KARANLIKTA HIÇ BIRSEY KALMASIN!...
YERYUZU'muz henuz bir tane!... Onu tahrip edersek baska nereye gidecegiz?
Kis 2002: 8.sayi- **2. Yildonumu**
Isik Binyili-Anasayfa Sanat Ithaf SPONSOR 2nci Yildonumu Mektubu ARSIV
Amac Makale-Deneme-Oyku Roportaj BUGUN Projeler KADRO
Manifesto Siirler Gunce & Dusler Yayincilik Ilkesi Fugen Gulertekin ILETISIM
Sanatcinin Çikmazi

Elvan ARPACIK


Sanatin icinde ve sanat olaylarinin yakindan izleyicisi olmamakla beraber bazi olgulari gormezden gelemiyorum. Aklima takiliyor, zaman zaman kafami kurcaliyor ama dogru durust bir aciklama bulamiyorum. En azindan beni tatmin etmiyor akil yurutmelerim.

Sanati genel olarak ele aldigimizda yasamin bir parcasi olarak dusunuyorum. Bunun bir sonucu olarak da sanat yasamin icinde hatta zaman zaman yasamin ta kendisi bile olabiliyor.




Illustrasyon: M.K.PERKER

Türkiye genelinde dogru olmayabilir ama buyuk kentlerde sanat gercekten de yasamin icinde. Sanat etkinlikleri cok. Izlemeyenler, ilgi duymayanlar bile iyi bir mimarin elinden cikmis bir isyerinde çalisiyor olabilir, okudugu brosur veya derginin tasarimina saskin bakakalabilir. Demek ki hepimiz oyle ya da boyle sanatin icindeyiz. Sanatin bu denli icindeysek sanatin yaraticisi sanatciyla da beraber yasiyoruz demektir.

Her ne kadar sanatci kendi evreninde yasiyorsa da...

Uygarlik gelistikce, ulkelerin ekonomik ve kulturel duzeyi arttikca toplum bireylerinin sanata ilgisinin arttigi ya da artirildigi gercegiyle yuz yuzeyiz.

Peki bu memnuniyet verici duruma daha yakindan dikkatle bakarsak neler gorebiliriz. Her sey gorundugu gibi mi? Yoksa bir karmasa ve cikmaz mi soz konusu!

Bana kalirsa hem karmasa hem de olaganustu  bir cikmazin icindeyiz. Cikmaza suruklenmek ve karmasa sanatin olmazsa olmaz kosullarindan. Sanat ne kadar tukense de, yasam surdukce kullerinden yeniden dogan  kus olarak kendi doneminin tanigi, yorumlayicisi, tezi ve antitezi olmayi surdurecek cunku yasamin bir parcasi .Oyleyse gunes dunyayi aydinlattigi surece var olacak.

Evet sanatin cikmazlari sonsuza dek surecek belki.

Peki sanatcinin cikmazi ne olacak?

Eskiden elit kesimlerin desteginde, himayesinde kendine ozgu kurallariyla var olan sanatci, bugun egitim ve ögretimin goreceli de olsa topluma yayilmasiyla, her kesimden insanin yeteneklerini degerlendirmek istemesiyle, sonsuz bir yelpazeye donusmus durumda. Bu cok guzel degil mi? Insanlar sanatci olmak istiyor, gencler sanatci olmak istiyor. Yaraticiliklarini fark ediyor veya ettiriliyorlar. Her neyse buraya kadar hepsi hos. Peki sanatcilarin pek cogu neden mutsuz? Yoksa mutlular da ben mi mutsuz gibi algiliyorum onlari?

Oyle derinlere inip varolussal felsefeye dayandirmaya hic niyetim yok.  

Sanatci manevi acidan her ne kadar tatmin olsa da, yasamin her yirmi dort saatte tekrarlanan bir düzenegi var. Beslenmek, uyumak, saglik v.s.gibi. Bunlar sanatla degil, parayla karsilaniyor .Sanatcilarin hepsi kazanclariyla gecinebiliyorlar mi? Hic sanmiyorum.

Illustrasyon: M.K.PERKER


Yakin zamana kadar toplum desteginin yetersiz oldugunu dusunuyordum. Ama gerek Beyoglu'ndaki gozlemlerim, gerekse New York'tan gelen haberlerden edindigim bilgiler, beni tuhaf bir dusunceye yoneltti. Daha dogrusu sanatcinin sanatsal problemlerinin yanisira ekonomik bir cikmazin icinde de oldugunu hissettirmeye basladi. Ornegin New York'ta herkes sanatci, pek cok insan sanatini tanitabilecegi ozgur ve verimli ortamda yasamak icin Amerika'ya gidiyor.Ama neredeyse tamamina yakini sanatlari disinda islerle ugrasiyor. Ayni olcude olmasa da, Beyoglu'nda da (Turkiye'den olcu olarak Beyoglu simgesini kullaniyorum) ayni durum soz konusu. Gelecege yatirim yapan, yeni yetisenler bir yana, sanatcilarin bir cogu ya bir barin isletmeciligini ustleniyor ya baska bir isin pesinde kosuyor, sanatciliginin disinda pek cok ise girip duruyor. Cunku sanatiyla yasayamiyor buna karsin sanatci sayisi giderek artiyor. Yalnizca NewYork'ta yuzbin dolayinda sanatcinin varligindan soz ediliyor. Hepsi sanatci olarak nitelenemez kuskusuz oyleyse ellibin kisi diyelim. New York'un nufusunu bilmiyorum ama (8 milyon olsun) bunca sanatciyi besleyebilir mi? Bence hayir. Gerceklesebilseydi zaten hepsi sanatlarini icra ediyor olurdu, tersine gecinmek icin her turlu isde çalisip duruyorlar.

Türkiye'de durum daha beter. Insanlar temel gereksinimlerini karsilar karsilamaz sanatla ilgilenmeye basliyor. Bu dogal bir itilim ve genellikle egitim seviyesi yukseldikce bu egilim de artar. Insanin tinsel bir yani vardir cunku. Yasamin dertlerinden bikan, kendine yeni bir dunya arayan ya da nedensiz olarak sanata yonelen her insan, bir sure sonra urettiklerinin karsiligini parasal olarak da almak istiyor.  Ekonomik acidan iyi olanlar durumu idare ediyor ama calisarak yasamini surdurmek zorunda olanlar, kendilerini yasamin dogal bazi sorunlarinin yaninda bir de para kazanma guclugu icinde buluyor. Hem sevmedikleri isleri yaparak kendilerine yabancilasiyor hem de sanatlariyla ilgilenecek zamani bulamiyorlar. Cunku sanatci yirmi dort saat sanatcidir, aksamlari ya da hafta sonlari sanatci olmak zordur. Evet guclukler yerine gore sanatciyi besler ama sureklilik gosterdiginde bikkinliga ve bezginlige goturur . Tabii burada sanatla hobiyi karistirmamak gerekir. Onlar bos zamanlarinda resim muzik ya da neye gonul vermisse onunla ugrasabilir. Bu sanatci tanimina giremez zaten.

Yeniden New York ornegine donersek rekabet de soz konusu, ustelik inanilmaz boyutlarda bir rekabet. Sonu gelmez bir maraton New York'ta sanatci olabilmek. Bu korkunc varolus savasi sanatin (katharsis ) aritici yonunu fazlasiyla torpuluyor. Cok basarili da olsa medyatik bir sanatcinin yapitiyla basbasa kaldigimda ister istemez o sanatciyla ayni duzeyde olan ama toplumun tanimadigi sanatcilari dusunuyor, ortamin barisci havasinin ardinda yatan korkutucu hirsi, yipranmisligi hissedip uzaklasiyorum.

Iste dile getirmeye calistigim bu celiskileri ne Marksizm,ne Kapitalizm ne Budizm ne de baska bir dunya gorusu simdilik bir çozume ulastiramiyor. Toplumun %50 si sanatci olmak icin caba sarf ettigi zaman geri kalan %50 ne kadar destek olursa olsun oteki yariyi gecindiremez. Herkes sanatci olursa ne olur onu bilmiyorum. Kendi icinde bir denge kurulur belki bilemem. Belki insani mutlu eden baska bir dunya duzeni ya da kontrol edilebilir bir kader akisi insanlari bu dunyanin disinda bambaska bir dunya olan sanatin cekim gucune kapilmaktan birazcik da olsa alikor.  Yasamin dogal akisi icinde sanat, insanin kendisini gelistirmesi, yasami anlayabilmesi belki mutlu olabilmesi acisindan tinsel dunyada yerini alir. Ozetle meslek olmaktan cikar. Yakin gecmiste sanatci gecim sikintisi cekerdi, toplum onlari anlayamiyor ve degerlendiremiyordu. Simdi sanatlariyla gecinenler yine ac sayilir. Bugun de ac kalmamak icin baska isler yapmak zorundalar. (bazilarinin elinden de hicbir is gelmeyebilir.) Toplumda sanatci ve sanat tuketicisi dengesi her zaman her donemde sanatcinin aleyhine olmustur.

Sanatcinin az yetistigi donemde sanatci, toplum tarafindan yalniz birakilmis ya da belirli cevrelerin destegi ile hayatta kalmis. Egitimin artmasiyla, sanatciyi bu kez toplum desteklemekte, anlamaya calismakta olsa bile sayisal cokluk karsisinda sasirip, belli basli birkac ismi sanatci olarak degerlendirmeyi tercih etmekte . Bu da saf sanat sevgisi ve duygusu disinda piyasa ve medya yonlendirmeleriyle olmakta kuskusuz. Ayrica isin bir de yatirim hesaplari kismi da var. Bagimsiz, kendi degerlendirmesini kendi yapabilen, ya da ilgi duydugu bir seyi yalnizca duydugu ilgiden oturu degerlendirenlerle bu sanatci sayisini dondurebilmek mumkun gorunmuyor. Bu nedenle pek cok yontucu, mimari yan isler yapmak zorunda, pek cok ressam grafikerlik, dekoratiflik ya da benzeri yan islerden ekmegini kazanmaya calismakta. Bir garson, bakiyorsunuz okulunu bitirmis ya da ilgi duydugu icin kendisini gelistirmis, resim yapiyor, Ortakoy'de bir atolye tutmus. Atolyesinin kirasini ,boya masraflarini, arada bir resim satarak, yani duzenli giderleri duzensiz ve cok yetersiz kazanclarla saglayamaz. Belki cok ileride bir resim piyasasi edinecek ya da edinemeyecek kimbilir?

Aslinda bana ne onlar kendileri secmis kendi yollarini bir bildikleri vardir herhalde diyorum ama pek oyle de degil gibi geliyor bana. Cunku etraftakiler de onlara karsi bir sorumluluk hissediyor, mutsuzluklarina uzuluyor. Cunku desteklenemeyen sanatcinin sanatini gelistirmesi de bir hayli zordur. Cok yetenekli olmasa da su ya da bu sekilde desteklenen bazi sanatcilarin, yeteneklerinin ustune cikabildiklerine ben yakindan tanik oldum. Iste cagimizda sanatcinin sanatsal olmayan bir baska cikmazi da bu saniyorum.- - - - -

E-mail: elvanarpacik@hotmail.com


Illustrasyon: M.K.PERKER
Bu sayi Nazim HIKMET & Ilhan MIMAROGLU 'na ithaf edilmistir.

ISIK BINYILI'nin 8nci sayisiyla IKINCI YILDONÜMÜNÜ kutluyoruz...

Bugune degin katilimlariniz, ilginiz ve desteginiz icin sonsuz tesekkurler...
Dusunsel ve gorsel urunlerinizi yayinlanmak uzere her zaman gonderebilirsiniz... ILETISIM

ISIK BINYILI e-dergi; The Light Millennium, Inc., bunyesinde "kamu yararina yayincilik"
yapmak uzere 17 Temmuz 2001 tarihinde, New York Valiligi'nin onayi ile ve New York
merkezli olmak uzere, ticari amac tasimayan bir kurum statusu kazanmistir.
ISIK BINYILI: AMAC

Yayin Ilkeleri

Sonbaharl-2000

TÜRKCE
Anasayfa

INGILIZCE
Içindekiler

@ ISIK BINYILIi e-dergisi, Bircan ÜNVER tarafindan tasarlandi ve üretildi.
8nci sayi. KIS- 2002, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org E-mail: contact@lightmillennium.org