KARANLIKTA HIÇ BIRSEY KALMASIN!...
YERYUZU'muz henuz bir tane!... Onu tahrip edersek baska nereye gidecegiz?
Kis 2002: 8.sayi- **2. Yildonumu**
Isik Binyili-Anasayfa Sanat Ithaf SPONSOR 2nci Yildonumu Mektubu ARSIV
Amac Makale-Deneme-Oyku Roportaj BUGUN Projeler KADRO
Manifesto Siirler Gunce & Dusler Yayincilik Ilkesi Fugen Gulertekin ILETISIM

Gün Düsleri-III
Baris'a...



Günün Icinden

Bircan ÜNVER

3 Nisan 2002

Bir kadin,  gecesini gündüzüne kattigi ve yasaminin son üc yilini adadigi web sitesinin anasayfasindaki mesaj kutusuna, yeni bir mesaj ekleme ihtiyacindaydii. 

O esnada bu mesajin net olarak ne olacagindan henüz emin degildi!

Yorulmustu. Tek tek insanlara ulasmaya ve bu projenin onlarin projesi oldugunu anlatmaya calismaktan yorulmustu...

Projenin düsledigi güc ve katilima ulasmasi, kendi bireysel gücünü asan cok fazla seye bagliydi ve bu da onu cok endiselendiriyordu!

Nelerin yapilmasi gerekli oldugunu gorüyor, biliyor ancak her birini geregi gibi yapip sonuc almanin, hem cok iyi bir ekip calismasina hem de bu ekibin ve de diger projelerin varliginin devam etmesini saglayan temel bir kaynaga ihtiyac her gecen gün daha siddetle kendini hissettiriyordu.

Bazi kaynaklar bulunamazsa, projenin varligini sürdürememe riski kapiya iyicene dayanmisti!

Son direnmeleri miydi? Hayir. Hayir. Buna izin veremezdi.


Sadece mesajdaki soruya yanit veriniz ve yanitlarinizi bu platformda yayinlamak uzere bize gonderiniz.
Tesekkur ederiz. ISIK BINYILI.

Designed by Ayhan M.DUMAN



Bu donemin son bir direnme donemi oldugu fikrinin golgesi aklina düstükce, tüm huzuru kaciyor, gerginligi iyicene artiyor ve yeni bir hamleyle projesine, daha dogrusu düs'üne iyicene sariliyordu.

Finans ve isgücü olarak bu kadar da yalniz kalabilecegini dogrusu düsünmemisti! Her kosulda projesini üretebilecegini ve kaynak bulamazsa bile, serbest ya da "part-time" islerle temel giderlerini minimum olcüde de olsa giderebilecegini düsünmüstü baslangicta...

Bu düsüncelerle yola cikmis, düsüncelerini gücü yettigince uygulamis ve biraz yol da almisti...

Eveeet, boylece gole calinan maya tutmustu ama o gole calinan mayanin yogurdunu da henüz kendisi dahil hic kimse kasiklayamamisti! Zaten herkesin gole bir kasik yogurt katmak kadar o goldeki saf-organik yogurttan da kattigi yogurt oraninda da yiyebilmesini amacliyordu. Bu goldeki yogurdun paylasimin nasil olusacagi da düsüncelerinde yavas yavas netlesmeye baslamisti. Yoksa ne yapacakti ki bir gol dolusu yogurdu!

Ozünde, o gole calinan mayanin, dileyen herkesin kasiklayacagi bir yogurt olmasini ve bu yogurdun da, en saf ve en iyisi olmasini, "insanin kendi ozünü, ic aynasini en iyi temsil ettigi" bir yogurt olmasini ozlüyordu.

Belki bu goldeki yogurttan bir kasik yiyenler, büyülü bir sekilde hizla kendi ozlerine donecekler ve tüm varliklarinin amacini, kendi ic dünyalarini ve yeryüzünü iyilestirmeye adayacaklardi...

Bir masal gibi ama masallarin da gerceklesme cagi gelmisti belki de...

Yine düsleri düsüncelerini ele gecirmisti...

Oysa gole calinan mayanin tutmasiyla birlikte artan isgücü ve ekonomik destege olan ihtiyac da katmerlenmisti...

Iste sorun burada kilitlenir gibi olmustu... Finans, güc ya da kaynak bulma konusu da  tek basina ve de basli basina bir isti.

Herseyi birakip finans pesinde kosarsa, kendine inancini kaybedecekti. Boyle devam ettirmeye calissa, gücünü coktan asmisti ve yetmekte, yetistirmekte iyicene zorlaniyordu... Bu anlamda her gün kendini ISA'nin Carmihi'na asilmak üzere gerilmis hissediyordu. Zaman zaman bir noktada ic enerjisi ve moralinin de tükenecegi kaygisina kapiliyor ama yine tüm icsel enerji kaynagini, projesinden saglayarak devam edebiliyordu...

Mutlaka bu kosullar iyilesmeliydi. Artik "iyi düsler"in gerceklesme zamani da coktan gelmisti...

Hep "düs"lerin kotüleri mi gerceklesecekti! "Iyi"lerin gerceklesmesi cogaldikca, kotülerin gücünün de hizlica azalacagindan emindi.

Sadece kotü düslerin gerceklesmesi üzerine doga-yasam dengesi kurulmus olsaydi, doganin enerjisi bir sapmaya ugramis olurdu!  Anlasilan doganin ozündeki dogru kurguyu biz alt-üst etmistik. Birileri bir cok seyi yanlis kurgulamislardi kurgulamasina ama doganin ozünün tümden yanlis kurgulanmasi da olanaksizdi! Neyse ki dünyanin iplerini ellerinde tutanlar,"Doga"yi tümden oyuncagi gibi kullanip atacak gucleri henuz kazanamamisti...

Kadinin, halihazirda Yeryüzü gemisinin dümenini yoneten grubun, dogadaki tüm dogru degerleri alt-üst ettigi uzerine düsünceleri baskin geliyordu. Bu dengesizligin, yine doganin ozüne paralel icsel bir dengeye donüsmesine bir katkida bulunmanin cilginligina düsmüstü!!!

Bunlar düsünceler miydi, dilekler miydi, gündüz ya da gece düsleri miydi yoksa artik baska türlü düsünmesini ve yasami algilamasini bilmediginden miydi? Ya da  düsünceleriyle düsleri arasindaki tüm sinirlar ic ice mi gecmisti? Ic dünyasi ve yasami algilayisi homojen tek bir yapiya mi donüsmüstü? Düsündü. Bunun tanimi ya da anlatimi neyi degistirecekti ki! Bildigi icinden gelen yonlendirmelerin berrakligi ve ona güc ve enerji vermesiydi. Diger bir soyleyisle, kendine Yeryüzü sahnesinde sectigi rolü cok iyi bir düzeyde gerceklestirmesi gerektigi direktifini taa yüreginin en diplerinden ve bütün frekanslarindan aliyordu... Esasinda bunun disinda da baska hic bir dayanagi yoktu!


* * * * *


Insanin insana ve insanin yeryüzüne yaptigi tahribatlar ve bunlarin  da ayni hizla devam etmesi ve de yapilan tahribatlarin azalacagi - degisecegiyle ilgili umutsuzluga kapildigi  bir gündü.

Onunde oysa ne kadar cok yapmasi gereken is vardi! Projesi üzerinde calismasi gerekiyordu ama son bir haftadir hic yol alamiyordu. Bir ic tikanma yasiyordu! Sanki ic motivasyonlariyla birlikte ic damarlari da tikanmisti! Artik kendi kendisine urettigi enerji de yetmez hale gelmisti, tum dusunceleri kucaklamak ve herkesin katilimini icine alan bir projenin guclenerek, buyuyerek devamini saglamak icin...

O gun saatlerce herseyle ilgisiz ve kipirdayamaz bir halde gecirdi gunu. Hatta, kendisini yasama baglayan gozleri isik isik ve bir sevgi ve enerji yumagi olan kucuk oglunun, onunla oynamasi icin cekistirmeleri ya da "lutfen anne, canim benim, canim benim" demeleri de bir etki yapmiyordu uzerinde. Sanki ruhsal ve beyinsel olarak baska bir boyuttaydi!

Ogluna sevgi ve hayranlikla bakiyor ama kayitsizligini da degistiremiyordu! Kipirdayamaz bir halde hissediyordu.

Icinden bir ses, "dus al, dusuncelerin tazelenir kendini iyi hissedersin," dedi. Evet, o an dus almazsa sanki uc gun oylece oldugu yerde kalakalacakti.

Dus'ta suyu istedigi seviyeye getirene kadar, dus'un altinda once titredi. Ozellikle kislari sicak suyla dusu seviyordu. Istedigi sicakligi temin ettiginde, once icindeki damarlar yavas yavas cozuldu ve ic gerginligi yumusadi.

Dustan ciktiginda kendini yenilenmis ve tazelenmis hissetti. Bu kez acelesi vardi. Hemen giyindi ve saclarini da acele bir taradiktan sonra, cildinin kuruluktan gerginligini hissetmesine ragmen, yuzune bir krem bile surecek vakti olmadigini dusundu. Cunku icinde kipirdanan ve ortaya cikmak icin onu bir pelte haline donusturen dusunce, sicak suyun ve gevseyen damarlarinin da etkisiyle ortaya cikmak icin sabirsizlaniyordu. Evet, dusuncelerini hemen uygulamaya gecirmeliydi!

Aceleyle asagi kata indi ve bilgisayarinin basina gecti. Zaman zaman bilgisayari ile bir butun oldugunu dusunmeye de baslamisti! Daha oncesinden de parmaklari ve harfleri tusladigi klavye arasinda organik bir bag oldugunu dusundugu olurdu. Artik sadece parmaklari ve klavyenin tuslari degil, dusuncelerine paralel, bedeni de sanki bilgisayarindaki calismalarina endekslenmisti.

Bilgisayarin basina oturur oturmaz, web tasarimini yaptigi programi acti. Zaten bilgisayari sabah asagi iner inmez acmis ama o ana kadar parmagini bile kipirdatamamisti! Ilk is olarak, LM dosyasinin icinden en son uzerinde calistigi indeks-anasayfayi acti.

Evet, oraya yeni bir mesaj yazmaliydi! Simdi ne yazacagini cok iyi biliyordu.

Zaten son uc yildir benzer dusunceleri her yeni sayida, mektuplarinda ve duyurularinda isliyordu. Ayni zamanda ortak bir oz olusturmak ve insanligin dusunsel evrim ve olgunlasmasina bir katkida bulunmaya davet ediyordu. Evet heyecan veren yazilar, resimler ve mesajlar sistematize olarak her sayida artiyor ve yeni enerjiler katiliyordu. Buna ragmen uretim ve isgucu boyutunda hala tek basina bu projeyi sirtlanmis tasiyor olmasini da hala anlayamiyordu!!!

Yeni ve uzun bir yolculuga cikilmisti coktandir ve bunun geriye donusu de yoktu. Zaten bunun disinda baska hic birsey de yapmak istemiyordu ama hayat-kosullar ya da sistem de tum gucuyle bastiriyordu!

Gerci herseyi biraksa kimin umurundaydi sanki! Üstelik bazilari cok sevinirdi bile. Gordun mu? Bu isler parasiz olmaz, biz sana demedik mi vs.

Yasam; tam bir yasanmazlik noktasina donusecekti onun icin, eger dusuncelerini digerleriyle paylasamaz digerlerinin dusuncelerini de baskalarina iletemez ve de projenin gelisiminde ciddi bir yol katedemez ise...

Hayir, "yasanmazlik" kavraminin akillara zikr etmesine dahi izin verilemezdi. Yine her zaman yaptigi gibi icinden geldigince ve aklindan gectigince, dusuncelerini web sitesinin MESAJ KUTUSUNA yazdi. YENI MESAJININ web sitesine ilk giriste farkedilmesi icin de, mesaj kutusunundaki font ve arka plan rengini degistirdi.

["This is an open platform for Greatness in Humanity.
You are the soul of this platform and of the Earth.
The question is, how well does your soul serve our planet?
Whoever you are, wherever you are from, welcome to the Light Millennium.

Welcome as you are, with all your inner conflicts and your transparent self."

Just find out your own answers to this question and send them us in order to e-publish them on this platform.

Thank you. LM
"]

Web site, New York'ta yayinlandigi ve bu sehirde kurumlastigi icin ana sayfa Ingilizce idi. Ana-sayfanin icinden Turkce/ISIK BINYILI anasayfasi baglaniyor ve orada da ayni mesajin Turkce'si yer aliyordu:

["Yuce insanlik icin kuresel acik bir platform.
Siz Yeryuzu'nun OZ'lerinden birisiniz!
Soru: Kendi OZ'unuzun bu gezegene ne kadar iyi hizmet verdiginizi hic dusundunuz mu?
ISIK BINYILI'na, seffaf benliginizle ve tum celiskilerinizle hosgeldiniz!

Sadece mesajdaki soruya yanit veriniz ve yanitlarinizi bu platformda yayinlamak uzere bize gonderiniz.

Tesekkur ediyoruz. Isik Binyili"]


Yazdigi mesaji okudu. Kucuk yer degistirmeleri yaparak, dusuncelerini daha etkili yansitmaya ozen gosterdi. Sonuctan ikna olduktan sonra, Internet'e baglandi. Anasayfasini yeniden web'e aktararak, mesaj tablosunda yeni mesajini yayinladi.

* * * * *


Uzun zamandir insanligin icsel olgunluga erisemedigi ve kendi ic dunyasiyla barisik olamadigi icin yeryuzunun bu denli acilara mahkum edildigini dusunuyordu. Yeryuzunun dumenini elinde tutanlarin da, en basta kendi ic dunyalariyla barisik olmayanlar grubuna dahil oldugundan hic kusku duymuyordu. Cunku yeryuzunun olanaklarinin butun insanliga acilmasinin bilinclice engellendigini ya da geciktirildigini seziyordu.

Peki, o halde mevcut kosullarda bu tur icsel bir degisimin yeryuzunde gerceklesmesi nasil mumkun olacakti ki? Bu sorunun yanitini ariyordu uzun bir suredir... Akli da hep dunyayi kendi oyuncaklari gibi kullanip, kullanip, ya bozup atan ya darmadagin eden ya da diledigi gibi irili-ufakli sicak ya da soguk savas oyunlari ya da surekli manevralarla tum ipleri ellerinde tutan ve tutmak isteyenlere takiliyordu. Onlara takiliyordu cunku boylesi icsel bir degisim onlarda gerceklesmeden, yeryuzunun barisa ve huzura ve baska bir asamaya gecmesine izin verilmeyecekti. Ya din, ya teror, ya etnik grup, ya enerji politikalari, ya dogal guc kaynaklari vs. ozellikle de gelismesine olanak verilmemis, toplumunun cogunlugu cok kotu kosullar altinda olan ulkelerin topraklaronda, hem kendi icsel huzursuzluklarini ve gucsuzluklerini tatmin edecek hem de ellerindeki oyuncaklarla oynamaya devam ettirecek surekli yeni gerekceler tureteceklerdi...

Eger dunyanin iplerini ellerinde tutanlarda kokten icten bir asama, ic baris, saydamlasma olmazsa tek tek kucuk cabalar da birlesip guclenip kuresel bir koro olamadikca, ates boceklerinin yaz aksamlarinda yanip sonmeleri gibi tum isildayan dusunceler de yanip sonmeye mahkum birakilacakti...

Iste bu nedenle, iki dusunce netlesiyordu. Ya cok guclu pozitif global mass bir koro olarak ic asamayi gerceklestirip, merkezdekilerle yer degistirmek... Ki bu belki de en ideal olandi. Fakat, tum yeryuzunun Verdi'nin Nabucco operasindaki koronun seslendirdigi olaganustu guzellikteki bir nehir akisini hissettiren sarkidaki gibi ruhsal ve fiziksel olarak birbiriyle o denli uyumlu, guclu, etkili ama bir o kadar da ilik su gibi akan kuresel bir koro ve tek bir enerjiye donusmesi de daha cok cok zaman alirdi!

Sahi boylesi bir koroyu olusturmak icin ne kadar zamana ihtiyac var! En az bir yuzyil, besyuz ya da binyil? Ve ya daha kisa bir sure?

Yoo, o kadar beklenemezdi! Bu durumda ikinci alternatif netlesiyordu. Bu da en zor olaniydi cunku sorunun kitlendigi ya da merkezi olan noktalar, ayni zamanda cozumun de kendisini olusturacak potansiyeli tasiyordu.

Ikincisi secenege gore; yeryuzunun butun iplerini ellerinden tutanlarin cok acil olarak bir ic evrim - olgunlasmadan gecmeleri, bencilliklerinden, hirslarindan hizlica siyrilmalari, oz'lerini ve varoluslarini sorgulamalari birinci asama olarak netlesiyordu. Boylece ellerindeki guc ve kanallarin hedef yonlerini yeryuzunun yuzde onuna degil tamamina yonelterek, mevcut ve paylasilabilir olanlari, asama asama butun insanliga acmalarini saglayacak gucte BIR IC DEGISIM''di duslenen...

Bu duzeyde bir ic degisimin gerceklesmesini nasil bir guc ve kim(ler) saglayabilir ki?

Bu soruya somut bir yaniti yoktu ama "olmasi gerekenin" gerceklesmesini en azindan dusleyebilecegini biliyordu.

Insan olmanin en buyuk ayricaligi, dusunmek, konusmak, sevmek kadar ve belki de hepsinin kremasi olarak, "dusleyebilme yetenegi" ydi. Belki de dus kurmak, ayri bir guc ve enerjiydi bugunlere dayanmak ve guzel yarinlarin gerceklesmesini cok istemek icin. O da buna benzer birseylerin gerceklesmesini cok istediginden, tum ic enerjisini ve dusunce frekanslarini yazacagi mesaja yonelmisti. Web sitesine yazdigi mesaj da, bu dus'un ta kendisiydi.

* * * * *

2 gun sonra da buyuk oglu 21 yasina girecekti ama kendisi Istanbul'daydi. Dogum gununu Istanbul'da kutladiktan sonra Nisan'in ortasinda donecekti. Onun icin de, kucuk oglunun dogum gunu icin hazirladiginin baska bir ornegini de, bu kez buyuk oglunun kucukluk fotograflarindan bir secmeden olusan elektronik bir kart hazirlayip, hem ogluna hem de Istanbul'daki kalabalik ailesine gondermeyi dusundu.

Kucuk oglu bu esnada onunla oynamasi ya da kutuphaneye gitmeleri icin,  cekistirip duruyordu. Ceketinden, kolundan, ayaklari tekerlekli buro sandalyesini altindan cekiyor, o durumda da dizlerinin ustunde yazmaya devam ediyor, bu da ise yaramazsa, bu kez kucuk oglu annesini bilgisayarin basindan kaldirmak icin saclarindan cekistiriyor ve kutuphaneye gitmek icin israr ediyordu. Evde olmasina ragmen onunla hic ilgilenmemis ve o da iyicene huysuzlugunun dozunu arttirmisti.

Disarida ise cok guzel piril piril isikli ve masmavi bir gokyuzu vardi.

Agaclar filizlenmis, yapraklanmis ve bazi agaclar beyaz ve pembe obek obek ciceklenmislerdi. Insanlar yasami yasanmaz haline getirmelerine karsin, doga ne kadar curetkar ve davetkardi. Bak iste burdayim, tum guzelliklerimi sizin icin sergiliyorum, diyordu. Artik gormesini ve hissetmesini bilin, diyordu adeta...

Internet'ten cikmadan once, emin olmak istedi. Guncellestirdigi anasayfasi, yeni mesajiyla birlikte web'te  miydi?

Kullandigi browser'i tekrar acti. Zaten ilk kendi anasayfasi karsisina cikiyordu.

Evet, yeni mesaji oradaydi. Ici rahat etmis ve farkli bir ic huzuru duymustu, o mesaji orada yayinladiktan sonra.

Artik oglunu alip kutuphaneye gidebilirdi.

Evde geri dondurmeleri gereken video kaset ve kitaplari toplayarak, on dakika icinde ciktilar sokaga. Zaten daha da gec kalmamaliydilar zira kutuphane bazi gunler 5:00'te kapaniyordu ve o an hangi gun kutuphanenin ogleden sonra saat 5:00'te kapandigini animsamiyordu. Sokaga ciktiklarinda gunesi ve ilik esintiyi hissederek, oglunun elini her zamankinden sikica tuttu.

Bahari koklamanin, isigi, gunesi ve dogayi hissetmenin coskusuyla ve oglunun "hadi kim hizli kosacak" onerisiyle, kosmaya basladilar. Oglu her zaman yarisi kazanirdi zaten. Annesinin kendisini gecmesini de istemezdi. Daha simdiden hep kazanan olmak istiyordu!

Oglunun en cok sevdigi televizyon programi, "Magic School Bus"ti. Annesi ona genellikle Kucuk Prens'im diye hitap ediyordu. Esasinda buyuk oglunu da bebekliginden itibaren Kucuk Prens'im diye sevmisti. Exupery'nin "Kucuk Prens" adli kitabindan cok etkilenmisti ve belki de cocuklarinin hayati oyle sevmesini ve algilamasini dusluyordu, onlara Kucuk Prens derken...

Ogluna sadece Kucuk Prens'im demez, ayni zamanda, Gunesim, Isigim, Cicegim, Umudum, Oksijenim, Ormanlarim, Daglarim, Baharim, Denizlerim, Okyanusum,  vs. doga ve yasamla ilgili tum sevgi baglarini, ogluyla ozdestiriyordu. Cunku, insan sevdigi herseyi, sevdiginde gorurdu ...

Her keresinde kutuphanedeki cocuklarla ilgili video raflarini ogluyla tek tek iyicene taradiktan sonra,"Magic School Bus" adli dizinin izlemedikleri yeni bir episode'u bulurlardi. Bulamazlarsa ya uzayla, bilimle ya da doga ile ilgili baska video programlarini ve de kitaplari odunc alirlar ve on blokluk bir mesafeyi yine yuruyerek, eve donerlerdi.  Eve donduklerinde de oglu, annesini aldiklari programlari birlikte izlemeye mecbur eder, ya yanina oturur ya da kucagina, ensesinden saclarini tutar ki baska birseyle, ozellikle bilgisayarla ilgilenmesin ve de onunla ayni anda ayni programi pur dikkat seyretsindi...

Henuz oglu bes yasindaydi ama ben bir bilimciyim, sen de asistanimsin, diye konusuyordu annesiyle. O bos sayfalarin icine sekiller ciziyor ve annesine talimata veriyordu. Icini su renkle doldur, diye. Bir keresinde annesi itiraz etti. Sen kendin de boyamalisin! Cok buyuk bir olgunluk ve bilgiclikle, "Biliyorsun, sen benim asistanimsin, ben bilimciyim, asistanlar, bilimciden daha cok calisir," demez mi! Annesi onun bu aciklamalarina kahkahayla gulerek, oglunun cizdigi sekillerin icini doldurarak, asistanligini en iyi yapmak icin ozen gosterdi. Oglu'da annesinin boyadigi sekilleri begenerek, "mukemmel, mukemmel" diye memmuniyetini belirtiyordu.

Bir keresinde de, annesiyle buyuyunce bir Uzay Istasyonu'nda calisacagini ama annesi hata yaparsa, isten cikartmak zorunda kalabilecegini soyleyince, anne, ogluna bir kez daha hayran kalmisti. Kucuk oglu ayrica aklina takmisti, annesini de bilimci yapacakti!

Sonucta, annesi bugune degin gunluk yasamda kimseyle paylasamadigi ilgi alanlarini, kucuk ogluyla paylasiyordu. Uzay ve de doga ile ilgili oglunun sectigi bazen kendisinin de yonlendirdigi video programlarinin her birini ogluyla birlikte ayni heyecan ve ilgiyle izliyorlardi.

Bu kez yine yeni video kasetleri ve de kitaplari almak uzere, ikisi de kah kosarak, kah gulerek, kah konusarak kutuphanenin yolunu tuttular...

O aksam kutuphane donusu oglu bir daha bilgisayarin basina gecmesine izin vermedi. Ertesi gun de buyuk oglunun fotograflarini gozden gecirdi ve onlardan 4-5 tanesini, dogum gunu karti icin secti, resimleri tarayiciyla bilgisayara aktardi. E-kartin tasarimini yapti ve ilk basta Istanbul'daki buyuk oglu olmak uzere, ailesi ve yakin dostlarini iceren yirmibir kisilik bir e-listeye, Istanbul'da sabah olacagi dusuncesiyle kartini 4 Nisan'i 5 Nisan'a baglayan gece Internet'ten gonderdi. Ertesi sabah ilk is olarak da buyuk oglunu telefonla dogum gunu icin aramayi dusunmustu e-karti gonderdigi esnada...


* * * * *


5 Nisan gunu, tum dunyada ekranlara gelen mesaj, kim tarafindan ve nasil gonderilmis oldugunun sirri kamuoyunca uzun sure cozulememisti ama aniden kararan ekranlara gelen mesaj, annenin, 3 Nisan'da kendi web sayfasina yazdigi mesajin ozunden baska birsey degildi...

Ve topu topu otuz saniyeyi asmayan sureyle ISIKLARLA GELEN MESAJ, dalga dalga her duzeyde insanligin ciddi ve cok gec kalinmis bir "ic asama" yapmasinin ilk atesini, taa kokunden alevlendirmisti...


Baris dolu gunlerin bir daha yaz-boz olamayacak saglam tohumlari da boylece filiz vermis oldu yeryuzunde...

_ _ _ _ _

Gun Dusleri-I: Aniden Kararan Ekranlar
Gun Dusleri-II: Gelen Mesaj


New York, 27 Subat 2002 (Ilk Draft)
Revizyon: 17 Mart 2002
, B. Ünver, Light MIllennium. --- Bu sayfa 3 Nisan 2002'de yukaridaki imajla guncellestirildi.


Bu sayi Nazim HIKMET & Ilhan MIMAROGLU 'na ithaf edilmistir.

ISIK BINYILI'nin 8nci sayisiyla IKINCI YILDONÜMÜNÜ kutluyoruz...

Bugune degin katilimlariniz, ilginiz ve desteginiz icin sonsuz tesekkurler...
Dusunsel ve gorsel urunlerinizi yayinlanmak uzere her zaman gonderebilirsiniz... ILETISIM

ISIK BINYILI e-dergi; The Light Millennium, Inc., bunyesinde "kamu yararina yayincilik"
yapmak uzere 17 Temmuz 2001 tarihinde, New York Valiligi'nin onayi ile ve New York
merkezli olmak uzere, ticari amac tasimayan bir kurum statusu kazanmistir.
ISIK BINYILI: AMAC

Yayin Ilkeleri

Sonbaharl-2000

TÜRKCE
Anasayfa

INGILIZCE
Içindekiler

@ ISIK BINYILIi e-dergisi, Bircan ÜNVER tarafindan tasarlandi ve üretildi.
8nci sayi. KIS- 2002, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org E-mail: contact@lightmillennium.org