KARANLIKTA HIÇBIR SEY KALMASIN!
Banu GROTE:
Koza, Yasamin Olusumuna Bekci...

Bircan ÜNVER

Banu GROTE, New York’ta ucuncu yildonumunu kutlayan, sanat sergileri ile birlikte ilginc etkinliklere de sahne olan Harlem’de ki Galeri X sanat galerisinde, Temmuz 1999'daki "Koza" serisinin ardindan 14-31 Ocak tarihleri arasinda yeni bir kisisel sergi daha gerceklestirdi.

Koza Serisi’nin orijinalligi rolyef ile heykel arasinda organik bir formda farkli bir yaklasimla sunulmus olmasi. Ayni zamanda transparant, elyaf gibi yumusak malzemelerden olusmasi. Icerik olarak da, GROTE gerek "Koza" serisinde ve gerekse son sergisi, "XX-istenz"de, bir canlinin olusum surecini degisik varyant ve farkli formlarda sanatinda yeniden donusturuyor.

GROTE'nin yapitlarinda heykel tanimina modern cagin ekledigi yeni bir boyut olarak, bu kez yumusak heykellerle karsi karsiyayiz. Yumusaklikla, heykel kavrami arasindaki celiski, kozalarin devingenligi ve tranparant yapinin organikliginde de belirginlesiyor. Izleyici, yapitlarin transparant ozelligiyle de, kozalarin/rolyeflerin ic doku ve renklerinin hissettirilmesi ile hem baska bir boyuta giriyor, hem de yeni olusmakta olan bir canlinin en kirilgan, devingen ve enerjik yapisini, izlemekle karsi karsiya kaliyor.

Son sergisinde; ozellikle tuvale dikilmis transparent oval yapitlar, diziler halinde uc boyutlu bir gorunum sergiledi. Soluk firca darbeleri, plastik formlari vurgularken iceriklerinin algilanmasi belli bir gizlilik icinde sunuldu. Bu gizliligin cozumu ise yapitlarin ISIK'la direkt temasina bagli cunku KOZALAR'a bir isik yansidigi ya da dokundugu zaman hayata donuyorlar, o gizlilik canlaniyor, cozuluyor ve iclerinde tasidiklari canlilik, renk ve enerji ortaya cikararak, farkli bir bicim ve icerik kazaniyor.

Oz olarak, sanatcinin her iki sergisindeki yapitlari kadinligin dogurganligiyla sagladigi sureklilige ve dogadaki canlilarin doganin surekliligine katkilarina, -biz farkinda olsak da olmasak da- bir gonderme yapiyor ve belki de sanatci, yasamin bu cok can alici noktasini bizlere animsatmayi amacliyor.

Banu GROTE ile Temmuz 1999'da Galeri X, New York’ta actigi sergi nedeniyle, Agustos 1999'da yapmis oldugumuz roportaji, son sergisi "XX-istenz" nedeniyle asagida yayinliyoruz.

* * * * *

 

Sergideki yapitlarini nasil tanimliyorsun?

Resim, heykel, rolyef... Sergideki yapitlarim kullandigim malzemenin onceliginde kendi varliksal surecini yasarken, onlari rolyef ya da heykel olarak nitelendirmek, bir c seceneginin yoklugunda, a ya da b secenegini secmek gibi. Yine de"Kozalari" kendi baslarina bir mekanda bagimsiz olarak duramadiklari icin, rolyef olarak nitelendirmek, sozluksel anlamda daha dogru. Kullandigim malzeme acisindan ise, dort boyutlu bir yapi olusturacak kadar saglam ve herhangi bir bicim alacak kadar yumusak. Fakat kolay boyun egmeyecek kadar da inatci. Onu bir kumas elyaf olarak tanimlayabiliriz. Saydam yapisi, isigi kullanmama olanak sagliyor.

Neden Kozalar?

"Koza"nin onemi, yasamin olusumuna bekcilik yapmasindan kaynaklanir.

Bende sanatci olarak, yasayan canlilar mirasinin sorumlulugunu ustlenenkozayi, kadinin yaraticiligi ile sanatimda ozlestirmeyi amacladim. Yeni bir anne olarak (on aylik bir kizi var), dokuz ay sureyle bir kozaya bekcilik yapip, olusumuna katkida bulundum. Yasamin bu anlamdaki gucunu, gizemini ve kirilganligini; feminen olgularla minimal soyut tarzda, bu kez sanatimda yorumladim.

Organik formlar, kozalarin icinde gelisen embriyolari hissettiren yumusak, kabarik, homojen siskinlikler... Hem dogurma yetenegi olan bir kadin olarak hem de entellektuel bir uretimde bulunan bir sanatci olarak, bu iki durumun birbirini destekledigi ya da ayristigi noktalar var mi? Ortaya cikan celiskiler neler ve bu celiskilerin sanata katkilari neler? Fiziksel olusum ve gelisim surecinin, yaraticiliga transform etmenin cikis kaynaklari neler?

Sanatci surekli uretimde bulunan entellektuel bir varlik olarak, tinsel dogurganligini urunlerinde bedenlestiriyor. Bu surecteki beyinsel cati, fiziksel emekle maddelesiyor. Bu bence yaratmanin, sanatci olarak en basit formulu. Bir kadin ve sanatci olarak bu kez bedensel varligim, kozalarimdaki beni dogurdu. Hem bir varligin icinde hem disinda olmak ikilemini, kozalarimin transparant gecirgenliginde, aktarmak istedim. Dogurmak, kadin olarak doganin tek yone gidisli saatine, dokuz saniyelik bir surec. Bu surecteki bedenin ikinci bir varligi hazirlayisi, sonunda beyinsel yaratida; ‘kozalarimin’ varliginda bicimini buldu.

Isik geciren seffaf kozalarin icerisinde embriyolari sezmek mumkun. Kelebek kozasi ve digerleri... Bu sergi oncesi kozalarin gelisimi uzerine, diger canlilarla ilgili bir arastirma yaptin mi? Bu konudaki izlenimlerin neler?

Kucukken ki bir anim; Bursa’da Ipek Carsisi’ndaki obek obek yigili ipek kozalarindan bir iki tane alip, daha sonra bu beyaz sert kabuklarin canli varliklara donusmesini seyretmek. Bu bana her zaman gizemli bir seye tanik olmuslugun sarhoslugunu verdi. Bu his, yillar sonra benim bedenimde, sekil degistirip, bagimsiz bir koza olunca, bana geri geldi. O zaman ayni hissin sarhoslugunu bir kez daha hissettim.

Klasik anlamda sanatin surekli ya da kalici olmasi anlayisini benimsiyor musun? Ornegin, gerek uc boyutlu gerekse iki boyutlu elyaf ya da tuvallerinin bir bin yil dayanmasi endisesini tasiyor musun?

Kalicilik, yaratidan sonraki en buyuk problem. Fakat sanat yapitlari yasayan canli varliklar gibi, zamanin acimasizligiyla yuzlesecekler. Bir sanatci olarak zamana karsi savasimda, gerekli silahlarla eserlerimi tabii ki donatirim. Fakat gelecek, gelecegin sorumlulugunda... Yine de bir bin yil sonrasina yapitlarimin ulasabilecegini hayal etmek cok guzel...

1998 yili yapitlarini, "Zeus’un Elleri" serisi olarak adlandirdin. Renkler antik heykelleri cagristiriyor ve eller yine bir kozaya, bir kadin karnina dokunuyor. Ya da tum tuvali kapsayacak sekilde buyuttugun karni, tuvalin dis cizgisinden iceri girerek cerceveliyor. Zeus’un ellerinin resmin icine mudahelesi ile erkegin, insan ya da diger canlilarda kozalarin olusumuna kutsal bir katki olarak, mitolojik bir gondermeyi mi amacladin?

Zeus’un elleri serisi olumsuzlugu cagristiriyor ama Zeus, canlilar dunyasinda canli hayal edilmis, bir olumsuz. Kozalar ise tamamiyla doganin icinden, ciplak, guclu, gercek ve o kadar da olumlu. Zeus’un olumsuzlugunun mistik gizemi, Kozalarin varliginda yasamin somut varligina donustu. Fakat bu sanatsal surec, benim disimda gelisen birsey.

Yeni media-Internet, video sanati ya da kavramsal sanatin karsiliginda; gerek koleksiyoncu, gerek medya ve gerekse izleyicinin ilgisi acisindan, modern sanata ilginin geriye cekilmekte oldugunu dusunuyor musun?

Sanat bence zenginlesiyor. Erezyona ugruyor da denebilir. Sanat alanlari aralarindaki sinirlar eriyip, kendi icinden degisik uniteler dogmasi anlaminda. Bu uniteler de, sonucta bagimsiz sanat kollarina donusuyor. Fakat butun bu farkli kollar, tarihte hic olmadigi kadar yardimlasiyorlar. Modern sanatin, cagina kosut gelistigi surece, geri cekildigini sanmiyorum.

Gerek Avrupa’da ve gerekse Amerika’da sanatinla kendine nasil bir yer edinmeyi dusluyorsun?

Sanatcinin gorevi, sanata hizmet etmek ve bu hizmetin karsiliginda da sanatci kimliginin taninmasini gormektir. Sanatci kimligimin ileride, her iki kitada birden taninmasini duslemekten, hoslaniyorum.

Gerek klasik donemden gerekse cagdas sanatcilardan etkilendigin sanatcilar var mi?

Eva Hesse en begendigim sanatcilardan. Kadin kisiliginin duyarli yapisini, sanatinda cok guclu bir sekilde yansitiyor. Direkt bir etkilenme olmasa da ona buyuk bir saygi duyuyorum. Heykellerindeki kimi olgulari, kendime yakin buluyorum.

Bugunku kosullarda yapmayi cok istedigin ama gerceklestiremedigin bir projen var mi?

Benim yok. Fakat Turk hukumetinin yurt disinda yasayan ya da yurt disinda faaliyet gostermek isteyen Turk sanatcilari icin, daha genis kapsamli ve bagimsiz projeleri olsun isterdim.

Banu GROTE
KOZA
Galeri X

©Bircan Unver, LM, New York, 9 Agustos 1999

Bu sayı, çağdaş Türk ressamı Erol AKYAVAS'a ithaf edilmiştir.
Turkish Greek Synergy
The Light Millennium Television - LMTV
ISIKBINYILI.ORG
Türkçe
ANA
SAYFA
INGILIZCE ISIK BINYILI TANITIM
1999
©Işık Binyılı e-dergisi, Bircan ÜNVER tarafından tasarlanmış ve üretilmiştir.
Beşinci sayı. Kış 2001, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org

9.ncu sayımızdan itibaren, Türkçe yayınlarımıza IŞIKBİNYILI.ORG sitemiz üzerinden
ulaşabilirsiniz. Bu sayının bağlantıları ve logolar, Ağustos 2015'te güncellenmiştir.