|
|
|
|
|
| TURKISH INDEX PAGE | SANAT & SANATCILAR | MANIFESTO | OCAK 2000 |
| ENGLISH INDEX PAGE | SIIRLER | TANITIM SAYISI | KUNYE/KADRO |
| MAKALE & YAZARLAR | LIGHT MILLENNIUM TV | LINKLER | ILETISIM |
|
Soz Baba'cigim Sevgili Babama...
Son on yildir beyin soku, kalp krizi ve damar tikanmalari problemleriyle minumum noktalarda fonksiyonel olarak yasayan babam, ozellikle gectigimiz Eylul (1999) ayinda girdigi komayla artik kendi kendine yetemez hale gelmisti. Ozellikle ucuncu koma durumuna girdigi gectigimiz Subat sonu ve Mart'in ilk gunleri yasaminin son evresindeyken bile; bilincinin ve gozlerinin kapali oldugu son gunlerine kadar, akil almaz guclu bir yasam bagi ve direnci bulundugunu cok yakindan izledim. Zaman zaman yasamla ilgili zayiflayan baglarim, babami izlerken yeniden guclendi.
Artik bu kadar fonksiyonsuz ve bakima muhtac olmayi, onuruna yediremiyordu ve bu nedenle verilen ilaclari reddediyordu. Iki dunya arasinda gidip gelen bilinci arasinda; "Annem beni cagiriyor, gidecegim de kizim, sizleri birakamiyorum." deyince, doktorlarin beyin hucrelerinin yuzde doksandokuzu islevsiz dedigi halde, o yuzde biri ile bilincine hala hakim oldugunu ve yasam baginin gucunu sergiliyordu. Bir sey soylemenin, bir yanit vermenin en guc oldugu bir andi. Gozlerimden yaslar bosanirken, ikimizde bu gunlerin sayili oldugunun bilinciyle ve hic bir yalana siginmadan; "Babacigim, sen bizleri hic bir zaman birakmis olmayacaksin" dedim ve odasindan kendimi zor attim. Ben cikinca, anneme demis ki, "Bu kizim cok
bilgili." Babam, boylece bana bu cumleyi bir yasam boyu hak etmeye
ugrasacak, cok degerli bir armagan birakti. Benden son bir dilegi
de oldu. "Kizim fotografimi cek ve yaninda gotur". Boylece yasamimin
en zor fotograflarini da cekmis oldum. O son fotograflari banyo yaptirdim
elbet, ama onlara bakmaya dayanamiyorum. Bu nedenle, daha once cekmis
oldugum fotograflarina yer veriyorum bu sayfada. Ilkokulun daha ikinci-ucuncu sinifindayken,
senin seyahatten dondugun gunler okula hic gitmek istemezdim. Hatta
iki kez, -hic de iyi bir oyuncu olmamama ragmen- karnim agriyor diye
cok sizlanmistim da, okula gondermemistin. Anneme hemen ya seker serbeti
hazirlatmis ya da limonlu sehriye corbasi pisirtmistin... Bir de yine ilkokulda defterlerime bakinca el yazimi begenmezdin. "Kizim, guzel yazi yazmak bir sanattir", sozunu zaman zaman tekrarlardin ve bu soz bellegime kazindi. Ancak onalti yasinda bana aldigin ilk kucuk daktilo ve on parmak ogrenmemle birlikte el yazim hic bir zaman cok guzel olmadi. Bunun bilinciyle de bu kez satirlarimin iceriginin guzel olmasina hep ozen gosteriyorum...
Babam, son nefesine
kadar adini yanindayken bile sayikladigi ve kirk yili askin sureyle Ilkokul dort-besinci sinifta yatili okumak icin uzun bir sure aglaya-sizlaya seni ikna ettikten sonra, sevgili Cemil Ogretmenimin yakin arkadasin olmasi nedeniyle bir de onun fikrini almak istemistin. Yaniti ise, "Bircan'in yatili okumayi cok istedigine kanma, cok duygusal, sizden uzakda yapamaz" olmus. Bir daha Nuh deyip de Peygamber dememis ve gondermemistin! O zaman henuz alti* kardesin en buyugu olarak, cocukca sezgimle, bizim evde derslerime yeterince calisamayacagim endisesiyle, gercekten yatili okumayi cok istemistim. Ortaokul doneminde ise derslerime calisamiyorum diye agladigim da cok olmustu... Bu kez lisedeyken calisacagim, diye tutturdum. Orali olmadin. Okumami istiyordun. Bu kez de henuz onyedimde Hurriyet gazetesindeki is ilanlarina basvuruyordum. Bir alti ay kadar direndikten sonra, baktin olacak gibi degil, bir bankada mudur olan bir arkadasin araciligiyla ise girmeme yardimci oldun. Zaten evden kopusum da henuz onsekizine yeni girmisken oldu. Sonra araya okyanuslar girdi. New York'tan bir yilbasi gecesi telefonla aradigimda (1990), sesin pelte pelteydi. Belki de cok icki icip, sarhos oldugunu dusunmustum. Ama gercegi uc yil sonra Istanbul'a donunce ogrenecektim. Oysa o ilk beyin soku, kalp krizi ve kismi felc donemini yeni atlatmis oldugun bir devreymis. Annem ve kardeslerim; uzulmeyeyim, uzaklarda dayanamam diye, benden o sureci tumuyle saklamislar... Herseye ragmen, son yillarda benimle ilgili
endiselerini busbutun gideremedim. Artik bunca caba ve yildan sonra,
mesleki anlamda cektigim sancilara tanik oluyordun ve uzulerek, henuz
onyedi yasindayken calismaya basladigim ve yasamimin ilk sekiz yilini
alan bankacilik sektorunden ayrilmasaydim, cok daha iyi bir yasam
standartimin olacagini, son gidis gelislerimde ima ediyordun. Secimlerim
uzun ince ve cok dikenli bir yol oldu. Hakliydin... Ancak her ne kadar
secimlerim pratik yasamda henuz geri donmediyse de, bundan dolayi
hic pisman olmadim. Cunku sadece yuregimin ve aklimin ic sesini dinledim.
Hic endisenlenme... Soz sana babacigim. Bu dilegini de yerine getirecegim.
HUZUR VE ISIK ICINDE OL...
Diger yazi ve siirler: ASKIN
YENI ROLU |
|
@Isik Binyili dergisi Bircan Unver tarafindan tasarlanmis ve uretilmistir. Mart-Nisan 2000, New York |