TÜRKÇE ANA SAYFA LM-ANA SAYFA SANAT ILETISIM
TÜRKÇE_IÇINDEKILER ARSIV YAZARLAR YORUMLAR
INGILIZCE_IÇINDEKILER LM-TV TELEVIZYON KADRO
KARANLIKTA HIÇBIR SEY KALMASIN!
Ask ve Bahar

m. Çevik ARIKAN

Kadin yorgundu.  Uzun ve soguk kis yavas yavas geride kaliyordu.  O kis karin safligi ve beyazligi bile kisin soguklugunu sevimli hale getirememisti.  Cunku aski...

Kendini sicak suyun altina atmak icin sabirsizlandi.  Uzerinde ne var ne yoksa bir cirpida cikariverdi.  Kosar adimlarla banyoya gitti, kuvetin icine basti.  Muslugu cevirdi, suyun sicak akmaya basladigindan emin olunca suyu dusa iten mekanizmaya dokundu.  Simdi su butun gucu ile yukaridan, dustan yuzune sonra da butun bedenine yayiliyordu.  Once sadece yuzunu yikadi, yikadi sonra bir yandan aklindaki dusuncelerini siralarken bir yandan da sira ile yaptigi yikanma hareketlerine basladi. 

Ilk is saclarina sampuani surmek, kopurtmek kopurtmekti.  Sonra yine soluksuz akan dusun altinda kopukleri delirterek daha da cok kopurtmek ve vucudundan asagiya ayaklarina kadar akitmakti.  Iste yorgunlugu gecmeye baslamisti bile!  Sira sac yumusaticisina geldi.  Su kimyasallari ne guzel de kullaniyordu insanoglu!  Saclari bir anda ipek gibi yumusayiverdi.  Ama en guzeli suydu.  Suyun altindan hic cikmak istemiyordu.  Durdu, durdu suyun altinda oglece dusundu:  Askina ne olmustu?  Hic anlayamiyordu. Bir zamanlar gercekten asik olmustu.  Kimdi O asik oldugu?  Neredeydi simdi o duygular?  Vucudu hala guzeldi.  Hatta eskisinden daha guzel ve anlamliydi onun icin.  Cunku artik vucudunu daha iyi taniyor ve ihtiyaclarini biliyordu.  Tam olgunluk caginda olmak bu demekti belki: kendisinin gercekten farkinda olmak!  Vucudunun butun girinti ve cikintilarinin, butun organlarinin, ellerinin, ayaklarinin, incecik bileklerinin, boynunun, goguslerinin, meme baslarinin, kalcalarinin, heryerinin.  Ama aklinin ve duygularinin hala guzel olan bu sinirin icinde olmaktan gelen bir huzursuzlugu vardi.  Neydi onu huzursuz eden? Asksizlik mi?  Kime asikti bir zamanlar?  Neredeydi kaybettigini sandigi aski?  Yaniliyormuydu yoksa?  Belki de hic asik olmamisti da O ogle sanmisti.  Neydi peki gercek ask?  Gercekten ask  var miydi?  Bilmiyordu.  Hicbirsey hatirlamiyordu.  Birden dustaki suyun sogumaya basladigini farketti.  Muslugu cevirip suyu kesti.  Once basina havlusunu sardi sonra da yumusak bornozuna burundu.  Kuvetten cikarken her zaman icinden soylendigi gibi: Allahim sana sukurler olsun!  Su gibi devlet ver Yarabbim! dedi. 

Ne guzeldi kendisini temiz hissetmek!  Tuy gibi hafiflemis, vucudunun yorgunlugu azalmisti ama akli hala yorgundu.  Sicak havlusu ile rastgele bir koltuga otururken dusunuyordu.  Hayatinin neresindeydi?  Askini ne zaman kaybetmisti.  Onu bir daha bulabilir miydi?  Ask ne demekti?  Bir kitapta okumustu.  Kitabi bulup o sayfayi yeniden okudu:  Ask hic bir zaman pisman olmamak demekti.  Ask aci cekmek demekti.  Ask kirilgan ruhun aynaya bakmasi demekti.  Ask geciciydi.  Ask vermekti. Ask gozyasiydi.  Ask Allaha kavusmakti.  Ask butun bir dunyaydi.  Ask yureginin sesini dinlemekti.  Ask kutsal bir sessizlikti.  Ask insan ruhuna guvenli bir siginak bulma ozlemiydi.  Ogle ise kendisi bal gibi ASIKTI!  Hic pisman degildi, olmamisti, olmayacakti.  Aci cekiyordu. Ruhu kirgindi.  Ruhunun butun cizgilerini aynada yansiyan vucudunda gorebiliyordu simdi.  Aski gecmisti ve o hep vermisti.  Bu nedenleydi gozyaslari.  Allaha kavusmak icin ise daha erkendi. 

Oglunu dusundu. Butun bir dunya onun onundeyken ve simdi hala kendisine ihtiyaci varken! Yureginin sesini dinlemeliydi.  Icinde kutsal bir sessizlik hissetti.  Bu sessizlige butun gucu ile sigindi.  Iste bu sessizlikte bir siginak gucu vardi.  Kendisini guvende hissetti.  Sessizlige ihtiyaci vardi.  Sadece sessizlige!  Oglece biraz daha kendisine baka kaldigi aynanin onunden cekildi.  Sessizligi bozmadan uzerine geceligini giydi.  Oglunun uyudugu odaya gecti. Ona uzun uzun bakti.  Egilip mis gibi kokusunu icine cekti. O da asik olacakti bir gun.  Olsundu!  Ask guzel seydir diyecegim Ona! Sonuna kadar yasamalisin askini, sevmelisin!  Benim seni sevdigim gibi sevmelisin askini.  Karsilik beklemeden, sonsuz bir sabirla.  Aramalisin aski heryerde sende!  

Yatagina geri dondu.  Boyle yanliz basina uyumasi cok zordu.  Bir saga bir sola cirpina cirpina sabahi etti.  Ezanlardan sonra tam gun agarirken duydu kucuk bahar kuslarinin civiltilarini. Kalkti pencereye yaklasti.  Mor daglar sisli sisli uzaklarda beliriyorlardi.  Pencereyi acti ve serin bahar ruzgarini yuzunde hissetti.  Havayi cigerlerinin son gozesine kadar cekti, bir an tuttu ve birakti.  Ne guzeldi nefes almak!  Hayatta olmak ne guzeldi!  Hergun yeni bir gundu.  Yeni bir hayatti.  Yeniden asik olacakti.  Iste yeni gun onu cagiriyordu.  Disaridaki bahar onu cagiriyordu.  Bahara asik olacakti once.  Taze yeseren agaclara, at kestanelerinin ciceklerine, akcaagaclarin kanatli tohumlarina, yagmurlarin aniden baslayip ortaliga verdikleri muzip telasa ve islak kokuya, gocmen kuslarin gelisine, kalede ucan ucurtmalara ve onlari ucuran kucuk cocuklarin sevincine, hepsine herseyine baharin yeniden asik olacakti.  Once bahara asik olacakti iste!  Hep asik olacakti bahara ve arkasindan yaz da guz de kis da gelse sadik kalacakti askina; bahara, hayatina!

Bu sayi Queens Public Televizyonu'na ; Amerika'da düsünce ozgürlügü ve demokrasiyi en ideal olarak uygulayan kuruluslardan biri oldugu icin ithaf edilmistir.

TÜRKÇE
Anasayfa

Ingilizce
Içindekiler

@ISIK BINYILI dergisi, Bircan ÜNVER tarafindan tasarlanmis ve uretilmistir. Altinci sayi. Bahar 2001, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org