KARANLIKTA HIÇ BIR SEY KALMASIN!
Yeni Nüklear Silahlara HAYIR... Yeni Nükleer Hedeflere HAYIR... Nükleer Savas Için Yeni Gerekçelere HAYIR... Nükleer Testlere HAYIR...
Yildiz Savaslarina HAYIR... Uzayin Silahlandirilmasina HAYIR...
Her Çesit Silah Üretimine, Savas ve Savas Kültürüne HAYIR...
Yeryüzümüz henüz bir tane... Onu tahriplerimiz sonucu yok edersek, baska nereye gidecegiz?
Ideal Terorist - I


Selçuk M. PERIN





"Terorü devlet adinin ardina saklayip, ideallerini gerçeklestirmek isteyenler, Ideal Terorist'tirler."


Foto: Seluk M. PERIN



(1 Nisan, 2001) Her geen saniye, her dakika, her saat, her gÄn, her ay, bizi Orta-Doğuda bir savaşa yaklaştırıyor. İsrail başbakanı, 1980¯lerde yapamadığı Yaser ARAFAT¯ı yok etme abasını sonunda gerekleştirmek Äzere olsa gerek.

Orta-Doğu, bir barut fıısı halinden kurtulmak Äzereydi! Úyle sanın siz. Orta-Doğu  patlamaya hazır bir barut fıısı bu sabah. Bu bir 1 Nisan şakası değil. Bu allı pullu bir gerek.

Bizler devlet terárizmini kabul ettiğgiimiz andan itibaren, Ariel SHARON¯a yeşil ışık yaktık. Nasıl mı? Sokaklarda ellerinde sapanları, taşları ile işgal askerine saldıran ocuklar álÄrken, hem de dÄzine dÄzine, hi kimse sesini ıkartmadı. Herkes işi oluruna bıraktı. Nasıl olsa bu da geer dedi. Ama gemedi ve gemeyecek.

Sharon, Arafat dÄellosunun uzun, bir gemişi var. Birbirlerine hibir şekilde saygı ve hÄrmet gástermeyen, birbirlerinin gálgesini bile gármeye tahammÄl edemeyen, insan hayatına hibir şekilde kıymet vermeyen iki adam savaşıyor, Filistin ve İsrail sokaklarında.

Sayın Sharon ve Sayın Arafat¯ın artık sulh iin aynı masaya oturmalarını bırakın, aynı odada, aynı Älkede bile bulunabilmeleri bir mucize olacak.

Peki nedir bu dava¯nın dibinde yatan husumet? Din farkı mı? Sanmıyorum... Dil farkı da pek değil! O zaman? Elli senedir sÄregelip giden bu anlaşmazlığın nedeni ne? diye sorarsanız ben İngilizlerdir derim.

İsrailliler, 1967 de el koydukları, ilhak ettikleri toprakları iade etmek istemiyorlar. Nedeni de ok basit. Bu topraklara koloniler yerleştirdiler. İyi bálÄmlerini, tarıma ve oturmaya elverişli bálÄmlerini kullanıyorlar, bu bálgede su var, bu bálgeler tepelerde ve etrafa hakim. Şayet bunları iade etmek sáz konusu olursa, doğu KudÄs¯Än de iadesi gerekecek. Buraları iade edildiğinde de bu bálgelerde yaşayan insanlar (İsrailliler) nereye gidecekler? Sorun sokaklarda taş atan ocuklar, patlayan bombalar değil. Sorun bu... Bundan dolayı İsrail hi bir şeyi iade etmek istemiyor.

úHak verilmez, alınırî teorisinden yola ıkarsak Filistinliler ellerindeki imk´nları kullanarak İntifada adı altında başlattıkları úTaşlar İsyanıî ile seslerini duyurmak istiyorlar. Haklarını elde etmek istiyorlar. Rahat oturup gÄl gibi geinmek var iken sokaklarda savaşıyorlar, tankı, topu olmayan bir Älke¯ye tanklar ve askerler ellerini kollarını sallayarak giriyorlar, insanları (15-50 yaşına) kamplara sevk ediyorlar. Sonra da Televizyona ıkıp biz onu áldÄrmek istemiyoruz diyorlar ama Filistinli polisleri infaz ediyorlar...

DÄnya kuruluşlarının milyonlarca Euro yatırıp bir sulh ortamı yaratmak iin yaptırdıkları, okullar, hava meydanları, elektrik santraları su şebekeleri yıkılıyor, yollar tahrip ediliyor, hi kimse kılını kıpırdatmıyor. Avrupa Birliği sessiz, kararsız. Amerika ise ne olursa olsun benim ardından koşturduğum başka işler var diyor. Arap Älkeleri de nerede ise şu is bitsin de biz de işimize bakalım, petro-dolarlar kasamıza girmeye devam etsinler havası iindeler.

Yarın bir İsrail-Filistin savaşı kapının eşiğinde. Bundan en ok kimler etkilenecek sorusunu sormanın zamanı geldi ve gemek Äzere. Herkesin kendi cephesini, tarafını seme zamanı geldi. TÄrkiye antlaşmalarından dolayı Orta-Doğu¯da izole olabilir. MÄslÄman Älkeler TÄrkiye¯ye sırtlarını evirebilirler ve ikinci bir ekonomik kriz arabuk kapımıza dayanabilir.

En iyi yántem bu iki saldırganın arasına girerek arabulucu gárevini Ästlenmektir. Yáre¯ye en yakın en bÄyÄk askeri gĐ TÄrkiye¯nin. İkisine de, dur diyebilecek hem ekonomik, hem de askeri gÄce sahip. İsrail¯le olan dış ticareti ise, İsrail hÄkÄmetini olmasa bile, İsrailli sermayeyi dÄşÄndÄrecek seviyede.

Orta-Doğu¯da bir kuvvet olduğumuzu ispatlamanın, artık politik olarak bir ağırlık olabileceğimizin  kanıtlarını verme imk´nı bize bir gÄmÄş tepside sunuluyor.

úDevlet terárizmine dur demek, atlak sesleri durdurmakî iin elimize gemiş bir fırsatı politik olarak en iyi şekilde değerlendirmenin zamanı gelmiştir.

AB tarafından politik olarak hibir şey yapılamayacağı artık kabul edilmesi gereken bir gerek ise o zaman kişiliğimizi ortaya koymanın zamanı gelmiştir.



* * * * *


Teror Bir Dünya Hali... - II


(12 Nisan, 2002) Politikacılarıyla devletler her hadiseyi, her olayı bir terár konusunu, her beğenmediklerini bir terárist olarak tanımlama yolunda ánemli adımlar atıyorlar.

Terár, gÄnÄmÄzÄn getirdiği bir olay değil. Terár yÄzyılların, bize bırakmış olduğu bir miras. O zamanlar terár, orduların, derebeylerinin, valilerin elinde idi. Ama onların yaptıkları koruma olarak isimlenirken, kendisini, elindekini, ailesini korumak iin bunlara karşı duranlara terárist deniyordu. BugÄn sanki o yÄzyıllar gemedi, sanki hi ilerlemedik ve yine aynı şekilde korumalar devam ediyor. 

BugÄn Batılı bir devlet iseniz yaptıklarınız terárizm değil! Barbarlık değil! Gerilik değil! Yaptığınız kendi değerlerinizi koruma! Peki bu değerlerin bir kıstası var mi? Hangi kÄltÄrÄn değerleri en doğru olanı? Hangisi terárist? Hangisi değil?

úGece yarısı, ok yÄksekten geen, sesi uykudaki insanları uyandırmayan, bir uaktan atlayan yÄzlerce paraşÄtÄ, kĐÄk bir káyÄn yakınına iniyor, her şeyi eline geiriyor ve kapıları teker, teker tekme ile kırıyor, evlere giriyor, kadın, oluk, ocuk, erkek herkesi uyandırıyor, kimini alıyor gátÄrÄyor, kimini orada katlediyor... Bu terár değil mi? Kimin adına? Neyin adına?..î

Sonra da bu insanlar kim olurlarsa olsunlar, dánÄp mukabele ettikleri zaman terárist oluyorlar...

Hi kimsenin fikrini kulak arkası etmeden, hi kimsenin gárÄşÄnÄ ártmeden, hi kimsenin bilgisini, kÄltÄrÄnÄ ezmeden bazı kuralların ánceden herkes¯e koyulması gerekmez mi?

Bir oğunluk ile Terár nedir, nasıl karşı koyulacak diye bir toplu karar alınamaz mi?

úYaşlı bir kadın sÄper marketten alış verişini yapmış, elinde antası, torbası evine giderken etrafı 4 tane gen tarafından evriliyor. •antası kolundan koparılmak istenirken, tartaklanıyor, tokatlar, yumruklar uuşuyor. Yanlarından geenlerden hibirisi dánÄp bakmıyor bile. Takat¯i biten kadın yere dÄşerken Đ beş tekmeye de maruz kalıyor, elinden antası, torbası alınıyor. Biraz ileride antası dağılmış, k´ğıtları saılmış olarak duruyor. Birisi insanlığını hatırlıyor, ambülans ve polis ağırılıyor. Ama kadın bitmiş, heyecanı almış gitmiş, canı ciğerinin ucunda, soluk almakta zorluk ekerek ambÄlans¯a bindiriliyor. Yolda da canı gidiyor...î


Bu Teror Degil mi?


GÄncel hayatımızda da terár var. Úylesine bir terár var ki... DÄşen¯e yardım etmekten korkuyor, kaldırım değiştiriyor, kafamızı áte tarafa eviriyoruz. Hi kendimize sorduk mu neden? •aresi nedir diye dÄşÄndÄk mu?

Belki¯de her şey sistemlerimizin yarattığı bir uurumdan ileri geliyor. Alım gĐlerinin azaldığı, sınıflar arası farkların derinleştiği ve eğitimin değerlerini kaybettiği bir toplum yaratmamızdan ileri gelen bir yozlaşma değil mi Terár?

DÄnya¯da Terár¯Ä bizler yaratıyoruz. Başkaları değil. Eğitimden kısıyoruz. Sağlık sistemlerimiz iflas etmiş durumda, olmayan yerlerde de durum iler acısı. Alım gĐleri her gÄn azalıyor. DÄnya şirketlerinin k´rları artarken, Äretimler bir Älkeden bir başkasına maliyet nedenleri ile kayarken, insanların alım gĐleri her geen gÄn azalırken, batılı Älke fiyatları gelişmekte olan Älkelerde uygulanmaya alışılırken, insanların istekleri her gÄn radyo, gazete ve televizyon ile uyandırılır ve ceplerindeki para ay sonuna kadar yemek yemelerine yetmezken, devamlı olarak yenilikler sunuluyor ve tÄketici ekonomisi ileri itiliyor.

Bu terárist yaratmıyor da ne yaratıyor. Olmayanların olabilmesi, alıkların doyabilmesi iin bir denge gerekmez mi?

Her başını kaldırıp, ben de istiyorum diyeni terárist olarak damgalayıp Batı¯nın gazabına aarsak insanlar daha mağdur olmayacaklar mi?   Bize uymayan her fikri, her dÄşÄnceyi dışlayacaksak!..

Şimdi kim terárist? Bunları yaratanlar, yetiştirenler mi? 

Yoksa acından sokaktaki yaşlı kadına saldıran bacaksızlar, evinize girip soyanlar, dÄkk´nlarda mal alanlar, bankalara saldıranlar mı? Yoksa bu dengesizliği gázler ánÄne sermek iin eylemlere girişenler, saldırılar dÄzenleyenler, uak kaıranlar mi?  Kim terárist bu insanları yaratanlar mı? Saldırganlar mi?

TerárÄn ánÄne gemek iin toplu áğrenim sistemlerimizi ánÄmÄze sermek, hatalarını ayıklamak ve insanları, insan gibi yaşayabilmeleri iin yetiştirmek ve hazırlamak gerekmeyecek mi?

smperin@brutele.be

   
Bu sayi Nükleer Tehlike'ye karsi ortak bir bilinc olusturmaya ve de
Amerika'da "
Islam"a karsi olusmus onyargilarin azaltilmasina ithaf edilmistir.
ISIK BINYILI e-dergisi - The Light Millennium, Inc., bunyesinde
kamu yararina yayinclik ilkesiyle 17 Temmuz 2001 tarihinde
New York'ta kuruldu.

Kurucu Baskan: Bircan Ünver

ISIK BINYILI: AMAC

"ISIK BINYILI'NIN OZ'Ü SIZLERSINIZ..."
Global Baris Hareketine EVET, Birbirimizi Anlamaya ve Sevmeye EVET, Yüce Insanlik Için EVET, Biricik Yeryüzünü Korumaya EVET,
Daha Iyi Yarinlar Için Büyük Düslere EVET, Global Pozitif Bir Enerjinin Olusmasina EVET, Global Seffaflikla Iç Dünyamiz ve Düsüncelerimizi Aydinlatmaya EVET...
ISIK BINYILI ile ilgili medya bülteni ve kültürel etkinliklerle ilgili duyurulari almak istiyorsaniz,
lütfen bize yaziniz . Iletisim> contact@lightmillennium.org

Yazili ve gorsel ürünlerinizi YAYIN ILKELERIMIZ çerçevesinde,
yayinlanmak üzere dilediginiz zaman gonderebilirsiniz...
ILETISIM

TÜRKÇE
ANASAYFA

YAYIN
ILKELERI

@ ISIK BINYILI e-dergisi Bircan ÜNVER tarafindan tasarlanmis ve üretilmistir.
9ncu Sayi. Yaz - 2002, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org
ISIK BINYILI platformunun düsünsel ürünlerinizle devamini sagladiginiz ve ziyaretiniz için çok tesekkur ediyoruz.
ISIK BINYILI, Mac platformunda uretilmistir.