|
Burdur
ve Cevresini Kalkindirma Projesi
Cemil
OZLER
Devlet
Kurumlarimizdan ISKUR 'un Dunya Bankasi ile ortaklasa
isbirligine giderek gelistirmeye calismis olduklari
Ulkemiz Issizlik sorununa care olmasi
dusunulen; ISTIHDAM agirlikli Proje calismalari
isiginda oncelikle sizlere ve diger Resmi Kurumlarimiza
Bilgi agirlikli ortak Metin Sunumumuzdur, ilgilerinize
ve bilgilerinize...
Bizler
kesin olmayan bir girisime kendimizi angaje etmis bulunuyoruz.
Filozof Karl POPPER'in de dedigi gibi ; " Yalnizca
yarin ögrenebilecegimiz birseyi, bugünden
tahmin edemeyiz".
20.y.y.
tarihi boyunca ortaya konulan tezler, iskartaya çikmis
ve öngörüler degersiz kalarak, darmadagin
olmustur. Ileriye baktigimiz zaman izledigimiz yolu
neyin aydinlatacagini
veya karartacagini; neyin avantajli olup, neyin kriz doguracagini pek de bilemiyoruz.
Sürprizler,
hayatin kaçinilmaz gündemi olmayi sürdürmektedir.
Her ne kadar zor ve riskli de olsa, gelecege dikkatli
bir sekilde bakmaliyiz, bakmak da zorundayiz. Dünya
insan nüfusunun artisi, enerji tüketimi, ekonomik gelisme, saglik
ve egitim seviyeleri, teknolojik gelismeler, vs. gibi
trendleri gözönüne alirsak, 10 veya 20
yil içerisinde dünyanin nasil bir sekil
alacagini, en azindan tahmin edebiliriz. insanlik uzun
vadeli düsünme ve planlamayi bilmezken, bizler;
gelisim için kaçirdigimiz firsatlarin,
muhtemel felaketleri engellemedeki basarisizligimizin
veya daha kötüsü, kendimizi yanlis savaslara karsi hazirlama korkulari ile
gelecege yönelik projeksiyonlar yapmak zorundayiz.
Bu yakin horizonu gözlemlerken, yeni yüzyildaki
kollektif çalismalarimizi iki trend sekillendirecektir.
Birincisi, pek de yeni olmayan "temel insan haklarinin
refahi", ikincisi ise hepimizin bildigi gezegenimiz üzerinde
yasayan insanlarin birbirlerini etkiledigi "küresellesme"'dir.
Bugün ise ; baris, etki ve özellikle yönlendirici
mekanizmalari ile küresellesme farklidir. Bu iki
trend birbirleriyle yakin iliskidedir. ikisi de, halklar
(devletler) üzerine yogun bir baski yapmaktadir.
Söyle ki, ulus - devlet yapisindaki dramatik degisimleri
harekete geçirerek, devlet anlayisimizi ve ulus
egemenligi kavramlarini etkilemektedir. Küresellesmenin
bir parçasi olan bilgi teknolojileri,
insanlarin kader ve refahlari hakkinda, dünya
genelinde, birbirlerinden haberdar olmalarini saglamaktadir.
Açliktan ölen çocuklarin imajlari,
dünyanin diger ucunda olan ve koltuklarinda rahat
oturan insanlari kaygilandirirken; bol veya lüks
tüketime yönelik zengin ülkelerden gelen
imajlar, barakalarda
yasayan fakir insanlari endiselendirerek, iki yönlü
ilgi ve kaygi trafigi yaratmaktadir.
Haklardaki devrim, kendi açisindan, küresellesmeyi
tesvik etmektedir. Burada sadece ticaretin, sermayenin
ve yatirimlarin degil, degerlerin, esitligin, hosgörünün
ve özgürlügün (hatta 1948'de hazirlanan
insan Haklari Evrensel Bildirgesi'nin) evrensel anlamda
ancak bugün küresellestigini görüyoruz.
Açikça ifade ettigim gibi ; "Bugün
genis bir sekilde anlasildigi üzere, devletler
halklarinin hem hizmetindedirler hem de bundan sorumludurlar,
bunun tersi sözkonusu degildir".
Hükümetlerin ve uluslararasi örgütlerin
çalismalarina, Sivil Toplum Örgütlerinin
(STO) gitgide artan derinlikte dahil edilmelerinin yolaçtigi
sancilar ortadadir. Oysa ki, STO'larin niyeti açiktir.
Yapilacak çalismalar ve alinacak kararlar açisindan,
basarili bir kampanya yürütmek ve etkili bir
sekilde katilmak suretiyle, herkes için gerekli
ve etkili neticelere ulasabilmek amaciyla örgütlü
çalismalar yapmaktir. Küresellesme, geri
dönülemez bir süreçtir.
Hepimiz, ayni küresel ekonomi içersindeki
tüketicileriz. Hizli haberlesme, sermaye - kisi
ve mallarin hareketlerindeki serbest dolasimi, fiziksel
sinirlari asan bir iliskiler agi yaratmistir. Bu süreç,
refahimiz için yeni seçenekler ve firsatlar
sunmaktadir. Küresel farkliliklarla yakinlasmamiza
vesile teskil etmektedir. Bütün bunlarin yaninda,
bazi belirsizlikleri de beraberinde getirmektedir. Bu
süreçte, elbette ki kazananlar olacagi gibi
kaybedenler de olacaktir. Ülke içinde ve
ülkeler arasinda mevcut olan zengin ve fakir arasindaki
açigi da gitgide artiracaktir.
Küresellesme küresel pazarin gereklilikleri
ile dünya uluslarinin sosyo-ekonomik ihtiyaçlarini
ve potansiyellerini ortaya koyarak; dünya genelindeki
bir bölünmeyi tehdit edecek tehlikeleri minimize
etmeye yönelik mücadele ile bizleri karsi
karsiya birakacaktir. Özellikle Soguk Savas sonrasi
ortaya çikan "izm"'ler; popülizm,
milliyetçilik, etnik flovenizm, fanatizm
ve terörizm bu sürece oldukça büyük
zarar vermektedir.
Böylelikle yeni bir milenyuma, mevcut çalisma
programimiza ilave bir ödevle girmis bulunuyoruz.
Yeni milenyumda üstlenmis oldugumuz bu görevleri
basari ile tamamlayabilmek, konvansiyon ve örgütler
arasindaki yogun agin isleyisini saglayabilmek ve test
edebilmek için ise ; su üç hususa
itibar etmemiz gerekmektedir:
1.
Mesruluk testi: Uluslararasi seviyede alinan kararlarin,
ülkeler ve uluslar tarafindan dikkate alindiklarinin
ve/veya günlük hayata geçirilmelerinin
temin edilmesi.
2.
Uluslararasi hükümetlerin yeterlilik ve uyum
testi :
Uluslararasi böyle bir kompleks ve baglantili bir
çalisma ritmine etkin katilimi saglayabilecek
kapasitenin mevcudiyetinin ve islerliginin saglanmasi.
3. Mesru ve uyumlu bloklarin etkinliginin testi : Etkinligin
sözkonusu olabilmesi için enstrümanlarin
uygun, kararlarin programli bir sekilde ve öngörülen
hedeflere ulasilmasini saglamaya yönelik olmasi
gereklidir. (Kofi Annan: "The Power of Globalization
in Human Rights", Elegans dergisinden)
* * * * *
"Aktif bir sivil toplum olmaksizin isleyen demokrasilere
kavusmak ve dis iliskilerimizi daha demokratik hale
getirmek mümkün degildir."
1980'li yillarda insanlarda genel bir bilinçlenme
görüldü. Çevre ile ilgili konular
önem kazandi. Sivil toplum kuruluslarinda hareketlilik
gözlendi. düsüncelerini daha çok
ifade etmeye basladi. Sivil toplum anlayisinin gelisme
göstermesiyle ekonomik, toplumsal ve siyasi anlamda
da önemli gelismeler oldu.
Devletle toplum arasindaki baglar güçlendi.
Sivil toplum, varligini devletten ayri olarak degil
onunla birlikte sürdürmelidir. Dislayici degil
herkesi kapsayici olmalidir. Bence aktif bir sivil toplum
olmaksizin isleyen demokrasilere kavusmak ve dis iliskilerimizi
daha demokratik hale getirmek mümkün degildir.
Içinde bulundugumuz bölgede asilmasi gereken
bir çok engel var. Sosyal ihtiyaçlara
cevap verebilecek, bagimsiz arastirma ve düsünmeyi
tesvik edici kurumlarin bir an önce tesis edilip,
güçlendirilmesi gerekmektedir.
Benim sivil toplumdan anladigim sudur: Toplumun bütün
kesimlerinin temsil edildigi, seffaf biçimde
faaliyet gösteren, güvenilir kurumlarla ortaya
çikan yapidir sivil toplum. Baska kurum ve kuruluslarla
isbirligine giden ve isbirligi içinde yerel politikalar
üretip çözüm yaratan kurumlardir
bunlar. Sivil toplumu teskil eden bu kurumlar, kendi
sinirlari içinde kalmamali, baska sektörlerle
sürekli isbirligi içinde olmalidir.
Bireye, toplumsal yasama katilim firsatlari sunmalidir.
Yurttaslarin kendilerini güven içinde hissetmelerini
saglamali, önyargilarini asmalari için destek
olmalidir. (George
Papendreu, Elegans dergisinden)
*
* * * *
Dunya Bankasi Merkezine 2000 yili yaz ortalarinda yapmis
oldugumuz bilgi ve yonlendirme agirlikli mesajimizda,
Dunya Bankasi genel merkezi bizleri
TURKIYE IFC burosuna-Yildiztepe'ye yonlendirdiler.
Saniriz IFC TURKIYE burosu yeni yeni hazirliklarini
tamamliyordu...
Sahsi gayretlerimizle hazirlamis oldugumuz BURDUR bolgesi
Ekonomik Ve Kulturel Kalkinma -gelisme agirlikli Yatirim
Projelerimizi hayata gecirebilmemiz girisimlerimizde
elimizdeki mevcut Yurt Disi agirlikli temin etmis oldugumuz
yaklasik 4 milyon USD lik finansi kurumsal kimligimiz
olmayisi nedeniyle ulkemize getiremedik...malum Kasim
ve Subat Krizleri neticesinde zor kosullarda temin etmis
oldugumuz yabanci sermaye de ne yazik ki bilinen uzere
gelemeden GITTI!
Gelemeden su son an itibari ile elimizde yine bireysel
sahsi cabalarimizla temin etmis oldugumuz gayri menkul
agirlikli FON kaldi; bu gayri menkul agirlikli toplamis
oldugum FON piyasa degerlendirmelerine gore (expertiz
raporlarina gore) yaklasik 8 milyon USD civarinda...+
E-200 ELEGANS MERCEDES/2001MODEL, SIFIR KM,GUMUS RENK,OTOMATIK
VITES,GECICI PLAKALI 110.000DM' LIK GAYRI NAKDI FONUMUZ
KALDI.
Cevremizde sahsimiza guven duyularak elde etmis oldugumuz
bu gayrimenkul agirlikli fon'umuzu yatirim projelerimizi
hayata gecirebilmek amacimizla kullanabilmek arayis
ve girisimlerimizde yine bir cok yurt ici-disi sivil-resmi
kurum ve gruplara ortak metin hazirlayarak son hali
ile icinde bulunmus oldugumuz konumumuzla ilgili bilgiler
sunduk.
Bu girisimlerimizden bazilarini Turkce bazilarini kismen
Ingilizce ozetleyerek sunduk.
Hemen hemen bircok soylesilerde ulkemizin nufusunun
cok genc bir nufus oldugundan; bunun da ulkemiz acisindan
diger ulkelerin nufus yas ortalamasinin yasli olusu
karsisinda avantajli bir konum olusumundan dem vurulur.
Dusunmeyen-uretmeyen - sorgulamayan-(ozur dilerim);
ASALAKca yasayan bir genc nufusun ne gibi bir avantajlari
olabilir dogrusu cok merak ediyorum...EINSTEIN'in dedigi
gibi boylelerinin sirf baris adina insan oldurenler
gibi sadece omurilikten ibaret oldugunu dusunuyorum.
Kendimizden bahsetmek gerekirse ; ismim; Cemil OZLER
/ 1965 yili dogumluyum, su an 8 yil icinde yasamis oldugum
ulkemizin ; 'BATININ MEZRASI' tanimi ile ortusen BURDUR
ilinin CELTIKCI beldesinden sizlere seslenmeye calisiyorum.
1987 yili Uludag Universitesi'nden seklen mezun olmama
ragmen, 1991 yilinda cikan AF kanunu ile 141 ve 142
nci maddelerin kaldirilmasindan sonra resmi mezuniyet
belgeme ulasarak, bazi ailevi sebepler yuzunden 1993
yilinda BURDUR iline yerlestim.
BURDUR ili,icinde cok da cesitli etnik kimlikleri barindirmadigi
halde kendi bunyesinde cok kozmopolit bir bolge.
Neopolitik zamanlardan bu gune her zaman dis akimlarin yonetim etkisinde kalmis, kendi sosyal
becerisini-yeteneklerini Cumhuriyet Turkiyesi dahil
su ana kadar hic sorgulamamis bir bolge. Siyasi iradesini
dahi yerel yonetimlerde CHP'den
ulke genelindeki iradesini de ANAP VE DYP den
teslim etmis, 786 metreyi bile bulmayan tek caddesi
ile, ANTALYA-ISPARTA-DENIZLI illeri arasinda kuculmus,
gerek ekonomik-gerekse sosyo-kulturel gelisimini daha
baslatamamis bir bolge. Sahsi imkanlarimla kendim bu
bolgenin mevcut ekonomiye kazandirilabilecek potansiyellerini
dikkate alarak bir dizi; EKONOMIK ve SOSYO-KULTUREL
KALKINMA-GELISME adi altinda PROJELER ve bunlara bagli
olarak da bir dizi plan ve programlar ,fizibiliteler
hazirladim. Cok sinirli imkanlarimla hazirlamis oldugum
bu bolgesel yatirim agirlikli projelerime cok degerli
14 ay gibi bir zamanimi harcadim. Projelerim Dunya Bankasi-
IFC Burosunun tesvik amacli projeler kapsaminda; benzerleri
daha onceleri diger EU ulkelerinde denenmis ve olumlu
sonuclari alinmis, katma deger ureten projelerin ulkemiz
gerceklerine gore hazirlanmis hali. Tamamlanmis hali
ile de asgari olarak 110 milyon USD yi gerektiriyor.
Projelerim bir
kac asamadan olusuyor. Ilk asama da yaklasik olarak
4 milyon USD lik bir finans destegi gerekiyordu ki ben
bunu sahsi cabalarimla yurt disindan sagladim. Ancak
BURDUR ilinden su ana kadar gerek resmi gerekse sivil
otoritelerden; bireysel ya da kurumsal bir destek gormemekle
beraber cok uzun ve yorucu emeklerimle yurt disindan
bulmus oldugum finans kaynagini da, kurumsal kimligim
olmayisi ile degerlendiremeyerek; ilimizdeki mevcut
bazi ileri gelen KOBI'lere bu firsati
degerlendirebilmeleri, kurumsal kimlikleri ile
bu harekete olasi desteklerini sunup - sunamayacaklarini
sorguladim. Destek gosterilmesinden de ziyade gecmis
bir donemin milletveklilerinden Sn.Hasan MEZARCI beylerin
RUH HALETLERI ile de incitici bir sekilde benzestirilerek
ALAY konusu edildim. Bu zamanda "bir ONYARGI'yi
yikmak ATOM'u parcalamaktan cok daha guc", diyen
EINSTEIN in dedigi gibi bir ONYARGI ile karsilastim.
Sanayi Devriminden de cok daha ote bir buyuk DEVRIM
oldugunu hayretle takip etmekte zorlandigim ;
GSM-INTERNET VE DIJITAL gelismelerin taniminin
dahi cok uzun yillar sonrasi ancak yapilabilecegini
dusunerek, kendime gec kalmis oldugum BILGI yatirimlarinda
bulunma cabalarimla; 28 MAYIS tarihinde CAPITAL dergisinin
organize ettigi; GARANTI Bankasinin sponsorlugunu yaptigi
ve unlu INTERNET GURUSU Mr. Nicolas NEGROPONTE nin sunumda
bulundugu; ''teknolojinin yarini'' isimli muhtesem konferansa
katildim. Edindigim bilgileri donusumde cevremdeki sozde
egitimci arkadaslarima aktarmaya calistim.
Pisikolojik bir travma geciriyor olmamdan suphelendiler...
Onemli degildi cunku konferanstan sonra TAKSIM meydaninda
konferansa yonelik; dusun - yorumlarimi yapma amacim
ile kisa bir gezintimde sunu farketmistim; koskoca 11
milyonluk sehir, kalabalik yiginlardan olusmustu ve
konferanstaki yaklasik BILGI yuklu HARWARD-CHAMBRIDGE
mezunu 180 katilimci da bu 11 milyon kalabalik yiginlarin
uzerinde BULUTUMSU bir goruntu olusturuyordu. Kalabalik
yiginlar yerlerinde adeta kutlesel bir FUNY ENERGY olusturmuslar
gibi gozukuyordu. BULUT ise ozgurce gokyuzunde ruzgari
arkasina alarak diger bolgelere suzuluyordu...
Sahsi; sinirli ,fikir-emek yogun hazirlamis oldugumuz
bolgesel ekonomik yatirim projelerimizi hayata gecirebilmemiz,
girisimlerimizde kurumsal-bireysel bircok destek arayislarimiz
oldu.
Ancak takdir edersiniz ki ulkemiz ileri gelen holdinglerimiz
dahi, henuz kendi bunyelerinde kurumsal bir kimlik olusturamamis
olmakla beraber; bizlerin icinde bulundugumuz cevredeki
sanayi kuruluslarinin nasil bir etik yapilari oldugunu,
tuccar-esnaf yaklasimi ile hareket ettigini anlamak
sanirim zor olmasa gerek.
Ulkemizde bu gunlere degin bankacilik sektorunun nasil
bir islevde oldugunu da son reformlardan sonra nasil
olacagini da burada sizlere
anlatmaktan affiniza siginirim. Sunu soylemek
istiyorum; eskiden bankalar, bireylerle aralarinda son
derece de profesyonelce olmayan iliskilere gore kredi
veriyorlardi.
Bundan sonra ise fizibilitelere, verimlilik tespitlerine,
risk yuzdelerine, firmanin gerekirse kurumsal alt yapilarina
ve teftis servislerine-finans+insan kaynaklari departmanlarindaki ciddiyete, grafi yuksekliklerine gore
kredi verecek/meyecekler, bu tur bir bakis acisi ile
profesyonel yaklasimla hareket edecekler kanisindayim.
Bizler de bundan hareketle, -cok ozur dilerim-bankanizin
bolge mudurluklerini, ki bircok bolge mudurluklerinde
bu durum her zaman hemen hemen var; eksik bilgi ve donanimli
ama boyle olmakla beraber yetki ve yetke sahibi mudurluklerinizden
ziyade direkt sizlerle genel mudurluk bunyenizle diyaloga
gecme ihtiyacimizi hissettik.
Ozetle, biz hazirlamis oldugumuz yatirim projelerimizi
hayata gecirebilmemiz girisimlerimizde oncelikli olan
finans ihtiyacimizi, bankanizin genel mudurluk bunyesinde,
uygun goreceginiz bir en yakin zaman diliminde sizlerle
gorusmek dusuncesindeyiz. Hali hazirda elimizdeki gayri
menkul agirlikli FON’umuzu da ayrica nasil bir
sekilde likid duruma kavusturabiliriz, kredi taleblerimiz
ne olculerde bankanizca karsilanabilir, destekleriniz,
onerileriniz nasil ve ne gibi olabilir.
Tum bunlari bire bir NET gorusebilmek arzu ve dusuncemizle
lutfen yetki ve yetke donanimli birimlerinizden nezninizde
randevularinizi taleb ediyoruz.
WTC nin vurulmasi, New York'un son halinden sonra dunya
da olusan belirsizlikleri de goz onunde bulundurarak,
sizlerle bire bir gorusmemizin sahsimizca cok daha faydali
olacagi gorusuyle lutfen en yakin bir zaman diliminde,
uygun goreceginiz vechile randevu taleblerimizi yineliyor,
BASARI YADA BASARISIZLIK YOKTUR, SONUC VARDIR gercegini
sizlerle yasamak istiyoruz.
Yasam sevinclerimizle...
Cemil
OZLER /BURDUR-CELTIKCI
E-mail: cemilozler@yahoo.com
|