Sanal Dostluk Guncesi- I

Buenas dias sinyorina...
Datca & Internet Cafee

*Europa

Buenas dias sinyorina...

Himmmm... Benim hayatta ki sloganim nedir bilir misin? Nereden bileceksin ki ! Dinle o zaman:

Sev seni seveni hak ile yeksan ise,
Sevme seni sevmeyeni Misir'a sultan ise.
..

Seni yakindan tanimadigim icin eski Osmanlicaya ve Arapcaya ne kadar hakimsin bilemiyorum. Veeee affina siginarak sana ne anlama geldigini yaziyorum. Bilsen bile...

Toplumdaki yeri ne denli degersiz olursa olsun, seni seveni sev, Toplumdaki yeri ne denli yuksek ve degerli olursa olsun seni sevmeyeni sevme... Simdi sen "dam ustunde saksagan vur beline kazmayi" dersin ve "bu adam niye boyle bir giris yapti" diye sorarsin...Isn't it?

"Merhaba sevgili dost..." girisin bana bu girisi yapmama yol acti.. Sen beni yakindan tanisan da tanimasan da, iki kelime ile beni dost olarak kabul etmen yeter. Bir de ne aklima getirdi biliyor musun= (sen, siz demeye devam et sonunda bana alisacaksin:))

Benim iki kiz yegenim var biri Ankara'da , Ikisinin de ortak gorusu su: "dayiiii..amcaaa...sen uyusturucu gibisin bagimlilik yaratiyorsun."

Ben de kirk yilda bir mail attiklarinda gider piyasadaki uyusturucunun gramina bakarim sonra yukari asagi tartilirim ve carptiktan sonra genelde 70 ile 74 kg arasinda degistigimden muazzam bir rakkam cikar, "gizlar dayiniz...amcaniz su anda uyusturucu piyasasinda su degerde aklinizi basiniza alin bagimliliktan kurtulun" derim:))) Bir de sen cikma basima bagimlilik kazananlar arasinda:)))

Sevgili Artemis, bana hep sen bu dunyanin adami degilsin derler. Nedendir bilmem. Galiba hakikaten de degilim zira gunumuzun sartlariyla bir turlu uyum saglayamam. O yuzden hep inzivaya cekilirim. Neyse ki sizler varsiniz da arada sirada bu dunyada ayaklarim yere basar:)))

Benim guzel dostum. Ben sana demedim mi kendini bu kadar yorma diye....Elbette yazamaz duruma dusersin. O guzelim gozlerine yazik.

Hop dediks diyeceksin ve arada sirada ara vereceksin.

...

Nerden geldim buraya. Ha. Boyle arkadasliklarimiz vardir bizim. Akildan her zaman  seks gecmeden, kotuluk gecmeden art niyet beslemeden bir araya gelebildigimiz arkadaslarimiz... Bunun izahi da cok zordur baskalarina. Hele bizim Turk milletine, hemen bir kulp takarlar. Ben cok cabuk baglanirim. Ama hayal kirikligina ugratilmamam gerekir. Maalesef Turkiye'de insanlar cogu kez maskelerin arkasina saklanmayi gunumuzde adet edindiler. Gercek yuzlerini gosterene kadar da bir sure gecer, beni de en fazla sahtekarlar ile durust olmayanlar uzer. Neyse ki fazla dostum yoktur ama hos dostum vardir o da bana yeterli. Hanimefendi de insallah bu dostlarimin arasinda yer alacaklardir. Emin ol, "Pozitif Enerji"ye ben de cok inanirim. Galiba Muslumanlik yerine de Uzak Dogu dinlerinden birine mensup olmayi tercih ederdim gibime geliyor. Zaten soyumuzun koku, Orta Asya'ya dayaniyor. Ondan olsa gerek gen meselesi:)))

...

Niye geciktigime gelince. Seni unuttugumdan falan degil. Europa disindaydim ve aklimin kosesinden gecmedi senden iki mail alacagim. Himmmm... Uyusturucu kullananlar grubuna hosgeldin:)))) civciv pardon hiciv falan yazmadim. Icimden geleni yazdim. Dogru Osmanli egitiminden gectigimiz icin peceni kaldirabilmen icin evlenmek falan gerekecek galiba:)))) Ne guzelmis eskiden gozlerine asik oldum deyip evlendikten sonra pecenin altindan cikan suratla bir omur yasamak:))) Ama ben yuz guzelligine degil de ruh guzelligine inandigim ve sevdigim icin pek farketmiyor. Simdi iste burada yalan soyledim. Gencken oyle farkediyordu ki: Gencken ne aptalmisiz diyorum kendime simdilerde....

Ucak kazasi olayi hakikaten korkunc. Hele o ilk saldirida kurtulup da ucakta olen insana ne demeli? Kader mi fatalizm mi? bilemiyorum. bir terslik var. Be Allah oldurecektin ilk sefer oldurseydin. Ne beklettin bu kadar borclarini odemesini mi, demek, isyan etmek geliyor insanin icinden. Ben fazla dindar degilimdir ama bazi seylere inanirim. Ateist degilimdir. Ama somut olmasi gerekli. Cennnet, cehennem olaylarina henüz inanabilmis degilim. Gidenlerden biri bir kart atsa da inandirsa derim hep:))) Ama bir takim seyler var ki izahi kesinlikle mumkun degil ve ne yapacacagimi bilemem... Icin kararmasin veya daha da kararmasin diye "ucak kazasi"ni es gectim.  Sana mi yazmistim yoksa benim yegenlere mi, astrologlara gore Birinci ve Ikinci Dunya savaslarinin yildiz konfigurasyonlariyla bu yilinki tipa tip ayniymis. Umarim yanilirlar ve Ucuncu¸ Dunya Savasi falan cikmaz. Ben pasifistimdir. Karincayi incitemem. Zira bir insanin dusman olsa bile hemcinsini oldurmesini kolayca kabul edemem ama her insanin bir katil tarafi olduguna da inanirim. Onemli olan o katil tarafini tahrik etmemek.

Hep dusunmusumdur en sevdiklerime zarar veren bir veya birileri oldugu zaman nasil davranirim diye. Affedecek halim yok herhalde.

Galiba Museviler gibi dise dis goze goz olur. Allah korusun. Yazdiysa bozsun ve oyle isler gelmesin basima.

Yine daldin gittin degil mi benim satirlari okurken. Ne yapayim ben boyleyim. Klavyedaslik kolay degil.:)))

Kendine ve evdekilere cok iyi bak. Saglicakla kal. Veeeeee...Fazla yorulup da kendini harabetme...Tum pembe ufuklarin senin olmasi dilegiyle.

Sevgiler,

Europa

Cuma, 9 Kasim 2001

* * * * *

Sevgi Üzerine

Asla degistiremiyecegin seyler icin uzulme...
Degitirebilecegin ama istedigin halde degistiremedigin seyler icin mutsuz ol veya asla...
Asla bir daha sevmiyecegim deme... mahcup olursun!
Asla sevgiyi arama cünkü sen aradikca o saklanir kapi arkalarina...
Sevgi seni istedi mi bulur..
Zamani vardir...
Tipki bahari, kisin arasan da bulamiyacagin gibi...
ya da bulsan da asla onun gercek bir bahar olmadigini kabul etmek zorunda olacagin gibi ..
O buldugun sadece bir aldanmisliktir..
Aldanirsan, tipki kis ortasinda cicek acan erik agaclarina donersin..
Kisin ortasinda sevincten cicek acarsin..
Kis gercek yuzunu gosterince de donarsin;
anlarsin ki yasadigin bahar kis ortasinda yasanan yalanci bir baharmis....
Erik agaci gibi donarsin o zaman ve o yaz bosa gecer..
Meyvesiz, kimsesiz..
Sevgi aranmaz..
Sevgi istedi mi seni bulur...
Hic ummadigin bir anda arkanda beliren bir dost olur bazen..
Otobus duraginda ensende hissettigin bir nefes alir goturur seni sevgiye..
Bir tesaduf sana sevgiyi tasir..
Sen sevgiyi aramamissindir..
Tipki gecikse de gelen ve geleceginden emin oldugun bahar gibi...
Tipki bir sabah kalktiginda baharin pürüzsüz yüzü ile karsilasman gibi bulmustur seni sevgi...
Sevgiyi kaybederken de cesur olmalisin...
Yüregin dolu olmali sabir ve güçle...
Her kaybedilen kazanilan bir derstir zaten...
Sevgi çok sey üretir severken ve kaybederken...
Sevgiyi kaybederken aslinda onu hiç kaybetmek istemedigini ogrenirsin...
Sevgiyi kaybederken, onu kaybetmenin, bulmak kadar güç olmadigini ama acisina katlanmanin
ne güç oldugunu ogrenirsin...
Sahipken sevgiye hep yaninda olacakmis gibi onu hoyratça harcamissindir..
Kaybettiginde ise her an yaninda olacagina inanmakla ne büyük yanlis yaptigini anlarsin...
Ve bir dahaki sevgin de daha temkinlisindir..
Hem severken, hem kaybederken..
Bir onceki sevgi ogretmistir bunu sana..
Her kayip bir derstir almak gereken..
Cünkü hiç bir sevgi tek basina var olamaz..
Ayrilamaz daha oncekilerden...

Anonim

8 Kasim 2001

* * * * *

Az once "sevgi" uzerine bir siir yolladim. Simdi siir yollamaya vakit buluyorsa iki satir yazmaya da vakit bulmasi gerekir :)) dedim kendi kendime ve hemen cevaplamaya koyuldum...

...

Himmm... Bizim meslekte bir laf vardir "yilan bir kere icine girdi mi cikmaz" veya "murekkep bir kere bulasti mi temizleyemezsin" (gerci artik takatukalar, murekkepler kalmadi hersey bilgisayarla hallediliyor ama gazetecilik ve yazarlik hakikaten senin dedigin gibi hele bu web sayfasi olayi engin ufuklar acti. Herkese ulasma imkanini dogurdu.

Ileride Turkiye'de her eve bir bilgisayar girdiginde iste sanirim Turkiye asil o zaman kurtulacak kultursuzlukten. Ama yine de korkum bizimkiler baska seyler seyretmeye dalarlar:))) Neyse onlar da parali oldugundan belki fren teskil eder.

...

Ama daha once de dedigim gibi bu bilgisayar olayi benim yastakilere ilkokulu bitirmeden universiteye baslamak gibi geldiginden zaman aliyor bazi seylere ayak uydurmak... Teknoloji cok hizli ilerliyor. Yetisemiyorsun bu hiza ben de nefes nefese kaliyorum:))

Uretmek...uretmek..uretmek.. Inan bankadan kredi cekerek ayakta durdum cogu zaman. Simdi beni iyi dinle; uret ama karsiligini da az veya cok maddi olarak al. Manen zaten aliyorsun. Ona hic bir sey demiyorum. Ilk imzam ciktiginda duydugum hazzi belki milyon dolar versen hissettiremezdin. Ama yillar gecip gittikce ve profesyonel oldukca geriye donup oyle bir bakiyorsun ve kaybettigin emeklerine yaniyorsun. Cocuklarin var. Haaa kosede kiyida milyonlarin varsa hic dusunme derim. (O zaman gelip yaninda calisirim arada sirada sen de dinlenirsin:))) Hele USA gibi tuketim toplumunun en ileri oldugu bir ulkede idealist olma lutfen. Ol ama biraz da maddiyatci ol. Bilmem derdimi anlatabildim mi? Para vermeyenlere ben enayi diyorum. Gidip kumarda, kahvede bilmem nerde para vermesini bilirler ama kulture, uretene, idealiste, topluma bir seyler kazandirmak icin yirtinana tek kurusu fazla gorurler. Beni delirten de bu zaten..

Para acisindan birisine veya bir kuruma, kurulusa bagimli olmayi ben de sevmiyorum.. Zira o zaman bagimsizligin gidiyor. Sahibinin sesi konumuna dusuyorsun . Ama senin durumun degisik insallah ve umarim biraz da o tarafa zaman harcarsin veya bu islerle ugrasacak birini bulursun yanina. Tanitim, sponsorluk olayina gir. Ama kurallari sen belirle.

Offff yine ahkam kestirdin bana aksam aksam. Bildigin yoldan sapmadan ilerle, en azindan 6 bin km uzaklikta seni yureklendirecek ben varim. Ama su para isini de ihmal etme. Cocuklarin icin, kendin icin gelecegin icin. Gunumuzde ne yazik ki (sana mi yazmistim hatirlamiyorum tekrarsa 'forget it') para olmadan cok sey olmuyor. Para hersey degil. Herseyi satin alamazsin paran olsa bile. Ama para olmadan doktora bile gidemiyorsun ilac alamiyorsun buralarda. Hele sizin oralar daha da berbat sosyal guvenlik acisindan... Yine kaptirdim gittim sen zamansizliktan bahsediyorsun ben destan yaziyorum sana.:)) Anlasabildigin insanlar varsa oralarda bir ekip calismasi yapsan belki yukun biraz azalir. Ama benim sutten agzim yandigi icin yogurt bile yemiyorum iki Turk bir araya gelince kiyamet kopuyor her nedense:))

...

Bizimkiler ayaklandilar ben de karantinadan ciktim:)) Saglicakla kal.

Sevgilerle...

Europa

8 Kasim 2001

* * * * *


Gunaydin!

Ok...Sizli bizli devam ettigine gore ben de ayni devam edeyim bari:)))

...

"Work in progress"e gelince. Vallahi hakikaten bu dunya kimseye kalmayacak ama gelecek nesillere ve genclere nasil bir dunya kalacak iste en onemli soru bu... Sen de daha iyi bir dunya birakilmasi icin harcadigin cabalarinin neticesini insallah maddi basari olarak da bir gun alacaksin buna inaniyorum. Manevi olarak huzurlu olman ve vicdaninin rahat olmasi yeter diyecegim ama "bir hirka, bir lokma" zihniyetinin hakim oldugu Yunus Emre veya Mevlana yillarinda degil gecen sefer belirttigim gibi "tuketim toplumu yillarinda" yasiyoruz. Ellerine saglik cok guzel olmus. Tek bir elestiri getirebilir miyim? Umut ve isik sacmakta oldugun sitende siyah ve koyu renkler (hadi lacivert bir olcude gidiyor) biraz uyumsuzluk yaratmiyor mu?

Yunus Emre'nin kutusu olum ilanini andiriyor bana bilmem yaniliyor muyum?

Mor benim cok hosuma gidiyor veya eflatun. Yine de sen bilirsin, patron sensin pardon hanimefendi sizsiniz:))

...

Iste boyle sevgili Artemis hanim. Zevkli ama zor isinizde sonsuz basarilar dilemeye devam ederek, arz-i hurmet eder, nur-i ayn harcayarak yaptiginiz isin hayirlara vesile olmasini dilerim.

Sevgilerle...

Europa

PS. Senin oralarda pardon sizin oralarda saat 7'e yaklasiyor. Gunaydin hanimefendi iyi bir gun gecirmenizi diliyorum.

Cuma, 9 Kasim 2001

******


Bon giorno sinyorina:

Hani sevgili ortak dostumuzun maillerinin Light Millenium'a da gittigini gormesem iyice telaslanacak, ya Turkiye'de kacirdilar, ya da NY'da kurtarma calismalarindan vakit bulamiyor diyecektim:)) Boyle durumlarda ne yazik ki (biraz da egoistce bir duygu) ilk akla gelen dostlar ve yakinlar oluyor. Neyse buyuk gecmis olsun . Donus tarihi olarak 12 Eylul'u secmek de elbette buyuk bi ongoru..:)) veya sans, talih, tesaduf...

...

Kameralara uzuldum. Meslek icabi insanin tek kapitalinin onlar oldugunu gayet iyi bilirim. Yapacak bir sey yok bu durumlarda "kadermis" deyip gececek ve fazla uzulmeyeceksiniz. Cana bir sey olmadigina sevineceksiniz. Yine de buyuk gecmis olsun.

Gelelim ciddi konulara:))) Ne demek izin vermek. Ask mektubu olsaydi biraz dusunurdum amma:))) son zamanlarda dikkat ettiniz mi bunamaya mi basladilar yoksa bir takim komplekleri mi ortaya cikiyor eski yazarlar vs genclik donemlerinin kirli cikinlarini acmaya basladilar. Cogu gozumden dustu vallahi. Sir ise sirdir. Acayip bir millet olduk. Bilmiyorum belki de biz kit yetistirildik:))) Arzu ettiginiz gibi kullanin. Gencler de bizim ne zorluklar icinde :)) yasadigimizi anlasinlar.

...

Herseyi bir yana birakin, sizin gibi bir dost kazanmak bile buyuk kazanc benim icin.

Sizin prens olayini okurken aklima benim ilk oglan geldi. Dogdugunda, esime bir haftaligina kacalim dinlenelim dedim. O hamilelik ben de babalik (!) stressiyle epey yorulmustuk. Kayinvaldeye biraktik gittik.

Dondugumuzde bizim oglan ikimizi de tanimaz ayaklarina yatti. Suratini asti. Kim bu iki yabanci? dercesine kafasinin yonunu degistirdi bir saga, bir sola... Cok kotu olduk ikimiz de. O gun bu gun kolay kolay birakip gitmiyoruz. Ne olur ne olmaz donuste tanimazlar diye:))))

Iste boyle sizden ses gelmesi hakikaten cok mutlu etti. Epey meraklandim cidden... Kendinize iyi bakin, saglicakla kalin ve bu taraflari habersiz birakmayin. Tanidiklara da cok selamlar,

Sevgilerle...

Europa

Persembe, 4 Ekim 2001

* * * * *

Datca & Internet Cafee:

Sevgili Artemis hanim, "su an gece 11.30 ve Datça, bir internet cafee..." bu güzel bir oykü basligi olabilir".

Türkiye'nin manyetolu telefonlarla iletisim kurdugu yillardan, kafelerde internet araciligiyla muhabere edildigi gunlere gelisin hikayesi... Girisiniz beni hakikaten eskilere goturdu.

Ben o hizli gelisimi yasadigim icin (manyetolu telefon-Turkiye'yi telefonla dusurup haber yazdirabilmek icin saatlerce bekledigimiz, tek hat teleksten hat koparabilmek icin operator kizlara yapmadigimizi  birakmadigimiz, noel hediyeleri aldigimiz, sonra faksa gectigimiz telefon ahizesine sinyal vererek bir haberi dort kerede gecebildigimiz, rahmetli Ozal sayesinde devir atlayip annemiz ile Izmir'den yilda dort bes kere yerine her gun konusabildigimiz ve simdi de cebimizde telefonla caka satip, laptoplarimizla birakin haberi, fotograf ve film gecebildigimiz gunler...

Benim gibi eski nesle mensup bireyler icin basdondurucu bir seyir. Ozellikle bilgisayar acisindan ilkokul bitirmeden universite okumus gibi olmak... Oynamak icin top bulamadigimiz ve gazete kagitlarini yumcuklayim iple baglayarak top yapip oynadigimiz yokluk yillarindan, secim icin marka begenememe donemlerine. Daha yazayim mi?:))

Benim  sefim de Datca'li sayilir ve guzelliklerini anlata anlata bitiremez. Sair Can Yucel de bosuna oraya gomulmeyi istemedi herhalde. Ben daha goremedim. Keyfini cikartin. Bana cevap yetistirmek icin de paralanmayin, dondugunuzde haberlesiriz.

Bu arada insanin unutuldugu bir cagda insani on plana cikartma hedefinize bir insan olarak hayranlik duymamak elde degil. Ne yazik ki siyaset ile yatip, siyaset ile kalkan bir millete donustugumuzu, her mekanda Turkiye'yi kurtardigimiz:)) yoneticilerden daha iyi yonetici oldugumuzu gostermek icin dort takla attigimiz bir anda, cogu kez insanligimizi da unutuyoruz, karsimizdakinin insan oldugunu da.

Neyse Europa bu konuda biraz daha ileri de onlar sayesinde biraz dengeleyebiliyoruz. Keske sizlerin sayisi bir elin bes parmagindan daha fazla olsa da su yerkure biraz daha yasanir hale gelse!

Ben umudumu kesmis degilim. Son gunlerin yaygin sloganiyla "Turkiye sizinle gurur duyuyor" demiyecegim ama "insanlik sizinle gurur duyuyor" demeden de edemiyecegim.

Hala Datca'da iseniz cok bahsettikleri o leziz baliklardan benim icin de tadin, iciyorsaniz bir kadeh raki veya beyaz sarap yudumlayin ve mis gibi deniz havasini cigerlerinize doldurup, hayatin tadini cikartin. Telepati yoluyla aldiginiz keyfi ben buralardan hissederim merak etmeyin:))

Iyi tatiller. Saglicakla kalin. Dostca selam ve sevgiler.

Europa

Persembe, 23 Agustos 2001



* Europa'dan Sanal Bir Dost; "Europa" Jupiter'in sayisiz Ay'larindan biri olup, bir ongoruye gore yasam olabilecegi varsayildigi icin, imajinative bir yaklasimla yer ve isim adi olarak "Europa" seçilmistir. Orijinal yazismalardan ise sadece yer ve isimler degistirilmis ve bu yazi, Europa 'pen' adiyla ve gercek bir sanal dostun onayiyla, ortak bir calisma urunu olarak yayinlanmistir. LM.

Sonbahar - 2001 sayimiz; "Unutulan Insan "a ithaf edilmistir.

Bu sayidan itibaren
"
INSAN"i her boyuttaki deger ve varolusuyla animsatmaya yonelik
dusunsel ve gorsel urunlerinizi, ISIK BINYILI'nda yayinlamaya davet ediyoruz.
KIS-2002 - Ikinci Yildonumu sayisina katilim icin son gonderme tarihi: 10 Ocak 2002
ISIK BINYILI e-dergi; The Light Millennium, Inc., semsiyesi altinda "kamu yararina yayincilik"
yapmak uzere 17 Temmuz 2001 tarihinde, New York Valiligi'nin onayi ile ve
New York merkezli olmak
uzere,
ticari amac tasimayan bir kurum statusu kazanmistir.

HOME PAGE

TÜRKÇE
Içindekiler

@ The Light Millennium e-magazine was created and designed by Bircan ÜNVER. 7th issue. Sonbahar 2001, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org