|
Herkesin
soluk soluga izledigi, Amerika'ya yapilan saldirilar ve sonrasi;
ozellikle New York'taki IKIZLER'lerin bir bilim-kurgu filmine
benzer sekilde cokmesi ve bunun sonucu olarak binlerce insanin
hayatini kaybetmesinin, israrla goz ardi edilen bir baska boyutu
yok mu? Bu boyut tum dil, din, kultur ve yasama haklari yok
sayilan hem icerisi hem de disarisi tarafindan UNUTTURULAN INSANLARIN
BIR ISYANI da degil mi?
LADIN'in
teslimi icin 3 gun sure verildigini ve o surenin bitiminde ise
TALIBAN'in Baskan W. Bush'tan bir gorusme talebine karsilik,
"konusma degil, hareket etme zamanidir" dedigini hep
birlikte izlemekteyiz.
Bir taraftan intikam
icin gozun alabildigine karartilmisligi, diger taraftan Amerika'nin
hamasi bir edebiyatin icine suruklenerek, adeta yasanan dehsetten ve Amerikan halkinin
ofkesinden maksimum yararlanmak amacinda olundugunun resmi cizilmiyor
mu? Ayni zamanda Dev, Fare'yle, neredeyse tum yeryuzunun canina
ot tikayacak bir savas icin cok ama cok sabirsizlaniyor!
Illustrasyon:
M. K. Perker
Peki bu sabirsizlik, acelecilik ya da telas niye?
Bizlere ulastirilan anket sonuclarinin
da, Turkiye'deki her bir TV kanalinin kendisinin, en cok izlenen
kanal ilan etmesinden cok farkli bir boyutu yok zannimca. Ama
en cok demokrasiden konusulan bir ulkede ve demokratik sistemin
kaleleri; Birlesmis Milletler, Unesco, Human Rights Watch, International
Amnesty ve belli basli universitelerin isbirligiyle, INSANLIK
ve YERYUZU icin boylesine hayati bir kararda, demokratik bir ANKET
uygulandi mi?
Amerika'nin 275 milyonu askin
nufusun yarisinin katiliminin saglandigi bir ANKET farzetsek,
bu rakam yaklasik 135.5 milyon insani ihtiva eder. Ve anket sorulari
da sadece savas'a evet/hayirla degil, bes ya da yedi secenekten
hazirlansa. Boyle bir yaklasimla elde edilecek
bir anket sonucu, elbette cok daha fazla Amerikan kamuoyunun nabzini
temsil edecektir. Ancak
ne boyle bir girisim ne de sonuc vardir ortada! Buna benzer bir
yaklasim ya da cabanin sinyalleri de yoktur.
Bu
durum Madalyonun Bir Yuzu.
Madolyonun bir diger yuzu ise,
yer yer bazi kose yazilarinda, satir aralarinda gundeme gelen
sorularin icindedir. Ornegin; gecmiste kim destekledi Taliban
ve Ladin'' Rusya'ya karsi? Bu sorudan daha cok can damari olan
bir diger boyut; gelismemis ulke insanindan neden esirgendi
en temel yasama haklari? Bu sorunun yaniti, yillardir israrla
icerden ve disaridan esirgenen, YAPILMAYAN, ONEMSENMEYEN ve
YOK SAYILAN'in iyi tanimlanmasinin
icindedir.
Su ya da bu siyasi nedenle
cikarilan ya da yaratilan surekli ic catismalar nedeniyle, baris
kulturunu kendi evlerinde ve ulkelerinde yaratamayan insanligin,
yasama deger ve yasamla alis verisleri bastan yok sayilmistir.
Hatta onlarin yeri, satranc tahtasindaki PIYONLAR
kadar bile yoktur. Cunku onlar HER YERDE ve HERKES tarafindan
yok sayilmistir.
Unutulan Insan;
okuma, kendini gelistirme ve asgari belli standartlarda yasama
cabasi gibi arayislardan ve diger degerlerden tumden kopartilmistir.
Bu insanlarin yasami, hep bir olum-kalim cizgisinde tutulmustur
ve kaybedecek birseyleri
de kalmamistir! Nihayet kendilerini hatirlatmayi, hic beklenmedik
bir anda, her biri karsimiza
patlayan canli birer bomba olarak yaptilar.
Hangi
anne-baba; cocuklarini 12 yasinda savasa-olume gondermek ister?
Hangi kadin, nisanlisini ya da kocasini kaybetmek ister? Hangi
bebek & cocuk, babasini henuz yeni tanimaya basladigi zamanlarda
kaybetmek ister? Ama onlara bu sonuc icten ya da distan
hicbir kacisi olmayan bir yontemle dayatilmistir.
Eger INSANCA BIR YASAM'in alt yapisi hazirlansa ve gelismis
ulkelerdeki gibi daha iyi ve daha guzel yasama standartlarina
tesvik edecek kosullar hazirlansaydi, INSANLIK ve YERYUZU, bugunku
noktaya gelir miydi?
Bundan
iki yil once, New York'a iki hafta once gelmis olan genc bir
gazeteci bayanin, subway'de, gelmekte olan trenin onune itilerek,
oldurulmesi dehset ve korkuyla karsilanmisti. Aradan gecen bir-birbucuk
yillik bir yargilamanin sonunda, tabloid basin neredeyse
katil zanlisini savunur hale gelmisti. Bu dava ile daha once hic sorulmamis sorular gundeme gelmisti.
Cunku, o yargilanma surecinin sonunda, mahkumun agir bir akil
hastasi oldugu ve son bir yilda en az otuz kez hastanelere yatirilmak
uzere basvurdugu halde, saglik sigortasi ve parasi olmadigi
icin, hicbir hastane tarafindan kabul edilmemesti. Bunun sonucu
olarak, muhtemelen bir kriz aninda da ilk kurbanini secmisti.
Peki bu durumda, ileri derecede akil hastaligi tesbitli ancak
saglik sigortasi ya da parasi olmadigi icin hicbir hastaneye
kabul edilemeyen ve sokaklara terkedilen bir hastanin, ileri
buhran asamasindayken, bir baska insanin hayatina kiymasindan, sadece bu akil hastasi
sorumlu olabilir miydi? Sonucta, bu ornekte oldugu gibi Amerika,
kendi icinde
bile belli bir ekonomik guc grubu altindaki
'insan'ini unutmayi'
benimsemisti.
Insanoglu
da, yalnizca maddesel degerler ve cikarlar icin bu denli unutulmaya-unutturulmaya
ve uzerinde oyun oynanmaya sonucta daha fazla dayanamadi...
O unuttugun
ve unutmaya terkettigin insan, yasama umudunu goremeyince ne'ye
yoneldi? Ya da nelere yonelebilir? Seceneksiz birakilisina karsi
koyacak gucu de olmadigindan, yasamlarini yasamaya degil olmeye
adadilar. Kimler, onlari
"yasami" degil de "olumu" tercih
eder durumlara
maruz birakti?
Bu sorularin yanitlari
berraklasmazsa, o zaman hem HAKLILIK ve TEPKI BOYUTUNUZ hizli
bir asinmaya ugrayacak hem de yavas yavas su yuzeyine vuran
cok daha buyuk tehlikelere, --kimyasal silahlar--, evet artik
dunyanin sizi hic ilgilendirmeyen obur ucunu ve insanlarini
degil; hepimizi, soludugumuz hava ve ictigimiz suya kadar tehlikeye
atacaktir.. Yok yok cozum bu olamaz! Bir-iki geri bir adim atilmak
zorunda, sahnelenen ofkenin
derecesinde...
MISILLEME yerine UNUTTURDUGUNUZ INSANI bir an hatirlayiniz!
Silah-savas-savunma teknolojisine yatirdiginiz paralari; insanligi
iyilestirmeye ve o iyilesen insanlarin yasama standartlarindan
kazanmak icin yatirima nicin yoneltemezsiniz?
O zaman yeryuzu, dalga dalga ve hizlica eksiden artiya gececek
ve YERYUZU BIR DAHA ESKISI GIBI OLMAYACAKTIR, eski uygulamalarin
bir kabus oldugu ve bir daha animsanmak istenmedigi anlaminda!!!
Illustrator: M.K.
PERKER>>>
|