|
Aksamin
kapisini bir dag yamacinda kaparken
sabahin penceresini tanimadigin bir kentte açiyorsun.
Ilk kez gördügün kentin isigi yildizlara kavusurken
hiç düsündün mü nasil dindirebilirsin
Sair
yüreginin ayrilik firtinasini?
O
firtinada nice sevgilerin, sevgililerin hasreti gizliyse üstelik...
Yol, günden uzundur çünkü.
Yolculuk, geceden ve gündüzden de uzun...
Ama hüzünden ve ayriliktan kisa, ölümden
daha da kisa...
Hayatinin kaç baharindan beri yollardasin Sair?
Kaç
kisindan, hangi yazindan beri yolculuklarda?
Iste yine tanimadigin bir baska kenttesin iste...
Tanimadigin bir paket sigara,
ince belli bir bardakta duran
bugusu bulut bir yudum çayla...
Tanimadigin
bir gökyüzü ile...
Tanidigin bir yagmurla...
Yillardir taniyamadigin kendinle ama...
Yillardir kendini de götürmemis miydin
o zamansiz yollara, yolculuklara?
O gökyüzünü
yildiz yagmuru aliöndaki daglara
bulvarlari, caddeleri, ara ve çikmaz sokaklari
günes açan ovalari
günesin perdesi ardindaki bulutlari
ilk gençligini, genç ihtiyarligini
düslerini, umutlarini
sevgi ve sevinçlerini
sevda ve karasevdalarini
gurbet ile silani bir de...
Simdi
tanimadigin bu kentte
ilk kez oturdugun pencere önünde
ilk kez gördügün biri sorsaydi:
- Yolculuk nereye, yol nerede?
Yanitin ne olurdu Sair?
|
|
Yeni bir yilin
daha kapi önünde...
ZAMAN geçiyor,
dün giden yilin sirtindaydi, bugün gelen yilin yelesinde...
BEDEN geçen yillar
kadar dayanabilecek mi bu günlerin zulmüne
COSKU çocukluk günlerimin atesiyle kavursun isterdim
gelecegimi
ÇOK mu oldu kaç bin yildir sevda sözlerini
unutusum, unutulmuslugum
DAHA öncede sormustun: Kalbim, kavusma ile ayrriliklarin
iki ucunda
ELVEDA öpücügü olarak dururken ömrüm,
bir sevda ile karasevda arasinda
FARK elbette renginde, kim bilmez ki acisini yalnizligin ve
de hüznün
GÜN kavusurken çikiyorum iste yeni yila, cebimde
yildizlar ve sana özlemin
HIÇBIR çiçek konusmuyor benimle, unuttum
zamanin dilini
ISSIZLIK neye dönüsür peki, yüregime gözlerinin
gölgesi düstügünde
ISTE asil iskence budur, sevismek degil seninle, delice sevmek
seni
KAR hiç durmasin isterdim, yalin ayak bir sokaktan geçip
gidiyorken günler
LACIVERT bir hirka al demistim rüzgâra, gün
isigi ugramasa da pencerene
MÜMKÜN mü dag dursa, gitse ay, kalsa ayisigi,
gelse sonsuzlugun sevinci
NE mi kalmisti biten bir asktan, karasevdaya ve anilara dair
O günleri simdi kiskaniyor zaman, günlerim diyor ne
büyük hayalimdi
ÖLÜM anayurdunu mu aramakta oysa hâlâ
PAS yedi kendisini, ben kaldim acilarim ve sevinçlerimle
RÜZGAR küs dursun bugün, memelerinin aleviyle
sar bedenimi
SÖZ nereye uçar, yazilsam ayriligin menziline, yalnizlik
nereye ve acilar
SEFFAF bir sehvete yazildim, et ölsün, kemik önce
çürüsün, sonra o da
TAN doganda yanan alevdim, külü genç günlerimden
damitilmis
UMUT küf tutmaz ama, yürek paslanip çürüse
de irmak döner kaynagina
ÜZÜNTÜ uzun yasamalarin çakil tasidir,
ecel sayili günlerde gelse de
VE günlerce alevini emzirdim cinnetin, simdi uzaktayim
rüzgarimdan bile
YÜREK kirlangiç karasi öfkede, yüz bembeyaz
uçurumunda anilarin
ZAMAN geçiyor, dün giden yilin sirtindaydi, bugün
gelen yilin yelesinde...
|