KARANLIKTA HIÇ BIRSEY KALMASIN!...
YERYUZU'muz henuz bir tane!... Onu tahrip edersek baska nereye gidecegiz?
Kis 2002: 8.sayi- **2. Yildonumu**
Isik Binyili-Anasayfa Sanat Ithaf SPONSOR 2nci Yildonumu Mektubu ARSIV
Amac Makale-Deneme-Oyku Roportaj BUGUN Projeler KADRO
Manifesto Siirler Gunce & Dusler Yayincilik Ilkesi Fugen Gulertekin ILETISIM

D ü s ü k


Deniz SPATAR

Ne zaman yanina yaklassam ayni irkilme: sanki çöp ve sokak kedileriyle dolu bir çikmaza girmisim gibi.

Birlikte yemek yerken sürekli tetikteyim, çünkü aniden bir kuyrugu oldugunu fark edecegimden ve o kuyrugun keyifle saga sola sallanmaya basladigini görecegimden korkuyorum. Belki de, disleri nedeniyle bütün bunlar. Uzun, keskin ve agiz dolusu gülen disler, çürük ciger gibi dis etleri...

Beni bu hale getiren pekâla gözleri de olabilir: Çapakli ve melül bakisli.

Ya da elleri: Yemek, sabun ve krem kokulu.

Bunlari dinlerken içimde bir film uyaniyor. O filmin ilk sahnesini size tarif etmek istiyorum. Elbette siz,  arzunuza göre bir zaman ve mekânda, hatta daha uygun diyaloglar bularak sahneyi istediginiz gibi kurgulayabilirsiniz:

Kadin yatakta dogrulur, giysilerine uzanir.

Erkek (Kadinin sirtini oksayarak): Nereye?

Kadin (Gülümseyerek ve agzini çocuk gibi büzerek): Çok geç oldu. Gitmeliyim.

Erkek (saskin): Neden? Burada kalsana...

Kadin (Endiseli): Yok.. Gideyim ben... Hem yarin ise gidecegim, üstümü degistirmem lazim.

Erkek (Uzanip kadini dudaklarindan öper ve fisildar): Gitme, benimle kal.

Öpuserek tekrar yataga uzanirlar. Erkek basucundaki lambanin dügmesine uzanir. Oda kararir. Mavi tonlu ay isigi pencereden içeri dolar. Romantik bir müzik girer.

Oda yavasça tekrar aydinlanmaya baslar. Önce tek tük, sonra kalabalik kus civiltilariyla sabah olur.

Erkek (Kadinin saçlarini  oksayarak): Hiç gitme, hep benimle kal.

Kadin (Erkegin  dudagina küçük bir öpücük kondurur):  Sikilmaz misin benden?

Erkek: Senden sikilmak mi? Saçmalama...

... Yalnizliktan bunaldim. Ilgi, sefkat, düzenli seks! Hepsine ihtiyacim var. Aksam eve döndügümde zili çalmak, bir kadini öpmek, kapi açildiginda kavrulmus sogan ve haslanmis sebze kokularini içime çekmek, saglikli, sicak yemekler yemek, hatta midem fazla sismemisse söyle çok uzatmadan sevismek... Bu kadin, benim için hepsini yapiyor. Üstelik, fazla birkaç kilosu olmasina ragmen, asla sisman sayilmayacak - sisman ve aptal insanlara tahammülüm yoktur - hatta hos bir kadin.

 

Memnunum.

 

... Içimden bir ses sürekli  "Allah"tan daha ne isteyeyim yani? Belami mi?" diyorsa da, ne yalan söyleyeyim, bu kadindan cok bunaldim. Artik ona tahammül edemedigimi geçen aksam anladim. Hani, kulaklarimi çinlatacak kadar tiz sesi ve coskulu el kol hareketleriyle bütün gün yaptiklarini bana anlatip durdugu gece. Yorgundum, sesi kulaklarimdaki çinlamalari ugultuya dönüstürüyordu. Sussun, istiyordum. Ne dedigi umurumda degildi. Sözünü kestim:

-         Ayaklarim çok agriyor!

-         Bir dus al istersen?

Dusun altindaydim. Oh! Yasasin tek basinalik! Banyodan çiktigimda onu karsimda görmeyi hiç istemiyordum. Istedigim tek sey, havlumu belime sarip televizyonun karsisina oturmak ve varsa spor programlarini seyrede seyrede, belki bir sise de bira içerek, "tek basima" üçlü koltukta sizmakti.

Iste bir film sahnesi daha:

Erkek havlusunu beline sarmis. Salona girer. Kadin sabahligini giymis. Yumusak bir müzik dinlemekte. Erkegi görünce gülümser. 

Kadin (Son derece sefkatli): Gel dizime yat...

Erkek kadinin dizine yatar. Kadin, erkegin saçlarini oksamaya baslar, sefkatle gülümseyerek erkegin sirtini ovar. Kadinin elleri, erkegin kalçalarina dogru iner. Duvarda erkegin tek basina çektirdigi bir fotograf. Bir agaca yaslanmis gülümsemektedir.

... Sabahlari benden önce uyanip kahvalti hazirliyor, aksamlari pisirdigi yemekleri zorla agzima tikiyor. Hatta, tek özgür yemek saatim olan öglenleri bile, elinde plastik saklama kaplari, plastik bardaklar, peçetelerle is yerime gelip agzima zeytinyagli dolmalar, otlu börekler falan tikistirir oldu. Sürekli tesekkür edip duruyorum, ama içimde büyük bir öfke büyüyor. 

... Giderek daha az yemek yemeye basladim. Yalniz yemek yemeyi ve yemekte ne kadar sagliksiz gida varsa hepsini - üstelik az çigneyerek "yutmayi", yediklerimi bastirsin diye de, diyet olmayan kola, hatta esmer bira içmeyi çilginlar gibi özlüyorum. Bunun yerine, her aksam "üstünde birkaç damla zeytinyagi" gezdirilmis, vitamini gitmesin diye az haslanmis sebze yiyip, yulaf lifleriyle midemi sisiriyor, üstüne de sifali bitki çaylari içip uyuyorum.

... Öfkem giderek gicik olmaya dönüsmüstü ama artik ondan nefret ettigimden eminim. Nefretin içimdeki katili olgunlastirdiginiysa bir bosalma aninin ardindan fark ettim.

... Kisa bir sevismenin sonunda kendimi tutamadim bosaldim. Yine bosalamadi. Ne olacak simdi? Su yüzündeki anne gülümsemesinden biktim artik! Yorulmayayim diye duruyor ve  sanki suç islemis bir çocugun annesi gibi anlayisla gülümsüyor. Yetmedi! Simdi de, yanagimi oksuyor. Lanet olsun! Bir de konusuyor:

- Ah, bebegim, bebegim benim!

Her yanim buz kesti. Küçüldüm, içinden disari düstüm. Artik bu surata, bedene ve sese DA-YA-NA-MI-YO-RUM! Hiç mi talebi yok bu kadinin? Iki ucu açik makas gözümü aliyor. Su makasi kapiversem, sonra aniden yanagindaki anne gülümsemesinin ortasina saplasam! Akacak kana aldirmadan o sivri metali kalbine, karnina, onlarca, yüzlerce kere SO-KUP SO-KUP çikarsam! Yataktan firliyorum, gidip televizyonu açarsam bu korkunç duygudan kurtulurum belki...

... Pesimden gelmese olmazdi! Sakin olmaliyim! Basimi gögsüne yaslatip büyük bir sefkatle saçlarimi oksuyor. Avaz avaz bagirmak istiyorum. Memelerinden sekerli, baharatli bir koku geliyor. Içim bulaniyor ama itiraz edemiyorum. Itiraf etmeliyim ki, saçimin oksanmasi bütün vücuduma ilik bir huzur yayiyor. Yine de,

- Ben senin oglun degilim!

diye bagirmak istiyorum.

Içimdeki katil, oksayislarinin altinda mum gibi eriyor, sefkat sarhosluguna kapilarak tekrar kendimden geçiyorum.

... Bence en az dokuz ay beni o çirkin bedenine hapsetmek istiyor. Simdiki aklim ve bedenimle onun bagirsaklarina komsu karin boslugunda bir yerlerde en az dokuz ay! Yalnizca onun yedikleriyle beslenerek, kokusu kokuma, çürük meyve tadindaki duygulari ruhuma sinerek geçecek en az dokuz ay!

... Kremlene kremlene yumusacik olmus elleriyle saçlarimi oksuyor ve iktidar arzusunu sevecen kelimelerle süsleyerek, "Neyin var sevgilim? Konusmak ister misin?" diye sorup duruyor. Irkilerek çekiyorum kendimi geriye. Ilik bir su gibi yasamima sizacak, sonra vanalari kapatilmis baraj suyu gibi her yanimi kaplayacak.

Bana kalirsa, filmin kadin açisindan mutlu sonla bitmesi çok da mümkün degil. Ancak erkek açisindan da bu mutlu bir son mudur, bilemem. Sahne söyle:

Kadin ve erkek mutfaktalar. Kadin, kuru fasulye için sogan kavuruyor. Erkegin gözleri kadinin ayaklarina takilir. Tiksinerek bakmaktadir.

Kadin (Anlayisli bir ses tonu ve anne gülümsemesi): Bu aksam kapidan girerken öpmedin beni?

Erkek (Bikkin): Öff!.. Tuvalete gitmek zorundaydim!

Kadin (Agzini küçük bir çocuk gibi büzerek): Sen benden artik hoslanmiyorsun galiba!

Erkek (Sikintiyla içini çeker) : Bunu sonra konussak?

Kadin (Saskin): Neyi?

Erkek (Sikintili): Gerçekten... Simdi konusmayalim bunlari.

Kadin (Kararli): Yani sikildin! Ama simdi konusmayalim, öyle mi?

Erkek (Basini öne eger): Evet... Yani... Kusura bakma...

Kadin (Elindekileri birakir. Dehset içinde adama döner): Ne zamandan beri?

Erkek (Gafil avlanmis, sikintili): Bilmiyorum...

Kadinin eli biçaga uzanir. Adam ürkerek  bir iki adim geriler.

Kadin (Dehset ve hayal kirikligi içinde): Niye korktun?

Erkek (Utanç içinde gözlerini kaçirir): Yok, bir sey...

Kadin ocagi söndürür. Önlügünü çikarip adamin eline tutusturur. Aglamaya basladigini görürüz.

Kadin:  Ben gidiyorum o zaman!

Adam ne yapacagini bilemez bir halde elleriyle oynamaktadir.

Kadin (Gözlerinden yaslar akarak): Kusura bakma, istedigin bu zannetmistim.

Erkek (Soguk bir sesle, bakislarina hiçbir anlam  yüklemeden): Ben de öyle... Ama.. Degilmis!

Kadin (Sorar gibi): Ben gidiyorum o zaman?..

Kadin aglayarak çikar. Kapinin sesi odada yankilanir. Erkek içini çeker, duvara bir yumruk atar. Sonra yüz çizgileri yumusar. Rahatlamistir. Müzik girer.

... Duydugum tiksinti artik çigrindan çikti. Kendimi bir embriyo gibi hissediyorum. Sürekli beni nasil içine hapsedecegini düsünüyorum. Uyanikken bile gözümün önüne onun içinde nasil debelenecegim geliyor:

Önce etinin milim milim gerildigini hissedecek. Sonra karnini sivazladigi bir gün, göbek deliginin genisledigini görerek sevinecek. Bu arada eti, dalda seftali gibi usul usul tatlanacak, sarkmaya baslamis memeleri dolup dikilecek, kalçalari iyice yuvarlaklasacak. Birdenbire disi olacak! Bense; beni hapsettigi rahminin kahverengi kokulu derinliginde, diski gibi hissedecegim kendimi.

Ya da, bir gün öpüsürken öpüsürken aniden agzimi zapt edip beni içine çekecek. Sivri dislerinden kurtulmak için debelenirken küçük dilinin enseme degdigini hissedecegim. Yutkunacak. Bas asagi düsecegim karnina. Ellerimle bagirsaklarina tutunacagim. Yumurta aki gibi kaygan bir boslukta pislige bulanacagim.

Hayir, böyle bile olsa pes etmem! Tutuna tutuna asagiya dogru kaymaya çalisirim. Bir isik gördüm mü, tamam, firlarim disari!

Evet, evet, firlarim disari!

Düserim gerekirse...


Istanbul, Mart 2002

---------------------
Deniz Spatar:
1967, Ankara dogumlu. Kadiköy Anadolu Lisesi'nden sonra Istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nü bitirdi. Çesitli gazeteler, yayin kuruluslari ve kamuoyu arastirma sirketlerinde çalisti. 2001 Subat'indan bu yana Açik Radyo / Açik Dergi'de Öykü Bülteni adli bir köseyi hazirliyor ve sunuyor. Adam Öykü, E dergisi,  Metafor ve Açik Site'de öyküleri, Eski Dergisi'nde mektuplari yayimlandi. Firat'a Karisan Öyküler'in yazarlarindan.

E-mail: denizspatar@hotmail.com

Bu sayi Nazim HIKMET & Ilhan MIMAROGLU 'na ithaf edilmistir.

ISIK BINYILI'nin 8nci sayisiyla IKINCI YILDONÜMÜNÜ kutluyoruz...

Bugune degin katilimlariniz, ilginiz ve desteginiz icin sonsuz tesekkurler...
Dusunsel ve gorsel urunlerinizi yayinlanmak uzere her zaman gonderebilirsiniz... ILETISIM

ISIK BINYILI e-dergi; The Light Millennium, Inc., bunyesinde "kamu yararina yayincilik"
yapmak uzere 17 Temmuz 2001 tarihinde, New York Valiligi'nin onayi ile ve New York
merkezli olmak uzere, ticari amac tasimayan bir kurum statusu kazanmistir.
ISIK BINYILI: AMAC

Yayin Ilkeleri

Sonbaharl-2000

TÜRKCE
Anasayfa

INGILIZCE
Içindekiler

@ ISIK BINYILIi e-dergisi, Bircan ÜNVER tarafindan tasarlandi ve üretildi.
8nci sayi. KIS- 2002, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org E-mail: contact@lightmillennium.org