KARANLIKTA HIÇ BIRSEY KALMASIN!...
YERYUZU'muz henuz bir tane!... Onu tahrip edersek baska nereye gidecegiz?
Kis 2002: 8.sayi- **2. Yildonumu**
Isik Binyili-Anasayfa Sanat Ithaf SPONSOR 2nci Yildonumu Mektubu ARSIV
Amac Makale-Deneme-Oyku Roportaj BUGUN Projeler KADRO
Manifesto Siirler Gunce & Dusler Yayincilik Ilkesi Fugen Gulertekin ILETISIM

Burdur ve Cevresini Kalkindirma Projesi

Cemil OZLER

Devlet Kurumlarimizdan ISKUR 'un Dunya Bankasi ile ortaklasa isbirligine giderek gelistirmeye calismis olduklari Ulkemiz Issizlik sorununa care olmasi  dusunulen; ISTIHDAM agirlikli Proje calismalari isiginda oncelikle sizlere ve diger Resmi Kurumlarimiza Bilgi agirlikli ortak Metin Sunumumuzdur, ilgilerinize ve bilgilerinize...

 

Bizler kesin olmayan bir girisime kendimizi angaje etmis bulunuyoruz. Filozof Karl POPPER'in de dedigi gibi ; " Yalnizca yarin ögrenebilecegimiz birseyi, bugünden tahmin edemeyiz".

20.y.y. tarihi boyunca ortaya konulan tezler, iskartaya çikmis ve öngörüler degersiz kalarak, darmadagin olmustur. Ileriye baktigimiz zaman izledigimiz yolu neyin  aydinlatacagini veya karartacagini; neyin avantajli  olup, neyin kriz doguracagini pek de bilemiyoruz. 

Sürprizler, hayatin kaçinilmaz gündemi olmayi sürdürmektedir. Her ne kadar zor ve riskli de olsa, gelecege dikkatli bir sekilde bakmaliyiz, bakmak da zorundayiz. Dünya insan nüfusunun artisi, enerji  tüketimi, ekonomik gelisme, saglik ve egitim seviyeleri, teknolojik gelismeler, vs. gibi trendleri gözönüne alirsak, 10 veya 20 yil içerisinde dünyanin nasil bir sekil alacagini, en azindan tahmin edebiliriz. insanlik uzun vadeli düsünme ve planlamayi bilmezken, bizler; gelisim için kaçirdigimiz firsatlarin, muhtemel felaketleri engellemedeki basarisizligimizin veya daha kötüsü, kendimizi yanlis  savaslara karsi hazirlama korkulari ile gelecege yönelik projeksiyonlar yapmak zorundayiz.

Bu yakin horizonu gözlemlerken, yeni yüzyildaki kollektif çalismalarimizi iki trend sekillendirecektir. Birincisi, pek de yeni olmayan "temel insan haklarinin refahi", ikincisi ise  hepimizin bildigi gezegenimiz üzerinde yasayan insanlarin birbirlerini etkiledigi "küresellesme"'dir.

Bugün ise ; baris, etki ve özellikle yönlendirici mekanizmalari ile küresellesme farklidir. Bu iki trend birbirleriyle yakin iliskidedir. ikisi de, halklar (devletler) üzerine yogun bir baski yapmaktadir. Söyle ki, ulus - devlet yapisindaki dramatik degisimleri harekete geçirerek, devlet anlayisimizi ve ulus egemenligi kavramlarini etkilemektedir. Küresellesmenin bir parçasi olan bilgi teknolojileri,  insanlarin kader ve refahlari hakkinda, dünya genelinde, birbirlerinden haberdar olmalarini saglamaktadir. Açliktan ölen çocuklarin imajlari, dünyanin diger ucunda olan ve koltuklarinda rahat oturan insanlari kaygilandirirken; bol veya lüks tüketime yönelik zengin ülkelerden gelen imajlar,  barakalarda yasayan fakir insanlari endiselendirerek, iki yönlü ilgi ve kaygi trafigi yaratmaktadir.

Haklardaki devrim, kendi açisindan, küresellesmeyi tesvik etmektedir. Burada sadece ticaretin, sermayenin ve yatirimlarin degil, degerlerin, esitligin, hosgörünün ve özgürlügün (hatta 1948'de hazirlanan insan Haklari Evrensel Bildirgesi'nin) evrensel anlamda ancak bugün küresellestigini görüyoruz. Açikça ifade ettigim gibi ; "Bugün genis bir sekilde anlasildigi üzere, devletler halklarinin hem hizmetindedirler hem de bundan sorumludurlar, bunun tersi sözkonusu degildir".

Hükümetlerin ve uluslararasi örgütlerin çalismalarina, Sivil Toplum Örgütlerinin (STO) gitgide artan derinlikte dahil edilmelerinin yolaçtigi sancilar ortadadir. Oysa ki, STO'larin niyeti açiktir. Yapilacak çalismalar ve alinacak kararlar açisindan, basarili bir kampanya yürütmek ve etkili bir sekilde katilmak suretiyle, herkes için gerekli ve etkili neticelere ulasabilmek amaciyla örgütlü çalismalar yapmaktir. Küresellesme, geri dönülemez bir süreçtir.

Hepimiz, ayni küresel ekonomi içersindeki tüketicileriz. Hizli haberlesme, sermaye - kisi ve mallarin hareketlerindeki serbest dolasimi, fiziksel sinirlari asan bir iliskiler agi yaratmistir. Bu süreç, refahimiz için yeni seçenekler ve firsatlar sunmaktadir. Küresel farkliliklarla yakinlasmamiza vesile teskil etmektedir. Bütün bunlarin yaninda, bazi belirsizlikleri de beraberinde getirmektedir. Bu süreçte, elbette ki kazananlar olacagi gibi kaybedenler de olacaktir. Ülke içinde ve ülkeler arasinda mevcut olan zengin ve fakir arasindaki açigi da gitgide artiracaktir.

Küresellesme küresel pazarin gereklilikleri ile dünya uluslarinin sosyo-ekonomik ihtiyaçlarini ve potansiyellerini ortaya koyarak; dünya genelindeki bir bölünmeyi tehdit edecek tehlikeleri minimize etmeye yönelik mücadele ile bizleri karsi karsiya birakacaktir. Özellikle Soguk Savas sonrasi ortaya  çikan "izm"'ler; popülizm, milliyetçilik, etnik flovenizm, fanatizm ve terörizm bu sürece oldukça büyük zarar vermektedir.

Böylelikle yeni bir milenyuma, mevcut çalisma programimiza ilave bir ödevle girmis bulunuyoruz.

Yeni milenyumda üstlenmis oldugumuz bu görevleri basari ile tamamlayabilmek, konvansiyon ve örgütler arasindaki yogun agin isleyisini saglayabilmek ve test edebilmek için ise ; su üç hususa itibar etmemiz gerekmektedir:

1. Mesruluk testi: Uluslararasi seviyede alinan kararlarin, ülkeler ve uluslar tarafindan dikkate alindiklarinin ve/veya günlük hayata geçirilmelerinin temin edilmesi.

2. Uluslararasi hükümetlerin yeterlilik ve uyum testi  : Uluslararasi böyle bir kompleks ve baglantili bir çalisma ritmine etkin katilimi saglayabilecek kapasitenin mevcudiyetinin ve islerliginin saglanmasi.

3. Mesru ve uyumlu bloklarin etkinliginin testi : Etkinligin sözkonusu olabilmesi için enstrümanlarin uygun, kararlarin programli bir sekilde ve öngörülen hedeflere ulasilmasini saglamaya yönelik olmasi gereklidir. (Kofi Annan: "The Power of Globalization in Human Rights", Elegans dergisinden)

* * * * *


"Aktif bir sivil toplum olmaksizin isleyen demokrasilere kavusmak ve dis iliskilerimizi daha demokratik hale getirmek mümkün degildir."

1980'li yillarda insanlarda genel bir bilinçlenme görüldü. Çevre ile ilgili konular önem kazandi. Sivil toplum kuruluslarinda hareketlilik gözlendi. düsüncelerini daha çok ifade etmeye basladi. Sivil toplum anlayisinin gelisme göstermesiyle ekonomik, toplumsal ve siyasi anlamda da önemli gelismeler oldu.

Devletle toplum arasindaki baglar güçlendi. Sivil toplum, varligini devletten ayri olarak degil onunla birlikte sürdürmelidir. Dislayici degil herkesi kapsayici olmalidir. Bence aktif bir sivil toplum olmaksizin isleyen demokrasilere kavusmak ve dis iliskilerimizi daha demokratik hale getirmek mümkün degildir. Içinde bulundugumuz bölgede asilmasi gereken bir çok engel var. Sosyal ihtiyaçlara cevap verebilecek, bagimsiz arastirma ve düsünmeyi tesvik edici kurumlarin bir an önce tesis edilip, güçlendirilmesi gerekmektedir.

Benim sivil toplumdan anladigim sudur: Toplumun bütün kesimlerinin temsil edildigi, seffaf biçimde faaliyet gösteren, güvenilir kurumlarla ortaya çikan yapidir sivil toplum. Baska kurum ve kuruluslarla isbirligine giden ve isbirligi içinde yerel politikalar üretip çözüm yaratan kurumlardir bunlar. Sivil toplumu teskil eden bu kurumlar, kendi sinirlari içinde kalmamali, baska sektörlerle sürekli isbirligi içinde olmalidir.

Bireye, toplumsal yasama katilim firsatlari sunmalidir. Yurttaslarin kendilerini güven içinde hissetmelerini saglamali, önyargilarini asmalari için destek olmalidir. (George Papendreu, Elegans dergisinden)

* * * * *


Dunya Bankasi Merkezine 2000 yili yaz ortalarinda yapmis oldugumuz bilgi ve yonlendirme agirlikli mesajimizda, Dunya Bankasi genel merkezi bizleri  TURKIYE IFC burosuna-Yildiztepe'ye yonlendirdiler. Saniriz IFC TURKIYE burosu yeni yeni hazirliklarini tamamliyordu...

Sahsi gayretlerimizle hazirlamis oldugumuz BURDUR bolgesi Ekonomik Ve Kulturel Kalkinma -gelisme agirlikli Yatirim Projelerimizi hayata gecirebilmemiz girisimlerimizde elimizdeki mevcut Yurt Disi agirlikli temin etmis oldugumuz yaklasik 4 milyon USD lik finansi kurumsal kimligimiz olmayisi nedeniyle ulkemize getiremedik...malum Kasim ve Subat Krizleri neticesinde zor kosullarda temin etmis oldugumuz yabanci sermaye de ne yazik ki bilinen uzere gelemeden GITTI!

Gelemeden su son an itibari ile elimizde yine bireysel sahsi cabalarimizla temin etmis oldugumuz gayri menkul agirlikli FON kaldi; bu gayri menkul agirlikli toplamis oldugum FON piyasa degerlendirmelerine gore (expertiz raporlarina gore) yaklasik 8 milyon USD civarinda...+ E-200 ELEGANS MERCEDES/2001MODEL, SIFIR KM,GUMUS RENK,OTOMATIK VITES,GECICI PLAKALI 110.000DM' LIK GAYRI NAKDI FONUMUZ KALDI.

Cevremizde sahsimiza guven duyularak elde etmis oldugumuz bu gayrimenkul agirlikli fon'umuzu yatirim projelerimizi hayata gecirebilmek amacimizla kullanabilmek arayis ve girisimlerimizde yine bir cok yurt ici-disi sivil-resmi kurum ve gruplara ortak metin hazirlayarak son hali ile icinde bulunmus oldugumuz konumumuzla ilgili bilgiler sunduk.

Bu girisimlerimizden bazilarini Turkce bazilarini kismen Ingilizce ozetleyerek sunduk.

Hemen hemen bircok soylesilerde ulkemizin nufusunun cok genc bir nufus oldugundan; bunun da ulkemiz acisindan diger ulkelerin nufus yas ortalamasinin yasli olusu karsisinda avantajli bir konum olusumundan dem vurulur. Dusunmeyen-uretmeyen - sorgulamayan-(ozur dilerim); ASALAKca yasayan bir genc nufusun ne gibi bir avantajlari olabilir dogrusu cok merak ediyorum...EINSTEIN'in dedigi gibi boylelerinin sirf baris adina insan oldurenler gibi sadece omurilikten ibaret oldugunu dusunuyorum.

Kendimizden bahsetmek gerekirse ; ismim; Cemil OZLER / 1965 yili dogumluyum, su an 8 yil icinde yasamis oldugum ulkemizin ; 'BATININ MEZRASI' tanimi ile ortusen BURDUR ilinin CELTIKCI beldesinden sizlere seslenmeye calisiyorum. 1987 yili Uludag Universitesi'nden seklen mezun olmama ragmen, 1991 yilinda cikan AF kanunu ile 141 ve 142 nci maddelerin kaldirilmasindan sonra resmi mezuniyet belgeme ulasarak, bazi ailevi sebepler yuzunden 1993 yilinda BURDUR iline yerlestim.

BURDUR ili,icinde cok da cesitli etnik kimlikleri barindirmadigi halde kendi bunyesinde cok kozmopolit bir bolge.

Neopolitik zamanlardan bu gune  her zaman dis akimlarin yonetim etkisinde kalmis, kendi sosyal becerisini-yeteneklerini Cumhuriyet Turkiyesi dahil su ana kadar hic sorgulamamis bir bolge. Siyasi iradesini dahi yerel yonetimlerde CHP'den  ulke genelindeki iradesini de ANAP VE DYP den  teslim etmis, 786 metreyi bile bulmayan tek caddesi ile, ANTALYA-ISPARTA-DENIZLI illeri arasinda kuculmus, gerek ekonomik-gerekse sosyo-kulturel gelisimini daha baslatamamis bir bolge. Sahsi imkanlarimla kendim bu bolgenin mevcut ekonomiye kazandirilabilecek potansiyellerini dikkate alarak bir dizi; EKONOMIK ve SOSYO-KULTUREL KALKINMA-GELISME adi altinda PROJELER ve bunlara bagli olarak da bir dizi plan ve programlar ,fizibiliteler hazirladim. Cok sinirli imkanlarimla hazirlamis oldugum bu bolgesel yatirim agirlikli projelerime cok degerli 14 ay gibi bir zamanimi harcadim. Projelerim Dunya Bankasi- IFC Burosunun tesvik amacli projeler kapsaminda; benzerleri daha onceleri diger EU ulkelerinde denenmis ve olumlu sonuclari alinmis, katma deger ureten projelerin ulkemiz gerceklerine gore hazirlanmis hali. Tamamlanmis hali ile de asgari olarak 110 milyon USD yi gerektiriyor.

Projelerim  bir kac asamadan olusuyor. Ilk asama da yaklasik olarak 4 milyon USD lik bir finans destegi gerekiyordu ki ben bunu sahsi cabalarimla yurt disindan sagladim. Ancak BURDUR ilinden su ana kadar gerek resmi gerekse sivil otoritelerden; bireysel ya da kurumsal bir destek gormemekle beraber cok uzun ve yorucu emeklerimle yurt disindan bulmus oldugum finans kaynagini da, kurumsal kimligim olmayisi ile degerlendiremeyerek; ilimizdeki mevcut bazi ileri gelen KOBI'lere bu firsati  degerlendirebilmeleri, kurumsal kimlikleri ile bu harekete olasi desteklerini sunup - sunamayacaklarini sorguladim. Destek gosterilmesinden de ziyade gecmis bir donemin milletveklilerinden Sn.Hasan MEZARCI beylerin RUH HALETLERI ile de incitici bir sekilde benzestirilerek  ALAY konusu edildim. Bu zamanda "bir ONYARGI'yi yikmak ATOM'u parcalamaktan cok daha guc", diyen EINSTEIN in dedigi gibi bir ONYARGI ile karsilastim.

Sanayi Devriminden de cok daha ote bir buyuk DEVRIM oldugunu hayretle takip etmekte zorlandigim ;  GSM-INTERNET VE DIJITAL gelismelerin taniminin dahi cok uzun yillar sonrasi ancak yapilabilecegini dusunerek, kendime gec kalmis oldugum BILGI yatirimlarinda bulunma cabalarimla; 28 MAYIS tarihinde CAPITAL dergisinin organize ettigi; GARANTI Bankasinin sponsorlugunu yaptigi ve unlu INTERNET GURUSU Mr. Nicolas NEGROPONTE nin sunumda bulundugu; ''teknolojinin yarini'' isimli muhtesem konferansa katildim. Edindigim bilgileri donusumde cevremdeki sozde egitimci arkadaslarima aktarmaya calistim.

Pisikolojik bir travma geciriyor olmamdan suphelendiler... Onemli degildi cunku konferanstan sonra TAKSIM meydaninda konferansa yonelik; dusun - yorumlarimi yapma amacim ile kisa bir gezintimde sunu farketmistim; koskoca 11 milyonluk sehir, kalabalik yiginlardan olusmustu ve konferanstaki yaklasik BILGI yuklu HARWARD-CHAMBRIDGE mezunu 180 katilimci da bu 11 milyon kalabalik yiginlarin uzerinde BULUTUMSU bir goruntu olusturuyordu. Kalabalik yiginlar yerlerinde adeta kutlesel bir FUNY ENERGY olusturmuslar gibi gozukuyordu. BULUT ise ozgurce gokyuzunde ruzgari arkasina alarak diger bolgelere suzuluyordu...

Sahsi; sinirli ,fikir-emek yogun hazirlamis oldugumuz bolgesel ekonomik yatirim projelerimizi hayata gecirebilmemiz, girisimlerimizde kurumsal-bireysel bircok destek arayislarimiz oldu.

Ancak takdir edersiniz ki ulkemiz ileri gelen holdinglerimiz dahi, henuz kendi bunyelerinde kurumsal bir kimlik olusturamamis olmakla beraber; bizlerin icinde bulundugumuz cevredeki sanayi kuruluslarinin nasil bir etik yapilari oldugunu, tuccar-esnaf yaklasimi ile hareket ettigini anlamak sanirim zor olmasa gerek.

Ulkemizde bu gunlere degin bankacilik sektorunun nasil bir islevde oldugunu da son reformlardan sonra nasil olacagini da burada sizlere  anlatmaktan affiniza siginirim. Sunu soylemek istiyorum; eskiden bankalar, bireylerle aralarinda son derece de profesyonelce olmayan iliskilere gore kredi veriyorlardi.

Bundan sonra ise fizibilitelere, verimlilik tespitlerine, risk yuzdelerine, firmanin gerekirse kurumsal alt yapilarina ve teftis servislerine-finans+insan kaynaklari departmanlarindaki  ciddiyete, grafi yuksekliklerine gore kredi verecek/meyecekler, bu tur bir bakis acisi ile profesyonel yaklasimla hareket edecekler kanisindayim.

Bizler de bundan hareketle, -cok ozur dilerim-bankanizin bolge mudurluklerini, ki bircok bolge mudurluklerinde bu durum her zaman hemen hemen var; eksik bilgi ve donanimli ama boyle olmakla beraber yetki ve yetke sahibi mudurluklerinizden ziyade direkt sizlerle genel mudurluk bunyenizle diyaloga gecme ihtiyacimizi hissettik.

Ozetle, biz hazirlamis oldugumuz yatirim projelerimizi hayata gecirebilmemiz girisimlerimizde oncelikli olan finans ihtiyacimizi, bankanizin genel mudurluk bunyesinde, uygun goreceginiz bir en yakin zaman diliminde sizlerle gorusmek dusuncesindeyiz. Hali hazirda elimizdeki gayri menkul agirlikli FON’umuzu da ayrica nasil bir sekilde likid duruma kavusturabiliriz, kredi taleblerimiz ne olculerde bankanizca karsilanabilir, destekleriniz, onerileriniz nasil ve ne gibi olabilir.

Tum bunlari bire bir NET gorusebilmek arzu ve dusuncemizle lutfen yetki ve yetke donanimli birimlerinizden nezninizde randevularinizi taleb ediyoruz.

WTC nin vurulmasi, New York'un son halinden sonra dunya da olusan belirsizlikleri de goz onunde bulundurarak, sizlerle bire bir gorusmemizin sahsimizca cok daha faydali olacagi gorusuyle lutfen en yakin bir zaman diliminde, uygun goreceginiz vechile randevu taleblerimizi yineliyor, BASARI YADA BASARISIZLIK YOKTUR, SONUC VARDIR gercegini sizlerle yasamak istiyoruz.

Yasam sevinclerimizle...

 

Cemil OZLER /BURDUR-CELTIKCI
E-mail: cemilozler@yahoo.com

Bu sayi Nazim HIKMET & Ilhan MIMAROGLU 'na ithaf edilmistir.

ISIK BINYILI'nin 8nci sayisiyla IKINCI YILDONÜMÜNÜ kutluyoruz...

Bugune degin katilimlariniz, ilginiz ve desteginiz icin sonsuz tesekkurler...
Dusunsel ve gorsel urunlerinizi yayinlanmak uzere her zaman gonderebilirsiniz... ILETISIM

ISIK BINYILI e-dergi; The Light Millennium, Inc., bunyesinde "kamu yararina yayincilik"
yapmak uzere 17 Temmuz 2001 tarihinde, New York Valiligi'nin onayi ile ve New York
merkezli olmak uzere, ticari amac tasimayan bir kurum statusu kazanmistir.
ISIK BINYILI: AMAC

Yayin Ilkeleri

Sonbaharl-2000

TÜRKCE
Anasayfa

INGILIZCE
Içindekiler

@ ISIK BINYILIi e-dergisi, Bircan ÜNVER tarafindan tasarlandi ve üretildi.
8nci sayi. KIS- 2002, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org E-mail: contact@lightmillennium.org