KARANLIKTA HIÇ BIRSEY KALMASIN!...
YERYUZU'muz henuz bir tane!... Onu tahrip edersek baska nereye gidecegiz?
Kis 2002: 8.sayi- **2. Yildonumu**
Isik Binyili-Anasayfa Sanat Ithaf SPONSOR 2nci Yildonumu Mektubu ARSIV
Amac Makale-Deneme-Oyku Roportaj BUGUN Projeler KADRO
Manifesto Siirler Gunce & Dusler Yayincilik Ilkesi Fugen Gulertekin ILETISIM

Bir Kelime Sihirbazi: Ilhan MIMAROGLU

Bircan UNVER


Ilhan MIMAROGLU'nun Haziran 2002 de yayinlanan kitabinin ana basligi dort G basliyor: "GELDIM, GORDUM, GECTIM, GITTIM. Bir Ozgecmis." Kitabin adini ilk okudugumda, bir ozgecmis olmasi nedeniyle de, Ilhan Bey'in kendini merkez alarak, hayati ti'ye alan bir kitap yazmis olabilecegini dusundum.

Kitabi okuduktan sonra, ilk izlenimim de cok da yanilmamis olmama ragmen, bu konuda dusuncelerim cesitlendi. Bu dort kelime yasamindaki en onemli dort olguya referansti ayni zamanda. Bu dort basat kelimenin hepsinin ozunde de hayat arkadasi, sevgili esi Gungor MIMAROGLU'na bir ithaf var. Buna belki sadece bir rastlanti da denebilir! Ozellikle, Gungor Hanim'in adinin bas harfinin G ile baslamasi ve kitapta da bir kelimenin sihrinden otekine ucusan dusuncelerle, boylesi bir yazi Sihirbazi'nin kitabina sectigi dort harfin, hepsinin de baslangicinin G olmasinin, sadece bir rastlanti olamayacagini dusunduruyor. Cunku bu kitabin arka kapaginda, 1926 yili dogum tarihini de gosteren nufus huviyetinin bir ornegi basilmis. Dolayisiyla bu kitap, Ilhan MIMAROGLU'nun tum yasaminin da bir OZ'u ve gecmisle bugunun her an ic ice dansettigi ozgun bir ozeti de ayni zamanda.

Kitabi ne zaman elime alsam, Geldim; yeryuzune gelisine ve Gungor Hanim'a, Gordum; kimsenin gormek istemedigini gorme yetenegine ve Gungor Hanim'a, Gectim; bugune kadarki Gungor Hanim'la paylasimlarina, Gittim; geride birakacaklarimin hepsinde o var, anlaminda; MIMAROGLU'nun bu kelimeleri cok ustaca secmis oldugunu, dusunuyorum.

"Gunsuz Gunce, 1990" "Geldim, Gordum, Gectim, Gittim - Ozgecmis, 2001" Pan Yayincilik


Gerci, kitabinin adini baslangicta,
"Degismesi Gereken" adli bolumde, "Geldim, Gordum, Fittirdim", olarak dusundugunu, Zulfu Livaneli'nin bir sorusuna karsilik aciklar. Livaneli'nin bu ismi begenmesi ve o adla kitabinin cok iyi satabilecegini ifade etmesiyle, eger gercekten kitabi cok satarsa bu kez ozgecmisine tezat olur endisesiyle, kitabinin bir onceki adini degistirir.

Kitabinin adi, ayni zamanda Ilhan Bey'in cok yonlu sanatci kisiliginin de bir acilimi olarak yorumlanabilir: Geldim; muzigine, Gordum; kitaplarina, Gectim; fotograflarina, Gittim; de yine Gungor Hanim'la kirkyili askin bir beraberligi, baslibasina bir sanat olarak yasamalari anlaminda...



Bir yazi sihirbazi olarak Ilhan MIMAROGLU, kelimelerin buyulu dunyasina cok keyifli ve bir o kadar da dusundurucu bir yolculuga cikartiyor okuyucusunu. Bende cok sarsici bir etki uyandiran bolumlerden biri, SENLER (gay'ler) ve MIDILLILER'in (lezbiyen) Amerikan toplumunda yukselen statuleri ve agirliklari, diger butun kulturel ve sosyal projelere, gruplara verilen paylari, destekleri gecmeye basladigina dusundurucu referanslariyla birlikte,ozetle soyle degerlendiriyor bu sonucu, "Kafa Devrimi Yerine Kic Devrimi" adli bolumde:

"Tabular kalksin" diyorlar. Diyecegim yok. Kalksin tabular. Diyecegim su ki, bizim gunumuzde geneleve gidip belsogukluguna yakalanan ayakta alkislanmazdi, top oynuyor olsa bile. Su ki hem de diyecegim, kafa devrimi yapmak isteyenler karakollarda iskence gorurken, hapishanelerde surunurken; kic devrimi yapmak isteyenler, ellerinde bayrak, dunyayi sardilar."




Ilhan Bey, kitabinda kelimelerin sihrini bize sergilemesiyle, okuyucuyu Sihirbaz'in ustatligina hayran birakiyor. Siz hic yuzunuzde, alninizda ya da bedeninizde bulunan ben'lerin, "bizler" de olabilecegini dusunmus muydunuz? Ornegin: "Bendenizin Bizi." olabilecegini...

Oysa kitabi okuduktan sonra, ben'leri biz'ler olarak dusunmeden yapamiyorum. "Kapilarin Pencereleri" deyince akliniza ne geliyor? "Ufacicik yumusacicik tekeli" size ne'yi cagristiriyor? Inanamayacaginiz kadar gunluk hayatinizin icinde olan bircok seye, yepyeni bir bakis acisi ve anlam zenginligi kazandiriyor.

Amerika'da en pahali olan ve en cok olduren'in ne oldugunu merak etmiyor musunuz? "En Cok Olduren" bolumunu okudugunuzda, bu bilginin sizi de cok yakindan ilgilendirebilecegini goreceksiniz:

"Amerika'da olenlerin hangi nedenlerle oldukleri (ortalama sayilarla):
_ Otoyol kazalarinda yilda ortalama 43.
_ Gogus kanserinden yilda 42.300 kisi oluyor.
_ AIDS'ten yilda 16.500 kisi oluyor. (Tip Enstitusu'nun raporu-Institute of Medicine)
_ Hastanelerde yapilan yanlisliklar yuzunden yilda 98.000 kisi oluyor."


Bu sonucu yazar, ucak kazalari ile kiyaslarken, bir ucak kazasinda olme riskinin mi yoksa hastanede tedavi olmanin mi daha riskli olabilecegiyle ilgili olarak sizi; gunluk gazete ve yorumlarda duyamayacaginiz cok farkli bir degerlendirme, bir yigin soru ve de endiselerle karsi karsiya birakiyor.

Bu anlamda, Amerika'ya henuz yeni geldigimde, bazi uyarilar almistim. "Sakin ha, dikkat et, doktora ya da avukat'a isin dusmesin." seklinde. Bu uyarilar daha cok, bu alanlarda "cok pahali hizmet verilmesi" anlamindaydi. Ilhan Bey'in tesbitinde ise durumun cok daha vahim oldugu ve "herseyden evvel ve sonra", Amerika'da hastalanmamak gerektigini bir kez daha gozler onune seriyor.

Ilhan MIMAROGLU'nun yasami, sanati ve kitaplari seffaf ve bir prizmanin her bir kesitinden diger kesitlerin parlak isiklari olarak yansiyor. Kendisiyle barisik, baslangicta kendisinden talep edildiginde yazan ve daha sonralari da, "kendi yazdiklarini okumak" icin kendine has, ozgun bir yazar.


Genel olarak uzun zamandir kafami kurcalayan "insanin sevdigi yazi-cizi-sanat"i meslek secmesi ve yasamda ayni oranda tuketimine talep olmamasi nedeniyle, ozelde sanatcilarin genelde tum insanligin; sadece sevdikleri isleri yaparak gecinmeleri ne zaman mumkun olacakti?

Bu genel soruya, Ilhan Bey'den bugune degin kendi sanat eserlerinin toplaminin ne kadar gecinme suresine donduguyle ilgili bir baska dusundurucu yanit da, "Uzunu kisasi" adli bolumunde yer aliyor:
"Omur boyu yazdigim yazilardan bana odenen paralari toplasaniz, alti ay yasamaya yetebilir belki. Muziklerime odenen paralarin toplamiysa uc hafta."

Yarim asri askin New York seruveni, yazarligi ve besteciligindeki ustatlik mertebesi ve en baslangicindan beri uluslararasi cizgiyi yakalamis bir sanatci olarak; muzisyenligi ve de yazarligi ona yasaminin tekerlegini dondurmek icin bu kadarcik "enerjinin paraya donusmesi" anlaminda bir katkida bulundugunu ifade etmesi, sanatin ne kadar guc yapilabilirligine ve dusunceye, sanata ne kadar az bir deger odendigine, cok dikkat cekici bir ozet de ayni zamanda. Aklimi kurcalamamasi elimde degil, bugune degin tum yazi-kitap ve muziklerine odenen maddi degerlerin toplami, "ancak toplam 6 ay 3 hafta yasamasina yetebilir," diyor! Bu ozet, sanatcilarin ve sanatci adaylarinin, genel anlamda sadece urettikleri sanatlariyla gecinmek zorunda kaldiklarinda, daha cok ince sivri tellerden olusan dikenli dar ve uzun yollardan gecmek zorunda kalacaklarinin da somut bir gostergesi sanki...

Elektronik muzikle hasir - nesir olmamis biri olarak, bu konuda yanlis bir ifade kullanmaktan cekinirim. Bir kez, yanilmiyorsam 1993 yilindaydi, Lincoln Center'da piyano icin yazdigi bir bestesini dinlemistim. Farkliydi ve sevmistim. Ancak bir daha o besteyi de dinleme olanagim olmadigi icin, bugun tam olarak da animsamiyorum. Bu nedenle, Ilhan MIMAROGLU'nun muzisyenlik boyutunu, Ingilizce roportaj da Mehmet DEDE, isledi. Bununla birlikte, Ilhan Bey'in gectigimiz yil cikan, "Outstanding Warrants" adli CD'sini gecen yil evde ilk kez dinlerken, o ara dort yasinda olan kucuk oglum, "fantastik ve tuhaf" olarak degerlendirdi, bu muzigi. Cocuklarin pur ve onyargisiz algi ve tepkilerine daha cok guvendigim icin, oglumun bu yorumu cok hosuma gitmisti.


* * * * *


Ilhan MIMAROGLU'nu ismen ya da sahsen taniyanlarin cogu gibi, New York'a gelmeden once onun besteciligi ve elektronik muzikteki yerini cok genel olarak basindan ve bazi kitap ya da yazilarda yer yer rastlastigim yazilardan taniyordum.

1990 yazi, henuz Los Angeles'ta yasadigim donemde New York'a ikinci gelisim esnasinda, Ilhan Bey'in New York duvarlarindan - grafitilerden cektigi fotograflardan bir slayt gosterisini izleme olanagiyla, ilk kez hem kendisiyle hem de fotograflariyla da tanisma olanagi buldum.

Bu anlamda, Burhan Dogancay'in, elbette resimlerini cok oncesinden beri izliyordum ancak, "Dunya Duvarlari'ndan" adli slayt arsivi ile ilk tanismam daha sonra, 1993 yilinda gerceklesti. Bu nedenle Ilhan Bey'in fotograflariyla bir sergisi olacak mi ya da bu fotograflardan bir kitabi yayinlandi mi merak ettim. Hayir, hic sergilenmemisti. Fotograf cekmeye devam ediyor ve yirmiyil oncesinden cektigi fotograflari, yirmiyil once bir sunus yazisiyla yayina hazirlamis ve o donem bazi nedenlerle yayinlanamamisti. Bu yil, o kitap projesinde hicbir degisiklik yapmadan, fotograflarinin da takvim ve kartpostal disinda, ilk kez yayinlanmasi gundemde.

Bununla birlikte eger Ilhan Bey'in hayat felsefesini ilk olarak baskasindan duymussaniz, o da buyuk bir yanilgi ve eksiklik olacaktir. Cunku genel olarak insanlar yuzeyde durani oz gibi sunmaya cok yatkin olduklarini, Ilhan Bey'i taniyinca, daha iyi anladim. Cok nadir de olsa farkli zaman dilimlerinde, bir etkinlikten sonra bir yemege gitmek, ya da cesitli etkinliklerde rastlasmalarla yaklasik on yillik bir zaman diliminde gerceklesen kisa kisa konusmalarla, onun hakkinda genel olarak yansitilanlardan farkli bir izlenim olustu. Ornegin, Ilhan Bey'in soylenenin aksine pesimist degil, pesimistligi ya da kotuye gidisi ti'ye aldigini dusunuyorum. Esasinda, onun cok karamsar olarak nitelenmesine neden olan saptamalari, bugun Turkiye, New York ya da Amerika'nin; onun tespit ettigi verilerde kalmasi saglanabilseydi, genel anlamda YERYUZU, bugun oldugundan cok daha iyi bir konumda olabilirdi! Bu anlamda, dusunceye ve hayati algilayisa yeni bir boyut getiriyor, tesbitleri ve onlari bize kendi ince suzgecinden gecirerek yansitmasiyla...


* * * * *


1992 yilinda, Ilhan Bey ile QPTV icin bir soylesi yapmak dusuncesiyle, her zaman oldugu gibi dilegimi Gungor Hanim'a ilk olarak ilettim. Gungor Hanim kendisiyle konusacagina ve yardimci olmaya calisacagina soz verdi. Bu anlamda bir de gorusme yapmistik. Bir sorun vardi. Ilhan Bey, video-kamera cekimi istemiyordu. O zaman alternatif bir oneri gelistirdim. Kapsamli bir video-roportaji yapalim ama kendi goruntusu yerine tamamen duvar fotograflarindan olusan goruntulere, sesinin eslik edebilecegi onerisini goturdum. Bu onerim de benimsenmemisti.

Gectigimiz Mart (2001) ayinda, Gungor Hanim'la yeniden Ilhan Bey icin gundemde olan bazi sanat etkinlikleri nedeniyle gorustuk. Aklima takilmisti iste. Hala Ilhan Bey'le bir proje gerceklestirememistik ve bu kez Light Millennium/Isik Binyili icin bir roportaj yapma dilegimi ilettim. Bu kez baska bir sorunla karsilastim. Birincisi: Ilhan Bey, ancak yazili roportaj kabul ediyordu. Ikinci olarak da, kendi anlatimin - roportajinin, web'te yayinlanacagi ve Turkce karakterlerin deformasyona ugrayacagi icin, Turkce roportaj vermeyi kabul etmiyordu. Boylece en azindan Ingilizce roportajin sozunu almis oldum. Bu roportaji, yukarida da degindigim nedenlerle muzik alaninda daha fazla birikimi olan arkadasimiz Mehmet DEDE tarafindan gerceklestirildi ve Winter-2002 sayimizda yayinladik.

Gungor Hanim'la, Manhattan'daki burosundaki gorusmemizde, yine grafitti fotograflarini sormustum. Bir takvime basilmisti ve o takvimi gosterdi. Cok guzel, modern ve soyut sanat degerinde fotograflari basilmisti takvime. Ingilizce roportajda, kartpostal olarak basilmis olan bazi New York City fotograflarini ilk kez web'te yayinlama onuruna sahip olduk. Bu anlamda Ilhan Bey'e ve Gungor Hanim'a cok tesekkur ediyoruz.

Ancak, bu durumda Turkce bolum de Ilhan Bey'le ilgili dusundugum yazi bu durumda eksik mi kalacakti? Kendisi Turkce roportajda, kelimelerin, web'te deformasyona ugrayacagi gerekcesiyle kabul etmemisti. Ozunde, Ilhan Bey cok hakli cunku zaten kendisi kitaplarinda, kelimelerle ve zamanla valsle - sihirbazlik arasinda gidip gelen bir ritm izliyor. Bu durumda, Internet ortaminda degisecek kelimeler, onun butun sihirbazliginin ve de valslerdeki estetik, cagrisim ve anlatim zenginligini silip supurecek ve buyuk olasilikla Ilhan Bey'in hic istemedigi anlamlar, yazinin icinde siritacakti...

Ilhan Bey'in Turkce karakterler konusundaki hassas titizligini bilmeme karsin, ISIK BINYILI'nda, 1992'de ertelemek durumunda kaldigim ve hala gerceklesmeyen video projesi gibi, bu dusuncemin de ertelenmesini istemedim. Dusunulen dusunceye sahip cikmak gerekiyordu ve o amacin bir sonucu olarak, bu yazinin yazilmasi gerekti. Turkce karakterlerin Ingilizce klavyede yazilimindaki degisen okumalar ve dolayisiyla olusan-olusacak anlam kaymalari nedeniyle, Ilhan Bey'in, bu yaziyi okumaktan hoslanmayacagini bile bile, sadece bu dusunceyi realize etmek ve kitabindan aldigim tat'i sizlerle paylasmak icin yaziyorum bu yaziyi.

"Gunguz Gunce" adli kitabini ilk 1990'larin basinda okudugumda, New York'taki Ozgurluk Aniti'ni nicin karaya degil de okyanus'un uzerinde kurmuslar, cunku Amerika'ya goc etmek isteyenler karaya ulasamasinlar, yorumu, hala ikinci bir okuma yapmadan, bellegimde ayni tazeligini koruyor. Yine bu kitabin arka kapagindaki biyografisindeki bir cumle, yasam boyu unutamayacagim cumlelerdendir. "Gungor'le paylasimlari disinda baska hic bir yasanmisligi yoktur." diyor. Kendisine, bu durumda muzikleri, kitaplari ve de fotograflarinin hayatindaki yerini nasil tanimladigini merak ettigimi iletttim.  "Onlar da onunla"ydi yaniti.

Bir kez daha buyulenmistim, tum yasamlarini hem iki kisi olarak gelistirerek surdurmus olmalarina hem de ikisinin kirkyili asan birlikteliginin de, kendi icinde baslibasina bir sanat yapiti oldugunu kavramak anlaminda. Bu aciklama, ayni zamanda, cok kisa, cok yalin kelimelerle bir kitabin tum ozunu adeta bir 'microchip'e indiren bir anlatim. Gunsuz Gunce, Karsi Kose ve yeni kitabinda, Gungor Hanim'la yasanmisliklari, her kitapta yasanmislik boyutuna paralel olarak yer aliyor. Sadece bu ozelligiyle bile, Ilhan Bey; yasamini ve paylasimlarini seffaf olarak yazili eserlerine, tum ozgunlugu ve ictenligi ve o sarsici tesbitlerine ve grift zaman kurgularindaki anlatimiyla; yasadigi cagi kendine ozgun yorumlayan bir dusunur ve sanatci.

Yine, Ilhan Bey'in Geldim, Gordum, Gectim, Gittim adli kitabinda yer alan ve bu yazinin baslangicinda yer verdigimiz, "Kafa Devrimi Yerine Kic Devrimi", tesbitine bir kez daha bakmakta yarar var.

Neden yeryuzunde herkesin bu kadar cinsel ozgurlukten soz ettigi kadar dusunsel ozgurlukten soz edemedigine, kendimce bir yanitim vardi. Bu yanit, "ozgurluk" lafini en cok kullananlarin erkekler oldugu icin yalnizca erkeklerin sunumunda, tekelinde ve uygulamasindaki bir ozgurlukten soz edildigini, coktandir kavramistim. Hatta, o cok yuceltilen 1968 Ozgurluk Hareketleri'nin de, daha cok erkeklerin cinsel ozgurluklerinde bir acilim sagladigini ve onun sonuclarini, kadinlarin ayni ozgurluk ve sorumsuzlukla yasayamadigi icin; ozunde yarim, sorumsuz ve kadinlara kulturel olarak maledilmemis bir anlayis oldugu sonucuna varmistim, 1968 doneminin ozgurluk eylemlerini...

Ozellikle aradan yirmidort yillik bir zaman gectikten sonra bile, yeryuzunde kadinligin, cinselligin, dolayisiyla anneligin getirdigi temel sorunlar da hala cok yol alindigi soylenemez. Bu genel yoruma katilir ya da katilmazsiniz, o baska! Ancak bugune degin Ilhan Bey'in ozumsedigi kadar guclu, somut ve farkli bir degerlendirme okumamistim, hem tum bir geride kalan 20nci yuzyil adina hem de henuz basinda oldugumuz 21nci yuzyila yonelik olarak...

Bu genel cercevede ve Ilhan Bey'in bize getirdigi isik altinda, bir kez daha herseyi yeniden geriye giderek dusunmek gerekiyor: Ornegin, neden hala bugun bolgesel, etnik ya da din savaslarinin devam etmesine ragmen, 1930'larin basindaki kadar bile bu gidisatin, ustelik Internet ve ustelik Satellite'a, dolayisiyla kuresel iletisim agina ragmen, dunya medya ve kamuoyunu, o gunku kadar cok da ilgilendirmedigi uzerine!

"Silahsizlanma" ya da "savasa hayir" kampanyalari, "War Resisters League" (1919'da kuruldu) ve "The League of Nations"un 1932 yilindaki, ilk "silahsizlanma" konseyinin gerceklesmesine ve o tarihte Amerika, (*) "The League of Nations"a uye degilken bile, 1.5 milyondan fazla imza ile bu konseyin "silahsizlanma" talebini o tarihte destekledi. Yine o donemde basta Avrupa olmak uzere bir cok ulkede dalga dalga gosteriler yapildi.

Bugun hala devam etmekte olan savaslara, dolayisiyla dogrudan her turlu silah uretimine, "savunma" adiyla ayrilan, ustelik artan butcelere ragmen, bu anlamda toplumlar tarafindan her yil tekrarlanan "gay" ya da "lezbiyen" gecit torenlerine benzer, gosteriler, ilgiler ya da tepkilere de henuz rastlayamiyoruz!

Butun bunlarla birlikte New York sokaklarinda , o seks grubunun oncelik haklari, su seks grubunun ozgurluk haklari gibi, Ilhan Bey'in 'biz ne ozgurlugu istedik ama hangi ozgurluk gerceklesti"ye bir tepki gostertecek kadar, sehrin gunluk trafigini, yasamini altust eden cilgin gosteri yuruyuslerinin ardi arkasi kesilmiyor!

Bir kez daha iyicene dusunmek gerek, nicin, "cinsel" ozgurluklere gizli ya da acik gosterilen bunca toleransa, acilan bayraklara karsin, dusunce ozgurlugunu talep edenlere ozellikle baskilarin, yasaklarin, hapislerin ve iskencelerin hala uygun gorulmekte oldugunu!!!

_ _ _ _ _

(*) "People's Century: Lost Peace", Belgesel, Yapim-Yonetim, Daniel Brittain-Catlin, BBC, 1997

Not: Ilhan MIMAROGLU'nun muzigini merak edenler, Yildiz Universitesi ve Borusan Kultur Merkezi'nin kutuphanelerinden dinleyebilirler. Kitaplari, henuz New York'ta temin edilemiyorsa da, Istanbul'da kitapcilarda bulunmaktadir.

Ilhan Mimaroglu Lost And Found

Outstanding Warrants

"Geldim, Gordum, Gectim, Gittim" & "Gunsuz Gunce"
(Ilhan MIMAROGLU'nun kitaplari - Pan Yayincilik)
Karsi Kose, Ilhan Mimarolgu, Iyi Seyler Yayincilik

Bu sayi Nazim HIKMET & Ilhan MIMAROGLU 'na ithaf edilmistir.

ISIK BINYILI'nin 8nci sayisiyla IKINCI YILDONÜMÜNÜ kutluyoruz...

Bugune degin katilimlariniz, ilginiz ve desteginiz icin sonsuz tesekkurler...
Dusunsel ve gorsel urunlerinizi yayinlanmak uzere her zaman gonderebilirsiniz... ILETISIM

ISIK BINYILI e-dergi; The Light Millennium, Inc., bunyesinde "kamu yararina yayincilik"
yapmak uzere 17 Temmuz 2001 tarihinde, New York Valiligi'nin onayi ile ve New York
merkezli olmak uzere, ticari amac tasimayan bir kurum statusu kazanmistir.
ISIK BINYILI: AMAC

Yayin Ilkeleri

Sonbaharl-2000

TÜRKCE
Anasayfa

INGILIZCE
Içindekiler

@ ISIK BINYILIi e-dergisi, Bircan ÜNVER tarafindan tasarlandi ve üretildi.
8nci sayi. KIS- 2002, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org E-mail: contact@lightmillennium.org