|
" "Bilmedigimiz
bir DOKU !
"Unutulan Insan;
okuma, kendini gelistirme ve asgari belli standartlarda yasama
cabasi gibi arayislardan ve diger degerlerden tumden kopartilmistir.
Bu insanlarin yasami, hep bir olum-kalim cizgisinde tutulmustur
ve kaybedecek birseyleri de kalmamistir!
21 Eylul 2001/ISIK BINYILI BIRCAN UNVER / GUNLUK"
"Su an sizlere nicin ve nasil yazmam gerektigini dahi bilemeden...
tuhaf , belirsiz bir saskinlik icinde, tanimlayamadigim bir
guzel serinlik icinde, bilmedigim dokularda, yine bilmedigim
isik suzmelerinde, urkerek, cekinerek yazmaya calisiyorum..
Sizler kimlersiniz..
kimsiniz.. bizlere; tum dunyaya, nasil ve hangi mekandan, boyuttan,
atmosferden sesleniyorsunuz... Sanki... sanki modern bir yapi
birimi olmasa da ic ve dis duvarlari taze kirecle henuz sivanmis
tanimi zor bir saf temizlik goruntusu sunan, pencerelerinin
cevresi sarmasiklarla donanmis, mutavazi, acik gonullu bir anadolu
kerpic evlerinden birisinin penceresinden sanki bizlere sesleniyor
..bizleri cagiriyor gibisiniz.. gunesin olanca comertligini
sundugu gibi bir comertlikle... bizlere tanimini yapmakta zorlandigimiz
bir isik gonderiyor gibisiniz... bu isiga biz de uzanabilir
miyiz ?
... 1959 yilindan
bu gune, su kisa surece bunca pozitif enerjiyi nasil sigdirdiniz...
binlerce tebrikler..tebrikler..tebrikler.. Sizlerin 1999 yilinda
tum dunyaya gondermis oldugunuz ISIK BINYILINIZA bizler 2001
yilinin son yedinci sayisinda ancak ulasabildik...
Izninizle sizlere
icinde bulunmus oldugumuz kendi atmosferimizden bahsedebilirmiyiz..
ilgilenirmisiniz... BILGI agirlikli olasi ilgilerinizi, bilgilerinizi,YONLENDIRMELERINIZI
lutfen sizlerden istirham edebilirmiyiz! ...uygun gordugunuz
vechile lutfen olasi ilgilerinizi bekliyoruz." "
Cemil OZLER, Burdur, 23 Aralik 2001
"Bu aksam vakit ayirip ilk once siir bolumu olmak uzere
basligini cok guzel buldugun "IYI DUSLERE CAGRI" yazini
ve vaktimin yettigi diger yazilari da okudum.
Okumadiginin okuduklarimdan daha cok oldugunu ana sayfaya donunce
sasirarak gordum. Bu demek oluyor ki, Isik Binyili (Light Millennium)
her sayisina cok guzel katilimlar oluyor. Yani insanlar ses
cikartiyorlar. Buna ne kadar sevindigimi cok iyi biliyorsun.
Dergimizin okuyamadigim kisimlarini zamanla okuyup, sonunda
dusuncelerimi yazmayi akil ettim ilk once ama iste burda bir
ama var cunku ben siril siklam asik olmus vaziyetindeyim. Ve
sanirim ki bu askin getirisini en kisa zamanda ilk haber verecegim
kisi olacaksin.
Simdi benim acimdan durum bu asamadayken ne yazacgimi hemen
yazmamin yarari oldugunu dusunmek en mantiklisi geldi. Derginin
icerigi her sayida misli olarak artmakta, bizlere bu cok buyuk
zevk veriyor fakat seni de yorgunluktan perisan ediyor oldugunun
da farkindayim.
Siir bolumundeki biribirine benzer siirlerin arasindan bir tek
isim (I.S.) farklilik yaratarak cok guzel zenginlik katmakta.
"I.S"ye tesekkurlerimi bildirmek istedim, yazdigi
"Tunelden Sesler" icin. Bu konuda bazi kararlar ve
yardimlar almamizi saglayacak atilimlar yapacagimi saniyorum.
Yani elimden geleni demek istiyorum.
...
Cok yakindaki yeni gezegen yilimizi kutluyor sevginin ilk once
benim agzimdan yayilacagina inaniyorum!
Ali SARIKAYA, Miami, 16 Aralik 2001
"Her zaman oldugu gibi dolu, dolu... Hit sayisi da artiyor
sevindim. ... Aslinda su projenin bir dergiye dönüsmesi
gerek. Neden mi? Bilmiyorum ben eski kafali miyim, eski ekolden
miyim yoksa modernitenin her yönü bana mi uymuyor,
sabah elimden kahvem, croissant'im gazetemi, dergimi okuma keyfini
vermiyor bu Internet. Ucu, bucagi olmayan bir dünya, hiçbir
itirazim yok. Ama bilmiyorum yine de ISIK BINYILI'ni söyle
elime alip doya doya, sayfalarini çevire, çevire
okumayi tercih ederdim. Ama bu elbette okumayacagim veya izlemeyecegim
anlamina gelmesin!
Urla'dan yazdigin siirler beni çok eskilere götürdü.
Urla'nin bende çok güzel anilari vardir. Çesmealti'nda
bir arkadasimin evinde kalirken firsat buldukca, Urla'ya çikardik.
Üstelik Amerikali bir esi de olan tanidigimin tatil köyünde
de çalisirken, geceleri kaçamak yapardik. Simdi
oralar da dolmus. Ne Çesmealti'nin o köy havasi
kalmis, ne de civarin. Bilemiyorum bu vahsi gelismeye ben karsiyim.
Bir takim dogal güzelliklerin korunmasindan yanayim.
Moderniteye geçis, çagdaslasma veya turizm patlamasi
bu degil benim gözümde. Belki de yaniliyorum.
...
Genel olarak insani düsünen yok. Onun için
ISIK BINYILI'ni devam ettirmen ve daha da büyütmen
(yillik sayilarini arttirma anlaminda) sart. Sen insani, insan
olarak düsünüyorsun. Biraz naifçe bir
yaklasim bazilarina göre. Olabilir. Ama sanirim bizleri
yaratan birisi varsa, -ki mutlaka var-, 'bunlar savassinlar,
birbirlerini yesinler, sirtlarindan hançerlesinler"
diye yaratmadi ki insanoglunu!... Insanca yasamasini bilenler
de yaratilmissa, demek ki; insanlar birbirlerini sevsinler,
yerkürenin güzel yanlarindan istifade etmeyi bilsinler,
izleyen nesillere de kendilerinin yasadiklari güzel sartlari
daha da gelistirip devretsinler diye yaratti. Elbette, aci ve
kötü olmasaydi belki iyi ve güzel de anlasilamazdi,
deger olarak... Ama Fransizlarin dedigi gibi" trop c'est
trop", yani fazlasi da gina getiriyor, insanda yasam zevki
birakmiyor. Ama ISIK BINYILI sayesinde o damaklarda kalan zevki
insan yine de bir ölçüde animsayabiliyor. Yeni
sayin kutlu olsun. Emeklerine degdigini en azindan bilen biri
var...
Nusret OZGUL, Bruksel, 12 Aralik 2001
"Dün gece size mail yazdiktan hemen sonra ISIK BINYILI
projesinin bir parcasi olmanin verdigi mutlulugum tam 2 kat
arti cünkü adimin soyadimin su anda evrende dolastigini
ögrendim.
Bu, STARDUST adli bir projeye katilan birmilyon sansli insandan
biri oldugumu dün sans eseri ögrenmemle oldu. Bu projede
dünyadan 1 milyon insanin ismi soyadi 2 ayri microchip'e
yazilarak uzaya bir görevi yerine getirmek üzere atiliyor.
Araç 2006 yilinda chiplerin birer kopyasiyla dünyaya
geri dönecek. Diger chipler sonsuzluga birakilacakmis.
Hayatimin en mutlu haberini almis bulunmaktayim. Bunu sizinle
paylasmak istedim. Yani ISIK BINYILI "ogrenci temsilciligimi"
kainatin sonsuzluguna tasimis oldum. Bu benim için inanilmaz
bir duygu.
Cocukken ve halen en buyuk hayalim birgün uzaya gidebilmekti
bu azda olsa gerçeklesmis
oldu.
http://stardust.jpl.nasa.gov/overview/microchip/faq.html
Projenin web adresi.
http://stardust.jpl.nasa.gov/overview/microchip/names2e3.html
Bu da adimin bulundugu sayfaninki
Dünyanin en mutlu
insani,
Neptün Bülent EKEN, Istanbul, 11 Aralik 2001
"Dünya üzerinde yasayan ama herkese yetecek kadar
olan nimetleri paylasamayan bir avuç
insaniz. Son yasananlar da gösterdi ki nefretin ve siddetin
oldugu yerde hiçbirsey sonuca
ulasamaz. Insan irkinin artik gerçekleri görmesi
ve ona göre davranmasi gerekiyor. Sadece
ve sadece kendiniz için istediginiz iyi seyleri ,sizin
gibi olmayan insanlar için de isteyebilmeniz
gerekiyor. Maalesef hayatta herkes ayni firsatlara ve sartlara
esit olarak dogmuyor. Size verilenleri ne kadar baskalariyla
paylasabiliyorsunuz? Hayat adil degil ve bu adaleti insanlarin
bireysel olarak en azindan saglamaya çalismalari gerekiyor
diye düsünüyorum.
Türkiye
gibi bir çok esitsizligin yaflandigi ülkelerde bize daha çok
is düsüyor. En çok egitime en çok bildiklerimizi
paylasmaya ihtiyacimiz var. Bunu da bireysel çabalarimizi
biraraya getirip
yapabilecegiz sanirim.
Bu
güne kadar ki yasadiklarimdan gördüm ki hayatta
yasanmasi gereken hiçbirseyi ertelemek
mümkün olmuyor. Ve sonuçta da alinmasi gereken
dersler ortaya çikiyor.
Hayata
ne kadar sert davranirsaniz hayatta o kadar sert oluyor, ne
kadar yumusaksaniz o kadar
yumusak ve anlamli yasiyorsunuz. O yüzden biraz gecikmeli
de olsa sonuçta sevdiklerinize
kavusacaksiniz ve orada sizi bekleyen birilerini bulmak yeterince
güzel ve mutluluk
verici diye düsünüyorum.
Sükran
KORKUT, Istanbul, 17 Eylul 2001
*
* * * *
"BIRAKINIZ
ISIGINIZ YAYILSIN
Uzaklarda
kücük bir kasabada genc bir adam kendi isini kurdu bu, iki caddenin kösesinde bir
perakendeciydi. Adam dürüst ve dost canlisiydi,insanlar
onu seviyorlardi. Ondan alis veris
yapiyorlar ve arkadaslarina tavsiye ediyorlardi. Adam bir yil
icinde bir dükkandandan, Amerikanin
bir ucundan digerine uzanan bir zincir yaratti.
Bir
gün hastalanip hastaneye kaldirildi.Doktorlar az zamani kalmis olabileceginden endise
ediyorlardi.. Uc yetiskin cocugunu yanina cagirdi ve onlara bir görev verdi:
Icinizden biri yillar boyu ugrasarak kurdugum sirketimin basina
gececek. Hanginizin bunu hakketigine karar vermek icin, her
birinize birer dolar verecegim simdi gidip bu birer dolarla
ne alabiliyorsaniz alacaksiniz, ama bu aksam geri döndügünüzde
paranizla aldiginiz
sey hastahane odami bir uctan bir uca doldurmali. Cocuklar bu
basarili sirketi yönetme firsati karsisinda
heyecana kapildilar. Ucü de sehre gidip parasini harcadi.
Aksam
geri döndüklerinde
babalari sordu:
-"Birinci,
çocugum ,bir dolarla ne yaptin ?"
Cocuk
cevap verdi:
-"Arkadasimin
ciftligine gittim, bir dolarimi verdim ve iki balya saman aldim."
Sonra odadan disari cikti, saman balyalarini getirdi, acti ve
havaya savurmaya basladi. Oda bir anda samanlarla
dolmustu. Ama biraz sonra samanlarin tamami yere indi
ancak babanin söyledigi
gibi odayi bir uctan öbür uca dolduramadi.
Adam
sordu:
-"Peki
ikinci çocugum ,sen paranla ne yaptin?."
Yorganciya
gittim . Iki tane yastik aldim ."
Bunu
söyleyen cocuk ,yastiklari iceri getirdi ,acti ve tüyleri
bütün odaya dagitti. Zaman icinde bütün
tüyler yere düstü. Böylece
oda yine dolmamisti.
-"Sen
ücüncü cocugum, sen parani ne yaptin?."
diye sordu adam .
Dolarimi
cebime koyup senin yillar önceki dükkanin gibi bir
dükkana gittim.Dükkanin sahibine parayi verdim ve
bozmasini istedim.
Dolarimin
50 centini Incil'de yazildigi gibi cok degerli bir seye
verdim. 20 centini
sehrimizdeki iki yardim kurumuna bagisladim. 20 centte
killiseye verdim. Böylece bir onlugum kaldi. Bununla iki
sey aldim."
Cocuk
elini cebine atip bir kibrit kutusu ve bir mum cikardi. Isigi
kapatip mumu yakinca oda mumun yaydigi isikla dolmustu.Oda samanla
veya tüyle degil,bir uctan öbür uca isikla dolmustu.
Baba
memnundu.
-"Cok
iyi oglum .Bu sirketin basina sen gececeksin, cünkü
yasam hakkinda cok
önemli bir seyi , isigini yaymayi biliyorsun. Bu cok güzel."
N. QUBEIN
Bu oykuyu gonderdigi
icin Sukran Korkut'a cok tesekkur ediyorum.
* * * * *
"Elbette
iyi hayaller kurmak gerekli. Ancak son yirmi yildir basimiza
coken bazi felsefi yanilgilarin da bu konuda etken oldugu gorusundeyim;
ideolojide post-modern, Critical Theory gibi direkt olarak akilciligi
ogretmeyi amaÁlayan teoriler gibi, akil yerine dugunun
reaksiyon olarak yuceltildigi bir ortama mahkum edildik. Nitekim
ABD Cumhurbaskaninin ilk tepkisi de "intikam" oldu.Ben
aklin ve mantigin tekrar layik olduklari yere getirilmesini
oneririm.
Evrensel sevgi ve kardeslik gibi kavramlarin ancak
aklin, mantigin geregi oldugu hususunun yeterince altini
cizebilirsek, insanlar arasinda gereken dialogu tesis edebilir,
tekrar duyguya degil akla yonelik bir gelecek kurmaya baslayabiliriz. Sonunda duygu
subjektifdir. Mantik degil.
F.L.
TEPEDELEN, Ankara, 16 Eylul 2001
* * * * *
"Dediklerine
aynen katiliyorum. Arapçada bir söz vardir
"El kelp, alel hinzir", yani, "domuza köpegi
musallat eder" denilir. Biraz da böyle
olmadi mi? Bizim, 15 yilda terör belasi nedeniyle kaybettigimiz 40 milyon insanin, yarisindan fazlasini birkaç saatte
kaybediverdi; ABD ve dünya
insanligi.
Ölenlere
rahmet, kalan insanim diyenlerin basi sag olsun.
Bu
felaketten mutlaka bir ibret çikarmak gerek...
Sen
kendine yakisani çikarmissin bile.
Zaten,
ayaklari yerde, basi gökte; akil ve gönül sahibi
bir insansin.
...
Çok
seyi de kafana takma. Çünkü, "Bu dünya,
bir cenabetin elinden,
diger
cenabetin eline dolasan hamam tasina benzer. "
Bir
dörtlügümle, EYVALLAH:
"Tanri
bize bizden yakin
Gitme uzaklara sakin
Onu görmekse
muradin
Aç gözünü
bak aynaya."
Tamer
AYAN, Istanbul, 13 Eylul 2001
* * * * *
"Dort
aydir buradayim ama gorusemedik.
...
Ve simdi tesadufen orada oldugunuzu yazdiginiz
ilginc ve tartismali olabilecek yazinizi okuyunca anladim.
Ne guzel! Hayir guzel degil siz bu inanilmaz olay yasanirken
burada olmalisiniz ve Amerikan felsefesine tani olup yasamalisiniz.
TV'lerin, 24 saat, tek bir konu uzerinde, evet birkonu uzerinde
"America Under Attack" veya "America in Crisis"
gibi basliklarla ve dunyada baska birsey yokmus gibi tek bir
haber islemeleri bu isin icinde olan biri icin cok onemli...
Bu boyle devam edecek
ta ki US vuruncaya kadar. Evet bence vurmali. Kim olursa
olsun. Kim oldugu maalesef ilk gunden biliniyor: MUSLUMAN kisiler.
Bakin Usema Ladin ne diyor unlu fetvasinda:
SIVIL VEYA ASKER AMERIKALILARI VURMAK HER MUSLUMANA FARZDIR."
Hayir
ve hayir . Ben Ataturk cocuguyum ve tesadufen bir Musluman anaya
babaya dogdum. Simdi utaniyorum. Asagi kapidan girerken security
"we know you very well you are a good man!" dediginde
ne soyliyecegimi sasirdim. Evet her musluman farz imis! Ben
75 yasini asmis sozde bir Muslumanim ama asla masum kisileri,
ister Amerikali ister Yahudi veya Musluman olsun asla vuramam
ve vurmayacagim istedigi kadar "muslumana farz olsun".
Evet enfes yazinda hic bu konuya deginmemissin. Neden diye dusundum?
Ve diyorum ki US teroristi veya teroristleri degil ayni zamanda
onlari "harbour" edenleri bulup vurmadikca bu is bitmez.
Dogru su anda koca NYC uyuyor adeta sokaklar bos, dun kose basinda
ki bakkalda ekmek ve su yoktu. 4763 kisi kayib ve bu rakkam
tuhaf geldi bana. Hele
Filistinli Muslumanlarin bayram havasi icinde olmalari nasil
affedilir?
...
Evet
4763 masum kisinin intikami alinacaktir! Sonra WTC ve Pentagon'un
yapimi dusunulebilr derken Congress 20 billion dolari bu ise
tahsis etti bile.."
Fethi
PRINCCIOGLU, New York, 13 Eylul 2001
*
* * * *
"Bastan
sona haklisin. -Kana kan, dise dis- gibi yöntemlerle
cezalandirma çok ilkel bir tutum.
Sanirim sevgi eksikligi bütün bunlara sebep. Sevgi ne kadar ögretilebilir acaba?
Bence
insanin yapisinda var olan sevgi tohumunu canlandirip yesertmeye
çalismaliyiz.
Ben çocuklara yönelik kitaplarimla bunu yapmaya
çalisiyorum. Herkes kendi açisindan neler yapabilecegini
düsünüp hayata geçirse ve de iletisim
kurarak birlikte de hareket edebilsek konuya çözüm
getirilebilir.
HADI
BAKALIM HEPIMIZE KOLAY GELSIN!
Nuran
TURAN, Istanbul, 13 Eylul 2001
* * * * *
"Kazakistan da basin-yayin son sinif basit bir ogrenciyim.Diploma
tezimi Kazakistan capinda humanizm meselesi olarak alinca ister
istemez dusuncelerim hasretini yuregimde saklamaya zorlandigim
canim ulkeme odaklandi. Bizim ulkemizde humanizmin boyutu en
onemlisi de butun toplumu etkileyen basinimizin bu konuda ilgisi
neydi? Uzgunum ki henuz 10 yillik bagimsizligi olan bu memleketten
daha geriyiz! Suclu aramanin yerine ne yapabilirim diye dusunurken,
Turk Basininda humanizmi incelemeye karar verdim. Internet sayfalarini
karistiriken hala nereden karsilastigimi bilmiyorum Elvan Hanimla
(Arpacik) tanistik.
...
Turkiye adina
eminim ki guzel seyler yapanlar hep takdir edilmeye layik olacaklardir.
Ve bizim tarihimizden gelen hosgoru anilarimiz canlanacak Ve
Turk milletinin insanliga tum dunyaya insancil yaklasimina herkes
gipta ile bakacaktir. Yoksa fazla hayalcimiyim!"
Sumeyra,
Kazakistan
"Dergiye katilim icin istediginiz bilgiler neler, yazarsaniz
memnun olurum. Bu arada derginizi ilgi ile izledim. Ozellikle
Turkiye disinda yasayan ve Turk artistleri ile ilgili bilgi
edinmek isteyenler icin gercekten degerli bir kaynak."
Gul CAGIN, Los
Angeles
|