
denize atladilar.
Balikci
kiyiya ulastiginda onlar coktan uzaklasmislardi. Az once
denizkiziyla denizdelikanlisinin mutluluk tablosu sergiledigi
yere balikci nefes nefese oturdu. Gorduklerine hala inanamiyordu.
Aradan
gunler gecti. Denizkiziyla denizdelikanlisinin mutluluk
tablosu artik balikcinin yasama sevinci olmustu. Ne zaman
cani sikilsa onlari dusunuyordu ve elinde olmadan gulumsuyordu.
Yine
bir aksam ustu deniz kenarinda oturmus dusgucuyle denizkiziyla
denizdelikanlisini gormeye calisan balikci birden irkildi.
Tam karsisinda denizin icinde yukselen bir kaya parcasi
vardi.
Denizkizi
onun uzerinde oturuyordu. Elinde de bir deniz kabugu vardi.
Kocaman kavki kulagina dayamis mutlu bir gulumsemeyle
dinliyordu. Balikci bu deniz kabuklarinin icinden denizin
sesinin geldigini bilirdi.
Denizkizinin
denizin dalgalarinin sesini andiran bu guzel sesi dinleyerek
keyiflenmesi ona yabanci degildi.
Batan
gunesin isiklari denizin gumus yuzeyinde cesitli oyunlar
oynuyordu. Bu oyunlara zaman zaman denizden firlayan baliklar
da katiliyordu.
Gunesin
son isiklari baliklarin pullarina cesitli renklerde yansiyordu.
Seftali ciceklerinin pembesi, menekselerin moru, papatyalarin
sarisi baliklarin pullarindan havaya saciliyordu.
Balikci
bu doyulmaz guzellikteki manzarayi seyre dalmisti. O sirada
denizdelikanlisi elinde kocaman bir istiridye kabuguyla
yuzerek geldi ve denizkizinin yanina cikti oturdu.
Tabak
gorevini ustlenen istiridye kabugu cesitli deniz urunleriyle
donatilmisti.
Iki
sevgili aksam yemeklerini yediler. Sonra da gunesin batisini
birbirlerine sarilarak seyre daldilar. Hava karardi. Iki
sevgili hala sarmas dolas kayanin uzerinde oturuyorlardi.
Ilerde
kocaman bir balikci motoru sessizce kiyiya yaklasti. Balikcinin
keskin gozleri sahile cikan denizcileri izledi. Balikci
birden urperdi, korkuyla yerinden firladi.
Motordan
cikan adamlarin kotu niyetini anlamisti. Motordakiler
dinamitle balik avlamaya gelmislerdi. Caresizlikle etrafina
bakindi. Yapabilecegi birsey yoktu.
O
an olan oldu buyuk bir gurultu ile yer, gok, deniz sarsildi
dev gibi dalgalar gokyuzune uzandi. Dalgalarin en ustunde
denizkiziyla denizdelikanlisinin goge dogru yukseldigini
goren balikcinin gozleri doldu.
Iki
sevgiliyi gozleriyle izlerken gozyaslarinin arasindan
onlarin goge ulasip yildiz olduklarini gordu.
Gozlerinden
akan yaslari silmek icin basini one egdiginde ayaklarinin
dibine yigilan cansiz baliklari gordu. Balikci yere coktu
ve hungur hungur aglamaya basladi.
Denizkizi
ile denizdelikanlisi gokten onu sevgi ile izliyorlardi.
Yazarin izniyle yayinlanmistir. ©Nuran Turan
|