Istanbul Guncesi: V
21 Eylul 2001

Unutturulan Insanin Isyani

Bircan ÜNVER

Herkesin soluk soluga izledigi, Amerika'ya yapilan saldirilar ve sonrasi; ozellikle New York'taki IKIZLER'lerin bir bilim-kurgu filmine benzer sekilde cokmesi ve bunun sonucu olarak binlerce insanin hayatini kaybetmesinin, israrla goz ardi edilen bir baska boyutu yok mu? Bu boyut tum dil, din, kultur ve yasama haklari yok sayilan hem icerisi hem de disarisi tarafindan UNUTTURULAN INSANLARIN BIR ISYANI da degil mi?


LADIN'in teslimi icin 3 gun sure verildigini ve o surenin bitiminde ise TALIBAN'in Baskan W. Bush'tan bir gorusme talebine karsilik, "konusma degil, hareket etme zamanidir" dedigini hep birlikte izlemekteyiz.


Bir taraftan intikam icin gozun alabildigine karartilmisligi, diger taraftan Amerika'nin hamasi bir edebiyatin icine suruklenerek,  adeta yasanan dehsetten ve Amerikan halkinin ofkesinden maksimum yararlanmak amacinda olundugunun resmi cizilmiyor mu? Ayni zamanda Dev, Fare'yle, neredeyse tum yeryuzunun canina ot tikayacak bir savas icin cok ama cok sabirsizlaniyor!

Illustrasyon: M. K. Perker


Peki bu sabirsizlik, acelecilik ya da telas niye?

Bizlere ulastirilan anket sonuclarinin da, Turkiye'deki her bir TV kanalinin kendisinin, en cok izlenen kanal ilan etmesinden cok farkli bir boyutu yok zannimca. Ama en cok demokrasiden konusulan bir ulkede ve demokratik sistemin kaleleri; Birlesmis Milletler, Unesco, Human Rights Watch, International Amnesty ve belli basli universitelerin isbirligiyle, INSANLIK ve YERYUZU icin boylesine hayati bir kararda, demokratik bir ANKET uygulandi mi?


Amerika'nin 275 milyonu askin nufusun yarisinin katiliminin saglandigi bir ANKET farzetsek, bu rakam yaklasik 135.5 milyon insani ihtiva eder. Ve anket sorulari da sadece savas'a evet/hayirla degil, bes ya da yedi secenekten hazirlansa. Boyle bir yaklasimla elde edilecek bir anket sonucu, elbette cok daha fazla Amerikan kamuoyunun nabzini temsil edecektir.  Ancak ne boyle bir girisim ne de sonuc vardir ortada! Buna benzer bir yaklasim ya da cabanin sinyalleri de yoktur.

Bu durum Madalyonun Bir Yuzu.



Madolyonun bir diger yuzu ise, yer yer bazi kose yazilarinda, satir aralarinda gundeme gelen sorularin icindedir. Ornegin; gecmiste kim destekledi Taliban ve Ladin'' Rusya'ya karsi? Bu sorudan daha cok can damari olan bir diger boyut; gelismemis ulke insanindan neden esirgendi en temel yasama haklari? Bu sorunun yaniti, yillardir israrla icerden ve disaridan esirgenen, YAPILMAYAN, ONEMSENMEYEN ve YOK SAYILAN'in iyi tanimlanmasinin icindedir.


Su ya da bu siyasi nedenle cikarilan ya da yaratilan surekli ic catismalar nedeniyle, baris kulturunu kendi evlerinde ve ulkelerinde yaratamayan insanligin, yasama deger ve yasamla alis verisleri bastan yok sayilmistir. Hatta onlarin yeri, satranc tahtasindaki PIYONLAR kadar bile yoktur. Cunku onlar HER YERDE ve HERKES tarafindan yok sayilmistir.


Unutulan Insan; okuma, kendini gelistirme ve asgari belli standartlarda yasama cabasi gibi arayislardan ve diger degerlerden tumden kopartilmistir. Bu insanlarin yasami, hep bir olum-kalim cizgisinde tutulmustur ve  kaybedecek birseyleri de kalmamistir! Nihayet kendilerini hatirlatmayi, hic beklenmedik bir anda, her biri
karsimiza patlayan canli birer bomba olarak yaptilar.


Hangi anne-baba; cocuklarini 12 yasinda savasa-olume gondermek ister? Hangi kadin, nisanlisini ya da kocasini kaybetmek ister? Hangi bebek & cocuk, babasini henuz yeni tanimaya basladigi zamanlarda kaybetmek ister? Ama onlara bu sonuc icten ya da distan hicbir kacisi olmayan bir yontemle dayatilmistir. Eger INSANCA BIR YASAM'in alt yapisi hazirlansa ve gelismis ulkelerdeki gibi daha iyi ve daha guzel yasama standartlarina tesvik edecek kosullar hazirlansaydi, INSANLIK ve YERYUZU, bugunku noktaya gelir miydi?


Bundan iki yil once, New York'a iki hafta once gelmis olan genc bir gazeteci bayanin, subway'de, gelmekte olan trenin onune itilerek, oldurulmesi dehset ve korkuyla karsilanmisti. Aradan gecen bir-birbucuk yillik bir yargilamanin sonunda, tabloid basin neredeyse katil zanlisini savunur hale gelmisti.  Bu dava ile daha once hic sorulmamis sorular gundeme gelmisti. Cunku, o yargilanma surecinin sonunda, mahkumun agir bir akil hastasi oldugu ve son bir yilda en az otuz kez hastanelere yatirilmak uzere basvurdugu halde, saglik sigortasi ve parasi olmadigi icin, hicbir hastane tarafindan kabul edilmemesti. Bunun sonucu olarak, muhtemelen bir kriz aninda da ilk kurbanini secmisti. Peki bu durumda, ileri derecede akil hastaligi tesbitli ancak saglik sigortasi ya da parasi olmadigi icin hicbir hastaneye kabul edilemeyen ve sokaklara terkedilen bir hastanin, ileri buhran asamasindayken,  bir baska insanin hayatina kiymasindan, sadece bu akil hastasi sorumlu olabilir miydi? Sonucta, bu ornekte oldugu gibi Amerika, kendi icinde bile  belli bir ekonomik guc grubu altindaki 'insan'ini unutmayi' benimsemisti.


Insanoglu da, yalnizca maddesel degerler ve cikarlar icin bu denli unutulmaya-unutturulmaya ve uzerinde oyun oynanmaya sonucta daha fazla dayanamadi... O unuttugun ve unutmaya terkettigin insan, yasama umudunu goremeyince ne'ye yoneldi? Ya da nelere yonelebilir? Seceneksiz birakilisina karsi koyacak gucu de olmadigindan, yasamlarini yasamaya degil olmeye adadilar. Kimler, onlari  "yasami" degil de "olumu" tercih eder durumlara maruz birakti?


Bu sorularin yanitlari berraklasmazsa, o zaman hem HAKLILIK ve TEPKI BOYUTUNUZ hizli bir asinmaya ugrayacak hem de yavas yavas su yuzeyine vuran cok daha buyuk tehlikelere, --kimyasal silahlar--, evet artik dunyanin sizi hic ilgilendirmeyen obur ucunu ve insanlarini degil; hepimizi, soludugumuz hava ve ictigimiz suya kadar tehlikeye atacaktir.. Yok yok cozum bu olamaz! Bir-iki geri bir adim atilmak zorunda, sahnelenen ofkenin derecesinde...


MISILLEME yerine UNUTTURDUGUNUZ INSANI bir an hatirlayiniz! Silah-savas-savunma teknolojisine yatirdiginiz paralari; insanligi iyilestirmeye ve o iyilesen insanlarin yasama standartlarindan kazanmak icin yatirima nicin yoneltemezsiniz?

O zaman yeryuzu, dalga dalga ve hizlica eksiden artiya gececek ve YERYUZU BIR DAHA ESKISI GIBI OLMAYACAKTIR, eski uygulamalarin bir kabus oldugu ve bir daha animsanmak istenmedigi anlaminda!!!

Illustrator: M.K. PERKER>>>

Istanbul Guncesi: VI - "Selam; yer kuresinde baris cadirinin direklerini dikenlere."
http://www.ataa.org/spotlight/sp_sept28.html

Istanbul Guncesi: III & IV - Almak Kadar Vermenin Mabedi &
Yasamak ve Dostluga Bir Animsatma

http://www.ataa.org/spotlight/sp_sept22.html

Istanbul Guncesi: 1 & II -Taksi Soforu, Sr. Clarke ve Misilleme
&
Bavul Hazirlama Gerilimi ve 5 Milyar Dolarlik Bir Dus

http://www.ataa.org/spotlight/sp_sept18.html

Not: Istanbul Guncesi, alti bolum olarak Turkish Times icin yazilmis ve yukaridaki gunceler ATAA web sayfasinda Eylul 2001'de, "Istanbul Guncesi I': ise, ayni zamanda Turkish Times'in 1 Ekim 2001 sayisinda yayinlanmistir.
Sonbahar - 2001 sayimiz; "Unutulan Insan "a ithaf edilmistir.

Bu sayidan itibaren
"
INSAN"i her boyuttaki deger ve varolusuyla animsatmaya yonelik
dusunsel ve gorsel urunlerinizi, ISIK BINYILI'nda yayinlamaya davet ediyoruz.
KIS-2002 - Ikinci Yildonumu sayisina katilim icin son gonderme tarihi: 10 Ocak 2002
ISIK BINYILI e-dergi; The Light Millennium, Inc., semsiyesi altinda "kamu yararina yayincilik"
yapmak uzere 17 Temmuz 2001 tarihinde, New York Valiligi'nin onayi ile ve
New York merkezli olmak
uzere,
ticari amac tasimayan bir kurum statusu kazanmistir.

HOME PAGE

TÜRKÇE
Içindekiler

@ The Light Millennium e-magazine was created and designed by Bircan ÜNVER. 7th issue. Sonbahar 2001, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org