KARANLIKTA HIÇBIR SEY KALMASIN!

BIYIK: Hem Dümen Hem Dümenci
(birinci bolüm)

Yildiz CIBIROGLU

Tahsin Yücel'in 'Biyik Soylencesi'ne biyik imgesi

Yatili kiz okulunda okurken takilmadan edemedigimiz, cok uzun boylu ve kilolu ama o iri cussesine karsin cok zarif, melek gibi yumusak, apaydinlik guluslu bir arkadasimiz vardi. Ona takilmamizin nedeni, birlikte oldugumuz dort yil boyunca, daima minyatur yalinliginda biyikli erkek resimleri cizmesiydi. Resimlerde, bir cift yaprakla olusturulan ve nakis motifi kadar naif bir yalinlik icinde yorumlanan, hicbir tehdit icermeyen o sevecen biyik daima on plandaydi. Her cizim yaptiginda basinda toplanir ilk kez goruyormus bigi, kendimizin de anlayamadigi gizil bir tatla onu seyrederdik. O ise usul usul ama guvenli devinimlerle biyiga ait cizgilerin icini siyaahlatirken, "biyigi cok sevdigi" disinda hicbir aciklama yapmaz, bir yandan da merakimizi uyandirmaktan hosnut bir yuzle ve hep ayni olculu tebessumle imalarimizi gecistirirdi. Okul bittiginde de cizdigi biyiklar ve arkadasimiz bizim icin cozulmemis bir sir olarak kaldi. Erkek arkadasi olup olmadigini hicbir zaman bilemedik. O siralarda biyik imgesinin gerisinde nelerin oldugunu dusunmeyi akil edemeyecek kadar toyduk.

Sozcuk bagintilarini incelerken, et ve tirnak gibi onlardan ayrilmayan imgeler ve simgeleri de incelemem gerekti. Bir cok cografyada, eskipagan kulturlere ait betimlerde biyigin imgelerini, baska hangi imgelerle iliskili olduklarini arastirdim (1). Buna gore, betimlerde genel olarak onemle vurgulanan onceleri boynuz ve sakaldir; biyik, boynuzdan ve sakaldan sonra gelir. Betimlerde gordugumuz kisiler genellikle uygarlastirici kahramanlar oldugu icin sakallari duzgun taranmis, bicim verilmis olarak ifade edilmislerdir; ama biyigi gormekte gucluk cekeriz: Acaba biyik kazinmis mi, yoksa betimde islenmemis mi? Cenenin altinda takma sakal tasidiklarinda, kendi sakal ve biyiklari iyice kazinmis; tanrisal niteligin imi (isareti) olan boynuzlar onemle vurgulanmis. Kocta, tekede, bogada bedenlesen boynuzlu tanrilar gozden dusunce, kutsal boynuza yapilan atiflarin bicakla kesilir gibi bitmedigni, cift boynuzun metaforu olan biyiga aktarildigini ve biyiktaki bicemin boynuzun biceminden ciktigini goruyoruz. Bu arastirma, Tahsin Yucel'in romani 'Biyik Soylencesi'ni okumamla birlikte, kafamin icinde tamamlandi (2). Bilimsel olarak mitoslarda ve betimlerde inceledigim boynuz ve biyik imgesi ile; romanda anlatilan biyik imgesi, ona yapilan atiflar birbiriyle ortusuyor, eski kulturle gunumuz kulturu arasinda aliskanlik saglaniyordu.

 

Mircea Eliade'nin genel imgeler konusunda soyledikleri, "Biyik Soylencesi"nde bas kahraman gibi anlatilan biyik imgesi icin de aynen gecerli. Eliade diyor ki: "Hayal gucu ornek alnicak modelleri -imgeler- taklit etmekte, onlari hic araliksiz tekrarlamaktadir. Hayal gucune sahip olmak, dunyayi butunselligi icinde gormektir, cunku kavramsallasmaya gelmeyen her seyi gostermek imgelerin gorevidir ve bu onun iktidari icindedir. 'Hayal gucunden yoksun' insanin talihsizligi ve cokuntusu artik aciklanabilmektedir; hayatin ve kendi ruhunun derin gerceginden kopmustur"(3).

Bir sanatcinin imgeleri ve simgeleri ele alisi, toplumsal ya da bireysel bir sorunu onlar araciligiyla acimlamasi ile halkin ortak bilinc-altinda imge-ikinci duruma isaret eden asagidaki aciklamasinda eski kutsal imgelerin ve simgelerin 'modern dunya'da da surdugunu dile getirir: "...'uygar' denen insan 'gizemli' dusunceden her zaman tamamen kurtulmus degil ve buyuk ortaklasa mitoslar kimi zaman tek tek insanlarin kafasini boyundurugu altina almaya devam ediyor"(4).

Eski Toplumlarda Kutsal Boynuz Tek tanrili dinlerle birlikte sigir tapimlari onemini yitirir. Ama Paleolitik Cag'dan baslayarak yirmi bin yildan beri kutsal, tilsimli sayilan sigir ve onun 'en onemli gostergesi' olan 'boynuz', uygarlik ve mitoloji ureten cografyalarda, her yeni bulunan nesnede oyle cok tekrarlanir ki, belki de bu nedenle toplumlarin belleginde derin izler birakir.

"Dunya okuzun boynuzlari ustunde duruyor" sozu boynuzun onemini ve onemin nereden kaynaklandigini isaret eder. Ilk kaynak Eski Misir'da ve Mezopotamya'da inekte bedenlesen tanri-analardir; bu kadinlar betimlerinde baslarinin iki yanindan cikan boynuzlari arasinda Ay ya da Gunes yuvarini tasirken gosterilmislerdir. Bu betim, evrendeki goksel cisimlerin ritmlerinin bozulmamasi icin, "Ay ya da Gunes en guvenilir yerdedir ve dolanimlarina devam edeceklerdir" anlaminda yapilan guven verici bir buyu, bir garanti belgesidir; ayrica tanri-ananin insanlar uzerindeki etkisini arttirmaya yarar.

Ataerkil evrede inek-ananin yerini boga/okuz tanri alir ve yavar da artik onun boynuzlari arasina gecer. Kutsal boynuzun bicimini her yeni bulunan nesnede tekrarlama gelenegi, bu imgede bulunduguna inanilan tilsimli gucten yararlanmak icindir. Eski toplumlarin kulturlerinde buyulerde de kullanilan boynuzun imgesini oykunen bircok kutsal nesne yapilmistir: Tanriya icki sacisi (libasyon) icin sunulan kadeh boynuzdandir; riton adli icki kabu boynuzu oykunur; lir ve arp adli calgilar, belgelere gore Sumer'de bes bin yil oncesinden baslayarak, cift boynuzu oykunen bicime sahiptir; eski Hint'te evlilik torenine boynuz bicimli deniz kabugu otturerek baslanir; Hitit'te tanrilarin ve krallarin ucu kivrik boynuz bicimli asalari vardir; Iliada'da Akha yigidi Pandaros'un yayi teke boynuzundan yapilmistir; ilk oraklar, yabalar, ay-baltalar, palalar daima kutsal boynuzu oykunmuslerdir.

Kutsal Boynuzun Devami Olan Biyik Tahsin Yucel, kitabinda anlatilan kasabanin adini aciklamiyor ama Guneydogu Anadolu'da oldugu kanisini cesitli ogelerle guclu kiliyor: Romanda belirtildigine gore Kurtulus Savasi'nda Maras ve Antep, oykude gecen kasabanin erkekleri tarafindan kurtailmis. Joseph Campbell'in soyledigi gibi Guneydogu Anadolu ile birlikte Suriye'nin, Irak'in, Iran'in kuzey bolumlerini de icine alan hilal bicimli bolge (bu tanim da J. Campbell'in) boga tapimlarinin merkezi sayilir. Bu bolgede boya hem ilk ata olarak saygi goruyordu, hem de boganin her davranisinda erkek cins icin ornek almaya deger derin anlamlar bulunuyordu. Boga hasimlarini 'dogal silah'i diyebilecegimiz boynuzlarinin gucuyle yendikten sonra inegi doller.


Boylece boynuz boganin cinsel basarisina katkida bulunmus, erkeklik onuru'nu kurtarmis olur. (*) Bunun eski tapimlardaki yorumu su olsa gerek: Insan soyunun atasi (totem) sayilan boga dusmanina tehlikeden korkmadan, yaralanmayi goze alarak yigitce saldiriyor; en guclu oldugunu kanitladiktan sonra inegi dollemeyi hak ediyor ve soyu devam ettirme onurunu, soyun atasi olma onurunu kazaniyor. Butun bunlari bir cift boynuzla saglamasi boynuzun silahlarin bicimine de orneklik etmesine, silahla ve cinsel iliskiyle bagintilanmasina yol acar. Boganin insana gosterdigi ornekte saldir ve cinsel birlesme pes pese gelir. Ataerkil ruhun olusmasinda "kutsal boga"nin bu davranisi etkili olur. 'Boga Boynuzu', 'deli-kanli' ruhunu, erkekteki aktif-cinsel gucu ya da cinsel organi, cengaverligi, erkeklik onurunu gostermeyi tek tanrili dinlere kadar surdurur.

Birbirinin esdegeri olan hilal ve boynuz, tek tanrili dinlerde onemini yitirir; ama bu imgeler oylesine gucludurler ki, tumuyle cekilip gitmezler hayatimizdan. Hilal, Islam kimligiyle cami alemlerine, bayraklarda yasamayi surdururken; boynuz imgesi de daha onceki tapimlarda kutsal bogayla, kutsal kocla, kutsal tekeyle ozdes tutulan genc erkegin yuzune butun hasmetiyle kurulur, bir daha hic ayrilmamacasina yerlesir oraya.

Boynuz gostergesi, pagan dilerde eski 'boga tanri'nin 'damgasi' oldugu icin tek tanrili dinler boynuzdan soz etmez. Erkek soyleminde yer alan gucluluk, genclik, erkek cinselligi, erkeklik onuru, "adami biyigimla keserim", "seni biyigimla asarim" deyislerinde de biyigi tehdit edici bir silah biciminde algilandigi ortaya cikar. Hurufiler'in yazi-resimlerinde Arap harfleriyle yapilan figurde biyigin bazen 'cift yuzlu ay'balta'ya benzedigini goruruz. Anadolu'da uc seye dokunulmaz. Kadin sacina, atin kuyruguna ve ve biyiga. Bunlardan birini kesmek, tukurmek, sahibine yapilabilecek en buyuk hakarettir.

Gizli Alayin Doruk'ta Oldugu Bir Roman

Biyik Soylencesi'nin bize isaret ettigi alan, silahla biyigin esdeger tutuldugu, dusman uzerinde urkutucu etki yapsin diye biyik birakan yenicerilerdeki cengaver erkek goruntusunun yeniden canlandirilmak istendigi alandir. Romanda bireyin ic celiskisi burada ortaya cikar. Efsanelesen biyigin sahibidir Cumali. Ne var ki, Cumali, bir yeniceride bulundugu varsayilan niteliklere sahip degildir. Cumali ile soylencelerde yigitligi, atakligi temsil eden yeniceri arasindaki tek benzerlik yalnizca 'gur', 'guclu', 'uzun', 'agirligi olan', 'hatiri sayilan' biyiktir. Suya sabuna dokunmayan, silik, duragan, hatta zaman zaman pek zavalli bir adam olan Cumali, yeniceri biyigiyla en kolay yoldan kahraman olur. Turkun ve devletin simgesi durumuna gelen biyigin en cok 'gadrine ugrayan' kisisi Bedriye abla (Cumali'nin karisi0, yazarin dogrulari soylettigi kisidir. 'Erkeklik onuru'yla iliskilendirerek biyik mucadelesini konu edinen romanda; gercegi gorme, soyleme islevinin, cesur, mert, sagduyulu karakterde cizilen ve kasaba halkina, kocasina, biyigina tek basina kafa tutan bir kadin kahramana verilmesi/ yazarin romanda bastan sona surdurdugu gizli alayi doruga cikarir. (Aristophanes'in IO 411'de yazdigi unlu oyunu Lysistrata'da da, erkegin yetkili oldugu savas konusunda gercegi gorenler ve dogrulari soyleyenler kadinlardir.)

Romanda biyik imgesinin sahibi olan Cumali "biyigin arkasina saklanir" ya da "biyibin adami" olmaya calisir, ama bir turlu kendisi olamaz. Yine romanda gecen bir baska deyisle; Cumali "Biyiginin ardina cekile cekile erkeklikten uzaklasir". Asagidaki alintilar ise biyigi, pagan tapimlardaki tanrinin gostergesi olan kutsal boynuz/biyik imgesine yaklastirmaktadir: "Berber Ziya'nin dukkani Cumali'nin biyigina adanmis bir tapinakti." Cumali'nin biyigi karapala ise "berber Ziya'nin yarattigi heykel, Cumali heykelin ayakligiydi." Kasabalilar, Cumali'ye, agzindan cikan soze dikkat etmesi geregini 'Yukarda Allah var' yerine, 'Yukarida biyik bar' diyerek hatirlatirlar.(**)

Roman kahramaninin 'biyik imgesi' olmasi, bu olgunun Cumali'yi astigini, uzamda ve zamanda cok uzaklara gittigini anlasilir kilmakta; anlatilan yer ve anlatilan insanlar derinlik kazanmakta, romanda zaman zaman artan soylence bicemi bu etkiyi beslemektedir. Binlerce yillik yasi olan biyik imgesi karsisinda Cumali'nin omru nedir ki! Baska ulkelerin yazininda biyigin bas rolde oldugu bir roman/oyku var mi bilmiyorum. (Kendince alcakgonullu nedenlerle sakal, biyik birakanlarla bu romanin hic mi hic ilgisi yok. Bundan kusku duyanlara romanin yazari sayin Tahsin Yucel'in de biyikli oldugunu animsatalim).

Yildiz CIBIROGLU

Not: Bu yazi, Hürriyet-Gosteri Dergisi'nin Eylül 2000 sayisinda yayinlanmistir. Yazari ve derginin sorumlu yaz� isleri müdürü Hami ÇAGDAS'�n izniyle ISIK BINYILI sayfalar�nda da yay�nladik. Yazinin ikinci ve son bolümü, Ilkbahar sayisinda yayinlanacaktir.

Bu sayı, çağdaş Türk ressamı Erol AKYAVAS'a ithaf edilmiştir.
Turkish Greek Synergy
The Light Millennium Television - LMTV
ISIKBINYILI.ORG
Türkçe
ANA
SAYFA
INGILIZCE ISIK BINYILI TANITIM
1999
©Işık Binyılı e-dergisi, Bircan ÜNVER tarafından tasarlanmış ve üretilmiştir.
Beşinci sayı. Kış 2001, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org

9.ncu sayımızdan itibaren, Türkçe yayınlarımıza IŞIKBİNYILI.ORG sitemiz üzerinden
ulaşabilirsiniz. Bu sayının bağlantıları ve logolar, Ağustos 2015'te güncellenmiştir.