KARANLIKTA HIÇBIR SEY KALMASIN!

Kitap:

Nur Ana

Nuran TURAN

Onsoz

"Her an,
Her adi an
Bir Donüm noktasidir hayatimda
Bir donüm noktasi olarak gorürsem eger…"
Bülent Turan


An’i yakalamak, an’i yasamak; yasama sevincini duyabilmenin tek yolu. Bu yolu asirlar once Mevlana bulmus ve kitabinda da bu yolu anlatmis. Mevlana anlatisinda, bugünkü psikolojinin kullandigi, metaforlarla bilinc altina mesaj yollama yontemini de cokca kullanmis. Meditasyon, yoga, Zen Budizm’I, kisaca bütün dinler ve kültürler hep icimizdeki ‘Benle bulusup, bütünlesince var olabilecegimizi soyler. Bu mutlulugu yakalayan insani; ister ‘Fenafillah, mertebesine ulasmis, ‘ister ‘Hidayete ermis,’ ister ‘Nirvana’ya ulasmis, ‘ya da baska sozcüklerle tanimlayin hepsi Mevlana’nin ‘Kamil Insan’i ile ayni.

Ben, bütün bunlari metaforlar kullanarak Nur Ana’da anlatmaya calistim. Genc yetiskinlerin Mevlana’yla tanismasina Nur Ana yardimci olursa sevinirim. (p.5)


Oya Mesnevi’nin Farsca yazilmasinin nedenini pek anlayamamisti. "Mevlana neden Mesnevi’yi Farsca yazmis? Kendisi Türk degil mi? Neden Türkce yazmamis?" diye sormadan edemedi.

"Elbette ki Mevlana bir Türk alimi. Mevlana da kendisinin Türk oldugunu defalarca soyler. O devirde Türkce kadar Farsca ve Arapca da edebi eserlerde kullaniliyormus. Mevlana da Mesnevi’de Farscayi tercih etmis. Ayrica, ‘Binlerce Alp Arslanlariz biz,’ diyerek de Türklügü ile her zaman ogünür. Ote yandan Atatürk de onu ve onun semalarla Allah’a yaklasma yontemini, "Türk dehasi" olarak niteler." "Donerek Allah’a nasil yaklasildigini pek anlayamadim dogrusu. Ben bir keresinde deneyeyim dedim, dengemi kaybettim, az kaldi yere düsüyordum," diyen Oya ayaga kalkip donmeye basladi. Biraz dondükten sonra durdu. Elleriyle basini tuttu. "Kafayi buldum galiba. Ben bu isi bayagi merak eder oldum. Herhalde Mevleviler kafayi bulmak icin donmüyorlar." Gülerek, "Bakin bugün modern psikolojide tüm düsüncelerden kurtulmak icin cesitli yontemler uygulaniyor. Insanin dikkatini tek bir nokta uzerinde toplayarak rahatsiz edici düsüncelerden arinmak icin cesitli egitimler var. Mevlana’nin uyguladigi sema ise ayni amacin kapsaminda. Düsünün bir kere asirlar once Mevlana’nin uyguladigi sema bugün de gecerli. Baska ogretilerde, degisik yontemler var. Ornegin meditasyon, yoga, tefekkür bunlardan bazilari," diyen Nur Ana yerinden kalkti. "Soze daldik, zaman su gibi akip gitti. Dilimiz damagimiz kurudu. Size icecek bir sey getireyim," deyip mutfaga yoneldi. Nur Ana, elinde tepsiyle goründügünde Leyla hemen Nur Ana’nin elinden tepsiyi aldi. Arkadaslarina Nur Ana’nin hazirladigi sicak kakao dolu fincanlari ikram etti. Cocuklar Nur Ana’nin hazirladigi sicak kakaolu sütü keyifle yudumlarken, Nur Ana da sevecen bakislariyla onlari oksuyordu. (p.47 & 48)

* * *

Define Arayan Adamin Hikayesi

Yasar da kitabina kaldigi yerden okumaya daldi. Define Arayan Adam hikayesini okuyunca hayretten neredeyse hamaktan düsecekti. "Simyaci"da kullanilan hikaye bu. Ben ise Mesnevi'deki Bilim Agaci hikayesini kullanmis diye anlattim onlara. Kitabin tamamini okumadan konusmamaliymisim. Ne yapacagim simdi? Peki, Nur Ana benim yanlisimi neden yüzüme vurmadi acaba?"

Yasar, hikayeyi yeniden okudu. "Ne yapmam lazim simdi acaba? Annemin de misafirleri var. Oysa onunla konusup onun gorüsünü almak isterdim. Bir türlü anlamiyorum, Nur ana neden gercegi aciklamadi. Dur bir dakika... Galiba anlamaya basladim. Once benim yanlisimi yüzüme vurarak beni utandirmak istemedi. En, Bilim Agaci da Simyaci'daki hikayenin bir baska benzeri. Nur Ana benim bu kitabi okudugumu biliyor. Sanirim beni siniyor. Bu hikayeyi ne zaman okuyacagimi ve tepkimi merakla beklediginden eminim artik. Ne hos, demek bana deger veriyor. Hemen gidip Leyla'ya anlatmaliyim bu hikayeyi ve düsündüklerimi."

Yasar heyecanla kalkip yola koyuldu. Yolda tenis raketini ve toplari unuttugunu hatirladi. Geri donüp onlari aldi ve kosa kosa Leyla'lara gitti.

"Hayrola neden boyle nefes nefesesin?" Güler'lere gitmek icin daha cok erken."

"Sorma Mevlana'dan okudugum yeni hikaye tam Simyaci'da kullanilan hikaye. Sana mutlaka anlatmam gerek. Senin düsünceni almak istiyorum. Dinle bak:

"Bagdat'ta yasayan bir adam varmis. Bu adam günün birinde büyük bir mirasa konmus. Hicbir çaba harcamadan oyle çok mal-mülk sahibi olmus ki sorma gitsin. Adam, hazira konunca malin, paranin kiymetini bilememis. Har vurup, harman savurmus. Su gibi para harcamis, keyfine bakmis. Paralar suyunu cekince de teker teker mallari satmaya baslamis. Hazira dag-tas dayanmaz, derler. Aynen oyle olmus. Adam kisa zamanda paralari, mallari tuketmis. Parasiz pulsuz kalakalmis. 'Allah'im bana para verdin, mal mulk verdin, ben kiymetini bilemedim. Hepsini tukettim. Ya lutfen bana bir geçim yolu daha goster, ya da bu cani al da kurtar beni,' diye yalvarmaya baslamis.

Adam o gece bir rüya gormus. Rüyasinda, ona Allah'in onun dualarini kabul ettigi soylenmis. Bagdat'tan kalkip Misir'a gitmesi gerektigi, orada bir define bulacagi anlatilmis. Adam büyük bir sevincle hemen yola koyulmus. Cok uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra Misir'a varmis. Üzerinde hiç para kalmadigindan ac ve susuz sokaklarda dolasmaya baslamis. Dilenmekten baska çaresi kalmamis. Dilenmekten o kadar cok utaniyormus ki, gecenin olmasini beklemis. Gecenin karanliginin ardina saklanip dilenmeye karar vermis. O siralar Misir'da hirsizlik almis basini gidiyormus. Halife de bekçilere gece sokaga çikanlara merhamet etmemeleri gerektigini soylemis. 'Gece sokakta kimi gorürseniz gorün mutlaka cezalandirin, acimayin,' diye ferman cikarmis.

Gece dilenmek üzere sokaga çikan adami bekci hemen yakalamis. Bekçi adami yakalar yakalamaz dovmeye baslamis. 'Geceleyin sokakta ne ariyorsun? Neden sokaga ciktin? Kiligin kiyafetin buranin adamlarina benzemiyor. Kimsin, nesin, gecenin karanliginda neden sokaklarda dolasiyorsun? diye bir yandan adami pataklayip bir yandan sorguluyormus. Adam da yalvarip duruyormus. 'Ben buranin yabancisiyim. Taa Bagdat'tan geldim. Kotü bir niyetim yok. Ac susuz kaldim; kimselere gorünmeden gece karanliginda dilenmeye ciktim,' demis.

Bekci adami dovmeyi birakmis, 'Anlat bakalim, taa Bagdat'tan neden geldin? Deli misin? nesin? Insan o kadar yolu parasiz, pulsuz niye gelir ki? demis. Bunun üzerine adam gordügü rüyayi anlatmis. Bekci adamin rüyasini dinlemis, sonra da gülmeye baslamis. 'Sen bir rüyaya kapilip buralara kadar gelmissin, anlasilan akilsizin birisin. Ben yillardan beri zaman zaman ayni ruyayi gorurum. Ruyamda, Bagdat'ta falan mahallede filan evin bahcesinde bir define var; git onu al, derler de ben dinlemem. Benim aklim basimda; senin gibi aptalin teki degilim,' demis.

Adam bir anda yedigi dayagin acisini unutmus; çünkü, bekcinin Bagdat'ta adresini verdigi ev kendi eviymis. Içinden Allah'a sükretmis. Hemen gerisin geri memleketine donmek üzere yola koyulmus. Yollarda ac, susuz kalmis. Yorgunluktan perisan bir vaziyette evine varmis. Hemen bahcesindeki tarif edilen yeri kazmis ve defineyi bulmus. "Ne dersin, Simyaci'daki hikaye bu degil mi?"

"Dün gece ve bugün ogleden sonra Simyaci'yi okuyup bitirdim. Simyaci'nin yazari, senin ve Nur Ana'nin soylediginiz gibi gercekten Mesnevi'den faydalanmis. Sanirim yalniz bir hikayeden degil, bircok hikayeden faydalanmis. Ayrica Mevlana'nin fikirlerinden de çok yararlanmis. Onun için sen canini uzme; senin bütün bunlari yakalaman cok güzel." (s.62, 63 ve 64)

 

NUR ANA; Nuran Turan, Turkiye Is Bankasi Kultur Yayinlari, Mayis 1998, Istanbul

Bu sayı, çağdaş Türk ressamı Erol AKYAVAS'a ithaf edilmiştir.
Turkish Greek Synergy
The Light Millennium Television - LMTV
ISIKBINYILI.ORG
Türkçe
ANA
SAYFA
INGILIZCE ISIK BINYILI TANITIM
1999
©Işık Binyılı e-dergisi, Bircan ÜNVER tarafından tasarlanmış ve üretilmiştir.
Beşinci sayı. Kış 2001, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org

9.ncu sayımızdan itibaren, Türkçe yayınlarımıza IŞIKBİNYILI.ORG sitemiz üzerinden
ulaşabilirsiniz. Bu sayının bağlantıları ve logolar, Ağustos 2015'te güncellenmiştir.