KARANLIKTA HIÇ BIR SEY KALMASIN!
Yeni Nüklear Silahlara HAYIR... Yeni Nükleer Hedeflere HAYIR... Nükleer Savas Için Yeni Gerekçelere HAYIR... Nükleer Testlere HAYIR...
Yildiz Savaslarina HAYIR... Uzayin Silahlandirilmasina HAYIR...
Her Çesit Silah Üretimine, Savas ve Savas Kültürüne HAYIR...
Yeryüzümüz henüz bir tane... Onu tahriplerimiz sonucu yok edersek, baska nereye gidecegiz?

Vahşi doğada ilk uluslararası çalışma yayınlandı

Süha DERBENT: Yüz Yüze


Türkiye’nin ilk ve tek vahşi yaşam fotoğrafçısı Süha Derbent, hergün birçok belgesel kanalında severek ve ilgiyle izlediğimiz soyu tükenmekte olan vahşi hayvanların yaşamlarını görüntüledi ve onları bir foto-albümde topladı.

Uzun yıllardır dünyanın bir çok farklı ülkesinde yaptığı çalışmaların yer aldığı bu foto-albüm  İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayınlandı. “Yüz Yüze” adını alan kitap aslında, vahşi kedilerin yaşamını gözler önüne sererken, aynı zamanda diğer vahşi hayvanların yaşamlarına dair görüntü, bilgi ve çekim aşamasında Derbent’in yaşadıklarını da içeriyor.

Dünyada çok az sayıda fotoğrafçının yaptığı bu çalışmaya bir Türk olarak imza atan Derbent bu kitabı ile  Türkiye’nin ve Türklerin de böyle çalışmaları dünya çapında gerçekleştirebilecek durumda olduğunu gösterdi.

“Yüz Yuze”, genç neslin, bu hayvanların tükenmesine ve yaşamalarının dünya açısından önemine karşı dikkatlerini çekmeyi amaçlıyor. Kitaptaki tüm bilgiler, bu bakış açısıyla ve yediden yetmişe herkesin ilgisini çekebilecek sürükleyici bir dille kaleme alındı. 





Kızım Deniz Derbent (küçük kedi) için...

Sunuş

Vahşi doğada hayvan portrereleri çekmek için, onlarla yüz yüze gelebilmek gerekiyor. Bu, benim için zorlu bir uğraş oldu. Çünkü onların hayatını izlemeye başlayınca kendimle de yüz yüze geldim. Bir anlamda yüzleştim aslında. Bu kitaba bakmanın ve okumanın da böyle bir anlamı olsun diye düşündüm. Herkesin doğa, hayvanlar ve kendisi ile yüzleşmesini istedim. Çünkü son 24 saat içinde, herbiri evrimin 4 milyar yıllık ortak ürünü olan 1türlerin içinden 3 canlı türünün soyu 2tükendi. Evet ne yazık ki bu durum,  her gün insanlar işe giderken, çalışırken, eğlenirken ve gece evlerinde  huzurla uyurken  başımıza gelen bir katliamdan başka birşey değil!

Evet, biz bunu başarmak için çok çalıştık. Burada amaç ise genellikle daha yüksek yaşam standartı sağlamak, daha fazla tüketim yapmak, daha çok yerleşim alanı edinmek gibi somut  lüks tüketim ihtiyaçlarından ibaret. Bugün net olarak, biyolojik üretimin yüzde 40’ını biz kullanıyor ve harcıyoruz.3. ABD, Kanada, İngiltere ve diğer gelişmiş ülkelerde yaşayanların nüfusu, toplam dünya nüfusunun  yüzde 23’ü kadar, ancak bu nüfus, yeryüzünde yaşamı destekleyen kaynakların yüzde 80-90’ını kullanıyor.4  İnsanoğlu sadece ihtiyaçları için doğal kaynakları tüketmekle kalmıyor tabii ki. Bazen de bu tüketişin yerini; çeşitli kazalar, yok edilmesi gereken atıklar, belki ormanlık alanlara dikkatsizce atılan bir kibrit ya da sigara izmariti veya sıklıkla ticari nedenlerle, bazen de sadece zevk için çekilen tetik alıyor. Ve tabii ki sona doğru yaklaşıyoruz...

Önümüzdeki yüzyıl içinde günde 30 türün tükeneceği tahmin ediliyor. Ve buna bağlı olarak da yine önümüzdeki yüzyıl dünyadaki türlerin yarısı tükenmiş olacak.5

Hal böyleyken, “Hayvanları sever misiniz?” diye sorulduğunda çoğumuz buna olumlu yanıt veriyoruz  Ve ben, herkes hayvanları sevdiğine göre dünyada silah ve uyuşturucudan sonra en büyük kara paranın, illegal hayvan ticaretinde nasıl döndüğünü  hep merak ediyorum. Kimlerin kurutulmuş kaplan penisi için binlerce dolar verdiğini, vücudunda afrodizyak madde bulundurduğu için bir gergedanın, tek bacağını vurarak kaçamaz hale getirilerek,  o halde kimlerin boynuzunu kestiğini de merak ediyorum. Çünkü son 200 yıl içinde dünya memelilerinden 60 tür tükendi.6 Öte yandan bizim durumumuza bakarsak; 1950’lerden bu yana insan nüfusu 2.5 milyardan – 5.7 milyara çıktı. Önümüzdeki 50 yılda ise bu sayının katlanması bekleniyor.7

     Ve yine ben, yedi yıl önce başladığım vahşi doğa fotoğrafçılığı sırasında, tüm yaşamını hayvanlara adamış insanlarla da karşılaştım. Bazen sadece bir aslanın yaşamını kolaylaştırmak için, tüm yaşamlarını ona adayıp hiç bir popülaritesi, ödülü ve hatta maddi karşılığı olmadan bu işi yapan insanları gördüm. Bir kaplana aşık olduğu için ülkesini terk edip ormanda yaşayan insanlar da tanıdım. Ve son yıllarda bu tür örneklere giderek daha sık tanık oluyorum. Yani artık böyle bir yaşam biçimi bir çok insana şehirdeki yaşamdan daha anlamlı ve onurlu geliyor.

     Güney Afrika Cumhuriyeti’nde ilk fotosafari yaptığım güne kadar ben de bir çok hayvanseverden farklı değildim. Hayvanları sevdiğimi biliyordum ancak onların tükenişlerini izlemek zorunda kalıyordum. Ama bu fotosafariler sonrası hayvanseverlik  kavramı benim için de farklı bir hal almaya başladı. Doğaya hiçbir zararları olmayan, ihtiyaçlarından fazlasını tüketmeyen o eşsiz canlılarla karşılaşmak onlara duyduğum sevgiyi ve hayranlığı giderek artırdı. Özellikle de çocukluğumdan bu yana hayran olduğum kediler benim için kaçınılmaz ilgi odağı oldu.. Sonuçta artık ben fotoğraf çekmek için seyahat eden bir fotoğrafçı olmak yerine biraz da orada olmak ve gördüklerimi dünya ile paylaşmak için fotoğraf çeker hale geldim. Çünkü orada, onların yakınında bulunduğum süre içinde, hayvanlara yakın olabilmenin verdiği ayrıcalık duygusunun da dışında onlardan çok şey öğrendim. Onlara imrendim, hayran oldum ve saygı duydum. Gereksinimlerinden daha fazla yaşam alanı istemediklerini, aç olmadıkça diğerlerine karşı saldırgan olmadıklarını, rol yapmadıklarını ve bulundukları ortama zarar vermeyip bu dengeyi koruduklarını gözledim. Onlardan, sabırlı olmayı öğrendim. Bazen bir hayvanı ararken her gün, her an yeniden ümit edebilmeyi öğrendim. İz sürerken onları bulamadığım uzun günler boyunca günde kaç kez hayal kırıklığını kaldırabileceğimi, bana onlar öğretti. Davranış biçimleri ile ilgili yapılan araştırmaları okuyup bunu doğadaki deneyimlerimle birleştirerek; izlerken, akıl yürütmeyi, tahminde bulunmayı ve muhakeme yapmayı öğrendim. Afrika’da, “iyi bir iz sürücü hayvanın kendisi olur ve onu bulur” derler. Bu bilgileri hislerimle birleştirdiğim zamanlar iyi bir iz sürücü olabildim ve hayvanları görebildim. Tüm bunları yaşarken düşündüğüm ve herkesin düşünmesini istediğim şey şuydu. Vahşi hayvanlar doğanın bizden daha az parçası değiller ve doğa üzerinde yaşam biçimleri itibariyle bizden daha fazla hakka sahipler. Her ne amaçla olursa olsun onların yaşam haklarına verdiğimiz en küçük zarar, bize katlanarak geri dönüyor. Bizler artık 2000’li yıllara başlamışken neleri geri dönmemek üzere yitirdiğimizi gözden geçirmeli ve buna göre tavrımızı belirlemeliyiz. Unutmayalım ki; çocuklarımıza, sadece resimlerini gösterebildiğimiz hayvanların sayısı giderek artıyor. Yani birgün doğa o kadar tükenecek ki, hayvanları resimde gösterebileceğimiz gün, artık bizim de yaşamımız zorlaşacak. Hatta o gün bizde olmayacağız...

Ve Yüzyüze

Yedi yıla yayılan çalışmamın ürünü olan bu kitap iki bölümden oluşuyor. Büyük kedilere olan sevgi ve hayranlığım tüm çalışmamı biçimlendirdi. Gittiğim her yerde öncelikle onlar üzerinde çalıştım.Yaşayan 7 büyük kedi türü arasından benim fotografladığım büyük kediler; başta Bengal Kaplanı olmak üzere Aslan, Leopar ve Çita oldu.

Kitabın ilk bölümünü büyük kediler oluşturuyor. Bu bölümde yer alan kaplan, çita, leopar ve aslan, kedigiller (Felidae) ailesinden. İsimlerinin yanında yer alan latince adların birincisi cinslerini, ikincisi ise türlerini belirtiyor. Bu satırın altında “Nesli tehlikede” ibaresini gördüğünüz hayvanlar ise CITES1’in veya IUCN2’in nesli tehdit altındaki türlere ilişkin oluşturduğu kırmızı listede adı geçen hayvanlar. Her iki kurum da tehlikenin büyüklüğü ve korunma öncelikleri ile doğru orantılı olarak bu hayvanları belli kategorilerde listeliyor. Ben de hangi kategoride olursa olsun görüntülediğim hayvanlar arasında bu listelerde adı geçenleri belirttim. Çünkü istatistiklere göre; genellikle bu listeye giren hayvanların durumu hiç de önceki yıllardan daha iyiye gitmedi ve listeden çıkmaları mümkün olmadı bu güne kadar. Ayrıca kitapta yer alan tüm hayvanların yaşam sürelerini3’de belirttim.

Büyük kedileri ararken, onları bulmak için, ilişkileri bulunan yani onlarla aynı doğada yaşayan diğer hayvanları da tanımak ve bilmek bir zorunluluk. Tüm seyahatlerimde bu nedenle büyük kediler dışında da bir çok hayvanı görüntüledim.Ve onları da kitabın ikinci bölümünde bulacaksınız.

Vahşi doğada fotoğraf çekmek belki ilk bakışta riskleri ve zor koşulları da olmasına rağmen çekici ve cazip bir uğraş olarak görünebilir. Bu pek  yanlış da sayılmaz. Çünkü doğayı ve hayvanları seven biri için her türlü fiziksel yorgunluk doğada yaşanılanların  yanında hafif kalabilir. Uzun, çok uzun ve bitmeyecekmiş gibi gelen yolculuklar, yollarda geçirilen her türlü kaza, yakalanılan yüksek ateşli tropik hastalıklar, doktor ve ilaç bulunamayışı, bazen yiyebilecek yemek bulamamak gibi buna benzer/benzemez sorunların üstesinden geliniyor gerçekten de. Ama benim için asıl sorunlar çok farklıydı her defasında. Bu, dışarıdan fark edilmeyen sorunları çözebilmek hiç kolay değildi. Bu belki de işin en zor tarafıydı. Ama tek başıma değildim. Evet, bu kitapta benim adım yazıyor ama en az benim kadar emeği olan birisi daha var. Daha yola bile çıkmadan “acaba kaplanı bulabilecekmiyim”le başlayan stresli ve uykusuz gecelerimde uyumayıp benimle sabahlayan, gittiğim yer dünyanın hangi köşesi olursa olsun mutlaka her gün bir yolunu bulup beni telefonla arayıp bana moral veren ve aradığım büyük kediyi bulabileceğime beni inandıran, seyahat sırasında karşılaştığım her türlü teknik aksaklığı benim hala anlayamadığım bir beceri ile oturduğu yerden sadece telefon ederek gideren ve hepsinden önemlisi  maddi getirisi olmayan bu işi sürdürmemdeki inadıma destek veren sevgilim Füsun Saka bu çalışmanın yapılmasında ve  kitabın oluşmasında ciddi pay sahibi. Bu nedenle kitabı okurken ve fotoğraflara bakarken çektiğim her karede onunda emeği olduğunu herkes bilsin istiyorum. Çünkü o, yıllardır yaptığım bu çalışmanın moral ve yaşam sponsorudur aslında...



1 Peter Raven, Botanist, Missouri Botanik Bahçesi Müdürü, Wabhington Üni. Biyoloji Profesörü

2 Stuart L.Pimm, Tennesee Üni. Ekoloji Profesörü

3  Peter Raven, Botanist, Missouri Botanik Bahçesi Müdürü, Wabhington Üni. Biyoloji Profesörü

4  Peter Raven, Botanist, Missouri Botanik Bahçesi Müdürü, Wabhington Üni. Biyoloji Profesörü

5  Stuart L.Pimm, Tennesee Üni. Ekoloji Profesörü

6 Stuart L.Pimm, Tennesee Üni. Ekoloji Profesörü

7 Norman Myers, çevre gelişimi uzmanı, yazar

1 CITES  “Nesli tehlikede olan yabani fauna ve flora türlerinin uluslararası ticareti hakkındaki anlaşma”                                                                                                                

Bu anlaşmaya ilişkin hazırlanan listede sırasıyla en büyük ve kritik tehlike Appendix 1 tanımı ile belirtilmiş. Tehlike azaldıkça bu Appendix 2 ve Appendix 3 olarak sürüyor.Türkiye CITES’e 1994’de imza atarak katıldı.

2 IUSN “Uluslararası doğa koruma birliği”nin de nesli tehlikdeki türleri belirten bir listesi var.                                                                                                                                                               

“Kırmızı liste” adı taşıyan bu listede sırasıyla “Critically Endangered” (CR), “Endangered”(EN), “Vulnerable”(VU) ve son olarak da  “Lower Risk”(LR) başlıkları parantez içindeki sembollerle belirtilmiş.

3 Burada belirtilen “vahşi doğada”ki yaşam süresidir. Kapalı alanları kapsamaz.

   
Bu sayi Nükleer Tehlike'ye karsi ortak bir bilinc olusturmaya ve de
Amerika'da "
Islam"a karsi olusmus onyargilarin azaltilmasina ithaf edilmistir.
ISIK BINYILI e-dergisi - The Light Millennium, Inc., bunyesinde
kamu yararina yayinclik ilkesiyle 17 Temmuz 2001 tarihinde
New York'ta kuruldu.

Kurucu Baskan: Bircan Ünver

ISIK BINYILI: AMAC

"ISIK BINYILI'NIN OZ'Ü SIZLERSINIZ..."
Global Baris Hareketine EVET, Birbirimizi Anlamaya ve Sevmeye EVET, Yüce Insanlik Için EVET, Biricik Yeryüzünü Korumaya EVET,
Daha Iyi Yarinlar Için Büyük Düslere EVET, Global Pozitif Bir Enerjinin Olusmasina EVET, Global Seffaflikla Iç Dünyamiz ve Düsüncelerimizi Aydinlatmaya EVET...
ISIK BINYILI ile ilgili medya bülteni ve kültürel etkinliklerle ilgili duyurulari almak istiyorsaniz,
lütfen bize yaziniz . Iletisim> contact@lightmillennium.org

Yazili ve gorsel ürünlerinizi YAYIN ILKELERIMIZ çerçevesinde,
yayinlanmak üzere dilediginiz zaman gonderebilirsiniz...
ILETISIM

TÜRKÇE
ANASAYFA

YAYIN
ILKELERI

@ ISIK BINYILI e-dergisi Bircan ÜNVER tarafindan tasarlanmis ve üretilmistir.
9ncu Sayi. Yaz - 2002, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org
ISIK BINYILI platformunun düsünsel ürünlerinizle devamini sagladiginiz ve ziyaretiniz için çok tesekkur ediyoruz.
ISIK BINYILI, Mac platformunda uretilmistir.