KARANLIKTA HIÇBIR SEY KALMASIN!
Dagi asmak isteyen bir karinca:
Yildiz CIBIROGLU



Dagi asmak isteyen bir karincayim. Dagin otesini gormek isteyen merakli bir karinca... Daha pek cok yolum var. Yasamayi, en cok onu gormek icin istiyorum, bir de oglum icin.

Dagin otesine giden yolu, gidebildigim yere kadar cizgiler ve sozcuklerle/seslerle dosedim. Yetmiyor. Hala otesini goremiyorum.

1941'de, kaysi cenneti Malatya'da dogdum. Orasi o yillarda gercek bir cennetti. Gokten, ister inan�n ister inanmayin, balli kaysilar yagardi. Bu nedenle toprak damlarin uzeri tepsi tepsi kaysilarla doluydu. Belki de gunesi ve sar� rengi sevmem ondan. Sonra Hereke, denizin uzerinden takla atarak gecen yunus suruleri. Ilk kez gordugum deniz. Belki maviyi, moru sevmem de ondan. Ne zaman o yunus surulerini hatirlasam, (o yillarda) her gun Hereke'den Izmit'e tirenle salkim sacak giden ortaokul cocuklari gelir aklima. Ben tirenleri de, kara rengi de, ondan mIsevdim kim bilir. Babam Bursa'ya ataninca ver elini Bursa. Yaz ortasinda yagmur yagar, birden gunes acar, uc tane pes pese yagmur kusagi; yerle gök arasindaki bosluk acik fistik yesili bir renkle par par goz alir. Sanki bir tanrisal tilsim. Iste fistik yesilini de orada tanidim ve asik oldum. Ortaokuldaydim, o yemyesil Bursa'ya yakissin diye cingene pembesi Sumerbank basmasindan hem klos, hem k�rmali (hem de cingene pembesi dusunun) bir entari diktim kendime. Aynaya bakt�g�mda odan�n ici yemyesil agaclarla, bitkilerle dolmustu. Kendimi gercekten kocaman capcanli bir cicek gibi bulmustum.

Babam parasi olmadigi icin, annem Istanbul'a giden kizlar orospu olurmus onun icin beni Akademi'ye degil de leyli bir yuksek okula Ankara'ya yolladilar. Yaz basinda bile sicaktan asfalt erir, ayakkabilarimizin topuklari asfalta batardi ve ayagimizi cektigimizde ayagimiz ayakkabidan cikar ama ayakkabi asfalttan cikmazdi. Iki elimizle ayakkabiya ve ayagimiza asilip cekerdik. O zaman Ankara henuz bugunku gibi yesil de degildi. Ankara bana en cok bir evden uzak oldugum icin, bir de Ata'ya yak�n oldugum icin hos gelirdi.

Corlu'da iki y�l resim ogretmenligi. Sansima orada da eski bir konagi okul yapmislar; orada da ayakkabimiz cürümüs doseme tahtalarinin icine batar; ogrenciler kosarlar "hocam c�karalim" diye. Sonra istifa. Corlu'dan anilarimda kalan guzellikler ogrencilerim ve igde agaclarinin kokusu oldu. Son durak Istanbul. "Dogankardes" Matbaas�nda önce rotusorluk, sonra çocuk dergisinde cizerlik. Sobas�z gecirdigim k�slar, ailemden para istemeyi reddedisim. Bu kalabalik, gurultulu sehirde, koskoca ve esyasiz bir taras katinda yalnizlik, kendimi tasrali hissedisim, suskunlugum, parasizligim. Aksaray'dan Cagaloglu'na her gun yuruyorum, yemegim ise simit.Bazen lokantalar�n vitrinlerine dalip gidiyorum.


Cünkü devlet hesab�na okudugum icin geri kalan mecburi hizmetimi de oduyorum, ald�g�m para ona gidiyor. Bu arada T.I.P.'liyim, varolusçuyum, Sartre ve Beauvoir okuyorum. Ayrica bir dusum var: o bana guc veriyor. Sinematekte uyeyim, cizgi filmler goruyorum. Anadolu halk masallar�n�n cizgi filmlerini dunya icin yapmak en buyuk dusum oluyor. Yalcin Cetin, Tonguc ve Ali Ulvi'den cizgi film ogreniyorum (1968). Cizgi reklam filmciligi benim icin laboratuvar. Y.K.B. icin cizgi reklam filmler... parasal durumum duzeliyor.

Saniyoruz ki Turkiye git gide daha iyiye gidecek. Cizgi filmler yaratacagiz. Daha kotuye gidiyor. Yedi y�l cizgi reklam film yaptiktan sonra isverenler bir toplantida cizgi film tuketmeme karari aliyorlar. Atelyeler bir anda kapaniyor. Bu kez ilüstrasyonlar yapiyorum. Cocuk kitaplari... Devamli is yok. Depresyon. Ellerim titriyor, cizemiyorum, on yil. Cok aci veriyor. O zaman sozcuk seslerine duyarliligim artiyor. Sozcuk-bagintilarini arastiriyorum. Sozcuk-bagintilari binlerce yillik bellek, insan iliskilerinin seruvenini izleyebiliyoruz; bir baska tarih. Art�k arast�rmaci yazarim, ilk kitap: Kadinin Yazisiz Tarihi M ve N Sesi; on y�l sürüyor. Ikincisi yolda, su gunlerde yayinevine veriyorum. Artik ellerim titremedigi icin cizebiliyorum da. (Bugüne kadar k�rk cocuk kitabi.Sozunu ettigim renkler simdi o cocuk kitaplarinda.) Ve tasar�lar... yazacaklarim, cizeceklerim...

Karincaya sormuslar, "Boyle hicbir yana bakmadan nereye gidiyorsun" diye. "Su dagin otesine" demis. "Sen o koskoca dagi nasil asacaksin" diye gulmusler. "Onemli olan yola koyulmakt�r" demis karinca. Her birimiz o karinca degil miyiz? Hepinize iyi yolculuklar.

BIYIK: Hem Dümen Hem Dümenci -I-
Bu sayı, çağdaş Türk ressamı Erol AKYAVAS'a ithaf edilmiştir.
Turkish Greek Synergy
The Light Millennium Television - LMTV
ISIKBINYILI.ORG
Türkçe
ANA
SAYFA
INGILIZCE ISIK BINYILI TANITIM
1999
©Işık Binyılı e-dergisi, Bircan ÜNVER tarafından tasarlanmış ve üretilmiştir.
Beşinci sayı. Kış 2001, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org

9.ncu sayımızdan itibaren, Türkçe yayınlarımıza IŞIKBİNYILI.ORG sitemiz üzerinden
ulaşabilirsiniz. Bu sayının bağlantıları ve logolar, Ağustos 2015'te güncellenmiştir.