KARANLIKTA HIÇ BIRSEY KALMASIN!...
YERYUZU'muz henuz bir tane!... Onu tahrip edersek baska nereye gidecegiz?
Kis 2002: 8.sayi- **2. Yildonumu**
Isik Binyili-Anasayfa Sanat Ithaf SPONSOR 2nci Yildonumu Mektubu ARSIV
Amac Makale-Deneme-Oyku Roportaj BUGUN Projeler KADRO
Manifesto Siirler Gunce & Dusler Yayincilik Ilkesi Fugen Gulertekin ILETISIM
Pelagia ANGELOPOULOU: "Biz sanatçilar, kalici ve gerçek 
eserler yaratmak istiyorsak, köklerimize, geleneklerimize
oldugu kadar evrensel degerlere de saygili olmak  zorundayiz."


Roportaj: Emel URESIN

(Bruksel, Mart 2002) Pelagia Angelopoulou ("Pelly") Atina'da dogdu. 1974 yilinda onur belgesiyle mezun oldugu Atina Güzel Sanatlar Universitesinde resim, sanat tarihi ve mozaik tahsili yapti. 1984 yilinda ayni üniversitede mozaik dersleri vererek ögretim görevlisi oldu. Bir yil sonra Profesör ünvanini aldi ve 1993 yilina kadar bu göreve  devam etti. Pelagia Angelopoulou geleneksel mozaik teknikleri ile heykel ve resim sanatinin özelliklerini yeni ve daha çagdas bir sanat dalinda birlestiren özgün bir sanatçi.

Pelly'nin , insanin ilk görüste yakinlik duyacagi bir yapisi var. Sicacik bir gülümsemenin aydinlattigi yüzü,  koyu renk saçlari, koyu renk gözleri ile  karakteristik bir Akdenizli; kolayca arkadas olunan, hemen yakinlik duygusu uyandiran ender kisilerden biri.. Pelly ile Brüksel'deki apartimaninda sanat ve mozaik konusunda sohbet ettik :

"Bizim sorunlarimiz devletlerimizin ve politikacilarimizin sorunlaridir, halkin gerçek duygularini yansitmazlar.
Milliyetçi olmadan kimliklerimizi korumali, milliyetlerimizle övünmeli, kültürlerimize, geleneklerimize
sahip çikmayi ögrenmeliyiz." Anneannesi Izmir'li olan Pelagia Angelopoulou böyle düsünüyor.



Pelly mozaik sanatini nasil tanimlayabiliriz?

Mozaik görsel sanatlardan biri ama digerlerinden çok farkli. Resim degil, heykel de degil. Tamamiyle farkli birsey. Belki heykel ve resimin karisimi bir sanat. Küçük tas küpleriyle yapiliyor, resimle kiyaslandiginda çok daha özel ve güçlü bir tasarimi var.

Çevremde boy boy yapitlariniz var. Gördügüm kadariyla yalnizca farkli büyüklükte tas küpleri degil, cam parçalari, siseler, teneke kutular, hatta koka-kola kutulari ve baska maddeler de kullaniyorsunuz, bu mozaik sanatinin modern bir uygulamasi mi?

Evet, kendi stilimi gelistirmeye çalistim. Önce Atina Güzel Sanatlar Üniversitesinde resim ve mozaik okudum, daha sonra mozaik dersleri verdim, mozaik üzerinde çalismaya baslayali neredeyse 30 yil oldu. Ilk basladigimda kendi tarzimi geliitirmeye çabalarken bu malzemeyi seçtim, çünkü henüz kesfedilmemisti. En gelismis mozaikler 15. yüzyila aittir. Ben de geçmise gittim, ögrendim, dinledim, tüm yapitlari görmeye çalistim, Ya antik mozaiklerin bulunduklari yerlere gittim ya da görüntülerinden inceledim. Kafamda birkaç model olusturdum, sonra gördüklerimin etkilerini uygulamaya ve kendi üslubumu yaratmaya çalistim, bu da resim, heykel ve mozaik karisimi birsey oldu. Daha çagdas birseyler yapmak istedim ve mozaikin günümüzdeki yeni yapi stilinin basit ve açik çizgileriyle çok iyi bagdasacagini düsündüm. Yeni  yapilarin büyük duvarlarini süslemek için mozaik kullanmanin iyi bir fikir olduguna inaniyorum. Ayrica büyük sirketler reklam istiyorlar, sanat da zamaninda krallarin, imparatorlarin düsüncelerini tanitmak amaciyla kullanilmis. Günümüzde krallar, imparatorlar yok, ama büyük sirketler var. Kendilerini nasil tanitacaklar? Büyük reklam panolari herzaman hos ve estetik olmayabiliyor.  Reklam ayni zamanda bir sanat eseri olabilir, iste bu düsüncelerden yola çikarak ise koka-kola ile basladim, bir yapitimi satin aldilar, sonra Yunanli bir sarap firmasi ile devam ettim, ve sevdim bu isi..


Evet, gerçekten çok güzel ve alisilmisin disinda çalismalar. Bazi yapitlarda asil çehreler görüyorum, çok etkileyici ifadeleri var, kimler bunlar?

Herseyden önce sunu söylemek isterim,  portre çalismalarim ile koka-kola gibi çalismalarim metod olarak çok farklidir. Böyle farkli metodlar uygulamayi çok seviyorum, çünkü bir stilden ötekine siçramak sanatçi olarak iddiali bir çalisma oluyor  benim için. Gördügünüz yüzler portre çalismalarim. Portrelerin bir hikayesi vardir. Yani belli bir kisiye ait olduklari için farkli bir ifadesi, bir anlami vardir. Buradakilerin çogu sembolik kisiler. Örnegin buradaki Azize Helen, digeri Aziz Konstantin..her iki portre de siparis. Her ikisi de aziz olmakla beraber ayni zamanda politikaci idiler yani tarihi önemi olan kisiler, dolayisiyla tarihi önemlerini sembolize eden tüm unsurlari, yaptiklari isleri, önemli eserlerini portrelerine yansitmaya çalist]im. Surada gördügünüz Eros'un sembolü. Eros eski Yunanistan'da bir tanri, ama bugün bile aski sembolize eder, Eros adini duyunca akliniza ask gelir. Eros'un kanatlari vardir, kanat yalniz eski Yunan kültürüne ait bir figür degil, her kültürde var, Bizans sanatinda da, dogu kültüründe de var, dolayisiyla eski bir Yunan tanrisi olmaktan çok bir sembol olmus artik.

Bizans mozaiklerinden söz ederken, bunlarin Anadolu'ya ait  olduklarini söyleyebilir  miyiz?

Gayet tabii..Bizans sanati Dogu'da gelismistir. Dogu ve Bati Bizans mozaiklerini kiyaslarsaniz, çok farkli olduklarini görürsünüz. Bu Dogu ve Bati kültürünün farkidir. Hangisinin daha güzel oldugunu söyleyemem ama farkli olduklarini rahatça söyleyebilirim.

Mesela Ravenna'daki (Italya) St.Vital kilisesinin mozaikleri ile Aya Sofia'dakiler tamamiyle farkli'dir. Ayni sekilde Yunanistan'daki ünlü Theodora mozaikleri ,stil olarak imparatoriçe Aya Sofia'nin mozaiklerinden farklidir, renk kavramlari, sembollerin soyutlugu apayridir. Ben Dogu kültürünü daha sembolik buluyorum, bati kültürünü daha entellektüel, dogununkini daha ruhani buldugumu söyleyebilirim.


Anadolu'da çini de önemli bir sanat dali. Çini sanati konusunda neler düsünüyorsunuz?

Evet, çinileri gördüm ve çok begendim. Çogu zaman dekoratif desenlerinden ve renklerinden esinlenmisimdir. En çok da mavi'nin  hakimiyetini begenirim, bana Yunanistan ve Türkiye'nin denizini, günesini animsatir. Bir kuzey ülkesinde yasadigim için bazan onlarin isigina ihtiyaç duyuyorum. 5. yüzyil'da Pella'da (Büyük Iskender'in dogdugu yer) mozaik sanati baslarken,  çok benzer bir sanat dali da Mezopotamya'da görülmeye baslamisti. Asur tapinaklarinin üstünde görülen bu sanat cam mine islemeleriyle yapilan çini islemeleriydi. Anadolu çinileriyle aralarinda büyük benzerlik vardir.

Hiç Türkiye'ye gittiniz mi?

Evet,  1972'de Izmir'e gittim ve gerçekten çok sevdim oralari, hiç yabancilik çekmedim, çevredeki bütün antik yerlere gittim. Hatta Efes'teki müzenin bekçisi benimle Yunanca konusunca çok sasirmistim.

Türkiye ile aile baglariniz var mi?

Evet, anneannem Izmir'li idi.

Hala Izmir'de yasayan akrabalariniz var mi?

Hayir, anneannem Izmir'de dogmus bir Yunanli idi, 1922'de Atina'ya gelmisti. Türkçe konustugunu hatirliyorum,  Türk geleneklerini her zaman korudu, Türk yemekleri pisirirdi. Türkiye'deki dostluklarindan, arkadaslarindan özlemle söz ederdi.

Dogu ve Bati'yi konusurken aklima geldi, Japonya'da çok basarili bir sergi açtiginizi biliyorum. Dünyanin bu "en dogusu" ne gibi izlenimler birakti sizde?

Oraya gittigim zaman kendimi çok rahat hissettim,  kültürlerimiz arasinda benzerlikler oldugunu gözlemledim. Davranislari, insan iliskileri bizimkilere çok benziyor. Bizler vermeyi almaktan daha çok severiz, misafire deger veririz, yedirip içirmeyi severiz. Japonya'da gerçekten bu rahatligi hissettim.

Neden Belçika'da yasiyorsunuz?

Belçika'ya ilk kez kardesimi ziyarete gelmistim, daha sonra Avrupa Parlamentosu'nda bir sergi açma sansim oldu. Sonra Brüksel Belediyesi'nin düzenledigi baska bir sergi yapildi.  Böylece degisik milletlerden birçok insanla tanisma firsatini buldum,  burada ve Almanya'da is iliskileri gelistirdim. Birçok Türk arkadasim var burada, yakin arkadaslarim onlar.  Brüksel'in uluslararasi ortaminda yasamaktan memnunum.

Yunanistan'da sergi açt'niz mi?

Gayet tabii. Meslek yasamima orada basladim, Atina Üniversitesi'nde hocalik yaptim. O  sirada iki tane önemli sergi açtim. Devlet müzesinde ve özel müzelerde yapitlarim bulunuyor.

Geçen ay Atina'da bir sergim vardi. Ama  ben baska insanlarla da iliskilerimi gelistirmek istiyorum.

Baska hangi ülkelerde sergi açtiniz?

Hollanda, Almanya, ABD ve Japonya'da sergiler açtm.

Türkiye'de de sergi açmak ister miydiniz?

Evet, gelenekle çagdas mozaik sanatini biraraya getirebilecegim bir sergiyi Istanbul'da açmayi çok isterdim.

Isik Binyili araciligiyla, Türk halkina, Türk sanatçilarina bir mesaj göndermek ister misiniz?

Sunu söylemek isterim: Her zaman var olan dostlugumuzu daha da gelistirmeliyiz. Devletlerimiz arasindaki politik sorunlar halklarimizin gerçek duygularini yansitmaktan çok uzak. Kimliklerimizi korumali, milliyetçi olmadan  milliyetlerimizle onur duymali, kültür ve geleneklerimize sahip çikmaliyiz. Sanatçilar olarak, gerçek ve kalici eserler yaratmak istiyorsak, köklerimize, geleneklerimize oldugu kadar evrensel degerlere de saygi duymak zorundayiz.


Mozaik Resimler:
Pelagia Angelopoulou

_ _ __ _

Emel Uresin, Bruksel, Mart 2002
E-mail: emel.uresin@belgacom.net

Bu sayi Nazim HIKMET & Ilhan MIMAROGLU 'na ithaf edilmistir.

ISIK BINYILI'nin 8nci sayisiyla IKINCI YILDONÜMÜNÜ kutluyoruz...

Bugune degin katilimlariniz, ilginiz ve desteginiz icin sonsuz tesekkurler...
Dusunsel ve gorsel urunlerinizi yayinlanmak uzere her zaman gonderebilirsiniz... ILETISIM

ISIK BINYILI e-dergi; The Light Millennium, Inc., bunyesinde "kamu yararina yayincilik"
yapmak uzere 17 Temmuz 2001 tarihinde, New York Valiligi'nin onayi ile ve New York
merkezli olmak uzere, ticari amac tasimayan bir kurum statusu kazanmistir.
ISIK BINYILI: AMAC

Yayin Ilkeleri

Sonbaharl-2000

TÜRKCE
Anasayfa

INGILIZCE
Içindekiler

@ ISIK BINYILIi e-dergisi, Bircan ÜNVER tarafindan tasarlandi ve üretildi.
8nci sayi. KIS- 2002, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org E-mail: contact@lightmillennium.org