KARANLIKTA HIÇ BIRSEY KALMASIN!...
YERYUZU'muz henuz bir tane!... Onu tahrip edersek baska nereye gidecegiz?
Kis 2002: 8.sayi- **2. Yildonumu**
Isik Binyili-Anasayfa Sanat Ithaf SPONSOR 2nci Yildonumu Mektubu ARSIV
Amac Makale-Deneme-Oyku Roportaj BUGUN Projeler KADRO
Manifesto Siirler Gunce & Dusler Yayincilik Ilkesi Fugen Gulertekin ILETISIM
ANAFILYA diye bir Türkçe Web Sitesi 
 
"Isik Binyili'na sunum"

Hazirlayan  - Dr. M. Halit UMAR

Ana ve philia birlikte yazinca Anafilya oluyor; aynen bios ve logos'un biyoloji'yi veya philia ile sophia'nin yanyana gelip filozofi'yi yapislari gibi. Bu sözcüklerin kökeni Türkçe degil ama bu, anlam ve islevlerini olumsuz etkilememekte; tersine, vurgulamakta, kulaga hos gelmekte ve hatirlanmasi kolay olmaktadir. Bir Web Sitesi'nin adini dogru olarak saptamak bence en az içerigi ve programi kadar önemlidir. Anafilya, 2001 yili Mayis ayinda Rotterdam'da dogmustur; piril piril günesli bir anneler gününün sicak ve sevgi armagani olmustur o, hem kurucularina hem de okurlarina. Özetle, Anafilya, bir Türkçe Edebiyat, Kültür ve Sanat Sitesi'dir. Amaci, her ay eklenecek yeni bir dergi ile giderek zenginlesen bir kültür ve Türkçe yazin arsivi olusturmaktir.

Dr. M. Halit UMAR



Rakamsal verilere göre, Anafilya okurlarinin yaklasik 20%'i her kitaya dagilmis olan yabancilardan olusmaktadir; bunlar Anafilya sözcügünü etimolojik olarak anlamakta, sitemizin adini kolayca hatirlamakta ve içerigini de tanimaktadirlar. Türkiye'de ve yurtdisinda yasayan Türkler ise kalan büyük okur kitlesini yapmaktadir. Yurtdisindaki, özellikle ikinci-üçüncü kusak Türkler ulasmak istedigimiz en önemli amaç grubumuzdur. Bu gençlerimizde, Türkçe, dil, edebiyat, kültür ve bunlardan hareketle, kisilik gelisimi sorunlari daha belirgindir. Örnekler verebilen, zevkle okunabilen bir Türkçe Web Sitesi, kanimizca, anlamli ve faydali bir görevi üstlenecek demektir. Iste böyle bir bilinç ve arzu içindeki üç insan, M. Halit Umar, Murat Tuncel ve Muzaffer Yanik, 2001 yili Temmuz ayi dergisiyle ortaliga düstüler, kisacasi bir cins Don Kisotluk bu!


Burada bir olayi anlatmadan geçemeyecegim: henüz derginin yazarlar kadrosunu olusturma asamasindaydik, ilk dergimiz dahi yayinlanmamisti. Kendisini yapitlariyla iyi bir yazar olarak kanitlamis bir Türk dostumuzu Anafilya'da bizimle isbirligine davet ettik. Konusmanin oldukça ilerleyen bir aninda, sitemizin ve derginin adinin Anafilya olacagini söyledim. Yazar arkadasimiz, prensip olarak Türkçe bir Edebiyat ve Kültür Sitesi'nin adinin da Türkçe olmasi gerektigini, hele adi Yunanca'dan kaynaklanan böyle bir edebi dergide yazar olarak kesinlikle görev ve sorumluluk alamayacagini belirtti!


Dostumuzun bu son derece kati ve bize göre anlasilmasi zor prensibini hâlâ yadirgadigimizi belirtmeliyim. Çünkü Anafilya bir sanal yazin ortamidir. Birbirleri içinde kaynasmasi gerekense insanlik ve insan olmanin yüce degerleridir; öyle özelliklerdir ki bunlar, dilleri, evrensel boyutlarda edebiyati, bir ulu insanlik geçmisini, kültürleri ve en genis kapsamiyla sanat dünyasini yaparlar. Bizce, ne pasaportun rengi, ne konusulan ve ne de yazilan dil, iletisim-etkilesim ve dostluklarin olusmasinda engeldir; bunlar amaca varmayi saglayan araçlardir yalnizca.


Geride kalan 8 ay içinde, okur ve katilimcilarin sayisindaki devamli artis mutluluk kaynagimizdir; Anafilya ilkelerinden ödün vermeden yol almaktadir. Kusursuz olamayacagimizi biliyoruz; daha dogruya ve daha güzele yönelik arayis ve ugraslarimiz durmaksizin, yorulmaksizin devam edecek; bu yönde okurlarimizdan aldigimiz öneri ve elestiriler bize isik tutucu olacaktir.


Anafilya, kendi seçimiyle bazi yazarlari ve sairleri yapitlariyla katilmaya davet etmektedir. Ancak bunlar yaklasik 30 sayfadan olusan aylik dergiyi doldurmaya yetmez. Biz, üç kurucu üye, her seferinde daha çok bir anatemaya yönelik yazi ve siirlerimizi sunuyoruz, kendi dagarcigimizdan. Ama bu da yeterli ve ilk planda yapmak istedigimiz bir is degil. Önemli olan okurlarin dergimizin sayfalarini ve sunum seklini begenmesi, yürekli yazar adaylarinin 'ben de varim' deyip ürünlerini "Yayin Kurulu'na" sunmasidir. Arzuladigimiz çokseslilik ögesi bu sekilde ortaya çikiyor. Bize yollanan ürünlerin yayinlanabilmesi için belli kistaslara uygun olmasi gerek. Bunun tarafsiz olarak saptanmasi çogu kez düsünüldügünden de zor bir istir. Konusunda usta olduklarina inandigimiz bazi yazarlari bize hakemlik etmeye çagiriyor, görüslerinden yararlanarak daha güzeli ve dogruyu bulmaya çalisiyoruz. Bu tür seçim ve degerlendirme modeline bilimsel ve profesyonel yazin dünyasinda 'Peer Review' deniyor. Biz bu davranisimizla profesyonel oldugumuzu iddia etmiyoruz, Anafilya olarak, daha güzeli bulmayi ve daha dogruyu sunmayi amaçladigimizin altiniçizmek istiyoruz.


Ilk siirini, ilk yazisini Anafilya'da yayinlayan genç kalemler, dostlarimiz oldu, kuskusuz olmaya da devam edecek. Bakin bunlardan biri Ulas Biltekin'den size iki kisa alinti:

anladim

yasli (yashli) bir bulut geçti üzerimden
gözyaslarimi kemirircesine
aciyi anladim.


ya da :

Söz ve Duygu Arasinda Insan

Yasadigimiz hayatin bir anlami olmali; biz insanlar, coskumuzu, heyecanimizi, umudumuzu, sevdamizi, hüznümüzü mantikla yorumlarken, duygularimizi bu yasama "ben de varim!" diye haykirmaliyiz. Kentlesmenin rahatligini yasarken, betonlarin soguklugunu hissetmemeliyiz. Duygularimizi kapilardan, pencerelerden özgürce alip verip, çag yanginlarinin suyu ile beslenen görkemli bir çinar agaci gibi gökyüzüne yükselerek, onun mavi sonsuzlugunda salincaklar kurup; yeni sehirlere, yeni ülkelere, yeni dünyalara dogru uçmaliyiz. Kisiligimize kisilik, sözümüze söz, duygularimiza duygular katmaliyiz, çünkü duygulara temiz bir yürek ve insanlari kucaklayacak bir içtenlik gerekir. Belki de yasamanin anlami bu...

Ulas BILTEKIN



Görsel sanatlardan fotograf Anafilya'da belli bir yer tutuyor. Ama bu yolla katilim yok denecek kadar az. Abdurrahman Aksoy, Dogu ve Güneydogu Anadolu'nun yöresel özelliklerini siirle kaynastirarak sunuyor, bir örnek size:
Midyat'ta bir sokak. Benim de u dogrultuda çalismalarim oluyor, fotograf bence siirin ta kendisi ya da yasamin siirinden bir kesit. Iki örnek vereyim: Gurbet Yolunda ve Mevlana.


Dergimizin teknik yapimi, sayfa düzeni vb büyük boyutlarda benim omuzlarimda. Anafilya kuruculari içinde en yasli olmanin ve emeklilik dönemine neredeyse baslamanin kaçinilmaz bir sonucu bu. Ugrasim çok heyecan verici belki ama ayni zamanda yorucu da. Her seye karsin Murat ve Muzaffer dostlarin yardim ve destekleri olayi ayakta tutmaya ve dergileri su ana kadar gecikmeden yayinlamama yetiyor.

Tattigimiz en büyük mutluluklardan biri de Anafilya'nin katilimcilarina ve bize açtigi yeni ufuklar , kendiliginden olusan birbirinden güzel, içten ve simsicacik dostluklar, sevgi ve karsilikli yardimlasma temelinde gelisen etkilesim-iletisim. Daha ne isteyebiliriz ki... Yasassn Anafilya!

M. Halit UMAR

* * * * *

Anafilya ile ilgili birkaç ani  

Murat TUNCEL


Anafilya'dan önce Türkiye'de bazi süreli yayinlarda yazilarim ve öykülerim yayinlaniyordu. Türkiye'den Hollanda'ya gelmeden önce de birkaç gazete ve dergide sanat sayfalari deneyimim olmustu. O sayede de yazar, sair ve edebiyat dünyasindaki diger insanlarla iletisimimi kuruyordum. Fakat bu iletisim agi belli düzeyde ve ulusal cografyamiz içerisinde gerçeklesiyordu. Anafilya'nin yayinlanmasindan sonra iletisim agi genisledigi gibi, iletisim sinirlarim da dünya sinirlariyla bir oldu. Dogrusu daha önceleri bunu hiç düsünmemistim. Bir gün bir e-mail aldim Avustralya'dan. Söyle yaziyordu:

"Cennet kusunuz çok olsun. Hep düsünürdüm cennet bizim mi, yoksa erkeklerin mi? Demek orasi da erkeklerinmis! Fantezilerime yeni birisini eklediginiz için tesekkür ederim. Anafilya'yi hep okuyacagim..." 


Bu kisa mesaj ilk sayimizdan sonra gelmisti. Okuyucumuz söz verdigi için her zaman bulusabilecegimizi düsünerek adresini bir yere kaydetmedim. Sadece bir tesekkür mesaji gönderdim. Gelen mesaj kisaydi, ama gelin görünki, benim gözlerimi dünyaya açmama neden oldu. Içimde tuhaf bir his beni dünyayi düsünmeye zorluyordu.


Görünürde bir yere sabitlenmis gibiydim, ama ayni zamanda dünyayi dolasiyordum. Dogrusu güzel bir duyguydu.


Yaz tatilini Didim'de geçiriyordum. Sürekli de Anafilya'yi izlemek ve Halit agabeyden gelecek haberleri yanitlamak için internet kafeye gidiyordum. Bir gün on iki, on üç yaslarinda bir çocukla karsilastim. Kitaplar üzerine konusuyorduk ki, çocuk mecara romanlari yazdigini söyledi. Yazarligin ne menem bir sey oldugunu bilmedigi için de ovünüyordu. Ona Anafilya'nin adresini verdim. Iki gün sonra karsilastigimiz zaman oldukça sicak duygularla boynuma sarildi: "Sizi tanidiktan sonra çok degistim, size yazdiklarimi gönderebilir miyim?" diye sordu. Simdi Anafilya sayesinde arada bir onun angaryasini da çekiyor, Anafilya okulundan mezun etmeye ugrasiyorum.


Geçtigimiz yil 2001'in on birinci ayda "Istanbul Kitap Fuar'ina gitmistim. Türkiye Yazarlar Sendikasi standinda imzamin oldugu bir gün, masanin üzerindeki adimizin yazilioldugu kartona bir bayanin dikkatlice baktigini gördüm. Sonra bayan arkadas yanimda oturan yazar arkadaslarla konustuktan sonra benim yanima geldi:  


"A! O sizsiniz," dedi. Ben kimim, diye düsünürken, o gülümseyerek, "Anafilya'daki Murat Tuncel'siniz," diye sözlerini bitirdi. Sonra elbette sohbet koyulasti. Simdi bizi zaman zaman siirleriyle senlendiren sair arkadas o gün bir takim da kitabimi imzalatti bana.  

Bu anilara onlarca böyle canli ani katmak olanakli fakat ben iki hafta önce benim Çilli Tineke ile Çakir Ismail adli öykümü Anafilya'da okuyan bir okuyucumun söylediklerini e-mailinden oldugu gibi buraya alarak yazimi bitiriyorum:             

Bir rastlanti sonucu Anafilya'da yazinizi okudum. Hosuma gitti. Vallahi merak ettim, n'oldu sonunda? Bizim Çakir masasindan kalkti gitti mi, yoksa o kadin Çakir'in masasina mi geldi? Küçükoglu naapti? Karakiz'ialacak mi? Velhasil epeydir bu kadar zevkle okudugumu hatirlamiyorum...


Murat TUNCEL: Özyasam


1952 yilinda Kars-Hanak'ta dogdu. Ilk ve orta ögreniminden sonra Artvin Ögretmen Okulu'nu  bitirdi. 1979 yilinda Istanbul Atatürk Egitim Fakültesi'nin Türkçe Bölümü'nden mezun oldu. Yurdun çesitli yerlerinde ilk ve ortaokullarda çalisti. 1984 yilinda ögretmenlikten ayrildi. Günaydin Gazetesi'nde çalisti. 1989 yilinda Hollanda'ya gitti. Yazin yasamini Hollanda'da sürdüren yazar, Hollanda Egitim Bakanligi'na bagli bir temel egitim okulunda Anadili dersleri ve Rotterdam Konservatuari'nda Türk Dili ve Edebiyati dersleri vermektedir.

Yurdumuzda yayinlanan Varlik, Edebiyat Gündemi, Damar, Yasasin Edebiyat, Kiyi, Karsi Edebiyat, Dönemeç, Türk Dili Dergisi, Güzel Yazilar, Evrensel Kültür gibi edebiyat dergilerinde öyküleri  ve yazilari yayinlanan  yazarin ilk kitabi 1981 yilinda yayinlandi.

Ayrica Hollanda'da birçok antolojide öyküleri yayinlanan yazarin son yapiti Üçüncü Ölüm bir kurum tarafindan senaryolastirilmaktadir. Yazar, Türkiye Yazarlar Sendikasi, Hollanda Yazarlar Sendikasi ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesidir.

Yapitlari:

Öyküler: Dargin Deiilim Yasama (1981), Mengelez (1983), Günessiz Dünya (1987) ve Beyoglu Çigliklari (1989).

Çocuk öyküleri ve çocuk romani: Tipi (Esin yayinlari 1982, Ceylan 2000), Buluta Binen Uçak (1983), Tullu Kurbaga (roman-Esin yay. 1984 Istanbul, Ortadogu Ferlag-Almanya 1996, Engin Yayinlari 2000 Istanbul).

Roman: Hollanda'da yasayan insanlarimizin yasamlarindan kesitler verdigi  Maviydi Adalet Sarayi (Pencere 1994), Bir Macar'in yasaminikonu alan Üçüncü Ölüm Halkevleri yayini1997, Pencere Yayinlari 1998).

Ani: Yarimamiz Anilar(1996 Pencere).  

Ödülleri:  1979 yilinda Kültür ve  Spor Bakanliginin ortaklasa düzenledigi Gençlik Öykü Ödülü'nü Çerçi adli öyküsüyle, 1997 NPS Radyo Öykü Ödülünü Cennet de Bitti adli öyküsüyle, 1994 Sükrü Gümüs Roman Ödülü'nü Maviydi Adalet Sarayi adli  romaniyla , 1997 Halkevleri Kültür - Sanat Yarismasi Roman Ödülü'nü  Üçüncü Ölüm adli romaniyla ve 2000 Yili Orhan Kemal Öykü Ödülü'nü yayinlanmamis öykü dosyasiyla almistir.

Yazar hakkinda bilgi: Edebiyatimizda Isimler Sözlügü (Behçet Necatigil - Varlik), Tanzimattan Günümüze Edebiyatçilar Ansiklopedisi (YKY), Edebiyatçilar Antolojisi (Ihsan Isik-Ankara), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yilliklari (Istanbul).

* * * * *


Muzaffer YANIK

Anafilya'nin en genç kurucu üyesi Muzaffer Yanik siirleriyle heyecanlarimizi kamçilamaya devam etmektedir. Ben, sensizligi üsüyorum adli siirler demetiyle Anafilya'nin daha ilk dergisinde siirseverlerin gönlünü kazanmasini bilmistir. 

Asagida Azdirma Gönlüm adli siirinden kisa bir alinti var.


Sevdalar pesinde sel olup aktim
Ask yoluna girdim, muhabbet tattim
Yavan benligime dostlugu kattim
Baska dalgalarda gezdirme gönlüm.

Gerçek dostsan gir gönlüme kur tahtin
Meger sevilmekse, sevmekse ahdin
Meramin muhabbet, dostluksa tadin
Sal da melteminde demlensin gönlüm

Ekim 1995


Muzaffer YANIK: Ozyasam



Ben Muzaffer Yanik. 1963 yilinda Erzurum'un Pasinler kasabasina bagli Güzelhisar Köyü'nde dogmusum. Ilkokulu köyümde bitirdim. Bütün ilkokul süresince yalnizca bir kitap okudum. Yazarini bilmedigim bu kitabin adi "Cengiz'in Çingiragi" idi.

Orta ve lise ögrenimimi yapmak için Erzurum'a geldim. Otellerde, yurtlarda ve akraba evlerinde sürüp giden çileli bir yasamiim oldu. En güzel yilim lise son sinifti, çünkü anam benim için Erzurum'a gelmisti. Orta ve lise dönemi pek basarili geçmedi. Sonunda üniversite sinavlarini da kazanamayip Hollanda'ya gelecektim. Ölmeden cennete gitmenin ve çalismadan refah içerisinde yasamanin yolu Hollanda'ya gelmekti! Sonunda geldim iste Hollanda'ya.

1981 yilinin yagmurlu bir sonbahar gününde Hollanda'ya merhaba dedim. Gelirken memleketimin daglarini, derelerini, hele hele günesini de içimde getirmistim. Yüregimi orada birakip gelme yerine, onlari yüregime sigdirip beraberimde getirmistim.  

Hollanda'daki yasamimin ilk yillari oldukça yogun bir çalismayla geçti. Hayalimdeki cennette cinnet getirecek kadar zorlu yillardi bu ilk yillar. Felemenkçe'yi ögrendikten sonra birden kendimi pedagoji akademisinde buldum. Oldukça yogun geçen üç yilin sonunda akademiyi bitirmis ve ögretmen olmustum. Akademinin bana verdigi en güzel sey ölünceye kadar birlikte mutlu yasamayi ümit ettigim hanimimla tanismam oldu.

Diplomayi aldigim aksam o sevdigim kizla da söz kesilecekti. Onunla mutlu geçen evliligimim 15. yilinda bir oglumuz bir de kizimiz oldu. Ögretmenlik, aklimin ucundan bile geçirmedigim bir meslekti, fakat sevdirdiler. Çocugu okuyarak degil, onunla oynayarak tanidim. Oynadikça da bu meslekten haz aldim.  

Meslege atildigim ilk günden itibaren bir de misyon yüklenmistim: Hollanda'daki kaderdaslarima yönelik egitim içerikli bilgilendirme günleri düzenlemek veya baskalari tarafindan düzenlenen ayni tür egitim toplantilarinda bilgilendirme yapmak... Bu vesileyle ayagimin degmedigi yer kalmadi.

Bu ara yine hem çalisip hem de yüksek dereceli pedagoji egitimine devam ediyordum. Egitime 1989 yilinda basladim ve ayni yil Breda sehrinde belediye düzeyinde Anadili ve Kültürü Egitimi'nin koördinatörlügü görevine getirildim. Egitimimi bitirdikten sonra bu görevi baska bir sehirde temel egitim veren okullara yönelik egitim uzmani olarak ürdürdüm. Üç yil bu görevde çalistiktan sonra Hogeschool Brabant yüksek ögrenim kurumuna basli egitim fakültesine egitim bilimci sifatiyla alindim ve bu fakültede halen ögretim görevlisi olarak çalismaktayim.  

Bunun yaninda Hollanda'daki Türk Toplumuna yönelik sosyal faaliyetlerim de devam etti tabii ki. Çalistigim okullarda kendi velilerim için Türkçe açiklamali dil kurslarindan, velilere yönelik bilgilendirme toplantilarina konusmaci olarak katilmaya; Demokratik Sosyal Dernekler Federasyonu baskanligindan Hollanda'da Türkler için Danisma Kurulu üyeligine kadar uzanan, uzun soluklu bir bir ugrasti bu.  

Henüz basilmis bir kitabim yok. Hakemli dergilerde yayinlanan egitim içerikli yazilarim, gerek Hollanda içi gerekse uluslararasi konferanslarda meslegim ile iliskili konusmalarim oldu. Bunlardan en hosuma giden ise Türkiye'de, Erzurum'da yapilan IX Ulusal Egitim Kongresi'ne Hollanda'dan katilmamdi. Hollanda egitim sisteminde pedagojik ve ideolojik çesitlilik konulu bir bildiri sundum. Bu bildiriyi biraz modifiye edilmis ve kisaltilmis sekliyle önümüzdeki aylarda Anafilya'da da yayinlayacagiz. 

Son askim, Anafilya'dir. Sevdigim ve saydigim agabeylerimle birlikte kucakladigimiz sevdamizdir o; Anafilya. Anam gibi kokan sevdamdir o!

Bunun yaninda Hollanda'da yayinlanan çesitli dergi ve gazetelerde de sürekli köse yazarligi yaptim, Prizma Gazetesi, Ekin Dergisi gibi. Digerlerinde de, Ilke ve Söz Hakki dergisi gibi yayinlanan yazilarim var. 

Edebiyata ilgim siirle basladi. Hollanda'ya gelmeden önce, ögrencilik yillarimda sevdigim kizlara yazdigim siirlerdi onlar. Anafilya vasitasiyla siirlerim gün geçtikçe daha bir olgunluk kazaniyor. Sevgili abim Halit Umar'in ve yine saygideger hocam egitimci ve yazar Murat Tuncel'in bikmadan, usanmadan siirlerimi didiklemeleri bu olgunlugun baslangici ve devami olacaktir. Siirlerim incelendi.. Kisa bir süre içerisinde yayinlanacagini umdugum kitabimla, sevdami  dostlarimla ve  okuyucularimla paylasmanin hazzini düslüyorum. 06.02.2002

Anafilya buketini en içten sevgilerle sunuyoruz

Halit-Murat-Muzaffer

 

ARSIVIMIZ

©Anafilya -2002

Bu sayi Nazim HIKMET & Ilhan MIMAROGLU 'na ithaf edilmistir.

ISIK BINYILI'nin 8nci sayisiyla IKINCI YILDONÜMÜNÜ kutluyoruz...

Bugune degin katilimlariniz, ilginiz ve desteginiz icin sonsuz tesekkurler...
Dusunsel ve gorsel urunlerinizi yayinlanmak uzere her zaman gonderebilirsiniz... ILETISIM

ISIK BINYILI e-dergi; The Light Millennium, Inc., bunyesinde "kamu yararina yayincilik"
yapmak uzere 17 Temmuz 2001 tarihinde, New York Valiligi'nin onayi ile ve New York
merkezli olmak uzere, ticari amac tasimayan bir kurum statusu kazanmistir.
ISIK BINYILI: AMAC

Yayin Ilkeleri

Sonbaharl-2000

TÜRKCE
Anasayfa

INGILIZCE
Içindekiler

@ ISIK BINYILIi e-dergisi, Bircan ÜNVER tarafindan tasarlandi ve üretildi.
8nci sayi. KIS- 2002, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org E-mail: contact@lightmillennium.org