KARANLIKTA HIÇ BIRSEY KALMASIN!...
YERYUZU'muz henuz bir tane!... Onu tahrip edersek baska nereye gidecegiz?
Kis 2002: 8.sayi- **2. Yildonumu**
Isik Binyili-Anasayfa Sanat Ithaf SPONSOR 2nci Yildonumu Mektubu ARSIV
Amac Makale-Deneme-Oyku Roportaj BUGUN Projeler KADRO
Manifesto Siirler Gunce & Dusler Yayincilik Ilkesi Fugen Gulertekin ILETISIM

12 Yasinda Paris'te Bir Cocuk: Evren AY

Roportaj: Bircan UNVER


"Nazim Hikmet seven birini "sosyalist" olarak goruyoruz; dinine biraz inanan biri "islamist" oluyor; Turkiye sevgisini biraz dile getiren biri "ulkucu" oluyor -buna mehter takimini sevmek de dahil-; "ben hic birisiyim" diyen de ateist oluyor!"



Evren AY, Izmir-Cesme otobandina yakin bir alanda kurulmus olan ciftlikte, annesiyle gorunuyor.


Evren Ay'i, New York'ta yasayan ve Turk & Amerikan Dernekleri Federasyonu'nun etkinliklerini uzaktan - yakindan izleyen Turklerin cogunlugu tanir. Kendisi, Federasyon'un baskani Egemen Bagis'in sag koludur organizasyon bunyesinde. Ikisi, imrenilecek bir ekiptir.   Bu ikiliye, gectigimiz Mart 2001'de ise Canalp Caner katildi.

Ilgimi ceken, Amerika'daki Turk toplumunu bir araya getirme, sorunlarini cozme ve kulturel etkinliklerle baglar kurma ya da baglari pekistirme amaclariyla birlikte, Amerika'da Turkiye'nin lobi calismalarina da destek vermekte olan Federasyon'da; tasidigi sosyal rol ve sorumlulugu, Turkiye'nin tam tersi, 'genc ve cekirdek bir ekibin' basariyla yurutmekte olmasi, bana gelecekteki Turkiye adina hep umit verdi.

Son iki yildir Federasyon'la ortaklasa gerceklestirdigimiz bazi projeler nedeniyle, Evren'in Fransa'da okudugunu ve Fransizca bildigini ogrenmistim. Bir ara da yasini merak etmistim.. Bu kadar genc yasta boyle bir gorevi, tipki Federasyon Baskani Egemen Bagis gibi cok genc yasta ustlendigi icin... Evet, yaklasik iki yildir Federasyon'da bilfiil calismalari yuruten Evren, henuz 26 yasinda.

Gectigimiz yaz Turkiye'ye gitmeden once Federasyon'a ugramistim. "Izmir'e gidiyorum, bir emanetiniz varsa goturebilirim," dedim. 20nci Turk Gunu Yuruyusu video kasetini, annesinin ve babasinin kendisini kasetten izlemeleri icin, acaba Cesme'de ciftlikleri olan ailesine iletebilir miydim, diye Evren sorunca, "tabii", dedim. Sonucta, ailesinin Cesme'de buyuk bir ciftlikleri oldugunu ve orada yasamakta olduklarini da boylece ogrenmis oldum.

O zaman aklima takildi. Acaba ciftlikte mi buyumustu? Peki o zaman ne zaman Fransa'da okumustu? New York'a ne zaman gelmisti ve Federasyon'daki gorevine nasil getirilmisti? Bu sorular aklima takilinca, bu kez onun Federasyon'daki cok genc, caliskan ve ciddi portresinin disinda, Turkiye'de ender rastlanan bir egitim anlayisi icinde yetistirildigini de asagidaki roportaj esnasinda ogrenmis oldum.

Bu roportaj, Turkiye'de ki farkli aile yapisi ve anlayis zenginligine de ilginc bir ornek ayni zamanda. Istanbul dogumlu olan ve 11 yasina kadar da Istanbul'da ailesiyle birlikte yasayan Evren'i, ilkokulu bitirir bitirmez cok farkli bir dunya bekliyordu. Evren'in babasi Yusuf Ay, --annesinin tum itirazlarina ragmen--, onu ilkokulu bitirdigi yazin, Ingiltere'ye gonderir. Orada yogun bir Ingilizce egitimi gorur.

Aradan henuz bir yil gecmeden ve henuz 12 yasinda iken, o zaman 9 yasinda olan kucuk kardesi ile birlikte Fransa'da okutulmak uzere ve de kendilerinin yasayacagi bagimsiz bir evde oturmak, ayni zamanda kardesinin de hamiligini de ustlenmek anlaminda, ailesi tarafindan Paris'e yerlestirilirler. Boylece, o surecte 12 yasindan itibaren ailesinin her zaman destegiyle ve de kisa araliklarla da kardesiyle Turkiye'de ailelerini seyahatlerine ragmen, aileden bagimsiz, Paris'te ogrenim ve yasama tecrubesi edinmeye henuz 12 yasinda iken baslar. Gerisini ise kendi anlatimindan ogrenelim.



Yusuf Ay (babasi), daha onceki meslegini birakti ve uc yil once kurdugu ciftlikte esiyle, cevrenin en guzel sebze ve meyvelerini yetistiriyorlar...



- Baban ne is yapiyordu?


- Babam Sarkuysan'i, ardindan Bakirsan'i kurdu. Turkiye'nin en buyuk bakir fabrikasi. Sonra Holding kuruldu.

-Kardesin simdi kac yasinda?

- 23 yasinda. Adi Suer.

- Cocuklugunda ilgi alanlarin neydi?

- Elektronik en buyuk merakimdi. Elektronik ve kimya setlerim vardi. Oyuncaklari bozup, sonra tekrar kurmayi severdim. Eski film makinelerini  tamir etmeye calismistim. Kardesimin bir robotu vardi, ucagimin pervanesini alip, robotun eline takip silah yapmistim. Sokakta oynamayi cok severdim. Simdi pek   sokakta oynanmiyor galiba, kalmadi pek boyle seyler. Ansiklopedi okumayi severdim. Mehmet Akif Ersoy'un siirlerini severdim. Pek milliyetciligim yoktur ama, yurtdisinda kalmis biri olarak, Turkiye'ye soz soylenmesini sevmiyorum. Arkadaslarimin cogu yabanci. Eksik bilgileriyle, yanlis seyler dusunduklerinde, beni dinleyip bir karara varmalarini istiyorum, Amerika'da bunun eksikligini cok duyuyorum. Fransa'da boyle degildi. Onlar daha cok bilgi sahibiydiler Turkiye hakkinda.

-Istanbul'da hangi okula gidiyordun?

- Tarhan Koleji'ne... - Cocuklugunda, oyuncaklarla, kitaplarla odana kapanmisken, kafandaki meslek imaji neydi?
Isletmecilik. Babamdan etkilenerek, tabii. Isletmecilik kavrami benim icin patron olmakti.

- Babani hep calisirken gormenin senin uzerinde biraktigi izlenimler neydi?


- Okuldan sonra hep babamin ofisine giderdik. Beni hep cok egitmeye calismistir. Isle ilgili daha o yasta pek cok sey ogretmistir. Ingilizceye ve Fransizcaya agirlik vermem konusunda beni hep yonlendirmistir. Beni yetistirmeye calismistir. Is toplantilarina bile girerdim. Idealim hep babam oldu. Sonra da 11 yasinda Ingiltere'ye yolladi.

- Babanin seni 11 yasinda tek basina Ingiltere'ye yollamasi cok ilginc...

- Evet. Bir ailenin yaninda kaldim. Evde dokuz tane kedi ve iki tane kucuk cocuklari vardi. Kedilerin tuylerinin dokuldugu yerden, cocuklarin yere dusen jelly ve ekmek dilimlerini yemeleri bana basta cok korkunc gelmisti. Onun disinda her sey guvenli ve kontrolluydu. Bu evde, Turkiye'den benimle birlikte uc ogrenci vardi. style="mso-spacerun: yes">  Onlarla birlikte bu evde kaldim.Ev buyuktu. Diger cocuklar da benden daha buyuktuler (herhalde 17 falan olmalilar) Okul rahatti. Yaz ve onu takip eden bir yili, Turkiye'deki yabanci dil hazirlik okulu karsiligi olarak, cok yogun bir programla Ingilizce okudum orada.

- Kucuk yasta boyle bir tecrubenin olmasi cok guzel.Peki ilk uc aylik donemden sonra, ikinci gidisinde Ingiltere'ye nerede kaldin?   

- Bu sefer yatili okula gittim.

- Ailenin seni bu kadar erken yasta yatili okula yollamasi seni ne kadar etkiledi? Zorlandin mi?

- Pek degil. Cunku annemle babam cok sik olmasa da geliyorlardi. En buyuk dezavantajim okulun en basarili ogrencilerinden biri olmamdi. En kucuk cocuk bendim ama Ingilizce'de en basarili ogrenciydim. Bu yuzden az dayak yemedim ogrencilerden. Bunun disinda her sey cok guzeldi. 2 yil surdu. Sonra dondum. Bir sure sonra butun aileyle Fransa'ya gittik. Annemle babam bizimle 6 ay kalip donduler. Ben kardesimle devam ettim. Evimiz vardi. Babamin arkadaslari yardim ettiler, destek oldular.

- Evde sizinle birileri kaliyordu herhalde?

- Hayir, biz ikimiz kaldik.

- O kadar kucuk yasta nasil? Yasal olarak sakincali degil mi?


- Giris cikislar da evet. Ama her hafta sonu Turkiye'ye giderdik. Havaalaninda artik bizi taniyorlardi. Kendi ucaklarimiz vardi (charter'larimiz). Boylece 10 sene Paris'te yasadim.

- 10 sene kardesinle mi yasadin?

- Hayir. 6 sene birlikte oturduk. Sonra yalniz devam ettim. Cok guzel zamanlardi.

- Inanamiyorum. Annenle baban tuhaf olmali. O kadar kucuk yasta sizi Paris'te iki cocuk olarak yalniz yasamanizi sagladiklarina gore!

- Tuhaf degil. Oyle gerekiyordu. Babam egitimimizin boyle daha iyi olacagini dusunuyordu.  

Arkadaslarim arasinda cok sevilirdim cunku o yasta kendi evi olan cocuk pek yoktu

- Basiniza bir sorumlu da yokmus ama...

- Sorumlulugumuz zaten vardi. Bir sorunumuz olunca, babamin arkadaslarini ariyorduk ve onlar da yardimci oluyorlardi. Ama evde yalniz iki kardes kaliyorduk. Butcem tamamen benim elimdeydi. Her isi kendimiz yapardik. Bankada bizi taniyorlardi. Cok simariktim. Sonra Sorbonne'de okudum. Arkadaslarim arasinda cok sevilirdim cunku o yasta kendi evi olan cocuk pek yoktu, Partiler verirdim. Hafta sonlari Turkiye'ye gittigimde (bir kac arkadasimda anahtarim vardi) onlar   benim evde kalirlardi.

- Paris'te neredeyse tum gelisme cagini gecirmissin. 12 yasindan 22 yasina kadar. Cok onemli bir donem bu. Ozellikle, Paris'te ilk gittigin ve kardesinle yalniz kaldigin donemden hic unutmadigin bir anin var mi?

- Cok anim var. Mesela; Paris'te annem-babam ilk alti ay bizimle kaldiktan ve de Turkiye'ye dondukten sonra, kardesimle okula ilk gidis gunumuzu unutamam. Bir aksam kardesimle birlikte okul cikisi eve donmek zorundayiz. Metro sistemi bana 100 kez anlatilmisti. Londra'da da metroya binmemistim. Cambridge'de metro yoktu zaten. Daha once 1-2 kez metroya binmistim -Paris'te- ama annemle babam yanimdaydi. Neyse, bir sekilde eve gitmemiz lazim. Ama tamamen kayip durumdayim! Kardesim de yanimda, ondan da sorumluyum. Gidemiyorum! Gidemedigim icin cildiriyorum. Neredeyse oturup aglayacaktim. Yukari cikip taksiye binsem, yanima yeterli para da almamisim. Metroda oylece beklerken okuldan Andrew adinda bir arkadasi gordum. Yanimiza geldi. Megerse yanlis bir yere inmisiz. Fransa'da iki tur metro var: hizli metro ve normal metro. Normal metro ust katta, hizli metro alt katta. Biz megerse alt katta inmisiz. Metroyu bulamamamin sebebi buymus. Andrew geldi -kendisi ilk gun okulda bana sorun cikarmisti- . O da evine gidiyormus. Bizi yukari cikartti. Eve kadar kendisi goturdu. Sonradan en iyi arkadasim oldu.

- Peki bunlardan sonra neden Amerika?

- Melisa'ya asik oldum. Onun icin geldim.

- Tekrar Fransa'ya donelim. Gordugum kadariyla cok ayricalikli buyumussun. Turkiye'deki arkadaslarinla iletisimin de zorluklar yasadin mi?

- Yavas, yavas koptuk. Zaten giderek daha az gitmeye baslamistim. Sorbonne'dan -iki yillik isletme bolumunden- mezun oldum. Sonra da Finans okudum. Kardesim daha girisimciydi. Derici dukkani ve camasirhane isletti daha lise yillarindayken...

- Peki simdi nerede yasamak isterdin?

- New York'ta calisip, Paris'te yasamak isterdim.

- O halde New York'a donelim...

- New York'a Subat 1998'de geldim. Yakin arkadasim Darko'yla birlikte. Onun anne-babasinin evinde kaldim. Babasi Yugoslavya'nin en buyuk gazetesinin sahibidir. Bir aksam Darko'yla birlikte bir partiye gittik. Melissa'yla orada tanistim. Baslangicta hep surtusmelerimiz oldu.

Ailesi son uc yildir bu ciftlikte yasiyor. Ciftlik evinden ve uzum asmalarindan bir goruntu...



- Sizin Izmir-Cesme'de bir ciftliginiz var, biraz o ciftlik hayatindan bahseder misin?

- Turkiye'deki hayatim, Paris'ten gidislerde, ciftlikte degil, otellerde gecti, dolayisiyla pek bir ciftlik hayati yasamadim. Ama evlerimizde hep bahcemiz, bu bahcelerde annemin gulleri, maydonozlari ve babamin sebzeleri oldu hep. Bir de Sile'de -hala duruyor-, bir yazligimiz vardi ve yazlari orada gecirirdik ve orada da annem ve babam hep sebze, meyve ve cicek yetistirirlerdi.

- Annen calisiyor muydu?

- Hayir, evkadiniydi.

- New York'taki is hayatin...

- Once okula basladim. Borough College'a gittim. Calismiyordum. Burada herkes hem ogrenci, hem calisiyordu. Ben calismadigim icin rahatsizlik duymaya basladim. Calisma iznim de yoktu (her sey yolu yordaminca olsun istiyordum). Bir isimin olmamasi artik koymaya baslamisti. Yakin arkadasim Emsal, Turkish Link'te calisiyordu. Bana bir ceviri isi verdiler (75,-$ almistim bu ceviri isinden. Uzun sure harcayamamistim bu parayi. Kazandigim ilk para.). Bu ceviriyi begenince Egemen bana orada calisma teklifi yapti. Bir is gorusmesi yaptik ve calismaya basladim. 1,5 sene surdu. Bu arada Egemen, Federasyon'un basina getirildi. Turkish Link'in yonetimini bana biraktilar. Sonra beni de Federasyon'a aldilar.

- Burada zorlandin mi?

- Adaptasyon ve karar alma yeteneklerim iyiydi. Bu yuzden pek zorlanmadim. Turk Gunu yuruyusunu yaptik.

- 2000'de gerceklesen yuruyus bir karmasaydi...

- Olabilir. Organizasyonda hatalar yapmis olabilirim. Ama yagmurun yagisi hic beklemedigimiz sonuclar dogurdu. Yuruyusun karismasina neden oldu.

- Turk Gunu yuruyusu lokal olmayi kiramadi. Bunun eksikligini cok hissediyorum. 20nci yil yuruyusunun organizasyon cok daha iyiydi, sistematigi iyi isliyordu ama ya ruhu?

- Federasyon'un hala finansal gucu sinirli. Her sene bir Turk Gunu yuruyusunu gerceklestirmeye calismanin ne oldugunu bilemezsiniz. Lobi gucunuz varsa, cok sey gerceklestirebilirsiniz. Ayrica buradaki Turkler arasinda dayanisma da yok. Federasyonun en buyuk gorevi bu dayanismayi saglamak. "Birlikten kuvvet dogar." Bu dayanismaya ulasmak su anda imkansiz gorunuyor. Cunku cok dagilmisiz. Ayrica damga yiyoruz. Her anlamda. Nazim Hikmet seven birini "sosyalist" olarak goruyoruz; dinine biraz inanan biri "islamist" oluyor; Turkiye sevgisini biraz dile getiren biri "ulkucu" oluyor -buna mehter takimini sevmek de dahil-; "ben hic birisiyim" diyen de ateist oluyor! Ben Nazim Hikmet'i de seviyorum, Aziz Nesin'i de. Herseyin fazlasina, fanatiklige karsiyim.

- Ama hala yuruyuslerde, Turk kulturu deyince, Mehter takimini asamadik!

- Turk Gunu Yuruyusune getirilecek hic bir gosteri   Mehter takimi kadar renkli olamaz. Benim Yugoslav esim mesela, mehter takiminin olmadigi Turk Gunu yuruyusune gelmiyor! Buradaki bir cok yabanci arkadasim da Mehter takimi var ise yuruyusu izlemeye geliyor.

Yorum: Tabii yabancilar, mehter takimini bizim algiladigimiz gibi algilamiyorlar. Onlara gore mehter takimi gosterisi; bu kulture ait, renkli, otantik, tarihten bir sahne misali ilginc bir gosteri. Ancak, Turk Kulturu yalnizca  Mehter Takimi'ndan ibaretmis gibi de dis dunyaya tek yonlu yansitilmamali. Her halukarda, gerek Mehter Takimi gerekse Folklorik danslar, hem orijinal - otantik olarak hem de modernize edilmis farkli yorumlariyla teshir edilirse, bu tur uygulamalar modern Turk Kulturu imajinizasyonuna cok daha etkin ve genis capli bir katki saglayacaktir.

- Son iki yildir Federasyon'un Genel Yonetmenligi'ni yapiyorsun. Peki, 10 yil sonra ne yapmak ya da nerede olmak istiyorsun? Ileriye donuk planlarin neler?

- Isletmeci olmak istiyorum. 10 yila varmadan da yapmak istedigim bir sey var. Aslinda bu esimin yapmak istedigi bir sey, onun projesi; hatta baslandi bile. O da, bir not-for-profit organizasyon kurmak. Brooklyn'de, maddi durumu iyi olmayan lise cagi ogrencilerine universite oncesi is bulabilmeleri icin "career leadership" kurslari vermek. Okulla ilgili, isle ilgili onlari dogru yonlendirmek, yontem ogretmek, yani kisaca hayata hazirlamak gibi bir sey. Ben bunun kurulmasina destek oluyorum yalnizca.

Izmir-Cesme otobani yolunun ust kisminda bulunan ciftlikteki bu kaktus, 150 yasinda ve tarim ogrencilerinin de inceleme konulari arasina girdi.

Bu sayi Nazim HIKMET & Ilhan MIMAROGLU 'na ithaf edilmistir.

ISIK BINYILI'nin 8nci sayisiyla IKINCI YILDONÜMÜNÜ kutluyoruz...

Bugune degin katilimlariniz, ilginiz ve desteginiz icin sonsuz tesekkurler...
Dusunsel ve gorsel urunlerinizi yayinlanmak uzere her zaman gonderebilirsiniz... ILETISIM

ISIK BINYILI e-dergi; The Light Millennium, Inc., bunyesinde "kamu yararina yayincilik"
yapmak uzere 17 Temmuz 2001 tarihinde, New York Valiligi'nin onayi ile ve New York
merkezli olmak uzere, ticari amac tasimayan bir kurum statusu kazanmistir.
ISIK BINYILI: AMAC

Yayin Ilkeleri

Sonbaharl-2000

TÜRKCE
Anasayfa

INGILIZCE
Içindekiler

@ ISIK BINYILIi e-dergisi, Bircan ÜNVER tarafindan tasarlandi ve üretildi.
8nci sayi. KIS- 2002, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org E-mail: contact@lightmillennium.org