KARANLIKTA HIÇ BIRSEY KALMASIN!...
YERYUZU'muz henuz bir tane!... Onu tahrip edersek baska nereye gidecegiz?
Kis 2002: 8.sayi- **2. Yildonumu**
Isik Binyili-Anasayfa Sanat Ithaf SPONSOR 2nci Yildonumu Mektubu ARSIV
Amac Makale-Deneme-Oyku Roportaj BUGUN Projeler KADRO
Manifesto Siirler Gunce & Dusler Yayincilik Ilkesi Fugen Gulertekin ILETISIM

"Kendimi WTC'e Giderken Buldum."

Nihal SARAN

Gecen haftalardan birinde tum cesaretimi toplayip eskiden World Ttrade Centerin bulundugu yere gittim. Bugune kadar eminim bu konuda cok seyler okudunuz, goruntuler hepimizin hafizasinda hala cok taze ancak ben yine de sizlerle paylasmak istedim.


Bugun 11 Eylul'un uzerinden tam 3 ay gecmis, ulke de tum televizyonlar kayiplari aniyor, saygi durusunda bulunanlari gosteriyor.


Ben olayin oldugu gun kucuk kizimi okula birakip eve donmus ve erken saatte televizyonu acip seyretmeye baslamistim. Ilk bina da ki yangini once normal bir yangin zannedip tam o sirada ikinci ucagin diger binanin arkasindan cikmayip carptigini ve bu sirada Pentagon ve Washington haberlerinin ekran bolunup kucuk haberler halinde verilisini seyrederken olayin hangi boyutlara ulasacagini tahmin etmeye calisiyordum. Dogrusu korkmaya baslamistim, kimdi bu gozu donmus insanlar, daha neler olacakti, butun bunlar yapanlarin yanina kalmamaliydi ve kalmayacakti. Savas naralari atilmaya baslamisti. Oyleyse bizi neler bekliyordu?


Butun bunlar bir yana New York'ta yasadigim icin olay yerini hep gormek istedim, onceleri yollar kapaliydi, uzunca bir sure zaten televizyonlar surekli gosterdiginden, gitmeyi hep erteledim, yanima arkadas aradim, kime sorsam gitmek istiyor ama... Bir turlu olmuyordu.


Neyse nihayet  gecen hafta baska yere giderken guzergahim kendiliginden degisti ve kendimi WTC'e giderken buldum. Metrodan tahminen burada inmeliyim diyerek indim ve yer yuzune ciktim. Elimde haritam yon belirlemek icin sagima soluma bakarken arkama dondum ve iste o an celik yiginlarini gordum. O zaman havada ki garip kokunun nedenide anlasildi, inanin abartmiyorum agzimdan "Nasil yaparsiniz, bunu nasil yaptiniz, olamaz boyle birsey", sozcukleri pespese kendiliginden dokuluyordu, yolun ortasinda kendi kendime konustugumu farkettim, cakilip kalmisim, o sira da celigin uzerine su sikmaya basladilar. Sonradan ogrendim, onca sogumasina karsin su an 600 derecelik isi varmis.

 
Inanilmazdi o binalar varken hic farketmemisim ne kadar buyuk bir alan kapliyorlarmis, yakinlarinda ki binalardan bazilarininda cepheleri hasarliydi, kirliydi, kimi yas tutar gibi siyah ortulere burunup sanirim tozdan v.s. korunmak, biraz da kendini baska gozlerden saklamak istemisti. Binanin ayakta kalan bazi celik parcalari var insanligin utanc abidesi gibi hala ayakta duruyor. Bu arada bunlari hala  uzaktan  gorebildiginizi soyleyeyim.birkac blok oteden bu goruntulere sahip olabilirsiniz, paravanlarla kapali tum cevresi, sadece bloklar arasinda ki yollardan ne kadar gorebilirseniz.


Saskinligim gecince etrafima bakmaya basladim, bulundugum yerdeki binalarin cogu cephelerini temizlemisler ama yine de bir gariplik var, bos bir kat dikkatimi cekti, tum cephesi cam, icerisi toz toprak, terkedileli cok olmus gibi ayrica bazi is yerleri kapanmis, bazilarida cok iyi is yapiyor, ziyarete gelenler oldukca yogun, kayip ailelerinin olusturdugu , resim, cicek, hatira esyalarin oldugu,  kaybiniz olmasa bile iki satir yazmak istediginiz, ki cogunluk yaziyordu, bezler duvarlarda asili. Ben enkazi gorebilecegim her yerden gormeye calistim, celigin nasil sac telleri gibi birbirine girmis oldugunu, katlarin birbirinin ustune nasil kagittan yapilmiscasina yattigini uzulerek seyrettim. Etrafimda ki kalabaligin yuzlerinde ki ifade de hep ayniydi, "Nasil olabilir boyle birsey" diyen, acidan gerilmis ifadeler gordum. Zaten ilk gordugum anin hemen sonrasinda  esimi aradim, paylasmak istedim sanirim,"cok kotu, hala cok kotu gorunuyor, havada da kotu bir koku var demisim".


Hayat elbette ki normale dondu, aylarca gerekmedikce toplu tasima araclarini kullanmadik, ucak dustu inanmadik kaza olduguna, anthrax virusunu supheyle karsiladik, ancak  yasam devam ediyor tum iyi ve kotu yanlariyla. Ben son soz olarak sunlari soylemek istiyorum, insan aklinin siniri yok, o sinirsizligi insanligin iyiligi icin kulanmasini diliyorum. Cocuklarimiza savasin , terorun, acligin olmadigi, herkesin insanca yasadigi bir dunya birakabilmeyi hayal ediyorum.

Sevdiklerinizle, mutlu ve saglikli bir yasam diliyorum hepinize.

Aralik 2001, New York

Bu sayi Nazim HIKMET & Ilhan MIMAROGLU 'na ithaf edilmistir.

ISIK BINYILI'nin 8nci sayisiyla IKINCI YILDONÜMÜNÜ kutluyoruz...

Bugune degin katilimlariniz, ilginiz ve desteginiz icin sonsuz tesekkurler...
Dusunsel ve gorsel urunlerinizi yayinlanmak uzere her zaman gonderebilirsiniz... ILETISIM

ISIK BINYILI e-dergi; The Light Millennium, Inc., bunyesinde "kamu yararina yayincilik"
yapmak uzere 17 Temmuz 2001 tarihinde, New York Valiligi'nin onayi ile ve New York
merkezli olmak uzere, ticari amac tasimayan bir kurum statusu kazanmistir.
ISIK BINYILI: AMAC

Yayin Ilkeleri

Sonbaharl-2000

TÜRKCE
Anasayfa

INGILIZCE
Içindekiler

@ ISIK BINYILIi e-dergisi, Bircan ÜNVER tarafindan tasarlandi ve üretildi.
8nci sayi. KIS- 2002, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org E-mail: contact@lightmillennium.org