|
Çok
degerli dostlar,
|
ISIK
BINYILI
Sonbahar Mektubu
|
 |
|
Bircan
UNVER
|
Bitmekte
olan Sonbahar'la yeniden merhaba...
Aradan kocaman bir YAZ gecti ve SONBAHAR'i da bitirmek uzereyiz.
Veee, aniden "Dunya Sahnesi"nde hic beklenmedik oyunlar
sahnelendi gectigimiz yaz'in hemen ardindan...
Hepimizin hayatini, dusuncelerini uzaktan, yakindan, direkt
ya da dolayli etkiledi, ve etkilemekte sahnelenen ve sahnelenmeye
devam eden oyunlar.
"11 Eylul 2001" olayini takiben Ekim ayinda, Afganistan'a
"karsi saldiri" da; bu olaylarin cok daha uzun surede
yasamlarimizi ve dusuncelerimizi etkilemeye devam edeceginin
de ayri bir gostergesi.
Az gelismis musluman toplumlarinda; kadin uzerindeki baskilar,
kadinin yasama hakkinin sinirliligi ve baba, erkek kardes, koca,
cevre-toplum ve devlet yasalari tarafindan cok boyutlu, sistematik
ve asamali baski ve kontrol mekanizmalari hep var olageldi.
Islam toplumundaki kadinin yerine ornek olarak, Turkiye bugun
hala gelismis bir ornek statutusundedir.
Buna ragmen, bu gelismislik de cok gorecelidir. Cumhuriyet'in
kurulusuna paralel son yetmissekiz yilda, Turkiye'de kadinlara
yasalarla secme-secilme, tek evlilik, okuma ve calisma gibi
medeni haklar verilmis olmakla birlikte, bugun dahi egitim,
kultur ve ekonomik boyutta, tum toplum duzeyinde bir standart
olusturulamadigindan, henuz bu haklardan geregi gibi yararlanma
da, tum toplum katmanlarinin ortak bir bilinci haline gelememistir.
Her kosulda, musluman toplumlari icinde Turkiye cok gelismis
ornekler sunmakla birlikte, halihazirda bir Suudi Arabistan
ya da Iran'daki din ve ahlak degerleri cercevesinde yasamaya
mecbur olan ve secenegi olmayan, milyonlarca Turk anasi - kadinini
da bagrinda sakli tutmaktadir!
Genel olarak Turkiye dahil tek tek tum musluman ulkelerinde
ve tum musluman ulkelerin toplaminda; kadinin mulkiyet hakkinin
olup olmadigindan cok, 'kadin'in mulkiyetten aldigi somut pay
ya da orana yakin mercekten bir bakmak gerekir! Toplam kadin
nufusunun yuzde kacinin ve hangi ekonomik sinifa ait kadinlarin
mulkiyetleri vardir? Bu konu kapsamli olarak arastirildiginda,
sadece musluman toplumlarinin degil yeryuzunun de baska bir
gercek yuzu cikacaktir ortaya...
Neden bu konulara denize dalar gibi daldim!
Afganistan'daki kadinlarin "yasama haklarinin ellerinden
alinmisligi", sanki bugune kadar hic bilinmiyormus gibi
birden bire Amerikan medyasinin gundemine girdi... Ne kadar
sasirtici, ne beklenmedik haberler!!!
"Birinci sayfadaki su habere bir bak, Amerika Afganistan'a
girmeseydi, bu kadinlarin nasil yasadiklarini hic kimse bilemeyecekti!"
diye, New York Times'daki bir haber onume getirildi. Ya da bir
baskasinda, Amerika'nin "kadin" ve "cocuklara"
egitim ve saglik konularinda savasin ardindan yuzyil yardim
etmek zorunda kalacagi ve bundan da Amerika degil, sonucta Afganistan'in
yararli cikacagini iddia eden goruslere tanik oldum
Bununla birlikte New York Times'da gectigimiz Kasim ayinda abartisiz
olarak her biri tam sayfa olmak uzere Kral Faysal'in, Dunya'nin
en buyuk bagis verenlerden biri oldugu, gerek Reagan, gerek
baba Bush ve gerekse Teacher'la; okul sira arkadasliklari samimiyetindeki
fotograflarla ilanini ve de neredeyse 'ideal bir Islam lideri'ymiycesine
sayfalar dolusu methiyesiyle birlikte yayinlandi. "Bu ne
perhiz bu ne lahana tursusu" demeden gecilemeyecek bir
durum degil mi sizce?
Afganistan'daki "kadinlarin yasama haklari yoksunlugunu"
belli basli haberleri arasinda yayinlayan New York Times, nicin
Suudi Arabistan'daki kadinlarin "yasama haklarindan yoksunlugunu"
veya onlarin da "yasama haklarinin tumden erkeklerinin
elinde olduguyla ilgili" haberleri, reklamda yer verdigi
boyutlardan ve sayfalardan vazgectik ama en azindan birinci
sayfadan neden yayinlamiyor?
Ne de olsa konuda ortak bir payda var. Musluman ulkelerindeki
kadinlara yapilan eziyet ve "yasama haklari sinirliligi"
anlaminda, Amerikan kamuoyunu boylece daha saglikli bilgilendirmis,
olurlar. Bu noktada, John Berger'in "Gorme Bicimleri"nde
carpici bir bicimde dile getirdigi, reklamin haberi satin aldigi
ve haberin degil reklamin toplumu bicimlendirmekte oldugu tezini
ister istemez animsamadan gecemiyorum. Istanbul'da adigecen
kitabi 1986'da okumustum ve aradan gecen bunca yil, Berger'in
tez'ini cok boyutlu olarak her keresinde dogrulamakta...
Son donem olusumlar ve cok hizla uygulanan stratejiler isiginda,
cok dusundurucu olan baska genel bir nokta var. Konu savas,
kadin, insan haklari vb. ne olursa olsun; ister gelismis super
bir devlet isterse en geri kalmis, --gelismemis-- ya da --gelismekte--
olan ulkelere olsun, tek tek baktigimizda, hepsinin gerek ic
yonetimlerinde gerek dis politikalarinda, uzun ve kisa vadeli
programlarinda ve pratiklerinde, ne yazik ki bir "cifte
standartlik mekanizmasi ve uygulanmasinin"; degismez bir
ilke olarak suregeldigidir!
Gelismis bir ulkenin gelismis onderleri; cok daha zeki ve "karsi
saldiri" gibi temelde en ilkel savas mantigi ve icgudusune
yonelmeden, cok daha ust duzeyde; ekonomik ve teknolojik olarak;
cok yonlu yaptirimlar ve stratejilerle; Afganistan'da alternatif
ve ulke icinde yeni dinamiklerin yesermesine olanak veren kanallarin
acilmasina yonelik stratejilere yonelebilirlerdi! Simdi gorunen
o ki, "Karsi Saldiri"nin sonucunda, tukenmis siyasi
sistemlerin firlatip attigi yasli bir SAH, iktidara getirilecek.
Bu durumda Afganistan'a daha yeni bir yuz nasil kazandiralacak
ki! Bu cozum daha cok eski Ingiliz ya da Fransiz somurgeciliklerini
cagristirmiyor mu?
Tum bu zincirleme olumsuzluklara ragmen nehir tersine akmaz
ve zaman da geriye gitmez!
Cok komplike olaylarin icice ve cok boyutlu sahnelendigi bir
zaman diliminde yasiyoruz.
Bu atmosferde, ister istemez diger cografyalarin, kulturlerin
ve insanlarin varligini da, insanlik, doga ve ekonomik anlamda
cok pahali ve acili bir yontemle de olsa, Amerikan toplumu tanimakta,
ilgi duymakta ve ogrenmekte...
* * * * *
Isik
Binyili ve Genel Çercevemiz Üzerine...
Dunya konjukturunu
boylesine derinden etkileyen ve degistiren bir olaylar zincirinde,
biz yine de kendi varligimizi her kosulda surdurmeye ve karinca
boyutunda da olsa, kapasitemiz ve olanaklarimiz cercevesinde,
ustlendigimiz rolu tasimaya devam edecegiz.
Bu amacla, gerek
anasayfada, gerekse ic sayfalarda goreceginiz uzere, sizlerin
suregelen katkilari ve destegiyle ticari olmayan "kamu
yararina yayincilik" statusunu kazandik. Bundan boyle daha
da guclenerek buyumek ve tum ulke ve kulturleri bu platformda
bir araya getirmek, amacimizdir.
Alternatif yayincilik anlayis ve ilkelerini; bilfiil yayinlarimiz
ve uygulamalarimizla yerlestirip, her sayimizda gelistirmeye
ozen gosterecegiz.
ISIK BINYILI/Light
Millennium, Inc.'in yayincilik anlayisini ozetlersek; genc -
yasli her kusaktan ve kulturden sanat, edebiyat, mesleki birikim
ya da yasam tecrubesini, digerleriyle dusunsel ve gorsel urunlerle
paylasmaya tesvik ve bu baglamda uretilen ve bize gonderilen
yazili ve gorsel urunleri, profesyonel - amator ayrimi yapmaksizin
yayinlamak.
Bununla birlikte, dunyanin herhangi bir kosesinde, gerek uzmanlik
alanlarinda gerekse yayincilik, edebiyat, siir ya da sanat alaninda
ust duzeyde profesyonellerin katkilari da, ISIK BINYILI/Light
Millennium platformuna bir destek ve katki niteligi tasir. Ayni
zamanda, profesyonel - amator gibi bir hiyerarsik ayrimcilik
yaratmamayi da ilke edinir. Bu anlamda yasamin dinamigini, tum
skalalari bir arada positif bir perspektivden, katilimlar boyutunda
'kuresel bir enerji'yi yansitmaya ozen gosterir ve 'daha iyi
bir dunya' ile ilgili dusunce ve beklentilere yonelik, urunleri
yayinlamaya davet eder.
Oz olarak, ayni zamanda ideolojik, dil, din ya da kultur farkliliklarini
da ayni platformda bulusturur.
ISIK BINYILI/Light Millennium; butun dusuncerin "insan"a
ait oldugu ve toplum ve kulturleri birbiriyle yabancilastirarak,
ayrimlari keskinlestirerek ve kamplastirarak degil, birbirimizi
anlamaya calisarak, taniyarak; "dostlugun", "barisin"
ve "sevginin" bir arada olmanin temel ilkesi olabilecegi
bilinciyle; siyasi ve savas propogandasi tasimayan butun dusunsel
ve gorsel urunleri kucaklar.
Kurumumuzun amaclari
cercevesinde, gerek katilim ve gerekse ulastigi kitle sayisini
her sayida ikiye katlamaktayiz. "Ozgur ve kuresel"
bir platform olusturma ve alternatif yayincilik dusumuz de,
artik dus olmaktan gercege donusmustur. Zira su anki mevcut
dillerden Turkce ve Ingilizce olmak uzere--, kuresel bir katilimi
ve izlenme modelini, sizlerin degerli katkilariyla, sembolik
oranda gerceklestirdik.
Katilimlarinizin artarak devam etmesi ve KIS - 2002/ IKINCI
YILDONUMU sayimizda bulusmak dilegiyle,
Sevgi, baris ve isik icinde olun...
|