Geceler gercek mekanimiz...
Gunduzler ise bir dus alemi...

Karen DENIZEL

Bugün Cumartesi ve su anda ofisteyim.Her zaman ki gibi -hatta her zamankinden fazla - kafamda kurtçuklar dolasmaya baflladi.Bakalim bizi nerelere götürecekler, kemirilmemis neler bulacaklar?

Ofiste olmamin sebebi tam 1,5 senedir organize etmeye çalistigim bir bilgisayar sistemi. Bildigin gibi ben bu islerden anlamam. Zaten bu isi üstlenmemin de baslica sebebi bu. Anladigim isleri yapmak beni öldürüyor.:)))

Yeni alanlarda hareket etmek insana yeni ufuklar açiyor. Neyse konu bu degil, oraya dalmayacagim. Bahsi geçen sistemde 3 sirketin ürününü birarada kullaniyoruz. Kisacasi basimda 3 bela var. Piyasada benim yapmaya çalistigimi yapacak kalifiye eleman yok. Daha dogrusu benim titizligime karsilik verebilecek sorumlulukta ve beyin faaliyeti kapasitesinde adam yok; varsa bile bize bir kaç numara büyük geldiginden henüz bu sirkette çalistiramayiz. (Ben bir nevi Hilal-i Ahmer oluyorum bu durumda!!!)

Konuya dönelim, sirketin bilgisayar islemleri hafta arasi çok yogun oldugu için kapsamli bir takim sistem çalismalari ancak hafta sonu yapilabiliyor. Baska isin mi yok kizim dersen , vallahi su sira hiçbirsey yapmak istemedigim için bari bir seyi zorunluluktan yapmak hos oluyor, bos bos oturmaktan koruyor insani. Bir kez daha konuya dönelim; madem bu kadar yogun isin var nasil bu yaziyi yaziyorsun diyeceksin... Söyle oluyor. Ana makinanin karsisinda oturuyorsun. Bir takim diskete yüklü data dosyalari var. Bunlar gün bazinda olusturulmus satis dosyalari. Bunlari bir bir ara bir programa aktariyorsun -bunu yapmak için sadece 3 tane tusa basman gerekiyor.- Sonra da 4-5 tusa basarak bir ara islem daha yapiyorsun ve hedefine ulasiyorsun. Daraltim su ki, bu toplam 7 tus arasi ortalama 6 ile 8 dakika arasi beklemen gerekiyor. (6dakX7tus=42dak.) Bunu örnegin bugün tarihli bir adet satis dosyasi için yapiyorsun. Ben ise 28 Agustos'tan itibaren olusmus tüm satis dosyalari için bu islemi yapmaliyim. Yani kabaca 93 adet satis dosyasina bu islemleri yapmaliyim. (93dosyaX42dak=4006 dak=67saat)Hepsi bu kadar olsa neyse.. Ayni islemleri 4 magaza için ayri ayri yapmaliyim!!!!! (67X4=268saat=34 is günü) Daha bitmedi !!! Bu durum sadece 28 Agustos'tan itibaren olusan dosyalar için.

Eger ömrüm vefa ederse taa 2000 senesi Nisan ayina kadar geri gitmem gerekiyor. Bu yaziyi bir bilgisayar uzmani okursa amma da beceriksiz kariymis der. Der ve de haklidir. Ancak özne farkli. Beceriksiz olan ben degilim. Söz konusu firmalarin elemanlari. Aslinda buna beceriksizlik de denemez. Ortaya çikan bu durumun tam tercümesi dar görüslülük, ufuksuzluk, planlama yeteneksizligi, isini daha iyi yapmak kaygisi
tasimamak vs.vs.

Iste simdi konuya geldik. Yahu ben zaten binbir güçlükle üretebildigim degerli enerjimi sürekli daha iyi olabilmek için harcarken -örnegin; daha iyi bir anne olmak, daha iyi bir es olmak, daha iyi bir evlat olmak, daha iyi bir yönetici, arkadas, vatandas ve son olarak ta (aslinda hepsi sonuncusu) daha iyi bir insan olmak- elalem yetinmekle mesgul. Yetinmedikleri tek sey para ve daha fazla tüketmek. Bunu bir insan haklari ihlali olarak görüyorum ve maalesef insanlari kafamda mahkeme ediyorum, savunuyorum, suçluyorum ve cezalandiriyorum. Pesin hükümlü ya da tek tarafli olmamak adina vakit ve ruh enerjisi harciyorum.

Gözlerimin etrafinda mor halkalar, alnimda endise çizgileri, omuzlarim ve omurgamda büzülmeler oluyor. Ve kaybeden daha dogrusu yorulan yine ben oluyorum. 45 kisinin çalistigi, bizzat is sahiplerinin basinda oldugu bir sirketim var ve hala aksamlari ofisten çikarken masalarin üstünde içi tüketilmis çay bardaklari görüyorum. VE BEN BUNA INANAMIYORUM !!!!!!!!

Yine isin uzmani bana 'Bu sirkette yönetim boslugu var' diyecektir. Hayir, yönetim boslugu degil, yönetilmesi gereken boslar var. Ne ayip,insanlik adina ne ayip...Bardagini mutfaga götürmenin zattin üstünde yarattigi komplekse ve bu tavrin etrafta yarattigi igrenç kokulu enerji bombasina bak...

Üstünde bu kadar durmaya deger mi?

Tabii ki degmez ve tabii ki deger. Seni güzellige ulastirmamis bir detay hatirla desem hatirlayamazsin. Sana hayatta en mutlu oldugun ani hatirla desem küçücük bir hikayeden baska birsey çikmaz agzindan. Seni kizdiran,seni sevince bogan,seni igrendiren veya hayran biraktiran herseyin ve her olayin altina baktiginda minik minik kirintilar bulursun. Iste ben o minik kirintilarla beslenen dev bir kusum ve kirintilar kötü kokuyorsa, çirkin görünüyorsa ve midemi bozuyorsa ben beslenemiyorum.

Beslenemedikçe içimden beslenmeye çalisiyorum, bunun dogal sonucu olarak da zamanla tükeniyorum. Aslinda hepimiz böyleyiz; ben biraz daha hassas olanlardan oldugum için iste böyle yazilara kusuyorum. Ancak korkum su: bu kötü kokulu enerji bombalari ortalikta çok var. Sirket bir örnekti, her yerde var, ve en olmadigini düsündügümüz yerlerde en alasi karsimiza çikiyor.Ve isin dramatik yani herkes sikayet ediyor, benim kötü koku saçtigini düsündügüm adam bile benim gibi ayni seyden sikayet ediyor.

O zaman ortada bir tuhaflik var. Ben de mi acaba??? Yoksa ben hata ediyorum,yanlis mi bakiyorum?

Aslinda bakmam veya bakmamam neyi degistiriyor? Bakis açimda mi hata var? Daha mi önyargisiz ve hosgörülü olmaliyim? Daha fazla Dalay Lama mi okumaliyim??:)))

Iste yine ayni tuzak...Yine ben düsünüyorum, yine etraf pis kokuyor ve yine ben,beni degistirmek, daha iyi her neyse o, o olmami saglamak için kendimi tüketiyorum. Kendi attigim ok kendimi vuruyor. Boomerang'ler uçusuyor ortalikta...Ve aksam oluyor, ve sabah oluyor. Aslinda rüyalari gündüz görüyoruz. O ne safliktir ki, belki bugün hersey degisir tohumlari günesle birlikte filizleniyor içimizde ve uyaniyoruz sanki dünü yasayan bizler degilmisiz gibi...Ve o ne saf bir inanç ola ki bize hala ayaklarimizin üstüne basip dislerimizi firçalattiran, dusumuzu aldirtan, haril haril araba kullandirip her ne ise isimiz onlari yaptirtan. Geceleri gerçek mekanimiza, ölüm dösegimize yatiyoruz. Gündüzleri ise bir düs aleminde, kabuslardaki koridorlar gibi, asla açilmayacak kapilari bir daha, bir daha ve bir daha açmaya çabaliyoruz; bagiriyoruz, ya sesimiz çikmiyor ya sesimiz duyulmuyor...Tükenmeye yakin yine gece oluyor, bataryalar sarja takiliyor. Çünkü gece yalniziz, tekiz, kendimizden baska kimsecikler yok. Gece yasananlar bize ait, hatta bir çogumuz sabah, kirlenmesin diye gece olanlari unutuyoruz, onlari koruma altina aliyoruz. Çünkü gece bize ait,sadece kendi ruhumuza...

Bir ara verip yazdiklarimi tekrar okudum. Galiba yazinin basina bir uyari notu eklemek gerekecek: DIKKAT! KALDIRAMAYABILIRSINIZ!!!

Okundugu zaman verdigi karamsarlik kesinlikle bana ait degil. Hatta keyifli bir mood da oldugumu söyleyebilirim. Ruhumun elbisesi çok renkli su aralar...

Istanbul, 8 Aralik 2001

E-mail: bet@netone.com.tr

Sonbahar - 2001 sayimiz; "Unutulan Insan "a ithaf edilmistir.

Bu sayidan itibaren
"
INSAN"i her boyuttaki deger ve varolusuyla animsatmaya yonelik
dusunsel ve gorsel urunlerinizi, ISIK BINYILI'nda yayinlamaya davet ediyoruz.
KIS-2002 - Ikinci Yildonumu sayisina katilim icin son gonderme tarihi: 10 Ocak 2002
ISIK BINYILI e-dergi; The Light Millennium, Inc., semsiyesi altinda "kamu yararina yayincilik"
yapmak uzere 17 Temmuz 2001 tarihinde, New York Valiligi'nin onayi ile ve
New York merkezli olmak
uzere,
ticari amac tasimayan bir kurum statusu kazanmistir.

HOME PAGE

TÜRKÇE
Içindekiler

@ The Light Millennium e-magazine was created and designed by Bircan ÜNVER. 7th issue. Sonbahar 2001, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org