|
Dil
ve Ozgürlük
Ögr.Gör.
Tülay ÇELLEK*
Dil,
insanlıgın tarihsel süreçte gelistigi
oranda gelisme ve degisme göstermistir. Çünkü dil, yasam için
gerekli olan en önemli etkinliktir. Gereksinmelerimizi,
duygu ve düsüncelerimizi bu yolla anlatmak kadar
insanlar arası iletisim kurmanın da bir göstergesidir.
Nitekim lider özelliklerinden biri de dile hakim
olmak, dili iyi kullanabilmektir. Sonuçta dil insanlar
arası alıs veriste ortaya çıkmıs
bir iç gereksinmedir. Insanı insan yapan ve
diger canlılardan ayıran en önemli özellik
dildir. Adeta varlık nedenidir. Dil geçmise
bagdır, gelecege köprüdür. Bu nedenle
bir çok alanın da konusu olmustur. Felsefe,
mantık, psikoloji, estetik gibi...
Rasyonalistler, dilin aklın ürünü
oldugunu, Pozivitistler dilin doganın seslerini öykünmeden
dogdugunu savunurlar. Humboldt’a göre de, “tek insanın her
zaman bir bütünle, ulusu ile, öteki insanlarla
baglantısı vardır. Bu da dille gerçeklesir.”
Croce, dilin iç-biçimini kesfetmistir. “Dil
özneldir, duygu ve hayal gücünün ürünüdür.
Kavramın bireysellesmesidir. Dilin iç biçimi
estetik hayalle aynı seydir” der. W.D. Whitney
(1827-94) “dil toplumsal bir kurumdur”, J.
Baudouin de Courtenay’de (1845-1929) “dil
ruhsal bir olgudur” saptaması yapmıstır.
Bu arada N. Ataç’ı da unutmamak gerekir.
Düsüncenin en iyi biçimde anlatılması,
Türkçe’nin yanlıssız kullanılması,
yabancı sözcüklerin atılarak yerlerine
en uygun Türkçe karsılıklarının
bulunması – dilde yoksa türetilmesi konusunda
gösterdigi duyarlılık nedeniyle .
Dil ile bilim gelismis, bilim de bilginin
gelismesine neden olmustur. Düsünce dille anlam
bulur, netlesir, baskalarına tasınır. Dil
ve düsünce karsılıklı birbirini
etkiler ve gelistirir. Dil, aynı dille yasayan insanların
bireysel ayrıcalıklarının en iyi göstergesidir. Ayrıca ulusu ulus yapan en
önemli unsur da dildir. Ulusları birbirinden
ayıran, kimlik kazandıran da dildir. Dıs
görünüsler degisebilir. Gençlik
yerini yaslılıga bırakır. Bu yılın
modası gelecekte yerini baska renge baska biçime
bırakır. Ancak dil, kendi özgün yapısı
içinde yok olmaz ama gereksinmelere göre degisir,
gelisir, dolayısıyla temel olarak kabul edilmelidir. Dil ulusun
kimligi, ruhu kısaca her seyidir. Çünkü düsüncenin dolayısıyla
insanın gelisimini saglar. Ozanı düsünelim.
Koca bir romanı tek bir mısraya sıgdırma
marifetini gösterir.
Dil özgürlüktür ve
yitirilirse özgürlük de yitirilir. Ama
bir ulusta düsünce gelisirse dil de gelisir.
Eger diliniz zenginse her alanda diger uluslardan ilerisiniz
demektir. Bu nedenle dil, ulusların en önemli
özelligidir. Tıpkı bireyin önemli
özelliklerinden biri olması gibi... Günlük
dil, yazınsal dil, bilim dili ve sanatın dili...
Iste yine dil, her seyin göstergesi olmustur.
Dil ulusaldır. Her ülkenin kendi
özellikleri, özdeyisleri, deyimleri, siirleri
vardır. Bunlarda da güzel bir ses uyumu ve müzikal
bir tavır duyumsanmaktadır. Bir baska dilde,
aynı müzikalite ve anlam tam yakalanamayabilir.
Belki de çevirmenler siiri yeniden yazmak zorunda
kalıyorlar. Bu durumda dil görüs çesitliligidir.
Yeni, farklı
bir dil buna katkıdır. Ancak anadilinde
arastırma, iliskilendirme önceligi söz
konusu olmalıdır her zaman. Çünkü
dil insana özgüdür. Bir kültür
yaratma da dilden geçer. Dil gelisimi kültürün
de gelisimidir.
Düsünce etkinliginin aleti olan
dil, yaratmanın göstergesidir. Dil yasamın
bütünüyle kendisidir. Toplum yasadıkça
dil de yasar, gelisir ya da baska dillerin etkisinde yiter
gider. Bu da beraberinde ulusun yok olmasını
getirir. Eskiden savasla elde edilen egemenlik, hükmetmek
yerini dili yok etmeye bırakınca görülen
sıcak savasın yerini görülmeyen, gözden
kaçan soguk savasa bırakmıstır günümüzde.
Dil, insanın iç gelismesinden
dogduguna göre insan gelistikçe dil gelisecek
demektir. O zaman ulusun gelismesinin temel tasıdır.
Toplum gelistikçe kavramlar da gelisir. Eski dil
buna yetmedikçe yeni yaratımlar söz konusudur.
Dil nereye giderse toplumda oraya gider.
Ulusların gelismesine bakarsak dilin nerede
oldusunu görürüz. Aynı sekilde dilin
nerede olduguna bakarsak ulusun da nerede oldugunu görürüz.
O halde dilimizin bu denli istilasına izin vermemeliyiz.
Bu topraklarımızın istilası gibidir.
Vatan bölünmez dil de bölünmemelidir.
Küresellesen dünyada yabancı dil bilmek
gereklidir. Ancak bu, kendi dilini yok etmek katliamında
olmamalıdır.
*YTÜ SANAT VE TASARIM FAKÜLTESI
KAYNAKLAR
*YTÜ Türkçe’nin
Zenginlestirilmesi Kurultayı –23-24/9/1999–YTÜ
Basım evi
*RİFAT M. Dilbilim ve Göstergebilimin
Çagdas Kuramları – 1990 – Düzlem
Yay.
*AKARSU B. Wilhelm Von Humboldt’da
Dil-Kültür Baglantısı – 1984
– Remzi Kitapevi
*CBT
DILLE ILGILI ÖNERILER
- Hükümet politikası olarak ele alınmalı,
Kültür Bakanlığı ve Milli Eğitim
Bakanlığı işbirliğinde çalışılmalıdır.
- Aydınlarımız bu olayın üzerine gitmeli,
dilimize sahip çıkarak araştırma
dili olma özelliği kazandırma çabası
göstermelidirler.
- Basın en hassasiyet göstermesi gereken kurumdur. Gereken
ilgiyi sağlamalıdır.
- Ingilizce öğretimine evet, özellikle mesleki açıdan.
Ama İngilizce eğitimine hayır. Bir başka
ülkenin insanı gibi düşünmek,
konuşmak, yaşamak bizi ne biz yapar ne de İngiliz
yapar. Ayrıca bu öğretimin de doğru
yapılması gerekir. Örneğin, Anadolu
Güzel Sanatlar Liselerinde öğrencilere
dünya sanat literatürünü takip etsinler
diye bir yıl İngilizce hazırlık okutulur.
Ancak müfredat programına sanat, sanat literatürü
sokulmalı, çeviriler sanat kitaplarından
yapılmalı ki bu öğretim yerini bulsun.
Çünkü, öğrenciler ilişkilendirme
yapamıyorlar. Bu da öğretmen yetiştirilmesine
dayanıyor. Diğer bir örnek ise, KPDS; alanı
Sanat olana banka literatüründen dilbilgisi
soruluyor. Bu da yerini bulmuyor. O halde dil sınavı
tamamen üniversitelere bırakılmalı.
- Yazın-Edebiyat derslerimizde çağdaş yazarlara
yer verilmeli, yaratıcılığı ön
plana çıkartacak nitelik kazandırılmalıdır.
( Dil yaratıcılığı, yaratıcı
yazın-kompozisyon, ilişkilendirme, bütünlük,
anlam üzerinde durulmalı)
- Okumayı, araştırmayı seven bireyler yetiştirmek
eğitimimizin ilk ereği olmalıdır.
- Dil duyarlılığı ve dildeki bu yozlaşma
sorgulanmalıdır.
- Yabancı dil öğretimi salt İngilizce ile sınırlanmamalıdır.
YTÜ SANTAS
DIL SORUNSALI VE
“ROOMUMUZ” HANGI DILDEN?
Öğr.
Gör. Tülay ÇELLEK*
“Show
Roomumuz açılmıstır”, “Perde
Show Room alt kattadır”, “Cybria Internet
Cafe”, “Butik Anjelik”, “Garden
Car”, “Joy Car”, “Center Car”,
“Center Veteriner Klinigi”, “Mineflo
Ithalat Ürünleri”, Flash Elektronik”,
“La Casa Viva”, “Puffy Center”,
“Troll Elektrik”, “Elit Export”,
“Home Cinema”, “Sare”, “Böve//Clean”,
“New Form”, “Cupon Collection”,
“Prefessional”, “Cuafor Per Lui”,
“Münih Restaurant”, “Oto Show”,
“Cep Shop”, “Home Deco”, “Geberit”,
“Elegane”, “Güngör Auto Center”,
“Nolina Çiçekcilik”, “Rubin
Kuaför”, “Istikbal Show Room”,
“Cosmo Car”, “Cafe Püren”,
“Class Otomativ”, “Cindy Zayıflama
Güzellik”, “Car Plus”, “Concept”,
“Japon Center”...
Bunlar Bostancı Kadıköy
arasındaki minibüs caddesi denilen yolun bir
tarafında yazılan tabelalardan birkaç
örnek...
Dünya ortak dil üzerinde çalıstı
ama henüz bir sonuç alamadı. Bunu gereksinmeler
adına bilimsel tarzda, bilinçli yapmaya çalıstı.
Ama “roomumuz” sözcügü hangi
zihniyetle türetildi. Dilin kültürde, yasamda, kalıcılıkta ne
denli önemli oldugunu hepimiz biliriz. Ayrıca
dili yiten ulusun kendisinin de yok oldugunu çok
daha iyi biliriz.
“Ingilizce’yle epey çalıstım,
çok hasır nesir oldum, dolayısıyla
(yes sir), (okey) (goodmorning) artık benim günlük
yasamımda” savunmasını yapan aydınlar
kimlik savunusunu kafatasçılığa
oturtup rahatladıklarını mı sanacaklar?
Ya da karşılarındaki topluluğa, insanlara
göre mi tavır değiştirecekler?
Okullarımızdaki İngilizce
öğretimine evet denilebilir. Ama İngilizce
eğitiminin ulaşacağı boyutta durulması
gerekir. Anadolu Liselerinde dersler İngilizce yapılmaya
çalışılıyor yıllardır.
Fakat genelde ya öğretmen iyi İngilizce bilmiyor ya da iyi matematik bilmiyor.
Ayrıca o yaşa kadar Türkçe düşünen
gençler İngilizce aktarımı ne kadar
alabiliyorlar tartışma götürür.
İngilizce’nin öğrenimini
savunabilirim. Ama gördüm ki iyi İngilizce
bilen her şeyi çözümlemiş değil.
Eğer öğretmense öncelikle bireysel
ayrıcalıkların ayırımında
olması gerekir. Fakat salt matematik kafasının
aynı zamanda tasarım yetisine sahip olamayacağını
bilmiyorsa bildiği İngilizce ancak çocukların
harcanmasına neden olur.
Biz kendi kimliğimizde düşünmeyi,
araştırmayı, yaratıcılığı,
proje üretmeyi, uygulamayı verebiliyorsak İngilizce
artı olur. Eğer bunları baştan verememişsek
hazırcılığa İngilizce dayanmaz.
Bu da Sultanbeyli’de tuvaleti bulunmayan evlerde
çanak antenin bulunması gibi bir şey
olur.
*YTÜ
SANTAS
|