|
Unutulan Insan
Nusret OZGUL
Insan? Ansiklopedik karsiligi;
konusabilen, düsünme yetenegine sahip, dik
duruslu, büyük beyinli, kavrayici elli primat.
Kelime asli "Ins"ten geliyor, kimi dil bilimcilere
göre de, "Nisyan"dan... Akil, suur
ve imân ile diger canlilardan farkli, en mükerrem
yaratik. Mecazi kullanilis açisindan da, en
az on farkli anlâmi olan bir isim.
Tasavvuf tanimiyla; Insan-- kâmil, Tanri'nin
ilâhi nitelikleri disinda tüm özelliklerini
tasiyan, iyi huylu, ahlâk ve fazilet sahibi
kimse...
Atalarimiz "insan" sözcügünden
hareket ederek, toplumbilim, ruhbilim, esitbilim, tarih,
ahlâk, felsefe gibi daha bir çok alanda
ve konuda deyis güzelligini, anlatim gücünü
ve kavram zenginligini mesel üretmislerdir. Yani,
atasözleri... "Insan bilmedigini ayaginin
altina alsa basi göge deger", demisler, en
bilgili insanin bile daha çok ögrenmesi
gereken seyler oldugunu anlatmaya çalismislar.
"Insan esek olunca, semer vuran çok olur"
sözüyle, kisinin zayif niteliklerinden yararlananlarin,
sömürenlerin veya en azindan onunla alay edenlerin
varligina dikkat çekmek istemisler. "Insan
çesit çesit, yer damar damari, darbimeseli
ile de; toprak nasil bulundugu yere göre, farkli
niteliklere sahipse, insanlarin da yapilarina göre,
farkli özelliklere sahip olduklarini ifade etmisler.
Daha
nicelerini saymak mümkün. Lâkin, "unutulan
insan"i kelimeleri arasina alan sözlük,
ansiklopedi veya atasözüne en azindan ben
rastlayamadim. Oysa günümüzde "unutulan
insan"in da bir taniminin artik yapilmasi zamani
geldi, çatti. Kim bu "unutulan insan"?
Terör söz konusu olunca akla gelen mi? New
York'un karanlik sokaklarinda, Paris'in ünlü
köprü altlarinda, Brüksel garlarinin
los koridorlarinda veya dünyanin her hangi bir
kösesinde "insanlik disi sartlarda" yasamaya
mahkûm edilen "insan" mi? Yine bir "insan"
tarafindan gelistirilen, üretilen, pazarlanabilmesi
için "tehditler" yaratildiktan sonra
satilan ve kullanildigi andan itibaren yok edilen, öldürülen
"insan" mi ?
Küresellesmenin
dünyayi küçük bir köye döndürecegi,
herkesin çok daha iyi sartlarda yasayacagi saviyla,
ballandira ballandira anlatilarak ikna edilmeye çalisilirken,
bir an kendisini; issiz kalmis, ailesini geçindirebilecek
imkânlardan yoksun birakilmis ve çaresizlik
içinde çirpinir bulan "insan"
mi? Kim
bu "unutulan insan"? Sunun da bir tarifi yapilsa
da ögrensek artik. "Unutulan insan" için
de atasözleri üretilse de, diger "insanlar"
ders alsalar. Zira ne ben, ne de benzerlerim
bir "unutulan insan" olmak istiyoruz...
Ama ne yazik ki; ne benim isteklerim, ne de yüreklerinden
"ben bu dünyaya çile çekmeye
mi geldim?" sorusunu dakika basina geçiren,
çilekes, "insan"larin bu istekleri
cevap buluyor. Zira, su siralarda, dünyanin kurulu
bir düzeni var. Ya bu düzene uyarsin, ya bu
dünyadan gidersin, deniyor "unutulmus insan"a...
Güzel
de, gidecek dünya neresi? En azindan bana bir tarif
edin ve gösterin. Zira, gün geçmiyor
ki, beni "yolda bir kurus bile bulsan, ya bir fakire
vereceksin, ya da almayacaksin. Daha büyük
miktar ise, en yakin karakola "bu parayi yolda
buldum" diye teslim edeceksin, yine, yolda ekmek
buldun, üzerine basmadan geçeceksin "ekmek
nimettir. Kurumus, yere düsmüs blle olsa al
bir köseye koy ki bilen de, bilmeyen de basip geçmesin",
veya "tabaginda yemek birakma, bir lokma için
bile kavga edecekler var, bu dünyada... Çöpe
yemek atilmaz. Kalan yemek, yoldan geçen bir
fakire veya çevredeki ihtiyaç sahibine
(verilecek miktarda ise) verilir diye egiten evebeynlerime
"güzel de bütün bu anlattiklariniz
günümüzde geçerli degil. Tüketim
toplumunda, rekabet ugruna, önündekini ezmeden,
sahtekârlik yapmadan, dolandirmadan, torpil bulmadan,
rüsvet verip parsayi beraber paylasmadan veya güçlü
bir klübe mensup olmadan ayakta duramiyorsun. Niye
peki beni böyle yetistirdiniz?" sorusunu sormadan
edemiyorum.
Iki
oglum var. Nasil egitecegimi bilemiyorum. Dürüst,
insanliga hizmet edecek, gelecek nesilleri düsünecek,
samimi ve dürüst olacak, yüze gülüp,
arkadan oynamayacak, ekmegini, yoksulla paylasacak bir
"insan" olarak mi yetistireyim? Yoksa "ogullarim;
günün kosullari farkli. Siz babanizin söylediklerine
bakmayin, kendinizi nasil kurtarirsaniz kurtarin, çalin,
çirpin, gerekirse mafya ve çete üyesi
olun, aglayanin gözünün yasina bakmayin,
"devletin mali deniz, yemeyen domuz" ilkesine
riayet edin, gerektiginde "beylik çesmeden
su içmeye" kesinlikle karsi çikmayin,
devlet memuru iseniz "beni memurum isini bilir"
deyip, parasiz is yapmayin, bu dünyaya bir kere
geldinizi unutmayin, en iyi sekilde yasayamaya bakinin
mi, diye egitim verecegim.
Ben
"insan" olarak yetistirildim. Günümüzün
dünyasinda, geçerli olsun, olmasin ogullarim
da benim gibi "insan" olmaya mecburlar. Tüketim
toplumunda, acimasiz bir rekabet ortaminda, körün
tutanin elinde, bellendigi bir dünyada, benim gibi
olmaya mecburlar... Azinlikta kalsalar, babalari gibi
maddi ve manevi baski görseler, "ya bu deveyi
güdersin, ya bu diyardan gidersin" diretmelerine
"isyan" etseler bile, babalari gibi ayni yolda
ilerlemeye mecburlar. Niye mi? "Unutulan insan"
için...
_ _ _ _ _
Bir
Insan Analizi: Nazim HIKMET RAN
Suat OZONDER: "Disarida
bir bayrak gibi,
Dalganirken adin, Icerde sen ihtiyarladin..."
© Nusret OZGUL, Ocak 2002, Bruksel. E-mail:
ozgul.nusret@euronet.be
|