KARANLIKTA HIÇ BIR SEY KALMASIN!
Yeni Nüklear Silahlara HAYIR... Yeni Nükleer Hedeflere HAYIR... Nükleer Savas Için Yeni Gerekçelere HAYIR... Nükleer Testlere HAYIR...
Yildiz Savaslarina HAYIR... Uzayin Silahlandirilmasina HAYIR...
Her Çesit Silah Üretimine, Savas ve Savas Kültürüne HAYIR...
Yeryüzümüz henüz bir tane... Onu tahriplerimiz sonucu yok edersek, baska nereye gidecegiz?
Kusadasi'ndan Kanada'ya Uzanan Sanat Yolu:
Asuman - Atanur DOGAN

Suat OZONDER





1987 yilinin temmuz sonlari… Kusadasi 3 cu Kultur ve Sanat Festivali… Hemen ogleden sonra cikan imbat yakici sicagi bir parca serinletmis, bize sehirde gezebilme firsatini vermisti… Ortalik civil civil yerli ve yabanci turistlerle dolmus… Adeta bir renk cumbusu olusturmus bu insanlar, yol boyunca kurulmus cesitli sergilere ve cesitli saticilara kah hayran hayran bakarak kah  alisveris yaparak vakit gecirmekte…Kusadasinda esnaf sanki sozlesmis gibi iki kelime kullaniyor… Dericiler, halicilar, lokantalarin cigirtkanlari, sergiciler, turistik esya satanlar bir agiz olmuslar ;…" buyruuun , plaese !! "….


Asuman ve Atanur çifti, atolyelerinde birarada keyifli bir çalisma anindan...


Bu renk cumbusune kendimizi kaptirmis ilerlerken, dostluk ve ictenliklerle dopdolu iki cift gozle karsilastim. Gozlerinin ici guluyordu bu genc ciftin. Yol boyunca uzanan yaya kaldiriminda kucucuk bir sergi… Resim sergisi… El emeginin bariz bir sekilde yansidigi bu suluboya resimler buram buram Anadolu   kokuyordu. Cesit cesit, rengarenk Anadolu evleri, Anadolu insanlarinin cok guzel detaylanmis gulumseyen cehreleri… Kirsal kesimin agir doga sartlarini kiris kiris yuzlerinde ve nasirli ellerinde yansitan suluboya resimleri…


Bu tablolara bakarken o kadar dalmisim ki, bilmem kacinci "merhabayla " kendime geldim. Guneste bronzlasmis cehresi ve bembeyaz disleriyle bana gulumseyen Atanur'u orada tanidim… bir de imbat'in tatli esintisiyle ucusan ve guneste 24 ayar altin gibi parlayan saclariyla Asuman'i….


Asuman - Atanur DOGAN suluboya resimleriyle, yaptiklari heykelleriyle ve arsivler dolusu  slayt' lariyla degil sadece .Turkiyeli, tum dunyada sanatlarini kanitlayan bir cift…
Atanur 1964 Kars dogumlu, Asuman da 1963 Izmir. Iste bu 2000 kilometre uzakliktaki iki insani "resim sevgisi " birlestiriyor. Atanur'un ailesinin ekonomik nedenlerle  Izmir'e goc etmesi taa cocuklugundan beri icinde olan resim meraki bu ailenin "sekizinci " cocugunu ressam ve heykeltras yapiyor. Asuman' da  daha ilk okul besinci siniftayken bir takvim uzerinde buldugu bir resmi kopyalamisti . Cok sonralari bilmeden cizdigi bu resmin  " Van Gogh' un Saintes Marie 'de balikci tekneleri " resmi oldugunu ogrenecektir. Iste bu resim onu bu guzel sanat'a bagliyor ve iki genci 9 Eylul Universitesi Buca Egitim Fakultesi, Resim Bolumunde bir araya gatiriyordu…






1983-1984 ogrenim yilinda Asuman ONGUN ve Atanur DOGAN sinifin en basarili ogrencileri oluyor , birbiriyle cekismeli bir bicimde yarisiyorlardi.
Ikinci yilda birlikte " Heykel " dalini sectiler.  Odev olarak birbirlerinin bustlerini yaparken aralarindaki ortak sanat iliskileri sicak duygulara donusur. Gozgoze geldikleri zamanlarda birbirlerine cok seyler soylemek, bu iliskiyi daha ileri tasimak icin hazir olmalari gerektigini dusunurlerdi hep. Duygusalligin romantik tadini cikara cikara ilerdeki ortak calismalarina zemin hazirliyorlardi...


Her gecen gun sanat tutkusu agir basiyor, diger okul arkadaslari gibi civardaki cafe veya eglence yerlerine giderek bosuna zamanlarini harciyacaklarina , oto-stop yaparak yakin kasaba ve koylere gidiyorlardi. Binbir guclukle satin aldiklari fotograf makinesiyle gittikleri yerleri ve insanlarin resimlerini cekiyorlardi. Iste boyle tanistilar kirsal kesim yasamiyla... Gittikleri dag koylerinde tanistiklari samimiyet dolu bu dogal insanlarin, evlerinin, tarlalarda calisan emekcilerin, sokaklarin, tumuyle oralarin yasaminin resimlerini ciziyorlardi. Cektikleri slayt'lari da arsivleyip firsat buldukca okullarda bu yasami tanitici gosteriler yapiyorlardi... Artik yavas yavas ufak tefek giderlerini de karsilayabilecek duruma gelmislerdi. Gittikleri koylerdeki okullarda ogrencilerin fotograf hizmetlerini karsiliyor, cizdikleri resimlerden kart postallar yapip satiyorlardi.





Ilk sergilerini Izmir Buyuksehir Belediyesi sergi salonunda daha okullari bitmeden actilar. Mezun olduktan sonra da, yakinlari ve tanidiklarinin " vah vah... bu iki genc neyle gecinip nasil yasayacaklar ??? " kaygilarina kulak asmayip 1987 yilinda dunya evine  girdiler...


Ayni yaz Kusadasinda bir turistten , yaptiklari resimlere karsilik kucucuk bir cadir takaz ettiler. Boylece ilk yuvalarini kurmus oluyorlardi.  Coook,  ama pek cok calismalari gerektigini biliyorlardi..Bu nedenle yaz tatilinde gunde 14-15 saat   firca salliyarak emellerine adim adim yaklasacaklardi...


Mezun olduklari yil tayinleri Kirikkaleye cikmisti. Burada yasam guc te olsa , onlar icin Anadolu insanini daha yakindan taniyip incelemek firsatini yakaliyabilirlerdi. Tatillerde Turkiye'nin turistik sehirlerinde resimlerini sergileme ve pazarlama firsati buldular. Cesitli ulkelerden gelen turistler, Asuman - Atanur ciftinin yaptigi resimlerle yurtlarina donuyorlardi. Boylece uluslararasi sanatseverler dostlugu basliyordu . Bu iliskilerden biri de , Kanada'li bir resim kolleksiyoncusu olan  Trudy Aldrige' nin aldigi resimlerle bu sanatci ikilinin donum noktasi oluyordu. Kanada'ya giden bu resimleri orada bir galerici kesfediyor ve mektupla siparisler basliyordu…  





Haksizlik


Ilk haksizliga Izmir'de ogretmenlik yaptigi yillarda ugradilar. Universite'den resim bolumu baskani ve heykel ogretmeni Atanur'a bir is teklif eder. Izmir Belediyesi Fakulteye heykel siparisleri vermistir. Hoca  bu heykelleri Atanur'un yapmasini ister. Kendisiyle beraber onun da ismi, imzasi olacaktir bu eserlerde. Bu isten geliri de yariyariya paylasacaklardir. Bu cok guzel bir gelecek hazirlayan teklifi , Atanur seve seve kabul eder. Hatta Universite'ye ogretmen de olacaktir. Uzun ve zevkli calismalar sonunda Atanur'un yaptigi bustler ve  roliyefler, Izmirde meydanlari ve parklari suslemeye baslamistir. Bunlardan en onde geleni, Ataturk'un annesi Zubeyde Hanimin Karsiyaka'daki mezar tasina konulmus mask' tir . Ama ne var ki  Turkiye'de cokca rastlanan oyunlardan biri oynanmistir. Gelecegini umitle  bagladigi " Hoca'si " onu aldatmistir , kandirmistir… Atanur'un yaptigi eserlerdeki " Atanur " imzasini kazimis sadece kendi ismini birakmistir ! … parasinin da buyuk bir kismini kesmistir…
Bu cirkin olaya Dekan ve diger Akademisyenler de ortak oluyordu... Hakkini aramaya calisan Atanur DOGAN ,once polis , sonra da Milli Egitim Muduru tarafindan tehdit edilerek susturuluyordu.. Iste  bu hirsla daha onceden tanistigi Kanada'li dostlarini dusunerek, Kanada Gocmenlik Burosuna muracaatlarini yaptilar. Genc ve sanssiz ciftin Kanada'ya yolladiklari calismalariyla ilgili dosya ilgi gormus kendilerine bu ulkenin kapilarini aralamisti. Eger bu haksizliga ugramasalardi, belki de simdiye kadar en az kendileri kadar kiymetli bircok sanatci yetistireceklerdi.. Bu da malesef Turkiye'nin sansizligi...Onlar icin artik ogretmenlik fasli kapanmisti... Her zaman dusledikleri gibi sadece yaptiklari sanatla hayatlarini kazanmaya devam edeceklerdi.


Bunlar olup gecerken genc cift evliliklerinin ilk meyvesini gorduler. 1990 yilinda ilk cocuklari oldu. Adini " Atas " koydular.. Boylece anne ve babanin isimlerinin ilk harflerine uymustu .   Asuman-Atanur-Atas uclusu oluverdiler. Atas tam 3 yasindaydi, 1993 yilinda Kanada'da Vancouver kentine yerlestiklerinde… Daha ilk gunlerde resimleriyle buyuk ilgi toplayan DOGAN' lar, Kanada Sanatcilari Federasyonuna katilip bircok sergi duzenlediler.  Sergilerinden birinde de kanada'ya tatile giden Belcikali bir aileyle bana selam bile gondermislerdi o gunlerde …Taiwan' da bir is adaminin davetlisi olarak " Taipai " de sergi duzenledikleri  siralar orada Cin kulturunu yakindan inceleme firsati buldular. Amerika ve kanada' da bircok festivallere katildilar, resim sergilediler, slayt gosterileri yaptilar. Bu iki ulkeyi boydan boya gezme firsatini buldular. Bu arada Buyuk Elcilik , Konsolosluk ve Turk Derneklerinin davetlisi olarak Kuzey Amerika'da Turk Kulturunu tanitma aktivitelerine katildilar.


1997 yilinda Asuman - Atanur ciftinin ikinci cocuklari dunyaya geldi.. " Ata " … o da isminin bas harfiyle aileye uyum sagliyordu… Ama o Karsli veya Izmirli degil, Kanada'liydi…Vancouver' de dunyaya gelmisti….


Asuman - Atanur ciftinin sulu boya sanatinda ornek aldigi sanatcilar ; 18 ve 19 cu yuzyillarda yasamis olan Ingiliz ressamlari Edward Dayes, Thomas Haerne, David Cox, Jhon Sell Cotman, Peter de Wint, Joseph Mallord William Turner, John Varley oldu. Rembrant'in lavi eskizleri ve Emily Nolde' nin eserlerinden son derece etkilenmislerdir. Bu arada " chinees bruch " teknigini de bayagi ilginc buluyorlar.





Asuman DOGAN ; perspektif oyunlarinin hakim oldugu, isik ve golgelerin rol aldigi renkli sokak ve sehir goruntuleri, gece goruntuleri, kaybolan mimari ozelliklerin belgesel resimlere donusturulmesi calismalarinda cok etkin. Bu turu tecih ediyor ve cok basarili. Eserlerinde insan figuru olmaksizin insan sicakligini hissedebiliyorsunuz…
Atanur DOGAN ; Figurlu resimleri ve insan portrelerini tercih ediyor. Yuzlerdeki ifadelerle, yasli insanlarin elleri ve desen cizimleri form ve ritm olarak cok zengin oldugundan bu konuda uzmanlasmak istiyor.
Asuman va Atanur'un ozellikle bir renk secimleri yok.


Donem donem renk secimleri degisiyor. Asuman Atanur'dan daha renkci. Atanur ise notr renklerle siyah - beyaz dengesini kurmaya calisiyor. Hayali konular uzerinde hic durmuyorlar. Gercek yasam ve gercek mekanlar, yani bir nevi belgesel nitelikli calisiyorlar.


Suluboya tekniklerinin hemen hepsinden yeri geldikce yararlaniyorlar.


Suluboya' nin  en heyecan verici tekniklerden birisi oldugunu soyleyen Asuman - Atanur cifti ; " birkac saniyede cok buyuk efektlere ulasabilirsiniz " diyor. Suluboya hatayi kabul etmediginden ve uzerinde fazlaca oynanamadigindan sanatciya heyecan verir.  Bol su ile ve transparan olarak olusan lekeler her seferinde ozgundur. Orijinal olarak meydana getirilen bu lekeler istense bile ikinci bir kez aynisi yapilamaz. Bu nedenle de suluboya teknigi ile yapilan bu resimler , birdaha aynisi yapilamiyacagindan ciddi kolleksiyonculara cok cazip geliyor.


Yillarca Izmir'in Gultepe mahallesinde kucucuk bir evde yasayan DOGAN ailesi, sanatlarinin kendisine actigi sansi degerlendirmesini bildi. Izmir Guzelbahce'de yaptirdiklari guzel bir malikane' de Atolyelerini kurdular. Turkiye'ye donduklerinde orada kaliyorlar.


Izmir 9 Eylul Universitesi Buca Egitim Fakultesi, Resim Bolumunden 1987 yilinda mezun olduktan sonra buyuk mesafeler kaydeden DOGAN' lar 1999 yilinda Izmir'de " DOGAN ART GALLERY "yi hayata gecirdiler. Izmirlilerin  kultur ve sanat hayatina hizmet eden galeri'de, bir gurup suluboya ressami arkadaslariyla 2001 yilinda  " IZMIR SULUBOYACILAR DERNEGI " ni kurdular. Boylece bir zamanlar ona sans kapilarini kapayan " hocasina " sansi yakalamak isteyenlere yardim ederek en guzel dersi vermis oluyordu....


Asuman - Atanur DOGAN ikilisi su an Kanada' da Vancouver BC. De yasiyor. Daha cok Kuzey Amerika'da sergiler duzenliyorlar…



_ . _


E - mail        :   atanur_dogan@yahoo.com

Sanatcilarin secme eserlerine ulasabilmek icin :  www.doganart.com
Hazirlayan : Suat OZONDER.

   
Bu sayi Nükleer Tehlike'ye karsi ortak bir bilinc olusturmaya ve de
Amerika'da "
Islam"a karsi olusmus onyargilarin azaltilmasina ithaf edilmistir.
ISIK BINYILI e-dergisi - The Light Millennium, Inc., bunyesinde
kamu yararina yayinclik ilkesiyle 17 Temmuz 2001 tarihinde
New York'ta kuruldu.

Kurucu Baskan: Bircan Ünver

ISIK BINYILI: AMAC

"ISIK BINYILI'NIN OZ'Ü SIZLERSINIZ..."
Global Baris Hareketine EVET, Birbirimizi Anlamaya ve Sevmeye EVET, Yüce Insanlik Için EVET, Biricik Yeryüzünü Korumaya EVET,
Daha Iyi Yarinlar Için Büyük Düslere EVET, Global Pozitif Bir Enerjinin Olusmasina EVET, Global Seffaflikla Iç Dünyamiz ve Düsüncelerimizi Aydinlatmaya EVET...
ISIK BINYILI ile ilgili medya bülteni ve kültürel etkinliklerle ilgili duyurulari almak istiyorsaniz,
lütfen bize yaziniz . Iletisim> contact@lightmillennium.org

Yazili ve gorsel ürünlerinizi YAYIN ILKELERIMIZ çerçevesinde,
yayinlanmak üzere dilediginiz zaman gonderebilirsiniz...
ILETISIM

TÜRKÇE
ANASAYFA

YAYIN
ILKELERI

@ ISIK BINYILI e-dergisi Bircan ÜNVER tarafindan tasarlanmis ve üretilmistir.
9ncu Sayi. Yaz - 2002, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org
ISIK BINYILI platformunun düsünsel ürünlerinizle devamini sagladiginiz ve ziyaretiniz için çok tesekkur ediyoruz.
ISIK BINYILI, Mac platformunda uretilmistir.