KARANLIKTA HIÇBIR SEY KALMASIN!

Fasizm ve Mizah

Tan ORAL

Fasizme karsi mizah, ya da mizaha karsi fasizm!

Ilk bakista iki ayri kategori. Ancak aralarindaki bu karsitlik incelenmeye deger.

Fasizm, mizahi deyim yerindeyse, her gordugu yerde ezmeye çalismis. Mizahçilar da mizah silahi ile fasizme vurmuslardir hep. Ünlü Ispanyol karikatürcüsü Vasquez de Sola:

"Benim ülkemde, Ispanya'da karikatür korkunç bir silahtir yoneticiler için, yani Franco için. Franco karikatür disidir. Bakanlari da oyle. Paris'te yayimlanan Canard gazetesine bir boga güresi cizmistim. Güresi seyredenlerin arasina Franco'yu da koydum. Yüzlerce seyirci çizmistim. Aralarinda Franco'yu bulmak gerçekten zordu. Ispanya'ya dondügümde tutuklandim. Günlerce sorgulandim, hapse atildim. O zaman terorün ne oldugunu anladim. Paris'e yerlestim. Franco basta olmak üzere ülkelerini bu kafayla yonetenlerle savasa basladim. Ispanya'da asker ve papaz da çizemezseniz, nikahta bile olsa.  Ispanya yasalarina gore karikatür, "silah kullanarak ihtilal yapma" sayilmistir. Cezasi da ayni cezadir." Diyor. Neden boyle?  Fasizmin mizahtan mizahin da fasizmden ne alip veremedigi var?


Burada fasizm sozcugu, kaba kuvvete dayali totaliter devlet felsefesinin, antidemokratik devlet anlayisinin XX.yuzyildaki uygulamalarina ya da uygulama çabalarina verilen bir ad olarak kullanilmaktadir.

Gerçekten de Italya'da, Almanya'da, Portekiz ve Ispanya'da kurulup gunumuzde yikilmis bulunan rejimler icin kullanildigi kadar, Yunanistan, Sili ve 12 Mart Turkiye uygulamalari için de ayni sozcuk kullanilmaktadir.  Yine demokratik bir düzende de, demokratik düzene karsin ya da ondan yararlanarak kaba kuvvete dayali totaliter devlet politikasi güdülmesi de ayni "fasizm" sozcugu ile anilabiliyor, ya da ortülü fasizm, parlamenter fasizm vb.

Bu kullanimlar bizce dogrudur. Çünkü; verilen bütün orneklerde temel felsefe ile ekonomik ve sosyolojik nedenler, farkliliklar tasimakla beraber, ortak ozellikler gostermektedir.

Genel bakista, 1925'ler dünyasi, toplumcu bir devrimin gerçeklestigi, dünyanin altida birinde emekcilerin yonetime geldigi, ote yandan kapitalist ekonomilerinin keskinlestigi, sinif mücadelelerinin hizlandigi, toplumcu orgütlenmelerin güç kazandigi ve iktidar adayi olmaya basladigi ve kapitalist egemen siniflarin üstünlügünün tehlikeye girdigi bir dünya gorünümündedir. Bu da, sermayeci siniflarin demokrasiden yüz çevirmelerini getirmistir.

Aslinda onlar baslangiçta demokrasiye karsi olduklarini açiklamislardir da. Ama yine de genel olarak "yalani" yalan soylemeyi kendilerine bas kural seçmislerdir. Kitleleri düsünemez hale getirmek, soru soramaz hale getirmek ve otoriteye kayitsiz sartsiz baglamak için.

"En büyük yalanda bile, her zaman güven verici bir etmen vardir.  Halk kitleleri yüreklerinin ilkel safliklari ile küçük bir yalandan daha çok büyük yalanlara kapilirlar." Bu sozler Hitler'in.

Terorist dikta yani fasizm, her seye karsin kendini saklamak zorundadir. Bunu da idealist felsefe planinda kendine dayanaklar arayip bularak ya da uydurarak, kaba kuvvete icazet cikarabilmislerdir. Ama onlar yine de yalana gereksinim duyacaklardir. Çünkü denenmis, mahkum olmus ve asilmis bir düsünceyi yeterince savunabilmek zordur.

Bütün bunlara karsin herhangi bir düsünme olasiligini engelleyebilmek için biçimsel onlemlere de onem verilir. Düzmece ünvanlar, mertebeler, ozel giyim kusam, ozel yürüyüs, ozel sesler çikarma, ozel selamlasma gibi biçimsel dayanaklar bularak disiplin, ciddilik, gosteris, korku, dehset, asik suratlilik saglanir. Dusunme, elestiri, bilimsel kusku, arastiri, biraz da bu biçimlerin ardina hapsedilip düsünmeyen sormayan insanlar olusturulmustur.

Aslolan otoriteye uymaktir. Hitler "SS'lerin düsünmesine ve okumasina olanak vermedim. Ellerine silah verip hep mesgul ettim" diyor.

Hitler'in propoganda bakani Gobels ise "Fühler'in kültüre, bilime ihtiyaci yoktur. Kültürün adini duyunca tabancama mermi sürüyorum.” diyor.

"Akilciligi kendine rehber edinmis ilim adamlarinin mantiksal açiklamalarina bakmayin siz" deniliyor. Ülkücüye Notlar kitabinda. Ve aklin karsisina inanc cikariliyor. "Inancin yaninda, aklin, mantigin, zekanin, ilmi gerçeklerin bes paralik onemi yoktur" deniliyor. "Inanc kuvvettir" sozü yinelenip duruyor?

Fasistler seflerine sen büyüksün, sefler de onlara siz büyüksünüz diye diye inanclarini pekistiriyorlar, kuvvetleniyorlar yani. Oysa bu onlarin en güçsüz yanlari oluyor.

Ote yandan "Eger astlar, ustlerinin huzurunda gülebilseydi kolayca kolece bagliliga veda ederdik" diyor, Aleksandr Herzedn adli bir on dokuzuncu yüzyil düsünürü. Gülmecenin boylesine toplumsal bir islevi bulunduguna isaret ediyor. Gülmek putlari yikiyor.

Gülme, bütün bagnaz ogretilerin ve fasizmin isine gelmez. O gülmeyen bir düsünme biçimidir. "Gülmeyen düsüncedir".

Bu sozün karsiti da "Gülen düsünce" oluyor. Bu da mizahin en sevdigim tanimina gotürüyor beni; "Mizah gülen düsüncedir". Sanirim Albert Einstein soylemis.

Mizah ve fasizm iste bu planda karsi karsiya gelmekteler.

Bu anlamda mizah, kamuoyu olusturma amaci güden ozel bir elestiri türü olmali. Bu yapisiyla da demokratik bir nitelik gosterir. Mizah genel olarak fasizmin koruyucu maskesini zedeler, onun yalanlarini ve gerçek yüzününün antidemokratik yapisinin ortaya çikmasina yardimci olur. "Gülmeyi sevmeyen gülünç olur," yani. Ya da mizah engellenirse, o durumda fasizm yine anti demokratik çehresini sergilemis olur.

"Mizahin olmadigi yerde yasamak zor, herseyin mizah oldugu yerde yasamak ise olanaksizdir."diyor, B. Brecht. Fasist toplumda hersey mizahdir, daha dogrusu her sey mizah konusu, gülünç ama aci doludur. Aziz Nesin de oyle soylüyor, "Mizah aci ve düsün yüklüdür."

Mizah hosgorü temellidir. Todor Dinov'un dedigi gibi, "Mizah dünyayi gülünç olmaktan kurtarir." Oysa fasizm ve hosgorü yan yana duramazlar, karsi karsiyadirlar, catisirlar.

Fasizme karsi mizah, mizaha karsi fasizm.

"Mizah en yüksek ruhsal basarilardan biridir.

Fazism ise en alcak ruhsal çoküntülerden biri..."

Ama yine de mizahin gücünü abartmamak gerekecek. Ancak politik, ekonomik ve kültürel alanlardaki diger orgütlenmeler ve etkinliklerle birlikte, onlarin  bakis açilari içinde yer aldikça onun oneminden soz edilebilir.

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Not:
Ankara Sanat Tiyatrosu'nun Istanbul Küçük Sahne'de düzenledigi (1977) "Fasizm ve Mizah" konulu açikoturumdan notlar. Açikoturuma katilanlar: Ferit Ongoren, Tan Oral, Haldun Taner, Ferruh Dogan.\

"Fasizm ve Mizah" yazisi, Tan ORAL'in "Yaza Çize" adli kitabindan, sanatcinin izni ile yayinlanmistir. (sayfa 173-182) Iris Mizah Kültürü Yayinlari, Istanbul 1998.

Bu sayı, çağdaş Türk ressamı Erol AKYAVAS'a ithaf edilmiştir.
Turkish Greek Synergy
The Light Millennium Television - LMTV
ISIKBINYILI.ORG
Türkçe
ANA
SAYFA
INGILIZCE ISIK BINYILI TANITIM
1999
©Işık Binyılı e-dergisi, Bircan ÜNVER tarafından tasarlanmış ve üretilmiştir.
Beşinci sayı. Kış 2001, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org

9.ncu sayımızdan itibaren, Türkçe yayınlarımıza IŞIKBİNYILI.ORG sitemiz üzerinden
ulaşabilirsiniz. Bu sayının bağlantıları ve logolar, Ağustos 2015'te güncellenmiştir.