Bir Kurbaga Kadinin Oykusu

m. Çevik ARIKAN

Bir varmis bir yokmus, evvel zaman icinde, kalbur saman icinde, deve tellal iken, pire berber iken ben Emine Nene'min besigini tingir mingir sallar iken bir kurbaga kadin varmis. Sulari berrak mi berrak, kumlari ince mi ince, taslari yumusak mi ve yumusak, yesil mi yesil, kucucuk, guzel bir derede yasarmis.  Kendisini bildi bileli bir kurbaga imis ama bu girip ciktigi kacinci deresiymis artik saymiyormus.  Kurbaga kadin yuzmekten cok hoslanirmis.  En iyi yaptigi is yuzmekmis.  Belki de cok dere degistirmesinin nedeni de buymus.  Yuze yuze dereler okyanuslar asilirmis.  Ama nerelere varilirmis?  Kurbaga kadin iste bunu merak edermis.  O bu sebeple yuzermis de yuzermis.  Derelerin gittigi yerlere kadar gidermis de gidermis ama bittigi yerde ne olacagini da bilmek istemezmis.  Kurbaga kadin hem suyun altinda hem de suyun ustunde nefes alabilirmis.  Bu da onu diger dere canlilarindan ayiran en onemli ozelligi imis.  Kurbaga kadin bu ozelligi ile cok gurur duyarmis.  Kurbaga kadin kurbaga olmaktan cok memnunmus.  Cunku yasadigi dereleri, ogrenmeyi, arkadas olmayi, onlara yardim etmeyi cok severmis  ama karninin agrimasini hic sevmezmis.  Kurbaga kadin kurbaga olmaktan memnunmus memnun olmasina ya dereye gelen okuzlere de pek hayranmis. 

Bazen keske ben de bu okuzler gibi buyuk olsaydim diye ic gecirdigi de olurmus ama ne kadar sisinse bir okuz gibi buyuk olamazmis.  Kurbaga kadin hergun ayni isleri yaparmis ama hic sikilmazmis.  Neden mi?  Her gun yeni bir gunmus de ondan.  Kurbaga kadin bir isi yaparken sadece o isi dusunurmus.  Butun ayrintilari tek tek inceler, kontrol edebilecegi herseyi kontrol edermis ama yine de hata yapabilirmis.  Kurbaga kadin hatasini kabul eder ve sonuclarina da katlanirmis.  Cunku kurbaga kadin her iste bir aksilik olabilecegini de dusunurmus.  Bu nedenle kurbaga kadin dere kenarinda, gunesin sicaginda yaptigi isin sonucunu cok merak eder ama yine de sabirla beklermis.  Zaten kurbaga kadin aceleden oldum olasi hic hoslanmazmis.   Bazen kurbaga kadin cok korkarmis.  Kurbaga kadin cok korkarmis ama neden korktugunu aciklayamazmis.  Kurbaga kadin bir korkak olmaktan da cok sikiliyormus.  Neden kurbaga kadin korkakmis?  Oysaki dere ne guzelmis.  Oysaki derede ne de cok eglence varmis.  Galiba kurbaga kadin yok olmaktan korkuyormus.  Yok olmak nasil birseymis kurbaga kadinin bu konuda hicbir fikri yokmus oysa. 

Bazen de kurbaga kadin kendisinin cok iki yuzlu oldugunu dusunurmus.  Oysa iki yuzlu olmayi da hic istemiyormus.  Onu kim bu ikiyuzlulukten kurtarabilirmis?  Kurbaga kadin yuzmus ve demis:  Hem isimi seviyorum diyorum hem de soyledigime inanmiyorum. Hem esimi seviyorum diyorum hem de soyledigime inanmiyorum.  Hem Allah'a inaniyorum diyorum hem de soyledigime inanmiyorum. Acaba kurbaga kadin neden boyle supheye dusmus?  Cunku kurbaga kadin olumden korkuyormus.  Hic seven ve sevdigine inanan olumden korkar mi?  Eger isini seviyorsan olunceye kadar o isi yapmalisin.  Eger esini seviyorsan onun icin olebilmelisin ve Allah'a inaniyorsan olumden korkmamalisin.  Kurbaga kadin! kurbaga kadin! Bu inancsizliktan kurtulmalisin!  Kendine inan! Sevgine inan! Allaha inan! Iste o zaman yuregin belki de okuz kadar buyuyecek, islerin kolay geliverecek!  Kurbaga kadin bir seye daha dikkat etmis:  Herkes ona cok icten oldugunu soyluyormus.  Neden kurbaga kadin kendisinin iki yuzlu oldugunu dusunurken baskalari onu icten bulurmus?  Icten olmak ne demek mis?  Bunu dusunmeye baslamis.  Kurbaga kadin icten bir kadindir.  Herkes ictenlige tesekkur eder.  Kimler icten davranirlar?  Kimler ictenligi sevmezler?  Kimler icten davranamazlar?  Nedir icten davranislar?  Kurbaga kadin iyi ki icten bir kadinim demis.  Cunku ictenligi yuzunden cok iyi arkadasliklar edinebilirmis.  Kurbaga kadin ictenmis ama herkese de oyle kolay kolay inanmazmis.  Kurbaga kadin inanirmis ama inandigina da tapmazmis.  Kurbaga kadin dusunmus tapmak ve inanmak ayni seyler mi diye?  Kurbaga kadin dusunmus inanmak mi ictendir, yoksa tapmak mi diye?  Kurbaga kadin dusunmus yoksa tapmak korkudan, inanmak ise icten mi diye? 

Peki inanmak icin ne yapmaliymis?  Kurbaga kadin sormus kendi kendine.  Hic inancsiz olunur muymus?  Kurbaga kadin inanmak istemis ama inanmaya nereden baslayacagini bilememis.  Inanmak da oyle kolay degilmis.  Zamanla ogrenilirmis inanmak.  Kurbaga kadin zamanla ogrenmis inanmayi, tapmadan.  Kurbaga kadin korkularini yenmeye de baslamis birer birer.  Kurbaga kadin inandikca korkularini yeniyormus, korkularini yendikce daha cok inaniyormus.  Kurbaga kadin daha cok inandikca da ozgurlesiyormus.  Ama hala kurbaga kadin cok az seye inaniyormus.  Bu nedenle daha cok ozgurlesebilmesi icin daha cok seye inanmasi gerekiyormus.  Gerekiyor muymus?

Kurbaga kadin yeni yila cok mutlu girmis cunku o yilbasi kizkardesi ile berabermis.  Kizkardesi onun icin cok guzel bir prensesmis.  Hala guzelmis.  Kirk yasinda olduguna ne de iyi etmis cunku asil simdi guzelmis:  Incecik, uzun ve tipki bir Zerrin cicegi gibi!  Badem gozleri ve anlamli dudaklari kurbaga kadini bir kez daha O'na hayran birakmis ve iyi ki benim bir prenses kizkardesim var demis.  Onu cok severmis ve cok cok cok ozlermis.          

Kurbaga kadin dusunmus:  Birden butun uzuvlarini tek tek kaybetse ve kayip  uzuvlar burosuna ugrayip yeniden uzuv bulmaya calissa neler secer yine kendininkileri mi secer yoksa firsat bu firsat bu eller guzel degildi sunlari begendim, bu ayaklar da kokuyordu oburlerini alayim mi der?  Ben demis kurbaga kadin ben ellerimi kaybetseydim yine ayni elleri bulmak isterdim.  Ellerim oyle bana benziyorlar ki ben kendi ellerim olmadan yuzemem.  Her gozenegine, her tirnak girintisine her cizgisine hakimim.  Gercekten ellerimi iyi biliyor ve yeterince onlari seyrediyor muyum?  Ellerimi yeterince seviyor muyum? 

Kurbaga kadin  bir gun yine dusune dusune karar vermis kinci ve gururlu canlilari sevmemeye!  Onlara savas acmaya ve onlari kinsiz ve gurursuz yapmaya.  Kurbaga kadin nefret edermis ama kin tutmazmis.  Gururlu da degilmis.  Kin ve gurur zararli duygulardir demis.  Cunku  bu duygular kiskancligin kardesidir.  Kiskancligi da kurutmali ama nasil yapmali?

Kurbaga kadin durustce kendisine sormus:  Daha once yuzdugum bazi dereleri niye biraktim? diye.  O derelerde de arkadaslarim vardi.  Onlarla yillarca ayni derelerde yuzdum iyiniyetle.  Ama iyiniyetin gecer akce olmadigi, ictenligin para etmedigi, durustlugun, dogru sozun ve caliskanligin aranmadigi bir dere bu ayrildigim dere demistim ayrilirken.  Beni anlamiyor buralilar!  Kendilerini cok beyeniyorlar, gururlu ve kinciler.  Belki de iyiniyetli degiller.  Neden bu deredeler?  Benim ortak olmadigim nedenlerle buradalar. Oyle ise hoscakalin!  Ben hala o dereleri ve deredekileri ararim sorarim ama artik kendi iyiniyetimden ve ictenligimden suphe etmedigim icin ararim oralari oralilari.  Onlarin ne dusundukleri onemli degil.  Eh demis kurbaga kadin bu noktaya gelebilmek icin cok ugrastim ama ugrastigima degdi dogrusu.  Suyunu sevdigim derecigim!  Ve dalmis deresine ve yuzmus zevkle!  Bir de ne gorsun!  Sevgili Buket Uzuner butun kayalarin uzerine ' Yazarlar Yazar!  Yazarlar Yazar!  Yazarlar yazar! ' diye yazmamis mi?  Kurbaga kadin bu yazilari okudukca yuzmeyi birakip yazmaya baslamamis mi?  Bir de ne gorsun bir baska tasin uzerinde  de ' Asiklar Yazar!  yazmmyor mu?

Kurbaga kadin yuze yuze bulamadim belki yaza yaza bulurum ideali! demis.  Nedir ideali?  Iste bunu birden bilememis.  Bilmeyince iyi arayamaz, arayamayinca da bulamaz!  Dusunmus. Iste ben bu yuzden kurbagayim! demis.  Idealim ne bilmiyorum.  Peki diye sormus:  Emine Nene'min ideali neydi?  Eger ben onun idealini bilsem, onun ideali olup olmadigimi anlasam mutlu olur muydum?  Bu benim icin ne kadar onemli?  Cok onemli!  Emine Nene'nin idealinin ne oldugunu bulmak ve O olmak istiyorum.  Ben de torunumun cocuklarindan, torunumun torunlarindan ne bekledigimi bilmek ve bunun icin birseyler yapmak istiyorum.  Ancak o zaman kurtulabilirim bu kurbagaliliktan.  Belki!  Dal dereye de yuz!  Dal dereye de yaz kurbaga kadin yaz!  Bul kurbaga kadin bul!  Senin idealini, Emine'nin idealini.  Haydi durma yuz!  Yaz! 

Kurbaga kadin bulmus ilk kelimeyi, bulmak istedigi idealini:  Insan olmak!  Ama iyi bir insan olmak!  Iyi bir insan!  Iste zor olan da bu!


10 Subat 2001
Sonbahar - 2001 sayimiz; "Unutulan Insan "a ithaf edilmistir.

Bu sayidan itibaren
"
INSAN"i her boyuttaki deger ve varolusuyla animsatmaya yonelik
dusunsel ve gorsel urunlerinizi, ISIK BINYILI'nda yayinlamaya davet ediyoruz.
KIS-2002 - Ikinci Yildonumu sayisina katilim icin son gonderme tarihi: 10 Ocak 2002
ISIK BINYILI e-dergi; The Light Millennium, Inc., semsiyesi altinda "kamu yararina yayincilik"
yapmak uzere 17 Temmuz 2001 tarihinde, New York Valiligi'nin onayi ile ve
New York merkezli olmak
uzere,
ticari amac tasimayan bir kurum statusu kazanmistir.

HOME PAGE

TÜRKÇE
Içindekiler

@ The Light Millennium e-magazine was created and designed by Bircan ÜNVER. 7th issue. Sonbahar 2001, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org