Mavi Gokler Karardi!

Selçuk PERIN

 

Haziran ortalarinda ve son iki ayda neler oldu!

Hizmeti ve dakikligi ile bilinen Swiss Air kayboldu gitti, giderken de arkasinda enkazlar birakti. Bu enkazlar arasinda kurtulmaya çalisanlardan ilki Sabena olurken, o da aldigi yardimlara ragmen 5 Kasim'da iflasini vermek zorunda kaldi. Vietnam Hava Yollari da anahtarlari paspasin altina koyarak kapilari kilitledi gitti. Belçika'nin önde gelen çarter sirketlerinden City Bird de kayb olup gitti.

Swiss Air dünya semalarindan kaybolurken de 15000 e yakon kisi isinden oldu. Yeni bir kurum içerisinde Cross Air Ana sirketinin kalan parçaciklarini toparlamaya ve kaybettiklerini bir araya getirmeye çalisirken bir de kaza yapti. 70 e yakin insanin hayatina mal oldu. Zürih hava alaninin bir pisti kullanima bir müddet kapali kaldi ve kendisini toparlamaya çalisan Cross Airíin baslangici sallantili oldu.

Bu arada 11 Eylül hadisesi de hava endüstrisinin  bütün islerini darmadagin etti. 4 uçak kaçirildi, dünyanin bütün dikkati New York'a döndü, World Trade Centeríin meshur iki kulesi, NYC'nin simgesi yerle bir olurken 5 bin'e yakin kisi hayatindan oldu ve New York Panaromasinda meydana gelen degisiklik orayi fiziken veya resimlerden taniyanlarin hafizasinda bir çarpisma meydana getirdi.

Ama kaybedilen hayatlarin, parçalanan ailelerin acisinin yaninda da bir çok gerçek ortaya çikti. Hava Yollari endüstrisi dün oldugu kadar da bugün incecik bir ipek iplik ile hayata bagli. Bizler ne kadar istersek isteyelim. Hava endüstrisini esir almak isteyenler bunu istedikleri zaman yapacaklardir. Yapabilecegimiz tek sey sabrimizi elimize almak ve arama ve taramalari yapanlara en fazla yardim saglayarak seyahatimizi en emin sekilde gerçeklestirmeye çalismak. Daha fazlasini yapmak mümkün degil.

Dönelim Avrupa hava yollarinin sorunlarina. Amerikan hükümeti ülke hava yollarini girdikleri krizden kurtarmak için girisimlerde bulunurken, Hava Yollari sirketlerine maddi ve manevî yardimlar yaparken, Avrupa Birligi anti-tröst kurallarini en sonuna kadar etkin tutarak devletlerin kendi hava yollarina yardim etmesini yasaklamaya devam ediyor. Bu arada AB disinda bulunan ancak AB Komisyonu ile havacilik antlasmalari bulunan Isviçre'yi de kendi kurallarina bagli kalmaya devam etmeye itiyor.

Havacilik endüstrisinin 2001 in son alti ayi içerisindeki ic hacmi kaybi milyarlarca Euro ile ölçülürken AB Komisyonunun bu tutumu hakli mi?

Yine ayni endüstrinin, iflaslar ve diger etkenler ile isten çikardigi 25,000íe yakin kisinin issizligi de AB Komisyonunun tutumunun bir neticesi degil mi? 

Elbette ki bunun bir etkisi var. Ama akla gelen bir diger soru da; AB Komisyonuínun Havacilik endüstrisinin tek basina ayakta durmasini istemesinin, devletlerin liberal politikalara uymasina ve kendi ellerinde tuttuklari, adi Anonim Sirket olan bu endüstrilerini, özel sektöre devretmesini istemesi hata mi? Pek tabii ki degil, ama serbest piyasa ekonomisi içerisinde, özel sektörün elinde olacak bir hava yollari endüstrisi tamamen bagimsiz olacak ve hem gelismekte olduklari devletler içersinde vergi mükelleflerine herhangi bir sekilde yük olmayacaklar hem de Ticaret Mahkemeleri önünde bambaska bir muamele görecekler. Yani dikkat ve hüner isteyen, kâr etme prensibi üzerine kurulmus isletmeler halinde çalismak zorunda kalacaklar.

AB Komisyonun bu isteginde en önemli köse tasi bu sirketlerin vergi mükelleflerine bir yük olmamasi. Bu güne kadar bu sirketler zarar ettikçe devletler ellerini ceplerine daldiriyor, zararlari siliyor ve düzeltme programlari gerçeklestirerek göz boyuyorlar ve islerine devam ediyorlardi.

Ocak 2002 den itibaren ise bu yöntemin geçerliligi ortadan kalkacak. Kalkacak ama sokakta issiz kalan Hava Yollari isçileri de bu yeni panaroma içerisinde bir yer arayisi içinde olacaklar. Bunlarin çogunun okul yaninda çocuklari, ödenmesi gereken kiralari ev borçlari var. Ekonomik olarak bir güç halinde güncel hayata katkilari var iken, bir anda bulunduklari ülkelerin issizlik sigortasina bir yük haline geldiler. Dün bu sigorta sisteminin çalismasina katkilari olurken, bugün el açar duruma geldiler.

Uçak sirketlerinin sigorta primleri bir anda yüzde 100 artti. Emniyet kontrolleri için vermekte olduklari meblaglar da ikiye katlandi. Meydanlarda emniyet kontrollerinden dogan izdiham artarken bir saatlik yolculuk için nerede ise iki saat kontrol ve emniyet taramasi var. Yani endüstrinin senelerden beri kullanmis oldugu sloganlar hiçe indirgenmis oldu. 500 km lik bir yere araba veya tren ile gitmek te neredeyse ayni zamani alacak. Nerede ise daha ucuz olacak...

Yepyeni bir sistem kurulmasi, uçak yolcularinin güveninin tekrar kazanilmasi gerekiyor. Pek tabii ki artan sigorta ve emniyet kontrolleri malîyetleri de yolculara fatura edilecek. Yani uçak yolculugu yeniden bir lüks haline dönüsecek. Bu sartlar altinda da endüstrinin genislemesi yavaslayacak.

Simdi konuyu dagitmadan sorulacak sorulardan bir tanesi de Küresellesmenin neler getirecegi konusu. Ama bu küresellesme içerisinde gelismekte olan polarizasyon bu sartlar altinda daha çabuk gelismeyecek mi? Fakirler daha fakir, zenginler daha zengin olmayacak mi? Esas soru bu degil mi?

Kimler uçaga bugünün fiyatlari ile binebilecekler? Yazin geçen yaz oldugu gibi ibadullah Çarterler olacak ve bunlar bizleri ibadullah ucuz fiyatlara tatillerimize tasiyabilecekler mi? Elbette ki bir dengeleme olacak. Elbette ki Avrupa'nin nüfusunun yüzde 8 ini asan issizlerine katilan bu yeniler ile birlikte yolcu sayisinda bir azalma olacak.

Peki, simdi THY ne yapacak? Problemli bir dönem var önümüzde. Yurt disinda yasayan, Türk çarter sirketleri ve THY ile yurtta tatillerini geçirmekte olan vatandaslar yine Avrupa karayollarini mi dolduracaklar? Italya'dan deniz yolu ile vatan'a ulasmaya miçalisacaklar? Her halûkârda bir seyler olacak. Ne olacagini simdiden kestirmek pek kolay degil ama göklerin karardigi bir gerçek.

Bu iflaslar döneminde THY'nin bir büyük sansi var. Iflaslar sonrasi kurulan yeni sirketlerden hiç birisi el an Türkiye'ye uçmuyor. Avrupa'nin büyük ülkelerinin hava yolari

disinda Türkiye'ye uçan yok. Avrupa merkezi Brüksel'i Türkiye'ye baglayan tek uçak sirketi THY, ayni sekilde de Isviçre'ye baglantiyi da THY gerçeklestiriyor. Yani potansyel oldukça büyük. Hem yolcu hem de kargo bakimindan. THY'nin atilimlarinin zamani da simdi. Yarin degil. Bugün.


Bruksel, 11.12.2001
E-mail: smperin@brutele.be

Sonbahar - 2001 sayimiz; "Unutulan Insan "a ithaf edilmistir.

Bu sayidan itibaren
"
INSAN"i her boyuttaki deger ve varolusuyla animsatmaya yonelik
dusunsel ve gorsel urunlerinizi, ISIK BINYILI'nda yayinlamaya davet ediyoruz.
KIS-2002 - Ikinci Yildonumu sayisina katilim icin son gonderme tarihi: 10 Ocak 2002
ISIK BINYILI e-dergi; The Light Millennium, Inc., semsiyesi altinda "kamu yararina yayincilik"
yapmak uzere 17 Temmuz 2001 tarihinde, New York Valiligi'nin onayi ile ve
New York merkezli olmak
uzere,
ticari amac tasimayan bir kurum statusu kazanmistir.

HOME PAGE

TÜRKÇE
Içindekiler

@ The Light Millennium e-magazine was created and designed by Bircan ÜNVER. 7th issue. Sonbahar 2001, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org