KARANLIKTA HIÇ BIRSEY KALMASIN!...
YERYUZU'muz henuz bir tane!... Onu tahrip edersek baska nereye gidecegiz?
Kis 2002: 8.sayi- **2. Yildonumu**
Isik Binyili-Anasayfa Sanat Ithaf SPONSOR 2nci Yildonumu Mektubu ARSIV
Amac Makale-Deneme-Oyku Roportaj BUGUN Projeler KADRO
Manifesto Siirler Gunce & Dusler Yayincilik Ilkesi Fugen Gulertekin ILETISIM

Bir Nazim HIKMET tutkunu: Suat OZONDER
"Disarda bir bayrak gibi
Dalgalanirken adin,
Içeride sen ihtiyarladin."



Nusret OZGUL
 

"Nazim herhalde bir gün gelip de, Türkiye'de degisimin olacagini, Alpaslan Türkes'in ölmeden önce MHP kongrelerinde siirlerinin okunacagini, diger parti yöneticilerinin konusmalarinda siirlerine atifta bulunacagini tahmin etmezdi. Tipki, Suat Özönder'in bir gün gelip de, Bulgaristan basimi kitaplarini okuyarak ögrendigi Nazim'i, 100. yilinda son teknoloji harikasi müzik kayit imkânlariyla bir CD'ye sigdirabilecegini tahmin etmedigi gibi."

Suat OZONDER'in Nazim HIKMET'in siirlerinden yaptigi besteler ve demo CD.


Biz bu türküleri elbette isitecek degiliz,

topragin altinda yatar upuzun,

çürür kara dallar gibi ölüler,

topragin altinda sagir, kör, dilsiz.

Ama bu türküleri söylemisim ben

daha onlar düzülmeden,

Olsun, o isitmese bile 100. dogum gününde yerkürenin dört bir yaninda, söyledikleri de söylemedikleri de, duyduklari da, duymadiklari da, türküler, sarkilar söyleniyor onun için. Ama o henüz, daha yasaminda düsledigi, sürgünde özlemini çektigi, "Vasiyeti"nde su dizelerle tarif ettigi son ikametgâhina kavusabilmis degil:

Yoldaslar, ölürsem o günden önce yani,

-öyle gibi de görünüyor-

Anadolu'da bir köy mezarligina gömün beni

ve de uyarina gelirse,

tepemde bir de çinar olursa

tas mas da istemez hani...  


Bir insana herhalde yasaminda da, ölümünden sonra da verilebilecek en büyük cezadir, sürgün... Bogaziçi mehtabini kucaklamayi, Izmir'in Kordon'unda Pasaport Iskelesi'ndeki kahvehanelerden herhangi birinde, martilarin çigliklarini dünyanin en güzel müzigi olarak dinlemek üzere gözlerini kapatmis, elinde nargilesi veya raki bardagi Körfez kokusunu cigerlerine çekmeyi, veya dogdugu Anadolu köyündeki Panayir alaninda, kavaklarin altina uzanip, elinde Avrupa'dan özel olarak getirdigi oyma biçagi ile Türkiye'yi hiç görmemis çocuklarina kaval yapmayi düsleyen ne insanlar tanidim.


Hepsinin ortak bir noktalari vardi: vatandasliktan çikartildiklari için zorunlu sürgündeydiler ve bir gün dönebilecekleri günün özlemini çekiyorlardi. Tipki düsüncesinden, inancindan dolayi ceza yemis ama aslinda suçsuz bir müebbet hapis mahkumunun, "bir gün af çikar da su dört duvar arasindan kurtulur, çimenlere uzanir, günesin isittigi vücudumu gökyüzünün o masmavi kucagina birakiveririm" diye düsledigi gibi...


Suat OZONDER, 30 yili askin bir suredir Belcika'da yasiyor.




Suat ile çogu entelektüel, yazar, sanatçi ve gazetecinin "sürgün yillari" olan 70'lerde tanistik biz... Solculukla falan alâkasi yoktu. Sagcilikla hiç. Insandi, her insani oldugu gibi kabul ederdi. Çagdasti. Gerçek milliyetçiydi ve üstelik sürgünde degildi. Gitari elinden hiç düsmezdi. Göçmen isçilerle ilgilenen bir büroda çalisirken bile, ögle saatlerinde ugradigim zaman onu yemek yer bulacagimi, ekmeginin bir ucundan koparip tadina bakacagimi sanirdim. Her seferinde yanilirdim. O, arka odaya çekilmis, gitari elinde yeni besteler üzerinde telleri tingirdatmakla mesguldü.


Kisa süreli geldigimiz Belçika'da, ikimiz de 30 yili askin bir süreyi geride biraktik. Suat erken evlendi. Birbirinden güzel çocuklara sahip oldu. Tek bir emeli vardi: Türkiye'de degil, gurbet ellerde tanidigi Nazim Hikmet anisina o'nun siirlerinden, ama kendisinin besteledigi melodilerden olusan bir plâk yapmak. Ege'nin incilerinden Bergama dogumlu, bu Saint-Benoit mezunu genç nereden bilsin emelinin Nazim Hikmet'in 100. dogum yilinda gerçeklegecegini. Yani,  Nazim'in, Bulgaristan baskisi siir kitaplarini okudugu yillardan tam 30 yil sonra bu onura sahip olacagini...


Özgeçmisinde söyle yazar Suat'in : "Müzisyen ve tiyatro oyuncusuyum. Oniki telli gitar ve klavye çaliyorum. Avrupa'ya müzik çalismalarimi sürdürmek ve her iki kültürden faydalanip bir mozaik yapmak için geldim."

Mozaik yapmakla kalmadi. Avrupa'nin bir çok ülkesinde konserler, yarismalarda kazandigi ödüller, single'lar, Unesco'nun Nasrettin Hoca yili münasebetiyle "parayi veren düdügü çalar" besteleri ile sayisiz radyo ve televizyon programlari ile dolu, dopdolu bir yasam sürdürdü. Ömer Hayyam, Yunus Emre, Nazim Hikmet, Aziz Nesin, Can Yücel gibi ünlü sairlerin eserlerinden çok sayida besteler yapti. Nazim Hikmet'in "Kiz Çocugu"nu besteledi.


Kapilari çalan benim

kapilari birer birer.

Gözünüze görünemem

göze görünmez ölüler.



Hirosima'da öleli

oluyor bir on yil kadar.

Yedi yasinda bir kizim,

büyümez ölü çocuklar.



Saçlarim tutustu önce,

gözlerim yandi kavruldu.

Bir avuç kül oluverdim,

külüm havaya savruldu.



Benim sizden kendim için

hiçbir sey istedigim yok.

seker bile yiyemez ki

kâat gibi yanan çocuk.



Çaliyorum kapinizi,

teyze, amca, bir imza ver.

Çocuklar öldürülmesin

seker de yiyebilsinler.


Bestelemekle de kalmadi, Münevver Volkof araciligiyla Nazim'in oglu Mehmet NAZIM, "Kiz Cocugu"nun telif hakkini Suat'a bagisladi. Belçikali sair Lucie Spède Fransizca'ya uyarladi. "Kiz Çocugu" dizelere döküldügü 1956'dan neredeyse yirmi yil sonra Suat'in radyo ve televizyon programlarinda, konserlerinde vazgeçemedigi, bir elinden tutarak ülke ülke dolastirdigi "bestesi" olmustu. Durmadi.


-Hava kursun gibi agir!!

Bagir

     bagir

          bagir

                bagiriyorum.

Kosun

      kursun

            erit-

               -mege

                      çagiriyorum...

Ben yanmasam

              sen yanmasan

                       biz yanmasak,

                       nasil

                           çikar

                                karan-

                                       -liklar

                                          aydin-

                                               -liga...
" dedi, Nazim'in "Kerem"ini besteledi.


- Türkü söyler gibi yapilmiyor yapi.

Bu is biraz daha zor.

Zor mor ama

            yapi yükseliyor, yükseliyor.

Saksilar konuldu pencerelere

                               alt katlarinda.

Ilk balkonlara günesi tasiyor kuslar

                               Kanatlarinda"


dedi. Nazim'in "yapiyla, yapicilarini" besteledi. Yolcu Yolun Sarksa ve Memet digerlerini izledi.


Suat'in bekledigi gün gelip, çatmisti. Unesco'nun 2002'yi Nazim Hikmet Yili  ilân edecegini duyunca kollarini sivadi.


"Çok yorgunum, beni bekleme kaptan.


Seyir defterini baskasi yazsin.


Çinarli, kubbeli, mavi bir liman.

Beni o limana çikaramazsin..."



Nazim'in yorgunluktan çikamadigi "Mavi Liman"  Suat'in 12 telli gitarinda aglamakliydi, dalgaliydi, çalkantiliydi, hüzünlüydü... Sözleri ve müzigi kendisine ait olan iki yeni beste yapti: Haziran Atesi ve Nazim'a Agit..

Ve su on eserlik CD ortaya çikti:

Haziran Atesi, - Nazim'a Agit, - Yolcu Yolun Sarksa, - Kiz Cocugu, -Kerem Gibi, - Yapiyla Yapicilar, -Günler, - Vapor+ Mavi Liman, -Memet, -Vasiyet...


"Müzisyen ve tiyatro oyuncusuyum. Oniki telli gitar ve klavye çaliyorum. Avrupa'ya müzik
çalismalarimi sürdürmek ve her iki kültürden faydalanip bir mozaik yapmak için geldim."


Unesco ve Kültür Bakanligi'na basvurdu. CD'sini  Nazim Hikmet Yili için yayinlamak istedigini ve etkinlik programina dahil edilmesini önerdi. Unesco'dan cevap bile gelmedi.  Nazim « pasta »sini herhalde baskalari paylasmak istiyorlardi. Kültür Bakanligi aksine olumlu yanitladi. Suat umutlu konusuyor: "Bir de T.C. Kültür Bakanligi Telif Haklari ve Sinema Genel Müdürlügü, Devlet Opera ve Bale Genel Müdürlükleriyle temaslar kurup projemden bahsettim. On sarkilik "demo C.D." mi kendilerine dinlettim. Cok begenildi. Böylece bu proje önümüzdeki günlerde toplanacak "Komisyon"da ele alinacak. Olumlu bir yanitta tüm eserler bir C.D. de toplanip yayinlanacak. Simdilik orkestra düzenlemelerini de kendim yaptigim bu  melodilerin, stüdyoda kayitlarini yaptik. Elimde "Play Back ve demo C.D." var. Bu orkestrasyonlar, elektronik enstrümanlarla çalindi. En büyük hedefim simdi bu eserleri "Senfonik orkestra" esliginde okuyabilmek.»

Nazim, kendini anlatan siirinde söyle der:


"kimi insanlar otlarin, kimi insan baliklarin çesidini bilir

ben ayriliklarin

kimi insan ezbere sayar yildizlarin adini

ben hasretlerin,

Ardindan da tabudunun kaldigi evden nasil indirilecegini anlatir bir baska siirinde ve veda noktasini koyar:



Bakacak arkamdan mutfak penceremiz.

Balkonumuz geçirecek beni çamasirlariyla.

Ben bu avluda bahtiyar yasadim bilemediginiz kadar.

Avludaslarim, uzun ömürler dilerim hepinize...


1963 Nisan, Moskova


Suat ile 70'li yillarda TKP veya TIP yanlisi dernekler tarafindan düzenlenen Nazim'i anma gecelerini veya günlerini animsariz. Bu toplantilara gidenler önce mimlenir, sonra da fislenirlerdi. Nazim herhalde bir gün gelip de, Türkiye'de degisimin olacagini, Alpaslan Türkes'in ölmeden önce MHP kongrelerinde siirlerinin okunacagini, diger parti yöneticilerinin konusmalarinda siirlerine atifta bulunacagini tahmin etmezdi. Tipki, Suat Özönder'in bir gün gelip de, Bulgaristan basimi kitaplarini okuyarak ögrendigi Nazim'i, 100. yilinda son teknoloji harikasi müzik kayit imkânlariyla bir CD'ye sigdirabilecegini tahmin etmedigi gibi.


Yasamak bir agaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardesçesine...


* * * * *


Suat OZONDER'in "Nazim HIKMET, Yeni Sarkilari" demosunda yer alan bestelerden:

Gunler


Geçip gitmis günler gelin
Raki için sarhos olun
Islikla bir seyler çalin
Geberiyorum kederden

             ****

Ilerdeki güzel günler
Beni görmeyecek onlar
Bari selam söylesinler
Geberiyorum kederden.

             ****

Basladigim bugünkü gün
Yarida kalabilirsin
Geceye kalmadan yahut
Cok büyük olabilirsin

            ****

" Ilerdeki güzel günler
Seni göremedi onlar
Selamlarini aldilar
Kalbimizdesin Nazim Hikmet." (1)

Söz: Nazim  Hikmet
Söz (1): Suat Özönder (ekleme)
Müzik : Suat  Özönder



Haziran Atesi


Burasi- Bizim  Radyo
Kisadalga

               30 virgül 83

Büyük sair Hazim Hikmet,
Moskova'da bu sabah!.

              ***   ***   ***

Ölmedi o ölmedi o
Ölmedi o hey hey

         ***

Haziran gelmeseydi (ölmedi o *olmedi o ölmedi o hey hey )
Sabahlar olmasaydi  (    ""     ""     ""                                    )
Yigidim ölmeseydi   (    """    ""    """                                   )

          ***

Aaah!
Aci haber tez gelir
Gelir de beter gelir!..
Ölmedi o ölmedi o
Ölmedi o hey hey.


Söz ve müzik:   Suat Özönder.







Nazim'a Agit

Varna'dan vapurlara yetisemedin

Hapishanelerden umutlar verdin

Cinarlara kolan vurdun sallanamadin

Yilmadan usanmadan siirler yazdin

Yetmisiki dilde söylendi durdu

Türkiyende türkçenle yasaklar kondu.

                 *******

Disarda bir bayrak gibi

                   Dalgalanirken adin

Içeride, sen ihtiyarladin.

                  ********

Oglunu resimlede büyüttün ama

Bir türlü kendini göremedin ya

Memleketim diye diye çirpindin durdun

Sonunda topraginda yatamadin ya.


Söz ve müzik : Suat Özönder


Bir Insan Analizi: Nazim HIKMET RAN

Unutulan Insan

Nice Binyillara Sevgili Nazim

Nazim Hikmet'in 100.ncu Dogum Gunu icin;
Sairden SIIRLERIN Okunarak Kutlanacagi Etkinlik: 2 Mayis 2002


© Nusret OZGUL, Subat 2002, Bruksel. E-mail:
ozgul.nusret@euronet.be
Bu sayi Nazim HIKMET & Ilhan MIMAROGLU 'na ithaf edilmistir.

ISIK BINYILI'nin 8nci sayisiyla IKINCI YILDONÜMÜNÜ kutluyoruz...

Bugune degin katilimlariniz, ilginiz ve desteginiz icin sonsuz tesekkurler...
Dusunsel ve gorsel urunlerinizi yayinlanmak uzere her zaman gonderebilirsiniz... ILETISIM

ISIK BINYILI e-dergi; The Light Millennium, Inc., bunyesinde "kamu yararina yayincilik"
yapmak uzere 17 Temmuz 2001 tarihinde, New York Valiligi'nin onayi ile ve New York
merkezli olmak uzere, ticari amac tasimayan bir kurum statusu kazanmistir.
ISIK BINYILI: AMAC

Yayin Ilkeleri

Sonbaharl-2000

TÜRKCE
Anasayfa

INGILIZCE
Içindekiler

@ ISIK BINYILIi e-dergisi, Bircan ÜNVER tarafindan tasarlandi ve üretildi.
8nci sayi. KIS- 2002, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org E-mail: contact@lightmillennium.org