|
Bugün
Cumartesi ve su anda ofisteyim.Her zaman ki gibi -hatta her
zamankinden fazla - kafamda kurtçuklar dolasmaya baflladi.Bakalim
bizi nerelere götürecekler, kemirilmemis neler bulacaklar?
Ofiste
olmamin sebebi tam 1,5 senedir organize etmeye çalistigim
bir bilgisayar sistemi. Bildigin gibi ben bu islerden anlamam.
Zaten bu isi üstlenmemin de baslica sebebi bu. Anladigim
isleri yapmak beni öldürüyor.:)))
Yeni alanlarda
hareket etmek insana yeni ufuklar açiyor. Neyse konu
bu degil, oraya dalmayacagim. Bahsi geçen sistemde 3
sirketin ürününü birarada kullaniyoruz.
Kisacasi basimda 3 bela var. Piyasada benim yapmaya çalistigimi
yapacak kalifiye eleman yok. Daha dogrusu benim titizligime
karsilik verebilecek sorumlulukta ve beyin faaliyeti kapasitesinde
adam yok; varsa bile bize bir kaç numara büyük
geldiginden henüz bu sirkette çalistiramayiz. (Ben
bir nevi Hilal-i Ahmer oluyorum bu durumda!!!)
Konuya
dönelim, sirketin bilgisayar islemleri hafta arasi çok
yogun oldugu için kapsamli bir takim sistem çalismalari
ancak hafta sonu yapilabiliyor. Baska isin mi yok kizim dersen
, vallahi su sira hiçbirsey yapmak istemedigim için
bari bir seyi zorunluluktan yapmak hos oluyor, bos bos oturmaktan
koruyor insani. Bir kez daha konuya dönelim; madem bu kadar
yogun isin var nasil bu yaziyi yaziyorsun diyeceksin... Söyle
oluyor. Ana makinanin karsisinda oturuyorsun. Bir takim diskete
yüklü data dosyalari var. Bunlar gün bazinda
olusturulmus satis dosyalari. Bunlari bir bir ara bir programa
aktariyorsun -bunu yapmak için sadece 3 tane tusa basman
gerekiyor.- Sonra da 4-5 tusa basarak bir ara islem daha yapiyorsun
ve hedefine ulasiyorsun. Daraltim su ki, bu toplam 7 tus arasi
ortalama 6 ile 8 dakika arasi beklemen gerekiyor. (6dakX7tus=42dak.)
Bunu örnegin bugün tarihli bir adet satis dosyasi
için yapiyorsun. Ben ise 28 Agustos'tan itibaren olusmus
tüm satis dosyalari için bu islemi yapmaliyim. Yani
kabaca 93 adet satis dosyasina bu islemleri yapmaliyim. (93dosyaX42dak=4006
dak=67saat)Hepsi bu kadar olsa neyse.. Ayni islemleri 4 magaza
için ayri ayri yapmaliyim!!!!! (67X4=268saat=34 is günü)
Daha bitmedi !!! Bu durum sadece 28 Agustos'tan itibaren olusan
dosyalar için.
Eger ömrüm vefa ederse taa 2000 senesi Nisan ayina
kadar geri gitmem gerekiyor. Bu yaziyi bir bilgisayar uzmani
okursa amma da beceriksiz kariymis der. Der ve de haklidir.
Ancak özne farkli. Beceriksiz olan ben degilim. Söz
konusu firmalarin elemanlari. Aslinda buna beceriksizlik de
denemez. Ortaya çikan bu durumun tam tercümesi dar
görüslülük, ufuksuzluk, planlama yeteneksizligi,
isini daha iyi yapmak kaygisi tasimamak
vs.vs.
Iste simdi konuya geldik. Yahu ben zaten binbir güçlükle
üretebildigim degerli enerjimi sürekli daha iyi olabilmek
için harcarken -örnegin; daha iyi bir anne olmak,
daha iyi bir es olmak, daha iyi bir evlat olmak, daha iyi bir
yönetici, arkadas, vatandas ve son olarak ta (aslinda hepsi
sonuncusu) daha iyi bir insan olmak- elalem yetinmekle mesgul.
Yetinmedikleri tek sey para ve daha fazla tüketmek. Bunu
bir insan haklari ihlali olarak görüyorum ve maalesef
insanlari kafamda mahkeme ediyorum, savunuyorum, suçluyorum
ve cezalandiriyorum. Pesin hükümlü ya da tek
tarafli olmamak adina vakit ve ruh enerjisi harciyorum.
Gözlerimin
etrafinda mor halkalar, alnimda endise çizgileri, omuzlarim
ve omurgamda büzülmeler oluyor. Ve kaybeden daha dogrusu
yorulan yine ben oluyorum. 45 kisinin çalistigi, bizzat
is sahiplerinin basinda oldugu bir sirketim var ve hala aksamlari
ofisten çikarken masalarin üstünde içi
tüketilmis çay bardaklari görüyorum. VE
BEN BUNA INANAMIYORUM !!!!!!!!
Yine
isin uzmani bana 'Bu sirkette yönetim boslugu var' diyecektir.
Hayir, yönetim boslugu degil, yönetilmesi gereken
boslar var. Ne ayip,insanlik adina ne ayip...Bardagini mutfaga
götürmenin zattin üstünde yarattigi komplekse
ve bu tavrin etrafta yarattigi igrenç kokulu enerji bombasina
bak...
Üstünde bu kadar durmaya deger mi?
Tabii ki degmez ve tabii ki deger. Seni güzellige ulastirmamis
bir detay hatirla desem hatirlayamazsin. Sana hayatta en mutlu
oldugun ani hatirla desem küçücük bir
hikayeden baska birsey çikmaz agzindan. Seni kizdiran,seni
sevince bogan,seni igrendiren veya hayran biraktiran herseyin
ve her olayin altina baktiginda minik minik kirintilar bulursun.
Iste ben o minik kirintilarla beslenen dev bir kusum ve kirintilar
kötü kokuyorsa, çirkin görünüyorsa
ve midemi bozuyorsa ben beslenemiyorum.
Beslenemedikçe
içimden beslenmeye çalisiyorum, bunun dogal sonucu
olarak da zamanla tükeniyorum. Aslinda hepimiz böyleyiz;
ben biraz daha hassas olanlardan oldugum için iste böyle
yazilara kusuyorum. Ancak korkum su: bu kötü kokulu
enerji bombalari ortalikta çok var. Sirket bir örnekti,
her yerde var, ve en olmadigini düsündügümüz
yerlerde en alasi karsimiza çikiyor.Ve isin dramatik
yani herkes sikayet ediyor, benim kötü koku saçtigini
düsündügüm adam bile benim gibi ayni seyden
sikayet ediyor.
O
zaman ortada bir tuhaflik var. Ben de mi acaba??? Yoksa ben
hata ediyorum,yanlis mi bakiyorum?
Aslinda
bakmam veya bakmamam neyi degistiriyor? Bakis açimda
mi hata var? Daha mi önyargisiz ve hosgörülü
olmaliyim? Daha fazla Dalay Lama mi okumaliyim??:)))
Iste yine ayni tuzak...Yine ben düsünüyorum,
yine etraf pis kokuyor ve yine ben,beni degistirmek, daha iyi
her neyse o, o olmami saglamak için kendimi tüketiyorum.
Kendi attigim ok kendimi vuruyor. Boomerang'ler uçusuyor
ortalikta...Ve aksam oluyor, ve sabah oluyor. Aslinda rüyalari
gündüz görüyoruz. O ne safliktir ki, belki
bugün hersey degisir tohumlari günesle birlikte filizleniyor
içimizde ve uyaniyoruz sanki dünü yasayan bizler
degilmisiz gibi...Ve o ne saf bir inanç ola ki bize hala
ayaklarimizin üstüne basip dislerimizi firçalattiran,
dusumuzu aldirtan, haril haril araba kullandirip her ne ise
isimiz onlari yaptirtan. Geceleri gerçek mekanimiza,
ölüm dösegimize yatiyoruz. Gündüzleri
ise bir düs aleminde, kabuslardaki koridorlar gibi, asla
açilmayacak kapilari bir daha, bir daha ve bir daha açmaya
çabaliyoruz; bagiriyoruz, ya sesimiz çikmiyor
ya sesimiz duyulmuyor...Tükenmeye yakin yine gece oluyor,
bataryalar sarja takiliyor. Çünkü gece yalniziz,
tekiz, kendimizden baska kimsecikler yok. Gece yasananlar bize
ait, hatta bir çogumuz sabah, kirlenmesin diye gece olanlari
unutuyoruz, onlari koruma altina aliyoruz. Çünkü
gece bize ait,sadece kendi ruhumuza...
Bir
ara verip yazdiklarimi tekrar okudum. Galiba yazinin basina
bir uyari notu eklemek gerekecek: DIKKAT! KALDIRAMAYABILIRSINIZ!!!
Okundugu
zaman verdigi karamsarlik kesinlikle bana ait degil. Hatta keyifli
bir mood da oldugumu söyleyebilirim. Ruhumun elbisesi çok
renkli su aralar...
Istanbul,
8 Aralik 2001
E-mail:
bet@netone.com.tr
|