|
21.
yüzyilin ortasinda Türkiye'nin güney kiyilarindaki
kentlerde sicaklik artmis olacak.
Bunu
yalniz Türkiyeli bilimadamlari degil NASA da söylüyor.
Diyeceksiniz
ki "ee ne olacak sicaklik artarsa"!
Bu
bölge göç vermeye baslayacak, yasam çekilmez
bir hal alacak, susuzluk baslayacak, bahçeler kurayacak.
Daha
çok sey sayiliyor. Ancak ben birkaç tanesi aktarmakla
yetinecegim. Çünkü yazinin konusu bu bölge
degil.
Bu
yaziyi Karadeniz Bölgesi'ne dokunulmamasi için yaziyorum.
Bu bir çagri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine,
Türk Silahli Kuvvetlerine ve en çok da Türkiye
Halkina.
2050
yilinda belki biz degil ama çocuklarimizin siginacagi
tek bir yer kaliyor.
Türkiye'nin
kuzey kiyilari yani Karadeniz Bölgesi.
O
zamana kadar Istanbul'u halli yola koyamazsak tabii.
Zaten
o hallolsa bile o yilda 90 milyona yaklasan nüfusuyla Türkiye'nin
yüzde kaçi bu kente sigar ki...
Güney
Türkiye 2050 yilinda kaçinilmaz olarak isinacak.
Topraklar asiniyor, ormanlar yakiliyor, agaçlar kesilip
kesilip baraj yapiliyor.
Ve
halktan çit çikmiyor.
Zaten
bu islerin çogunu halk yapiyor.
Gerçekten
aptal bir halkiz.
"Cahil
cesur olur" derler ya bunu kendimiz için söylemisiz
sanki.
(Eh
zaten söz Türkler'e ait olduguna göre bundan
dogal bir sonuç da olamazdi.)
Hiçbir
planimiz yok.
Hiçbir
seyi önceden göremiyoruz.
Göstermek
isteyenleri de susturuyoruz.
Çünkü
hiçbir seyin bizim için önemi yok.
Ne
doganin, ne agacin, ne suyun, ne kurdun ne kusun.
Vatan
diye canini verecegini söyleyenler bir kibritle "vataninin
tüm ormanlarini atese veriyor.
Bu
ülkeyi satacaktiniz diye darbe yapanlar "vatani"
yakanlari seyrediyor.
Ormanlarin
talan edilmesine ses çikarmiyor.
Yani
topyekün bir ihanet içindeyiz.
Çocuklarimiza
karsi ihanet içindeyiz.
Onlara
güneyini yasanmaz hale getirdigimiz bir ülke birakacagiz.
*
*
*
*
*
Karadeniz
Bölgesi'ne kimseyi dokundurmayalim. Dokunmaya baslandi
ama eger hemen harekete geçersek önleyebiliriz.
Çünkü çocuklarimizin elli yil sonra
yasayabilecegi tek yer kalacak, iste o da bu bölge.
Karadeniz
Bölgesi evrensel olarak da önemli. Avrasya Yerbilimleri
Enstitüsü'nden Iklimbilimci Prof. Nüzhet Dalfes
bir söylesimizde söyle diyordu: "Dogu Karadeniz
Bölgesi çok ilginç bir bölge. Dünyadaki
dogabilimcilerin çok ilgisini çekiyor. Çünkü
dünyada tek tük bulunan iliman yagmur ormanlarina
sahip."
Karadeniz
Bölgesi 50 yil sonra Türkiye sakinlerinin yasayabilecegi
hemen hemen tek yer olarak kalacak. Eger orayi da yeni yeni
basladigimiz hizla katletmeyi sürdürürsek 2050'de
sicaktan cayir cayir yanacagiz.
Galiba
abarttigimi düsünüyorsunuz.
Peki
Bogaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü
Müdürü Prof. Dr.Orhan Yenigün, Türkiye'de
kentlerin son elli yilda giderek isindigini yaptiklari bir arastirmayla
tespit ettiklerini söylerse, yine de inanmaz misiniz?
"1995 yilinda doktora yapan bir ögrencimizin çalismasi
vardi ki bu çalisma yurtdisinda iki ayri makale olarak
çok ciddi dergilerde yayimlandi. Bu arastirmada Türkiye
genelinde kentlesmenin yani betonlasmanin, yesilin yokedilmesinin
iklim degisikliklerine yani, 50 yillik bir sürede ortalama
sicakliklara, en düsük sicakliklara nasil yansidigini
inceledik. Bunun için 50 yillik sicaklik verilerini kullandik.
Birçok istasyonda bu kadar uzun erimli ölçümler
yoktu ama bazilarinda da bulduk. Türkiye'de zaten uzun
dönemli veri bulmak çok zordur. Ama uzun dönemli
veriler de o kadar degerlidir ki bir degisimi incelemek mümkün
olur onlarla. Meteoroloji istasyonlarindaki sicaklik, nemlilik,
basinç verileri elimizdeydi. Bunlardan sicaklik verilerini
kullandik. Sehirlerin yakinindaki verilerle, uzagindaki yani
köy ve kasabalardaki sicaklik verilerini kullandik. Aralarindaki
degisim incelendi. Birtakim istatistiksel yöntemler kullanilarak bu veriler
analiz edildi. Bu analiz sonucu sehirlerin zaman içinde
isindigi, bazi sehirlerde en düsük sicakliklarin zaman
içinde arttigi gözlemlendi."
Inandiniz
mi biraz?
Yenigün
baska seyler de söylüyor.
Örnegin
küresel isinmaya Türkiye'nin etkisi.
Sifir
mi?
Galiba
küresel ölçekte evet ama Türkiye ölçeginde
hayir.
Yani
Batili devler sinailesmesinin acisini dünyaya ödetirken
biz kendi kendimizi öldürüyoruz.
Yenigün'e
kulak verin: "Tabii isi adasi dedigimiz (kentlerin isinmaya
etkisi) etki varken diger yandan da sanayilesme sonucu Türkiye'de
fosil yakitlarin kullanimi sonucu ortaya çikan kükürtdioksit
emülsiyonlari, bunlarin sülfata dönüsmesi,
sülfatin atmosferde yaptigi degisiklikler varken. Yani
bulutlulugun artmasi ve de Günes isinlarinin sogurulmasi
sonucunda sicakligin düsmesi. Yani iklim degisimine atmosferdeki
sülfatin negatif etkisi vardir ki bunu da biz o sekilde
yorumlamistik."
Gördünüz
mü aslinda durumumuz o kadar da iç açici
degil.
Bilimadamlari
arastiriyor, sonuçlara variyor ve uyariyor.
Ama
kimin umurunda.
Onlarca
televizyon kanali, yüzlerce radyo var ama mankenlerle ugrasmaktan
"haber"e vakit kaliyor mu ki!
Zaten
onlar böyle haberler verdiklerinde bu "aziz halk onlari
dinler mi ki!"
Hükümet
Türkiye'de arastirma yapabilmek için ayrilan fonlari
temmuz ayinda bütçeye katarak üniversiteleri
zaten üç bes tane yapabildikleri arastirmalardan
da mahrum birakti. Hükümet Türkiye halkini bir
anlamda ölüme mahkum ediyor. Çünkü
o kisitli bütçelerle bile üniversiteler uyari
görevini sürdürecek arastirmalari kit kanaat
yürütüyordu.
Simdi
artik bu kanal da susturuldu.
Yenigün
"Devlet size isinmaya karsi acil bir müdahale plani
hazirlayin dedi mi" sorumuza, "Hayir"
diye yanit vermiiti, "Kesinlikle böyle bir sey söz
konusu olmadi."
*
*
*
*
*
*
Karadeniz
Bölgesi'ni kisaca Türkiye'nin kuzeyini koruyacak miyiz?
Zaten
her durumda bunu yapmak zorundayiz.
Yalnizca
Dogu Karadeniz Bölgesi ile ilgili toparlayabildirim verilere
bir bakin ne demek istedigimi daha iyi anlayacaksiniz...
Türkiye'nin
bitki türlerinin yüzde 28'i bu bölgede...
Mesut
Yilmaz'in "niyedir bilinmez" israrla baraj kurdurmak
istedigi Firtina Vadisi'ndeki 1,5 hektarlik Simsir ormani Türkiye'nin
belki de bu büyüklükteki tek Simsir ormani...
Botanikçiler
Palovit Vadisi'nde Türkiye'nin en büyük porsuk
agacini buldu...
Bu
bölgede 428 endemik bitki türü var.
Örnegin
Galanthus caucasicus (Kardelen)...
Örnegin
Cyclamen parviflorum (Siklamen)...
Örnegin
Iris lazika (Dogu Karadeniz süseni)...
Örnegin
Rhododendron ungernii (orman gülü) agaçlari
bu bölgede yasamakta.
Tipta
kullanilan Frangula alnus, Atropa Belladona, Cochicum speciosum,
Scabiosa caucasica gibi son derece degerli bitkiler de bu bölgede
bulunuyor.
Firtina
Vadisi, göçmen kuslarin Afrika'dan Avrupa ve Asya'ya,
Avrupa ve Asya'dan da Afrika'ya yaptiklari göçün
neredeyse tam ortasinda bulunuyor ve simdiye dek bölgede
konaklayan 300 kus türü saptandi...
Firtina
Vadisi'nin de içinde bulundugu Dogu Karadeniz ormanlarinda
Bozayi, Yaban Domuzu, Çengel Boynuzlu Dag Keçisi,
Kurt, Tilki, Çakal, Yaban Kedisi, Vasak, Karaca, Porsuk,
Geyik, Agaç Sansari, Kakim, Gelincik, Su Samuru, Tavsan,
Kirpi, Sivri Burunlu Cüce Fare, Kafkas Köstebegi,
Hemsin Yarasasi, Kafkas Faresi, Çizgili Sirtlan, Pars
gibi hayvanlar yasiyor.
Baska
canlilar da yasiyor Dogu Karadeniz Bölgesi'nde.
Örnegin
Dag Horozu, Kafkas Ur Kekligi, Balaban, Boz Kaz, Anas Penolope
(fiyo), Boz Dalagan, Bildircin, Turna, Yelve, Kizkusu, Kumkusu,
Su Çullugu, Dogu Martisi, Gökçe Güvercin,
Cuculus Canorus (Guguk Kusu), Orman Baykusu, Kukumav, Puhu,
Karasagan, Arikusu, ibibik, Yesil Agaçkakan, Küçük
Agaçkakan, Tepeli Toygar, Ev Kirlangici... gibi kuslar...
Vipera
Kasnakovi (Hopa Engeregi), Lacerta Derjuguni (Artvin kertenkelesi),
Oluklu Kertenkele, Kör Yilan, Küçük Semender,
Sigilli Kurbaga, Kafkas Kurbagasi gibi sürüngenler...
Küçük
Akbaba, Kizil Akbaba, Kara Akbaba, Sakalli Akbaba, Kaya Kartali,
sah Kartali, Bozkir Kartali, Büyük Orman Kartali,
Yilan Kartali, Kizil sahin, Ari sahini, Çakirkusu, Atmaca,
Kara Çaylak, Balik Kartali, Saz Delicesi... gibi yirtici
kuslar...
*
*
*
*
*
*
*
Türkiye'nin kuzeyine dokunmayin...
Burasi
çocuklarimizin gelecegi.
2001
yilinin yalnizca Temmuz ayinda Erzurum ve Afyon'da sel felaketleri
yasandi. Birkaç ay önce de Kars ve Hatay'da inanilmaz
sel baskinlari yasanmisti. Erzurum Uzundere ve Tortum'da yüzlerce
ev sular altinda kaldi. Yildirim çarpmasi sonucu Erzurum'da
bir kisi öldü. Ayni olay Afyon'da da yasandi orada
da bir kisi öldü. Yani zarar yalniz mala gelmiyor
can da gidiyor. Temmuz ayindaki asiri sicaklardan Türkiye'de
kaç kisinin öldügü ise hiçbir istatistik
bilgi tutulmadigindan bilinemiyor.
Kimse
yasananlarin ne anlama geldiginin farkinda degil.
Oysa
doga Türkiye'nin kapisini çaliyor...
Cevap
veren ne yazik ki yok!...
|